Biz istersek yaşarlar

Güncelleme Tarihi:

Biz istersek yaşarlar
Oluşturulma Tarihi: Ağustos 09, 2020 07:00

Denizde, karada ve havadaki insan işgali birçok canlıyı yok olmanın eşiğine getirdi. Ancak ‘isteyince oluyormuş’ dedirten güzel örnekler de var. Koruma çalışmaları ‘Gitti gidiyor’ denen birçok canlıyı uçurumun kenarından döndürebiliyor.

Haberin Devamı

CARETTA CARETTA
Tehlike giderek azalıyor

Biz istersek yaşarlar

June Haimoff… İngiltereli bir jet sosyete mensubu... İztuzu Plajı’nda Caretta caretta’larla tanıştı. Bölgeye otel yapılmak istenince bir kampanya başlatarak bütün dünyaya duyurdu bu canlıların neslinin tehlikede olduğunu... Dönemin başbakanı Turgut Özal ile görüşerek üredikleri alanın ‘Özel Çevre Koruma Bölgesi’ ilan edilmesini sağladı. Caretta caretta’lar o tarihten bu yana ODTÜ Sualtı Topluluğu, WWF Türkiye, üniversiteler, yerel sivil toplum örgütleri ve halkın el ele vermesiyle korunuyor. 1996’da ‘Tehlikede’ statüsündeki canlılar artık  tehlikenin biraz azaldığını gösteren ‘Duyarlı’ statüsünde. Akdeniz Havzası ölçeğindeyse ‘Düşük Riskli’ olarak görülüyorlar.

Haberin Devamı

CEYLAN
Nüfusları istikrarlı şekilde yükseliyor

Biz istersek yaşarlar

Nesli tükenme tehlikesi altında olduğu için Urfa’da koruma altına alınan Gazella subgutturosa türü ceylanlar 2005’ten bu yana ‘Ceylan Üretim İstasyonu’nda koruma altında, bu sayede sayıları düzenli olarak artıyor. Bu yıl yaklaşık 70 yavru dünyaya geldi. Yavrular annelerine olan biyolojik bağlılıklarından kurtulduktan sonra Mardin ve Şırnak’ta doğalarına uygun alanlara bırakılacak. Koruma çalışmaları sayesinde şu an doğadaki nüfusları 500’ün üzerinde. Benzer bir durum Hatay dağceylanı (Gazella gazella) için de geçerli. 2008’de varlığı keşfedildiğinde 150 civarında olan ceylanların sayısı bugün 900’e kadar yükseldi.

KELAYNAK
Öğünlerindeki kalori bile hesaplandı

Biz istersek yaşarlar
Bir zamanlar onlar uçtuklarında gökyüzü kapanırmış. 1950’li yıllarda tarımda kullanılan DDT gibi zehirli ilaçlar yüzünden hızla azalmışlar. Göçe giden gelmez olmuş... 1973’te sayıları 26 çifte inince koruma altına alınmışlar. Daha sonra Doğa Derneği gibi sivil toplum örgütleri ve yerel halkın katılımıyla her öğündeki kalori hesabına göre menü oluşturulmasından uydu vericisi takılıp göçe gönderilmesine kadar birçok çalışmayla korunmuş kollanmış. Sayıları şu anda yaklaşık 250.

Haberin Devamı

AKDENİZFOKU
Nihayet sayıları artmaya başladı

Biz istersek yaşarlar

Gezegenin fok koruyan ilk sivil toplum örgütü olan Akdeniz Foku Araştırma Grubu’nun (SAD-AFAG) verilerine göre bu tür toplamda 600 olan nüfusuyla dünyanın en nadir canlıları arasında. 100 kadarı Türkiye kıyılarında yaşıyor. Uzun süredir devam eden koruma çalışmaları sayesinde sayılarındaki azalma durdu. 33 yıldır çalışmaların içinde olan Cem Orkun Kıraç “Azalmanın durması çok sevindirici. Son beş yıldırsa artış gözlemliyoruz. Sayılar bir anda fırlamıyor ama durumun iyiye gittiğini söyleyebiliriz” diyor.

YABANKOYUNU
Gelecekleri garantiye alındı

Biz istersek yaşarlar
Anadolu’nun bozkırlarında binlerce yıldır yaşıyorlar. Anadolu yabankoyunuyla ilgili ilk çalışmalar 1960’lı yıllarda başladı. Tedbirlerle bu tür kurtarıldı ve alternatif doğal yaşam alanlarına yeniden yerleştirilerek gelecekleri garanti altına alındı. Bugün Konya, Bozdağ’da 3.500 hektarlık üretme istasyonundaki sayıları 417. Ankara, Nallıhan’daki istasyonda 32 ve Afyonkarahisar, Şuhut’ta 42 tane daha var. İstasyonlar dışında da 200 civarında yabankoyunu olduğu tahmin ediliyor.

Haberin Devamı

FLAMİNGO
Rekor üstüne rekor kırıyorlar

Biz istersek yaşarlar

İzmir Kuş Cenneti’ndeki çalışmalar flamingoların kaderini değiştirdi. Alanın daimi ziyaretçilerinden olan flamingolar 2010’lu yıllarda neredeyse gelmez olmuştu. Flamingolar mutluluğa koruma çalışmaları sayesinde ulaştı. Tüm bu olumsuzluklardan uzak kalabilmeleri için 6.5 dönümlük yapay ada inşa edildi. Artık her yıl rekor üstüne rekor kırılıyor. Yapay adaya yılda yaklaşık 20 bin flamingo üremek için geliyor. Bu yıl yuvalardan çıkan 18 bin flamingo yavrusuysa uçmak için gün sayıyor.

ALAGEYİK
1966’dan beri korunuyorlar

Biz istersek yaşarlar
Alageyiğin gen merkezi Toroslar... Yani dünyada sadece burada yaşayan bir canlı türü. Ancak 15’inci yüzyıldan itibaren onları Avrupa’ya götürenler olmuş. Önce park ve çiftliklerde çoğaltılmışlar, ardından da hızla kıtaya yayılmışlar. Bu nedenle dünyadaki durumları gayet iyi... Ancak yakın zamana kadar bizdeki durum tam tersiydi. Türün gelecek nesillere aktarımı ve popülasyonunun arttırılması için ilk çalışma 1966’da başladı; yaşadıkları 1.750 hektarlık alan koruma sahası ilan edildi. 1970’te Düzlerçamı Alageyik Üretme İstasyonu kuruldu. Yedi alageyikle başlanan üretim çalışmaları 2003’e kadar devam etti. Daha sonra bu tesise Eşen Adası Alageyik Üretme İstasyonu eklendi. Bugün istasyon dışındakilerle birlikte toplam 300-350 alageyiğin yaşadığı tahmin ediliyor.

Haberin Devamı

KISA KISA...

‘Yeşil Yol’a kırmızı ışık!

Biz istersek yaşarlar

Samsun Bölge İdare Mahkemesi, ‘Yeşil Yol’ olarak bilinen proje kapsamındaki Ayder-Kavrun ve Samistal yaylalarını birbirine bağlayan yolun inşasının durdurulmasına kadar verdi. Bölge sakinleri beş yıldır süren inşaatın yaylaları, dağları parçaladığını belirterek kararların bir an önce uygulanmasını istedi.

Kum zambaklarına dikkat!

Biz istersek yaşarlar

Kum zambağı (Pancratium maritimum) nesli tehlike altında olan bir tür. Yılın tam da bu zamanlarında kumsallarımızda arzı endam ediyorlar. Çiçekleri beyaz, gösterişli ve hoş kokulu. Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz sahillerinde rastlayabilirsiniz. Bu bitkiyi sökenleri 73 bin liralık idari para cezası bekliyor. 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!