GeriKeyif Karlovy Vary’de ‘Küçük Şeyler’ ve ‘Görülmüştür’ ödül alabilir mi?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Karlovy Vary’de ‘Küçük Şeyler’ ve ‘Görülmüştür’ ödül alabilir mi?

Karlovy Vary’de ‘Küçük Şeyler’ ve ‘Görülmüştür’ ödül alabilir mi?

Kerem Akça, 54. Karlovy Vary Film Festivali’nin ödül töreni öncesi tahminlerini yazdı.

28 Haziran-6 Temmuz arasında düzenlenen 54. Karlovy Vary Film Festivali’nin iki yarışmasında da yerli film var bu yıl. Peki “Küçük Şeyler” ve “Görülmüştür”, yarıştıkları 12 film arasından zirveyi görecekler mi? Seçkilerde hissettirdikleri kaliteyi para ödülüyle taçlandıracaklar mı?

Karlovy Vary’de ‘Küçük Şeyler’ ve ‘Görülmüştür’ ödül alabilir mi

Karlovy Vary Film Festivali’nin ana yarışmasında bu yıl dört sene üst üste bir yerli filmin yarışmasının gururunu yaşıyoruz. 2016’da “Babamın Kanatları”, 2017’de “Daha”, 2018’de “Kardeşler” derken 2019’da da “Küçük Şeyler” bu onuru yaşadı. Açıkçası Kıvanç Sezer bu devrede iki kere yarışarak belki de Türkiyeli sinemacılar içinde ulaşılması zor bir başarıyı yakaladı. Ancak bunlar arasında sadece biri halk tarafından verilen ‘En İyi Poster’ ödülüne ulaşmıştı. “Küçük Şeyler” bu kör talihi yıkabilecek mi?
Bu sene 2018’in gerisinde bir yarışma kalitesi var. Bu sebeple de 12 film arasından Kristal Küre olsun, En İyi Yönetmen olsun bir ödül için sivrilme ihtimalini görmezden gelmemek lazım. Zira “Küçük Şeyler”, benim için yarışmanın en iyi ikinci filmi ama genel anlamda da
ilk 5’e giriyor olarak kabul ediliyor muhtemelen. Jüride Sergei Loznitsa, Angeliki Papulia, Charles Tesson, Annemarie Jacir, Stepan Hulik var. Bunlardan 3-4 tanesi Sezer’in sinemasının daha plastik ve saykodelik hale gelmesine, Lathimos etkili bir damar kazanmasına ikna olmamıştır muhtemelen. Yarışmanın en iyisi “The August Virgin” (“La Virgen de Agosto”), hem sade dili, hem sahici sinematografisi, hem de izleyeni avcuna alma becerisiyle 15 günde bir kadının yazla cebelleşmesini gayet iyi kavrayan epizodik bir film. Jonas Trueba’nın filminin üzerinde
uzlaşılırsa kimse bir şey diyemez.
Bu iki filmin ardından imgesel bir dünya kurarak ülkesinin geleneklerini devam ettirip hatırda kalan Çin filmi “Mosaic Portrait” (“Ma Sai Ke Shao Nü”), Sundance’de açılmamasıyla şaşırtan Hong Khaou’nun ilk eserinin üzerine koyduğu şiirsel aşk filmi “Monsoon” ve Martha Stephens’ın “The Last Picture Show” (1971) etkili “To the Stars”ı ödül alırsa itiraz etmeyiz.
Karlovy Vary’de ‘Küçük Şeyler’ ve ‘Görülmüştür’ ödül alabilir mi

Özellikle “Lara”, Toni Erdmann’ın kız kardeşi olma hedefiyle yola çıkan bir karakter yaratmasıyla böyle bir jüriyi etkisi altına alabilir. En kötü ihtimalle ‘En İyi Kadın Oyuncu’ ödülüyle dönebilir.
Her türlü jüriyi etkileyebilen ‘sosyal gerçekçi ve dokunaklı damar’ bu sene “The Father” (“Bashtata”), “Man of the Future” (“El Humbro Del Futuro”) ve “Half-Sister”da (“Polsestra”) canlanıyor. Bunlardan ilkinde, “The Lesson” ve “Kol Saati” ile tanınıp sevilen Bulgar yönetmenlerin yolda geçen ağlak bir baba-oğul ilişkisine kayıyor. İkincisinde ise aynı damar bu kez Güney Amerika doğasında Carlos Sorin damarına tutunan bir ‘baba-kız ilişkisi’ üzerinden canlanıyor. Üçüncüsü ise üvey kız kardeş dramedisi Slovenya’dan teatral bir gözlem olanağı sunmakla kalıyor. Aile hikayeleri hiç de yenilikçi bir şekilde yansıtılmadan ‘el-omuz kamerası’ ile duygulara oynuyor.
Karlovy Vary’de ‘Küçük Şeyler’ ve ‘Görülmüştür’ ödül alabilir mi

En İyi Erkek Oyuncu’da “The Man of the Future”un Roberto Farias’ı, “Küçük Şeyler”in Alican Yücesoy’u ve “The Father”ın Ivan Savov’u düşünülebilir. En İyi Kadın Oyuncu’da Corianna Harfouch (“Lara”), Liana Liberato (“To the Stars”) veya “Half-Sister”ın iki oyuncusu bir şeyler yapabilir.
Ana Yarışma’da En İyi Film 25.000, Jüri Özel Ödülü 15.000 Dolar kazandırıyor. Genelde bir Orta-Doğu Avrupa Filmi zafere ulaşıyor. Hak eden alırsa “The August Virgin”, “Küçük Şeyler”, “Mosaic Portrait” veya “Monsoon”; festivalin ülke geleneğini de düşününce jürinin
klasik tercihleri kazanırsa “Lara”, “The Father” ve “Half-Sister” şanslı olabilir.
Doğunun Batısı yarışmasının en iyisi Martti Helde’nin “Scandinavian Silence”ı (“Skandinaavia Vaikus”) şüphesiz. Eston yönetmen, başyapıtı “Rüzgarların Arasında” (“Risttuules”, 2014) ile sanat sinemasına heyecan getirdikten bu yana ilk kez bir uzun metrajla karşımızda. Bu kez de üzerine düşünülecek bir ‘sessizlik’ tanımına imza atıyor. Ancak filmin herkesi ikiye böldüğünü de unutmamak lazım.
Serhat Karaaslan’ın “Görülmüştür”ünün Juho Kuosmanen, Denis Ivanov, Ionna Stais, Dagnė Vildžiūnaite ve Tomas Pavlicek’tan oluşan jüri üzerinde yaratacağı etki merak konusu. Zira jüri daha ziyade ‘gerçekçilik’ ve ‘belgesel’ tarafı ağır basan bir eğilime sahip. “Görülmüştür”
ise hapishane filmine kendine özgü biçimci bir dil uyarlayan başarılı bir ilk uzun metraj.
Karlovy Vary’de ‘Küçük Şeyler’ ve ‘Görülmüştür’ ödül alabilir mi

Yunan Marinakis’in ikinci filmi “Zizotek”in büyülü gerçekçi geleneğinin, dünyasının sonuç alma olasılığı da var. Genelde jürilerin seveceği bir damara sahip. Andrei Cohn’un “Arrest”inin Çavuşesku yıllarının gizli kalmış ‘hapishanede yapılan haksızlıklar, uygulanan şiddet ve nicesi’ni ele alırken fazla sert bir minimalizm üzerinden gitmesi, ancak “Bay Lazarescu’nun Ölümü”nün (2005) hayranlarını avcuna alabilir.
“Aga’s House”ın yaratabileceği duygusallıkla, “Silent Days” ve “My Thoughts Are Silent” dünyalarına sinematografik yaklaşımlarıyla, “Nova Lithuania” ise incelediği tarihi meseleyle bir yerlere gelebilir.
Doğunun Batısı yarışmasında 15.000 ve 10.000 dolarlık ödüller kime gidecek merakla bekliyoruz. Seçkinin kalite olarak en iyi ikinci filmi “Görülmüştür’ün yolu açık olsun!

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle