GeriHürriyet Pazar Umudun resmi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Umudun resmi

Umudun resmi

Üçgen çatılı, bahçe içinde bir ev... Pencerelerinde çiçekli perdeleri, önünde kıvrılarak giden yolu olan. Yanında dikili ağacı, bahçesinde el ele tutuşmuş insanları ile... Bir çocuğun elinden çıkmış gibi naif. Suyun üzerinde bu resmin onlarcası yüzüyor. Ve yanı sıra başka dilekler. Onlardan bazılarına biraz da mahcup göz attık. Hıdrellez dileklerinin bu yaz gerçekleşmesi temennisiyle...

Bütün kızlar, erkeklerin lodoslarına karşı/ Hem giyinmiş hem soyunmuşlar/ Hem de kapanmışlar içlerine... Badem taneleri gibi/ Ve lodos vurdukça... O eteklerini kaldıran lodos/ Doğdukça doğurdukça kendilerini... Kocasız bir bebek gibi/ Deniz Tanrısı gelecek de o güzelim kızları... Öpüp okşayacakmış/ Başka ve o yaşta niye beklesinler ki/Kayaların başında/ O dallı giysileriyle kimi bekler ki onlar... Poseydon’dan başka/ Bu kayalarda durmuş bu kızlar ne bekler ki/ Bir aşk için boğulmaktan başka...
Can Yücel, hıdrellezle ilgili yukarıdaki dizelerinde erkekleri lodosa benzetmiş ama hıdrellezin de lodosla bir ilişkisi var sanki...

6 Mayıs, eski dünyanın tamamıyla birlikte Anadolu’da da geçici ölümden kurtulmanın kutlandığı gün. Soğuk ve karanlık günlerin, uzun gecelerin geride kaldığını müjdeleyen, güneşli günlerin habercisi.
Hıdrellez sabahları deniz kenarına gider, insanları izlerim. Gece Hızır okusun diye gül ağacının dalına asılan dilekleri artık İlyas’la buluşturma, yani denize atma zamanıdır.

Umudun resmi


Sahildeki kadınlar
En çok kadınlar gelir deniz kenarına... Geleceği en çok onlar mı düşler, erkekler dileklerini kendine mi saklar, yoksa herkesin umutları kadınlara mı emanettir bilmiyorum.
Dudaklarının ses çıkarmadan hareket ettiğini görürsünüz. Sonra defalarca katlanmış kâğıdı suya bırakırlar. Bazısı bunu yaparken utangaçtır. Cümle âleme geleceğe umutlarını, taleplerini, belki âşık olmak istediğini ilan etmektir çünkü o an.
Kimi işe giderken uğrar sahile. İstanbul’da 6 Mayıs sabahları vapurdan suya düşen kâğıtlar da az değildir. Kimi evdeki herkesi işe, okula gönderdikten sonra gelir. Kiminin işi zaten orada olmaktır, bakıcılığını yaptıkları bebekleri hava almaya, çocukları parka getirmişken dileklerini de denize bırakırlar.
Onlar gittikten sonra dileklerin arkasından bakarım. Suyun üzerinde yüzen farklı renkte, büyüklükte, şekilde yüzlerce kâğıt... Hatta bazıları zarfa konmuş... Üzerlerinde yazılı yüzlerce isim... Yüzlerce gelecek tahayyülü... Suda eriyip gitsinler diye oradadırlar ama öyle hemen dağılıp gitmezler. Kıyıdan da uzaklaşmazlar, akşam gidip baksanız hâlâ orada olduklarını görürsünüz. Bu yüzden bazıları ağırlık bağlayarak atar dileğini suya, işini sağlama alır.
O kâğıtların kimi de lodosta karaya vurur. Oysa inanışa göre dileğin gerçekleşmesi için suya karışması, üzerinde yazılı ya da çizili bulunduğu kâğıdın yok olması gerekir. Kıyıya vuran o dilekleri alıp tekrar suya atarım denk gelirsem. Bazen dayanamayıp açıp okurum da... Ayıp, biliyorum.
Bu sene de gittim deniz kıyısına. Yine suyun üzeri dileklerle kaplıydı. Yine lodosta bazıları kıyıya vurmuştu. Yine denize geri attım.
Hıdrellez dilekleri zamandan, coğrafyadan, koşullardan bağımsız sanki. Dünya başımıza yıkılsa bile her zaman aynı şeyi söylüyorlar. Mutlu olmak için gerekenler değişmiyor belki de.
Yarısı erimiş kâğıtlarda tutunan son kelimeleri okuyorum:
“...iyi huyları hiç değişmesin, iyi söz dinlesin...” Belli ki bir annenin küçük çocuğu ya da torunu için diledikleri bunlar.
“... Sağlık... babam...” Sonunda bir kalp çizimi ve gülen yüz emojisi ile atılmış suya. Bu arada başka pek çok emojili kâğıt dikkatimi çekiyor.
Sonra bir dua çıkıyor karşıma. Suyun içinde ama sağlam, net okunuyor: “Eşime, çocuklarıma, torunlarıma, kardeşlerime, sağlığıma, gelirime, evime İlyas Peygamber’in duası, tıkanmış, yavaşlamış, durulmuş işlerime Hızır’ın eli değsin...” Şükürle bitiyor.
Neşe... Huzur... Bereket... Bolluk... Hayırlısı... En sık tekrarlanan kelimeler. Biri bu yazın tatil planı konusunda endişeli belli ki. Dileğini bir Yunan adasına ait fotoğrafa yazıp atmış. Malum, resimler sözlerden daha etkili hıdrellezde.
Umudun resmi


Bahçe içindeki o ev
Türkmen olduğu anlaşılan bir ev işçisi pasaportunu sorunsuz almanın derdinde.
Ve o resim...
Üçgen çatılı, iki katlı, bahçe içindeki ev... Pencerelerinde çiçekli perdeleri, önünde kıvrılarak giden yolu olan ev. Yanında dikili ağacı, bahçesinde el ele tutuşmuş insanları ile... Bir çocuğun elinden çıkmış gibi naif, basit... Bahçedeki insan sayısı dileğin sahibine göre değişiyor. Hayatını paylaşacak birini arayanlar için iki, aile olmak isteyenler için üç veya dört kişilik o ev. Kiminin önünde bir de otomobil park etmiş.
Su üzerinde bu resmin onlarcası yüzüyor.
Çok şey istemiyoruz aslında... O mutluluk tahayyülünü hak ediyoruz. Bu yazın hayalleri gerçekleştirmesi dileğiyle...

Yorumları Göster
Yorumları Gizle