GeriMagazin Cem Karaca vefat yıl dönümünde anılıyor! Cem Karaca'nın hayat öyküsü
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Cem Karaca vefat yıl dönümünde anılıyor! Cem Karaca'nın hayat öyküsü

Cem Karaca vefat yıl dönümünde anılıyor! Cem Karaca'nın hayat öyküsü

Anadolu rock müziğinin öncü isimleri arasında sayılan Cem Karaca, Türkiye'nin en özgün sesine ve stiline sahip şarkıcılarından biriydi. Barış Manço, Erkin Koray ve Fikret Kızılok'la bu müzik türünün önde gelenleri arasında yer alan Cem Karaca, 15 yıl önce aramızdan ayrıldı. İşte, vefat yıl dönümünde anılan Cem Karaca'nın hayat öyküsü...

Son günlerinde 'Yol Arkadaşları' grubuyla İstanbul'da sahne alan Cem Karaca, 8 Şubat 2004'te vefat etti. Geride unutulmaz eserler bırakan Cem Karaca, Türk müzik yaşamının önemli isimlerinden biriydi...

Cem Karaca 5 Nisan 1945'te İstanbul'da dünyaya geldi. Annesi, asıl adı Irma Felekyan olan Ermeni asıllı opera ve tiyatro sanatçısı Toto Karaca, babası ise tiyatro sanatçısı Azerbaycan Türkü Mehmet İbrahim Karaca'dır.

Cem Karaca'nın müzik eğitimi, yeteneğini fark eden annesi sayesinde henüz 6 yaşındayken başladı. Türkiye'nin önemli okullarından Robert Koleji'ne kaydoldu.

"Suadiyeli Nesrin" olarak hatırladığı bir genç kızı etkilemek için sokak ortasında söylediği şarkı, müzik kariyerinin başlangıcı oldu. Beyoğlu Spor Kulübünün lokalinde arkadaşlarını kırmayıp sahneye çıkarak profesyonelliğe adım atan Cem Karaca, "Dinamitler" ve "Jaguarlar" adlı gruplarla "Rock and Roll" parçaları seslendirdi.

BABASI MÜZİKLE İLGİLENMESİNİ İSTEMEDİ

Babası Mehmet Karaca "Hariciyeci" olmasını istediği için onu şarkıcılıktan vazgeçirmek için çok çabaladı. Sahnede Elvis Presley şarkıları seslendiren oğlundan, "Aman Adanalı" türküsünü istemesi için adam kiraladı, oğlunu yuhalattı. Annesinin desteğini alan Cem Karaca'yı bu sevdadan vazgeçiremeyen Mehmet Karaca, oğluna "Buraların müziğini yap" diyerek tavsiyede bulundu.

İLK EVLİLİĞİNİ 1965’TE YAPTI

Lise diplomasıyla eğitim hayatını noktalayan Cem Karaca, ilk evliliğini 1965 yılında tiyatro oyuncusu Semra Özgür ile yaptı. Evlendikten 3 gün sonra eşini İstanbul'da bırakıp askere Antakya'ya gitti. Vatani görevi sırasında bir Mehmetçik'in bağlamasıyla söylediği türkü, Cem Karaca'da ve müziğinde adeta dönüm noktası oldu.

Bir röportajında Cem Karaca, "Ben o güne kadar ne garip, ilkel bir müzik diye düşünürken bir de baktım ki benim o anda içinde bulunduğum hissiyatı o müzik canlandırıyor, dile getiriyor, anlatıyor." ifadelerini kullandı. Batı enstrümanlarıyla Anadolu müziği yapma kararı alan Cem Karaca, vatani görevi bitip İstanbul'a döndüğünde Mehmet Soyarslan'ın kurduğu "Apaşlar" grubuyla çalışmaya başladı. Cem Karaca, bir plak şirketinde tanışıp sıkı dost olduğu Aşık Mahsuni Şerif'in türkülerini de repertuvarına aldı.

İLK PLAK HÜRRİYET GAZETESİ'NDEN

Cem Karaca, 1967'de Hürriyet gazetesinin düzenlediği Altın Mikrofon yarışmasına sözleri Erzurumlu Emrah'a ait, "Emrah" bestesiyle katıldı. Yarışmada birinciliği "Mavi Çocuklar"a kaptırarak ikinci olan Cem Karaca ve Apaşlar'ın ilk plağı, Hürriyet gazetesi tarafından yayımlandı. Grup, aynı yıl "Hudey", "Vahşet" ve "Bang Bang-Bir Anadolu Hikayesi" eserlerinin olduğu bir 45'lik daha çıkardı.

ALMANYA YILLARI

Almanya'ya giden Cem Karaca ve Apaşlar, Fredy Klein Orkestrası ile şarkılar kaydetti. Türkiye'deki en önemli popüler müzik eserlerinden birisi olarak nitelendirilen sözü ve müziği Mehmet Soyaslan'a ait "Resimdeki gözyaşları" da bu kayıtlar arasındaydı. Şarkı ilk kez 1968 yılında, "Resimdeki Gözyaşları/Emrah" adlı plakta yer aldı.

Daha önce tiyatro deneyimi olan Cem Karaca,1970 yılında ise başrolleri Murat Soydan ile paylaştığı yönetmen Yücel Uçanoğlu'nun çektiği yerli kovboy filmi "Kralların Öfkesi"nde oynadı.

Cem Karaca, 1971'de müzik çalışmaları için Kardaşlar grubuyla Almanya'ya gitti. Plak çalışmalarını tamamlamak üzereyken 12 Mart 1971 Muhtırası yayınlandı. "Oy gülüm oy" plağının toplatılması kararı alınınca Almanya'da bir süre daha kalan Cem Karaca ve grubu, daha sonra yurda döndü.

"NAMUS BELASI" ÜST SIRALARDA YER ALDI

Müzik yolculuğuna Moğollar'la devam eden Cem Karaca, 1974'te "Namus Belası" ve "Gurbet" şarkılarının olduğu bir 45'lik çıkardı. "Namus Belası", ilk günden itibaren listelerin en üst sırasında yer aldı.

Bu başarıya rağmen Cem Karaca, Moğollar'la vedalaşıp, Kardaşlar grubundan ayrılan Ünol Büyükgönenç'i birlikte çalışmaya ikna ederek Dervişan'ı kurdu. Cem Karaca ve Dervişan, müzikte Progressive Rock'a yaklaşırken "Tamirci çırağı", "Kavga", "Parka", "İhtarname", "Yoksulluk kader olamaz", "İşçi Marşı", "Maden ocağının dibinde" gibi şarkılara imza attı. Sarper Özsan'ın bir tiyatro oyunu için bestelediği "1 Mayıs Marşı"nı seslendiren Cem Karaca'ya bu plak nedeniyle dava açıldı.

Dervişan ile yolları ayrılan ve bir süre tedavi için yurt dışında bulunan Barış Manço'nun kurduğu Kurtalan Ekspres'le de çalışan Cem Karaca, "Edirne'den Ardahan'a" söyleminden esinlenerek ismini verdiği "Edirdahan" grubunu kurdu. Karaca ve Edirdahan, 1978'de "rock opera" olarak nitelendirilen "Safinaz" albümünü çıkardı.

FİLİSTİN SORUNUNA DUYARSIZ KALMADI

Cem Karaca, Filistin sorununa da duyarsız değildi. Dönemin ünlü şarkıcıları gibi kendisinin de sahne aldığı İzmir Enternasyonal Fuarı'nda boş kalan zamanlarında Filistin standına giderek destek verdi.

"Bir gün mutlak döneceğiz yavrum/Gün ışırken yuvamıza seninle" sözleriyle başlayıp, "Özgürlük kanımız oldu şimdi yavrum/Zaptedilmez toprağıma girmeyle/Bir sabah gün ışırken ilk duyduğun yavrum/Zafer çığlıkları olacak ülkemizden" şeklinde sona eren "Mutlaka yavrum" şarkısının bu versiyonunu, Filistin davası için yazdığı belirtilen Cem Karaca, konserlerinde "Adiloş Bebe" şarkısını da Filistin'e ithaf ederek seslendirdi.

YURT DIŞINA ÇIKIŞI

1979 yılında, "1 Mayıs Marşı" plağı nedeniyle yargılanan, konserleri olaylı biten Cem Karaca, Almanya'ya gitti. Hakkında açılan davadan ceza alacağına kesin gözüyle bakılan Cem Karaca, yurda dönmedi. Karaca, 7 Nisan 1980'de kaybettiği babası Mehmet Karaca'nın cenazesine de katılamadı.

Selda Bağcan'la Münih'teki 1 Mayıs gösterisinde çekilen fotoğrafının bir magazin gazetesinde, "Cem Karaca gizli hesaplar peşinde" başlığıyla yayınlanması, Cem Karaca'nın hayatında yeni bir dönüm noktasının da başlangıcı oldu. Cem Karaca’ya "yurda dön" çağrısı yapıldı. Avukatlarının “sakın gelme” uyarısını dikkate alan Cem Karaca, 6 Ocak 1983'te vatandaşlıktan çıkarıldı.

Başka bir ülkenin vatandaşlığına geçmeyi tercih etmeyen Cem Karaca, Birleşmiş Milletlerin vatansızlar için sağladığı pasaportla hayatını sürdürdü. Sanatçı Almanya yılları için "Gurbetin acısını dindirecek bir merhem henüz keşfedilmedi. İnsan içinde yaşıyor onu. Kemiklerine kadar yaşıyor. Allah kimseye vermesin böyle bir sıkıntı." ifadelerini kullanmıştı.

Almanya'da birlikte tiyatro da yaptıkları annesi Toto Karaca'nın ziyaretleriyle teselli bulan Cem Karaca, müzikten kopmadı. Cem Karaca, Almanların çoğu kez Türkler için kullandığı, kavruk, esmer tenli insanlara yakıştırdığı kelime olan, hakaret de sayılabilen "Kanaken" ismini verdiği grubuyla, göçmen işçilerin yaşadığı sorunları anlatan rock şarkılarına imza attı.

Şarkılarında "On beş yıldır gurbet elde mark ile ırgat/Alamanya yıllarımı bana geri ver", "Bizim elin boranına selamın söyle/Alamanya soğuğunda berbat haldayım", "Entegrasyon dedikleri/Beni benden almak ise/Beni benden almayın dost/Türk'ten Alman olamaz ki" diyen Cem Karaca, Almanca da eser seslendirdi.

AY-YILDIZLI BAYRAĞI GÖNDERE ÇEKTİRDİ

Yaşadıklarına rağmen asla Türkiye'ye sırtını dönmeyen ve yurttan gelecek haberleri bekleyen Cem Karaca, Almanya'daki bir festival sırasında başka ülke bayrakları varken Türk bayrağının olmadığını fark edip, Ay-yıldızlı bayrağı da göndere çektirdi.

YURDA DÖNÜŞ YILLARI

Cem Karaca, Mehmet Barı ve Mesut Yılmaz'ın aracılığıyla Hannover Fuarı nedeniyle Almanya'da bulunan dönemin Başbakanı Turgut Özal ile görüşme fırsatı yakaladı. Görüşmeden yaklaşık 2 yıl sonra 27 Haziran 1987'de yurda döndü. Cem Karaca, ertesi gün duruşmaya çıkmak için yargılandığı Fethiye'ye gitti. Verdiği ilk konseri Başbakan Turgut Özal da izledi.

1990'da Cahit Berkay'ın ikna çabaları sonunda girdiği Kuşadası Altın Güvercin Müzik Yarışması'na "Kahya Yahya" şarkısıyla katılıp birinci oldu. Cahit Berkay ve Uğur Dikmen ile müzik yolculuğunu sürdüren Cem Karaca, "Rap diye rap rap", "Islak ıslak", "Kerkük Zindanı", "Bindik bir alamete" gibi şarkılarla yoluna devam etti.

TRT'de 1994 yılında, "Raptiye" isimli program yaptı. Karaca, Flash Tv'de de "Efendime söyleyeyim" isimli programa imza attı.

Cem Karaca, yapımcılığını Apaşlar'dan arkadaşı Mehmet Soyarslan'ın üstlendiği Gani Müjde'nin "Kahpe Bizans" filminde küçük bir rol aldı. Bu film için 3 şarkı da seslendirdi.

2004’TE HAYATA VEDA ETTİ

Mahsun Kırmızıgül ile "Hayat ne garip", Mehmet Eryılmaz ile "Hayvan terli" ve Yeni Türkü için "Göç yolları" şarkısını seslendiren Cem Karaca, son büyük konserini 17 Ocak 2004'te Ankara Saklıkent'te verdi. Son günlerinde "Yol Arkadaşları" grubuyla İstanbul'da sahne alan Cem Karaca, 8 Şubat 2004'te kaldırıldığı hastanede vefat etti.

Vasiyeti gereği Karacaahmet Mezarlığı'nda tekbir sesleriyle toprağa verildi. Üsküdar Seyit Ahmet Deresi Camisi'nde kılınan cenaze namazına katılım oldukça yoğundu.

Cem Karaca'nın mezarı, 2006 yılında son eşi İlkim Karaca'nın iddiaları üzerine açıldı. Emrah Karaca'nın babasının Cem Karaca olduğu tescil edildi.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle