GeriHürriyet Pazar Son atmaca terbiyecileri
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Son atmaca terbiyecileri

Son atmaca terbiyecileri

On binlerce yıl önce kendinizi gezegende tek başınıza doğada düşünün. Bir atmacayla arkadaşlık kuruyorsunuz ve o avlanarak ve yemeğini sizinle paylaşıyor, hayatta kalma şansınızı yükseltiyor. Kim hayır diyebilir ki böyle bir işbirliğine?

İlk defa Artvin Hopa tepelerinde denk gelmiştim. Tam da bu zamanlarda... Gökyüzüne açık bir noktada iki ağaç arasına ağları kurmuş iki kişi bir yandan sohbet ediyor, diğer yandan gökyüzünü izleyerek tutkun oldukları atmacaların geçmesini bekliyordu. Atmacadan bahsederken gözleri parlıyor, heyecanlanıyorlar, bu heyecanla arada bir oturdukları kütüklerin üzerinden kalkarak iki ağacın arasındaki boşluktan gökyüzüne bakıyorlardı.
Bir atmacayı yakalamak inanılmaz bir takip gerektiriyor ve oldukça zor ve de zahmetli. Hazırlıklar yaz aylarında başlıyor. Atmaca yakalayabilmek için işe danaburnu (Gryllotalpa vulgaris) adlı böceği yakalamakla başlanıyor. Bu böcekler inek ya da koyun gübrelerinin altında ya da nemli bir zemindeki deliğe yaptıkları yuvalarda yaşıyor. Deliğe sabunlu su dökülerek dışarı çıkan böcek yakalanıyor. Bu böceği yakalamaktaki amaç kızıl sırtlı örümcekkuşunu (Lanius collurio) yakalamak. Ancak kuşun görülme zamanı ile böceğin yakalanma zamanı arasında ayları bulan zaman diliminde böcekler nemli toprakta muhafaza edilerek bakılıyor. Bu da dikkat ve zahmet isteyen bir iş.
İşler bundan sonra daha çok emek istiyor. Bu nedenle atmacacılardan Engin Hurmadal, “Bu zahmet yüzünden kızlar artık buralarda atmacacılara varmak istemiyor” diyor ve ekliyor: “Bir atmacacıya ben mi atmaca mı diye sorulmaz. Yanıtı bellidir.”
Sıra atmacayı
yakalayıp eğitmekte
Örümcekkuşları temmuz ortalarından itibaren görülmeye başlıyor. Atmacacılara göre daha küçük ve açık renkte oldukları için genç ve dişi örümcekkuşları makbul. Danaburnunun hareket etmesi örümcekkuşunu kafese çekiyor. Örümcekkuşu yakalandıktan sonra sıra onun eğitimine geliyor. Yakalanan kuş başlarda tedirgin olsa da zamanla insana alışıyor. Kuşun sakinleşip karnının doyurulmasıyla eğitim başlıyor. Bu eğitim günlerce sürüyor. Atmacalar, renklerine, biçimlerinin yanı sıra ve avcılık yeteneklerine göre alıkonuyor. Sabır uğraş ve emek isteyen eğitim sürecinde atmacalar sıklıkla insana daha kolay alışsın diye kahvelere götürülüyor. Kahvede kolunda atmacayla oyun oynayan insanlara rastlanması da bundan. Kalabalık ortamın curcunası içinde atmaca birkaç günde insana alışıyor.
Hurmadal, asıl meselenin atmacayla arkadaşlık etmek olduğunu söylüyor. “Doğadaki dengeleri altüst ettik. Artık eskisi gibi ne bıldırcın var ne de diğer kuşlar. Çok meraklılar artık kendi bıldırcınını yetiştirip atmacasına avlandırıyor. Zaten kasımın 20’sinden sonra da atmacalar doğaya bırakılıyor. Çok iyiyse iki atmacadan biri bir sonraki yıla kadar bırakılıyor. Bırakılan atmacalar da insana hızlı alıştığı gibi yaban hayatına da hızla alışıyor” diyor.

Son atmaca terbiyecileri


Terbiyeci deyip geçme
Avrupa Birliği’nin yabani kuşların korunmasına yönelik direktifleri gereği atmacacılığı 1988 yıllında yasaklayan Türkiye, yoğun protestolar nedeniyle geri adım atarak 2002 yılında bu işi devlet kontrolünde yapılacak bir spor olarak ilan etti. Mevzuata göre atmacacıların ‘Usta Atmacacı Sertifikası’ alması gerekiyor. Öte yandan son yıllarda atmacacı sayısı giderek azalıyor. Günümüzde 3 bin civarında atmacacı bulunuyor. Bir atmacacının sertifika alması için 32 saat avcı eğitimi, 9 saat atmaca eğitimi, 2 saat sağlık eğitimi alması gerekiyor.

Yeni ziyaretçimiz siyah kuğu
Avrupa Kuş Gözlem Günü için 6-7 Ekim tarihlerinde Türkiye ve Kıbrıs’ta 21 farklı noktada etkinlik düzenlendi. Karacabey Longoz ormanlarında gözlem yapan doğa fotoğrafçısı Alper Tüydeş tarafından Türkiye’de kuş türü listesinde henüz yer almayan siyah kuğu bu yıl iki birey olarak görüntülendi.

Bu dünya
hepimize yeter
Oxford Üniversitesi’nin yürüttüğü ve uluslararası bilim dergisi Nature’da yayımlanan araştırmaya göre gezegenimiz dengesi bozulmadan 10 milyar insanı rahatlıkla besleyebilecek kapasiteye sahip. Bunun için daha sağlıklı ve bitkisel temelli beslenme, gıda atıklarının yarıya indirilmesi ve çiftçilik tekniklerinin
ve pratiklerinin iyileştirilmesi gerekiyor.
Datça’yı güzel yapan zenginlikler
bu kitapta
4 yıllık bir emeğin ardından 270 nadir ve endemik bitkiyi içeren ‘Datça-Bozburun Bitkileri’ kitabı çıktı. Bitkilerin özelliklerini ve yarımadadaki bitki listesini de içeren kitap, 320 sayfa.

Doğa korumada en dipteyiz
Türkiye, Yale Üniversitesi Dünya Çevre Performansı Endeksi`nde 2 yılda 33 basamak geri giderek Doğa ve Yaban Hayatı Koruma kategorisinde 180 ülke içinde 177.nci oldu. Türkiye, iç savaş ve diğer felaketlerle mücadele eden Irak, Suriye, Libya ve Haiti`nin bile gerisinde kaldı!

Kuruyan göle su aranıyor

Son atmaca terbiyecileri


Doğu Anadolu´nun ilk Ramsar alanı, Yaban Hayatı Geliştirme Sahası, Doğu Anadolun’un ilk Avrupa Seçkin Turizm Cenneti olan Kuyucuk Gölü Kuş Cenneti, geçtiğimiz yıllarda kurudu. 230´un üzerinde kuş türünün tespit edildiği göl, her yıl ekim ayının sonu kasım ayının ilk haftasında yaklaşık 40 bin göçmen kuşu ağırlıyordu. 1997 yılında 13 metre derinlikte olan gölde su seviyesi, yanlış su kullanımı yüzünden sürekli düştü. En son 2014 yılında kuruma noktasına gelen göle, çevreye yapılan gölet ve barajlarda biriken sular verilemedi, kalıcı bir çözüm bulunamadı. Göl beslenemediği için sıcak geçen yazın da etkisiyle kalan su da buharlaştı. Kuş seslerinden bile yoksun kalan göl, adeta bataklığa döndü. Şimdi ise gölü yeniden canlandırmak için çevreden göle kanalize edilecek su kaynakları aranıyor.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle