İnsan, dansçı sayesinde kendi türüyle kıvanç duyar

Güncelleme Tarihi:

İnsan, dansçı sayesinde kendi türüyle kıvanç duyar
Oluşturulma Tarihi: Nisan 28, 2018 10:07

Seyir zevki verir, besler, aydınlatır, ilham olur... Sanatın her türü ama belki de en çok dans, bizi alıp o an bulunduğumuz yerden başka bir yere götürür. Akademisyen, fotoğraf sanatçısı Prof. Dr. Osman Ürper’in yeni çıkan kitabından hareketle Türkiye’de dansın bugününe baktık.

Haberin Devamı

Bugün dünyanın dört bir yanında profesyonel ve amatör dansçılar çeşitli etkinliklerle Dünya Dans Günü’nü kutlayacak. Bu özel günü vesile edip Marmara Üniversitesi fotoğraf bölümü öğretim üyesi, fotoğraf sanatçısı Prof. Dr. Osman Ürper’in kapısını çaldık. Onunla ve fotoğrafını çektiği sanatçılarla konuştuk; dansın onlar için ne ifade ettiğini, bu sanat dalını icra ederken karşılaştıkları zorlukları, Türkiye’de dansçı olmanın zorlukları, gelecekle ilgili beklentilerini sorduk.

Ürper, yeni kitabı ‘Fotoğraflarla Dans’ta son 24 yılda çektiği fotoğraflardan 130’unu okurla buluşturuyor. Çok uzun bir süredir dansçılarla iç içe bir hayat yaşayan sanatçı ‘dışarıdan bir göz’ olarak bir dansçının yaşadığı en büyük zorluğu şöyle özetliyor: “Dansçılar küçük küçük hareketleri bir araya getirerek ortaya büyük bir eser çıkarıyorlar. Bunun için büyük emek harcıyorlar. Ama emekleri toplumda hak ettiği değeri görmüyor.”

İnsan, dansçı sayesinde kendi türüyle kıvanç duyar

Osman Ürper’in 24 yıllık çalışması kitap oldu.

‘AKM’nin kapanması hayatımızı zorlaştırdı’

Haberin Devamı

Kitabın önsözünde de imzası bulunan, yapımcı Muzaffer Evci, dansın neden bu kadar etkileyici bir sanat dalı olduğunu şöyle anlatıyor: “Gücünü ve yeteneğini dansla sergileyen insan bedeni, onu seyredenlere haz verir. İnsan dansçı sayesinde kendi türüyle kıvanç duyar.” Peki dansçı? Gösteri sırasında, sahneden indikten sonra, saatler, günler süren provalar sırasında, bu işleri bırakıp bir an önce ‘garanti bir meslek’ bulması gerektiğini kimbilir kaçıncı kez yüzüne söylendiğinde, vücudu yara içinde kanarken, dans edecek sahne bulamadığında, en güvendiği projeye bütçe çıkmadığında, hâlâ çok genç olduğu halde kariyerinin sonuna geldiğinde... Sanata hâlâ ‘lüks’ gözüyle bakılan bir ülkede bir dansçı ne hisseder?

20 senedir dans eden İlke Kodak, “Sanat aydınlatır ve iyileştirir. Tüm toplumların buna ihtiyacı vardır. Bir eser sizi kendinizle yüzleştirip şifalandırır. Sorularınıza cevap bulmanızı sağlar. Keşke Türkiye’de daha çok sahnemiz olsa, keşke sanata daha çok destek verilse...” diyor. “Sahne” deyince AKM’yi anmamak olmaz elbette. 18 senedir İstanbul Devlet Opera Balesi’nde dans eden Ebru Cansız: “Şimdi Süreyya Operası var ama AKM, hem konumu hem niteliği açısından büyük kitlelere ulaştığımız bir adresti. Kapalı kalmasıyla hayat bizim için daha zorlaştı” diye özetliyor bu önemli kurumun hayatlarındaki yerini.

İnsan, dansçı sayesinde kendi türüyle kıvanç duyar

Melih Mertel ve Gizem Atik Tuncay

Haberin Devamı

‘Sanat sıkışmışlıklarda, güzelleşiyor’

Hacettepe Üniversitesi Bale Anasanat Dalı Başkanı Selçuk Göldere “AKM’nin kapanması Türkiye’de dansın yıkıldığı anlamına gelmemeli” diyerek moral veriyor: “Dans kurumlara, ülkelere ve insan bedenine sığmaz. O yüzden her yerde olmalı.” Beş yıldır Devlet Opera ve Balesi’nde hem koreograf hem de dansçı olarak çalışan Alper Marangoz’un sözleri de Göldere’yi destekliyor: “Negatiflikler bazen pozitife dönüşüyor. Sanat sıkışmışlıklarda ve dar alanlarda güzelleşiyor. İnsanlar bazen böyle zamanlarda daha çok sanata sarılabiliyor.” Ebru Cansız da son dönemde toplumun sanatla beslendiği görüşünde: “Seyirci izlediği gösteriyle kendini daha umutlu hissediyor. Belki de dünyanın, ülkenin dertlerinden uzaklaşarak başka dünyaların içine giriyor. Teknoloji ilerlediği halde bugün hâlâ büyük bir emekle oluşturulan bir dans gösterisini canlı olarak izlemek ve ona dahil olmak izleyene tutulan bir ışık oluyor. Sanat başka bir çerçeveden baktırıyor, birleştiriyor.”

İnsan, dansçı sayesinde kendi türüyle kıvanç duyar

Burçak Işımer ve Burak Yamantürk

Haberin Devamı

Kollarımızda, bacaklarımızda yaralar açılıyor

Dansçı Canberk Yıldız okuldan yeni mezun olmuş bir gencin sadece dans ederek hayatını kazanmasının çok zor olduğunu anlatıyor: “Ekstra işler yapmak gerekiyor. Kliplerde oynuyor, dersler veriyor ardından oyunlar çıkarıyorsunuz.” Çalışmak iyi hoş da... Yaşlar ilerledikçe sakatlıkların iyileşmesi de zaman alır oluyor. Yıldız: “Gün içinde çok fazla ağrımız oluyor. Kollarımızda, bacaklarımızda yaralar açılmaya başlıyor. Benim iki belfıtığım var biri patlamak üzere. İki de boyun fıtığım var. Günlük egzersizler sayesinde hayatımı devam ettirmeye çalışıyorum.” Bütün bunlara rağmen onlar tutkularını kaybetmiyor. Sahnede kendilerini bir organizmanın en küçük parçası olarak gördüklerini, bunun onlara büyük bir haz verdiğini söylüyorlar, kendi kimliklerinin dışına çıkıp farklı ruh hallerine girmenin onları beslediğini anlatıyorlar.

İnsan, dansçı sayesinde kendi türüyle kıvanç duyar

Selçuk Göldere

Haberin Devamı

Prof. Dr. Osman Ürper: Sanatı sanatla anlatmak istedim

Fotoğrafa yeni başladığım dönemde bir politikacı “Tükürürüm böyle sanata” demişti. Ben de bir tepki sergisi yapmak ve sanatı sanatla anlatmak istedim. Hayatımda ilk kez 1994’te çıplak gözle bale izledim. Fotoğraflarını çekmeye de o zaman başladım.
24 yıldır dans dünyasını fotoğraflıyorum. Bu işin en zor kısmı sahnede sürekli değişen ışık koşulları. Bu ışık, şiddet olarak gözle görmek için yeterli ama fotoğraf için değil. Bir de dansçılar sürekli hareket ettiği için hepsine göre kompozisyon belirlemek ve netlik ayarlarını doğru yapmak önemli. Ayrıca gösteride anlatılan hikâyenin kritik noktalarını hissetmek ve denklanşöre tam o anda basmak gerekiyor. Sıçrama fotoğrafı çekmek en zoru. Çektiğiniz yanlış bir kare dansçının o hareketi yanlış yaptığı izlenimine sebep olabilir. Yıllardır dansçıların yaşadıkları zorluklara şahit oluyorum. Meslek ömürleri çok kısa. Bunun yanında maddi zorluklar çekiyorlar. Kadro problemi yaşıyorlar. Dar bir kitleye seslenebiliyorlar. AKM uzun zamandır boş duruyor. Bu da önemli bir problem. İstanbul Balesi eserlerini ‘Süreyya Sahnesi’nde sergiliyor. Burası bale için küçük bir sahne.”

İnsan, dansçı sayesinde kendi türüyle kıvanç duyar

Balerin Ebru Cansız (önde)

 


 

 

 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!