‘Sahnedeyken bir hız treninden düÅŸecekmiÅŸ gibi hissediyorum’

Güncelleme Tarihi:

‘Sahnedeyken bir hız treninden düşecekmiş gibi hissediyorum’
Oluşturulma Tarihi: Kasım 13, 2022 07:00

Barışçıl olmayan bir atmosferde büyümek yeteneğin çiçek açmasına mani olmuyor. Geçen hafta İstanbul’da 3 bin kişiye çalan Filistinli Sama Abdulhadi savaşla burun buruna bir ülkeden çıkıp günümüzün en popüler DJ’lerinden biri oldu.

Haberin Devamı

Filistinli DJ Sama Abdulhadi, geçen hafta Volkswagen Arena’da yaklaşık 3 bin kişiye çaldı. Günümüzün en yetenekli kadın DJ’lerinden biri olan Sama’nın hikâyesi onu diğer isimlerden farklı kılıyor. Sama, Filistin’in ilk kadın DJ’i. Savaş hattında yaşamak onu hedefinden caydırmamış. 2020’de Batı Şeria’daki Nebi Musa Külliyesi’nde Beatport (elektronik müzik platformu) için düzenlenen etkinliğin ardından gözaltına alınıp tutuklandığında tekno dünyası Sama için kenetlendi ve 100 binden fazla imza toplandı. Özgürlüğüne kavuştuktan sonra Coachella, Awakenings gibi dünyanın en önemli festivallerinde sahneye çıkmaya başladı.

Ben de geçen hafta Sama’yı izlemek için Jeton Records’un organize ettiği geceye katıldım. Konsere Filistinli gençler yoğun ilgi gösterdi. Bir ara sahneye Filistin bayrağı fırlatıldı. Sama havada yakaladığı bayrağa sarınıp çalmaya devam etti. Ailesi de izleyiciler arasındaydı. En büyük destekçisi babası Saad Abdulhadi gece boyu sahnedeki kızını heyecanla izledi. Performansının ardından sahne arkasında buluştuğumuz Sama Abdulhadi sorularımızı yanıtladı.

Haberin Devamı

* Günümüzün en popüler kadın DJ’lerinden birisiniz. Bu size neler hissettiriyor?

Hâlâ inanamıyorum. Bu olan bitene ayak uydurabilmek zor. Her şey çok hızlı gelişti, yorucu fakat çok onur verici bir şey. Bu gerçekten çok sevdiğim bir endüstri ve müzik türü. Kendimi ifade etme biçimim, mental anlamda sağlıklı kalma yolum ve özellikle örnek aldığım insanlarla birlikte gösterilmek gerçekten çok büyük bir onur.

‘Sahnedeyken bir hız treninden düşecekmiş gibi hissediyorum’

* DiÄŸer ünlü kadın DJ’lerle iletiÅŸimde misiniz?Â

Evet, hepsini tanıyorum, Nina (Kravitz), Charlotte (De Vitte), Amelie (Lens) ve Nicole (Maudaber) ile arkadaşım. Açıkçası onları çalarken izleyebileceğimi bile düşünmemiştim. Bazen kötü hissettiğimde telefon rehberimdeki isimlere bakıyorum
ve diyorum ki: ‘Hah süper. Tamam, iyiyim’ (gülüyor).

*Nasıl bir ailede büyüdünüz?

Haberin Devamı

Liberal bir ailede büyüdüm diyebiliriz. Sanata inanan insanlardır. Ama sanatı bir ifade etme biçimi, hobi olarak görürlerdi, iş olarak düşünmüyorlardı. Bu yüzden onları ikna etmek çok zor oldu.

* Filistinli bir çocuk olarak dünyayı nasıl hayal ediyordunuz?

Büyürken benim için tüm dünya Filistin’di... Televizyonda gördüklerim zaten gerçek değildi. Bizim yaşadığımız şeyler normal sanıyordum. Vurma/ateş etme, bombalama, sokağa çıkma yasağı... 18’imde Lübnan’a gittim. Çok yolsuzluk vardı fakat bir şekilde özgür bir yerdi. Beş sene önce Avrupa’ya geldiğimde tokat yemiş gibi hissettim. Hele bu sene gittiğim Amerika en büyük şoktu. Aynı filmlerdeki gibiydi. Büyürken izlediğim televizyonun içindeydim.

Haberin Devamı

* Elektronik müziğe ilginiz nasıl başladı?

Lübnan’a sözde okumaya gittim ve hayatımda ilk kez o zaman bir DJ’i çalarken gördüm. Bir arkadaşım beni bir tekno etkinliğine götürdü. O sıralar ciddi anlamda rap müzikle ilgileniyordum ki rap politiktir. Tekno müzikle karşılaştığımda dünyadaki her şeyle, hissettiğim öfkeyle, politikayla ve Filistin hakkındaki düşüncelerimle bağlantım kesildi. Sanki orası farklı bir dünyaydı. Ses, tını, melodiler gerçekten ilgimi çekmişti. Müzik üretimi ve ses mühendisliği okumaya gittiğimde mikserlere ve elektronik kısma daha fazla ilgi duymaya başladım.

‘Sahnedeyken bir hız treninden düşecekmiş gibi hissediyorum’

‘Babam partilere geliyor’

Haberin Devamı

* Babanız da bugün sizi izledi. Dünyanın farklı yerlerinde çalan popüler bir DJ olmanız hakkında ne düşünüyor?

Ben ailenin en küçüğü, bebeği gibi olduğumdan bir şekilde gitmeme izin verdiler. Babamın şöyle düşünüyor: Herkes Filistin’e kendi yöntemiyle yardım eder. Bazıları savaşabilir, bazıları kitap yazabilir, konuşabilir ve bazıları da müzik yapabilir. Filistin müziği yapmasam da Filistinliyim ve yaptığımın küçük de olsa ülkeme yardımı oluyor. O yüzden babam bugün olduğum yerde olmamın ana sebeplerinden biri. Benimle gurur duyuyor. Partilere geliyor, çok mutlu oluyorum..

* Sahnede olmak nasıl bir his?

Sanki bir hız trenindesin ve her defasında tam sınırdayken düşmek üzereymişsin gibi bir his bu...  Sürekli bir adrenalin patlaması ya da sürekli koşuyorsun. Performanstan sonra çok heyecanlı ve canlı hissediyorum.

Haberin Devamı

‘İstanbul bana çocukluğumu hatırlatıyor’

* Müziğinizle bir şeyleri değiştirebilme şansınız olsaydı, neyi değiştirirdiniz?

Dünyayı. Nerden başlasam? Bence o insanlığı geri getirme olurdu. İnsanlık yok oldu. Ondan biraz olsaydı, iklim krizleri, faşizm, nefret, hayvan istismarı olmazdı.

* Daha önce de burada çaldınız. İstanbul’da olmak nasıl?

İstanbul’u çok seviyorum. Belki ailece en çok ziyaret ettiğimiz yerlerden biri. Bu yüzden de hepsi buradalar. Ayrıca bana çocukluğumu hatırlatıyor. Çok sık gelirdik. Bir keresinde 19 yaşındayken Taksim’de bir kulübe gittiğimi hatırlıyorum. İstiklal Caddesi favorim, her zaman büyüleyici bulmuşumdur. Biz o kadar küçük bir yerden geliyoruz ki... Benim şehrim muhtemelen İstiklal Caddesi kadardır. Dilini anlamamama rağmen İstanbul her zaman bana kendimi iyi hissettiriyor.

‘Sahnedeyken bir hız treninden düşecekmiş gibi hissediyorum’

 ‘Herkesin beni öldürmek istediğini  söylediler’

* 2020’de Filistin’de hapse girdiğinizi biliyorum. O günlerde neler yaşadınız?

Filistin ve Arap dünyasından sanatçıların da dahil olduğu Beatport için bir şeyler çekiyordum. Hükümetin de onayıyla bir yer seçmiştik. Fakat görünen o ki birçok kişi bundan rahatsız olmuş. Bazı adamlar geldi, bizden gitmemizi istedi. Durumu sakinleştirdik, onların alanına girdiğimiz için özür diledik ve orayı terk ettik. Sonra dedikodular ve sosyal medya yüzünden hikâye büyüdü. Oradaki kutsal alana girmişiz gibi lanse edildi. İnsanlar bunu kendi siyasi gündemleri, kişisel çıkarları için kullanmaya, sebepsiz yere nefret yaratmaya çalıştı. Soruşturma sırasında sekiz günü hapiste geçirdim. Hâlâ davanın görülmesini bekliyorum. .

* Hapishanedeki günleriniz nasıl geçti?

Çok uyudum ve bir sürü kitap okudum. Tek iyi şey oydu. Çok kötü şeyler yedim. Bir nevi mental işkenceye maruz kaldım. Bana sürekli herkesin beni öldürmek istediğini söylüyorlardı. Dışarı adımımı atar atmaz benim, ailemin öldürüleceğini, Filistin’i utandırdığımızı tekrarlıyorlardı. Ailemle sadece 10 dakikalık telefonla konuşma iznim vardı. Ailem telefonda benim için imza kampanyaları düzenlendiğini, Roger Waters’ın beni destekleyen konuşmalar yaptığını söyledi. Bir tarafta herkes beni öldürmek,  diğer tarafta herkes beni kurtarmak istiyordu. Dışarı çıktıktan sonra süpermarkete, arkadaşlarımın kafesine gidecek kadar bile
rahat hissetmek çok zamanımı aldı.

* Şimdi nerede yaşıyorsunuz?

DJ’liğe başladığımdan beri Paris’teyim çünkü Filistin’de yaşarken DJ’likte şu andaki konumumu korumak imkânsız. Benim Filistin’e girmem ve Filistin’den çıkmam en az iki-üç gün sürüyor. Ayrıca uçakla  İsrail’den geçemediğimiz için mecburen Ürdün’den gidiyoruz, Filistin’den Ürdün’e uçup sınırları geçmek tek yön bile en az 700-1.000 dolar arası tutuyor.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!