GeriMagazin Bu kadınlar bize bir mesaj mı veriyor?
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bu kadınlar bize bir mesaj mı veriyor?

Bu kadınlar bize bir mesaj mı veriyor?

Bergüzar Korel, “Vatanım Sensin” dizisi final yapar yapmaz saçlarını kestirdi. Bu yeni saçlar Korel’e yakışmış mı? Yorumları alalım...

Onur Baştürk: Bence yakışmış. Çok daha farklı bir hava getirmiş Korel’e. Tuba Büyüksüstün gibi Korel’in de saçlarını kısa kestirmesi ilginç geliyor bana. Bu ünlü kadın oyuncular acaba bize bir mesaj mı vermeye çalışıyorlar? Bir tür isyan hareketi mi bu? Bence dizi setlerindeki çalışma şartlarından o kadar çok bunalıyorlar ki, oradaki işleri bittiğinde radikal bir fiziksel değişime ihtiyaç duyuyorlar.
Ömür Gedik:
Uzun süre kısa saç modeli kullanmış biri olarak kısa saçı çok daha modern buluyorum. Arada hava almak, değişiklik yapmak, daha genç görünmek için de kısa saç ideal. Bergüzar’a da çok yakışmış. Ama şu bir gerçek ki ömür boyu kısa saçla gezilmiyor. Biraz tadını çıkaran kaçınılmaz olarak sonrasında Rapunzel’e bağlamaya başlıyor.
Cengiz Semercioğlu:
Dizi final yapınca saç kestirme modası çıktı son yıllarda. Tuba Büyüküstün geçen sene yapmıştı. Birce Akalay bu sene “Siyah Beyaz Aşk” bitince saçlarını kestirdi, son olarak da Bergüzar Korel “Vatanım Sensin”le birlikte saçlarına veda etti. Bu da normal aslında, dizi devam ederken bu değişikliği yapmaları çok zor. Bergüzar’a kısa saç çok yakıştı. Kesimini de tarzını da beğendim saçlarının.


Bu kadınlar bize bir mesaj mı veriyor


Erdoğan Demirören...
Demirören Holding Kurucusu, Yönetim Kurulu Başkanı ve Hürriyet Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Demirören, 81 yaşında hayatını kaybetti. Demirören’in vefatı, iş ve medya dünyasını yasa boğdu.

Bu kadınlar bize bir mesaj mı veriyor

Cengiz Semercioğlu: Sıfırdan imparatorluklar kuran, yarattığı hacimle Türk ekonomisine büyük katkı sağlayan Cumhuriyet’in ilk kuşak iş insanlarının hepsini saygı ve minnetle anmalıyız. Erdoğan Bey de bu kuşağın en kıymetli isimlerinden biriydi. İş, sanat, spor ve Türk sosyal hayatı için büyük kayıp. Keşke bizim de kendisiyle çalışma fırsatımız olsaydı. Tecrübelerinden çok şey öğrenme şansını kaybettik.
Onur Baştürk: Erdoğan Demirören Türk sanayisine yaptığı katkıların yanı sıra aynı zamanda çok önemli bir koleksiyoncuydu. Demirören’in çok geniş bir yelpazeye yayılan sanat koleksiyonu yıllardır sanat dünyasında bilinir ve saygı duyulur. Klasik Türk ressamlarının çok mühim eserleri (Osman Hamdi Bey’den İbrahim Çallı’ya), yıldız porselenleri koleksiyonu ve çok özel bir tombak koleksiyonu vardı Erdoğan Demirören’in. Sanata olan ilgisini de her fırsatta dile getirmişti: “İsterim ki herkes koleksiyoner olsun, Türk sanatını ayakta tutalım.” Erdoğan Demirören’in sanat karşısındaki bu pozitif ve geliştirici tavrı birçok önemli şapkasının yanında mutlaka hatırlanmalı/unutulmamalı diye düşünüyorum. 
Ömür Gedik: Çok değerli bir işadamıydı Erdoğan Demirören. İşine ve ailesine tutkuyla bağlı, yardımsever, dost canlısı biriydi. Türkiye için büyük bir değeri kaybettik. Başımız sağ olsun, ruhu şad olsun.

Tacize uğrayan kadınlar
artık sesini yükseltecek
Talat Bulut ve taciz skandalında şu iki konuyu tartışalım: İlki; Talat Bulut’un “Her kostümcüyü öperim”, “Adı Google’da çıkacak, kim evlenir artık onunla” şeklindeki tuhaf konuşmaları... İkincisi de, bu taciz olayı setlerde yaşanan benzer olayların ortaya dökülmesine neden olur mu?

Bu kadınlar bize bir mesaj mı veriyor

Cengiz Semercioğlu:
Talat Bulut’la iki gün üst üste canlı yayında bu meseleyi tartıştım. Bütün eleştirilerimi yüzüne söylediğim için burada da rahatlıkla konuşabilirim. Talat Bulut setteki kadın çalışanlara sarılmayı, yanağından öpmeyi taciz olarak görmüyor.
Bırakın yanaktan, dudaktan öpmeyi; kadının istemediği en ufak bir temasın tacize girdiğinden haberi bile yok! “Benim de 20 yaşımda kızım var” diyor. Canlı yayında “Senin kızını 62 yaşında bir adam öpüp dursa ne yaparsın?” diye sordum, yanıt veremedi.
Bu olay çok önemli, eski defterlerin açılmasına yol açmaz ama en azından bundan sonra erkek oyuncuların biraz daha kendilerine çekidüzen vermesine neden olur.
İki kez düşünecekler. Bugüne kadar setlerde yaşanan böyle olayları çok duyduk ama hep üzeri örtüldü. Tacize uğrayan kadınlar da ünlü münlü demeden sesini yükseltecekler bundan sonra. Çünkü arkalarında çok büyük bir kamuoyu desteği olduğunu gördüler.
Onur Baştürk:
Talat Bulut’un kendini savunma açıklamaları çok acıklıydı. Ya kurduğu cümlelerin absürtlüğünün farkında değil ya da gerçekten buna inanıyor, böyle yaşıyor. Bu olayın, setlerde yaşanmış diğer taciz vakalarının ortaya çıkmasını tetikleyeceğini düşünmüyorum maalesef. Çünkü setler kapalı kutu.
Herkes birilerinden korkuyor. Cesaret edecek olan pek az kişi vardır.
Ömür Gedik:
Talat Bulut katıldığı canlı yayında bir ara kendisinin de sonradan “neden böyle konuştum” diyeceği cümleler sarf etmiş.
Benim tanıdığım, bildiğim Talat Bulut böyle konuşan biri değil. Kendisi kibar, efendi, eğlenceli, nüktedan ve aynı zamanda sosyal konulara duyarlı bir oyuncu. Bu tip haberlerle anılması beni şaşırttı ve üzdü açıkçası. Davanın sonucu açıklanmadan bu iddiaları konuşmak da çok doğru gelmiyor açıkçası. Bu olayın Amerika’daki gibi yeni taciz açıklamalarını patlatacağını ben pek sanmıyorum. Ama yapımcı ve oyuncuların daha dikkatli ve temkinli davranmasını sağlayabilir.

Hande’yi anlamak zor

Murat Başoğlu ve Hande Bermek, Gündoğan’daki evlerinde görüntülendi. İki ismin boşanmasına ve onca olaya rağmen hâlâ yan yana olması, tepkilere yol açtı. Sizce artık onlar kendi haline mi bırakmalıyız, yoksa tepki gösterilmesi doğru mu?

Bu kadınlar bize bir mesaj mı veriyor


Cengiz Semercioğlu:
Magazinde son 50 yılın en büyük skandalına imza at, sonra “Bizi rahat bırakın” de. Yok böyle bir dünya... Sadece şimdi değil, bu olay hayatının sonuna kadar Murat’ın peşini bırakmayacak.
O yüzden birlikte görülmeleri de, fotoğraflarının çekilip konuşulması da normal. Oğulları için Bodrum’daki evlerinde zaten bir arada yaşıyordu çift, hiç ayrılmadılar ki. Bırakalım desek de konu kendini bıraktırmıyor.
Onur Baştürk:
İkisi de yetişkin. Bu noktadan sonra ne yapacakları artık onları ilgilendirir. Benim asıl ilgimi çeken, Hande Hanım’ın bu olaydaki aşırı kucaklayıcı tavrı. Demek ki hâlâ seviyor.
Ya da gizli bir bildiği var. Bilemiyorum. Bu “kopamama” durumunun sağlam bir nedeni olsa gerek sonuçta.
Ömür Gedik:
Bir kadın olarak Hande Harım’ı anlamakta güçlük çektiğimi söylemem gerek. Pes yani!
Ama bu saatten sonra da bize susmak düşüyor artık. Onaylamayız, aynısını yapmayız tabii ama “kim nasıl mutlu oluyorsa öyle yaşasın, bize ne” noktasına gelindi artık bu olayda.

Yaz şarkıları

Jabbar&Serenay Sarıkaya düeti “Haz”, Simge’nin yeni şarkısı “Ben Bazen” ve Cem Belevi’nin “Yedi Düvel”i... Geçen hafta yayınlanan yeni yaz şarkılarını nasıl buldunuz?

Bu kadınlar bize bir mesaj mı veriyor

Onur Baştürk:
Jabbar ve Serenay düetini sevdim. Tamam, marka için seslendirilmiş bir şarkı. Ama sıradan bir cıngıl bir şarkısı gibi tınlamıyor. Üzerinde uğraşılmış, çalışılmış. Markadan bağımsız da dinlenir yani. Simge’nin yeni şarkısı da alışılageldik pop şarkıları gibi değil. Sözleri de manidar. Cem Belevi’nin şarkısını ise dinleyemedim bile. Aşırı sıradan bir yaz şarkısı.
Ömür Gedik: “Haz” reklam müziği tadında, hedefine uygun, cool... Simge’nin şarkısının prodüksiyon, mix ve sound’una bayıldım. Çıtayı yine yukarı koymuş.
Tebrik ediyorum. Cem Belevi’ninki de tam bir yaz şarkısı, hareketli ve dile dolanır cinsten.
Cengiz Semercioğlu: Bugüne kadar bir markaya yazılmış en iyi şarkı Athena’nın “Ben Böyleyim” şarkısıdır. “Haz”ın öyle bir etkisi yok. 10 üzerinden 5 veriyorum. Simge’nin “Ben Bazen” şarkısının sözleri de, altyapısı da heyecanlandırmadı beni.Ona da 10 üzerinden 5. Cem Belevi’ye gelince... Hep aynı tarz şarkılar yapmak zorunda mı bizim popçular? 10 üzerinden 4.

Aleyna, Lady Gaga
ablasına özenmiş
Aleyna Tilki’nin yönetmenliğini kendisi yaptığı “Yalnız Çiçek” klibi çok konuşuldu. Aleyna’nın klibini nasıl buldunuz?

Bu kadınlar bize bir mesaj mı veriyor

Onur Baştürk: Valla peşin peşin söyleyeyim, ben sevdim. Aleyna kendi iç dünyasını ortaya dökmüş. Evet, şarkının sözleriyle klibin bir alakası yok. İyi de klipler her zaman şarkının sözleriyle alakalı olmak zorunda değil. Orada başka bir dünya yaratabilir, onu anlatabilirsin. Aleyna da bunu yapmış ama fazlasıyla Lady Gaga ablasına özenmiş.
Cengiz Semercioğlu: Klibinden çok setteki kaprisleri konuşuldu. “Bugüne kadar izlediğiniz en iyi klip olacak” diyordu ya, bu da tam bir Aleyna cümlesi işte. Ortaya çıkan öyle ahım şahım bir şey değil ama eli yüzü düzgün, kendi uçuk kaçıklığını gösteren bir iş olmuş. Aleyna’dan daha güzel çalışmalar bekliyoruz.
Ömür Gedik: “Yalnız Çiçek” çok güzel bir şarkı, Aleyna da güzel yorumlamış. Ama klip için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Aleyna kendisini güzel çekmiş ama gerisini kaldır at. Klip absürt bir komedi gibi ki bu da şarkıyla hiç uyuşmuyor. Ben sonunu zor getirdim, öyle söyleyeyim siz anlayın. Bu kadar çok izlenmesi de çok anlaşılır bir durum değil.
Boşanma haftası
Boşanan boşanana... Geçen hafta o kadar çok ünlü çift boşandı ki. Hemen hepsi de kavgasız gürültüsüz oldu. Boşanma artık bir trend mi oldu sizce, ne düşünüyorsunuz? “Olmadı, boşanırız” kolaycılığına mı sığınıyor ünlü çiftler?
Bu kadınlar bize bir mesaj mı veriyor

Ömür Gedik:
Mahkemede adama sormuşlar “Boşanmanızın sebebi nedir?” diye. “Evlilik” demiş. Ünlüler dünyasında boşanma sebebi bu fıkraya doğru gidiyor. Sanatçıların kaçamaklarının kısa sürede duyulması boşanmalara neden oluyor. Yani boşanmak kaçınılmaz oluyor. İstediği kadar kavgasız dövüşsüz olsun, boşanma başta çocuklar olmak üzere herkes için bir travma.
Onur Baştürk:
Evet, trend demesek de yeni bir eğilim bu. Sadece ünlüler arasında değil, toplumun geneline de yayılmaya başladı. “Olmadı boşanır, iki dost gibi yola devam ederiz” anlayışı var. Yani kimse kimseyi sıkmak, bunaltmak istemiyor evlilik kurumuyla. Peki o zaman neden evleniyorlar? O da bir muamma işte.
Cengiz Semercioğlu:
Mustafa Sandal’ın evliliği 10, Ozan Doğulu’nun evliliği 11 yıllıktı. Birinin iki, diğerinin üç çocuğu var. “Olmadı boşanırız” kolaycılığı diyemeyiz hiçbirine. Ozan’ın eşine ne verdiğini, nasıl boşanma protokolü yaptığını bilmiyoruz ama Mustafa dünyaları verdi Emina’ya. Uzun süredir resmi olarak boşanamamış olmaları da aralarındaki pazarlığın uzun sürdüğünü gösteriyor.

Bu yaz güzel fotoğraflarla başladı
Ünlülerin teknede görüntülenme mevsimi açıldı. Kıvanç Tatlıtuğ, Çağatay Ulusoy, Cem Yılmaz-Defne Samyeli... Nasıl buldunuz ilk tekne fotoğraflarını?

Bu kadınlar bize bir mesaj mı veriyor
Onur Baştürk:
Kıvanç Tatlıtuğ ve eşi Başak Dizer’in görüntüleri favorimdi. Bu ikilinin cool hallerini seviyorum.
Çağatay Ulusoy’un da teknede şınav çekerkenki görüntüsü iyiydi. Adam orada bile spor yapıyor, bravo! Cem Yılmaz’ın tekne görüntüsünde ise koca göbeğine şaşırdım.
E hani sporla erimiş, forma girmişti? Daha bir hafta önce her yerde fit fotoğrafları yok muydu?
Ben anlamadım bu işi. Demek ki ya photoshop’tu ya da yaptığı antrenman yanlıştı.
Cengiz Semercioğlu:
Bu sezon paparazzi mevsimi iddialı açıldı.
Görüntülenen isimlere baksanıza... Fotoğraflara baktım da; Cem Yılmaz “Abartmayın” demekte haklıymış, spor salonunda çok daha fit görünüyordu.
Ama yine de geçen yıla göre çok iyi durumda Cem.
Defne ve Başak her zamanki gibi fitler, Kıvanç ve Çağatay da öyle.
Bu yaz güzel fotoğraflarla başladı, öyle devam eder umarım.
Ömür Gedik:
Magazincilerin girmediği o kadar özel koy ve korumalı otel varken fotoğraflanma ihtimali yüksek yerlerdeki tekne turlarının kaçınılmazı işte bu görüntüler. Tekne de ev gibi bir şey aslında, yani biz onları evlerinin bahçesinde dikizliyor gibi oluyoruz.
Şahsım adına insanların özel yaşamının bu kadar burunlarımızın içine sokulmasından rahatsız oluyorum.
Aynı rahatsızlığı onların da hissettiğine eminim. Kıyıda çekiliriz, tekneyle açılalım rahat ederiz devri biteli çok oldu. Rahat tatil için daha korunaklı yerleri seçmek zorundalar artık.

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

Son 24 Saatte Magazin Gündemi (11.06.2018)İşte son 24 saatte yaşanan magazin olayları…

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle