GeriKeyif Nerede o eski aşklar?
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Nerede o eski aşklar?

Nerede  o eski aşklar?

Türkiye’nin en çok okunan kadın yazarlarından Canan Tan ile günümüz ilişkilerini merkeze alan yeni romanı ‘Başıbozuk Sevdalar’ı konuştuk. Bugün ilişki yaşamanın zorluğunu anlatan Tan’a göre aşkın anlamı çarpıtılıyor ve ucuzlatılıyor.

Canan Tan toplumun her kesiminden farklı kadın ve erkek karakterlere kitaplarında can veriyor. Onun roman kahramanlarını uzaklarda aramaya gerek yok. Çevrenize baktığınızda kolayca görebileceğiniz tipler. Belki de Canan Tan’ı bu kadar okunan ve Türkiye’nin en çok kazanan yazarları arasına sokan fark da bu. Ona sorarsanız da cevabı; “Bu Tanrı’nın bir lütfu.”

Canan Tan’a hikâyelerinde, tanık olduğu yaşanmışlıklar kılavuzluk ediyor. Son kitabı ‘Başıbozuk Sevdalar’a gelirsek roman bazı mekânlar dışında, tümüyle kurgu ürünü. Şiir isimli genç bir kadının yaşadıklarına ve aşkı her bulduğunda nasıl kaybettiğine odaklanıyor. Şiir’in yolculuğu boyunca ‘günümüzde aşkı bulmak gerçekten bu kadar zor mu’ diye düşünmeden edemiyorsunuz. Canan Tan, ilişkilerin neden bu kadar çabuk tükendiğini şöyle anlatıyor: “Emek verilmeden, çabucak tüketilen ‘fast food’ yiyecekler gibi tüketiliyor sevgiler de. Aşk değil, aşkımsı yakınlaşmalar çoğu. Günübirlik yaşanıyor, akşamdan sabaha tüketiliyor. Yazık ki, elimizden ‘Nerede o eski aşklar!’ demekten başka bir şey gelmiyor. İnsanların artık göründükleri gibi olmaması da günümüzün trajik gerçeklerinden biri. Karşınıza çıkan insanı gerçek kimliğiyle tanımanız çok zor. Ancak yaşanılan geri dönüşsüz olumsuzluklarla yüz yüze gelince ayılıyorsunuz. O zaman da iş işten geçmiş oluyor.”

ERKEK KAHRAMANLARIMI DA EN AZ KADINLAR KADAR KOLLARIM

Bu arada mümkün mertebe ‘aşk’ sözcüğünü kullanmamaya özen gösteriyor Tan. Aşkın anlamının çarpıtıldığı ve ucuzlatıldığı görüşünde. Tercihi ‘sevda’ lafı. Kitabının başında vurguladığı, “Onunla bir ömür değil, onun için bir ömürdür sevda” diyen Mevlâna’ya da buradan bir selam yolluyor.

Bu romanı başta olmak üzere genelde hikâyelerinde kadınlara biraz torpil geçtiğini düşünüyorum; “Asla!” diye kesiyor sözümü; “Erkek kahramanlarımı da en az kadınlar kadar sever ve kollarım ben. ‘Issız Erkekler Korosu’ adlı romanımın tüm kahramanları mağdur erkeklerdir. ‘Pembe ve Yusuf’un başkahramanı da gene erkek.”       

Pes etmiyorum; feminist misiniz? diye soruyorum: “Bedeninde östrojen hormonu taşıyan her kadın, az ya da çok feministtir. Ama ben, bir erkek annesi olarak, alt sınırlarda gezindiğimi söyleyebilirim. Ancak Doğu’da, Güneydoğu’da, kırsal kesimde ırgat gibi çalıştırılan, sırtından sopası, karnından sıpası eksik edilmeyen ve şiddetle koyun koyuna yaşayan tüm kadınlarımız için sonuna kadar feministim!”

KİŞİLİK KARMAŞASI YAŞIYORUM

- Yazdığım roman ya da öykünün kahramanıyla abartılı biçimde bütünleşiyorum. Ve yazma süresi boyunca farklı bir kişilikle dolanıyorum ortalıkta. Dışardan bakanlar fark etmiyor bile. Bense kişilik karmaşası yaşıyorum. Ancak kitap bitip de son noktayı koyduğumda kendim olabiliyorum.

- Günün hangi anı ve saatinin beni yazmaya teşvik ettiği belli olmuyor. Bazen hiç beklemediğiniz bir anda yazacak bir şeyler beliriyor. Yüreğinizde ya da beyninizde. O anda not almazsanız, geçmiş olsun. Akşamüstü saatlerinin, çalışma odama kapandığım yoğun yazma dönemlerinde daha bereketli olduğunu söyleyebilirim.

- Yazarken olmazsa olmazım sessizlik! Yabancı birileri olmayacak evde. Yalnızca ben ve kahramanlarım... 

Nerede o eski aşklar

Başıbozuk Sevdalar
Canan Tan / Doğan Kitap
336 sayfa, 25 TL


Yorumları Göster
Yorumları Gizle