'Babasının prensesi, annesinin bir tanesi’

Güncelleme Tarihi:

Babasının prensesi, annesinin bir tanesi’
Oluşturulma Tarihi: Eylül 03, 2023 07:00

Kendimizi ille kedi-köpeğimizin anne-babası sanmamız gerekmiyor başlıktaki gibi seslenmek için. Öğrendiğimiz bir dil var ve sevgi sözcüklerimiz sınırlı. Biz de elimizdekileri kullanıyoruz...

Haberin Devamı

Turta’yla parktayız. Etrafta insan çok. Köpek de öyle, serbestler. Ben de Turta’nın tasmasını açıyorum. Bazen bizimle oturuyor, bazen arkadaşlarıyla takılıyor. Sosyal de maşallah. Her gülümseyene gidiyor. Bazen birilerini bayacak gibi oluyor. Bir anda kendimi “Evladım n’apıyorsun? Allah aşkına, abartmadın mı artık, bunalttın insanları” diye seslenirken buluyorum. ‘Evladım’ sinirlendiğimde çok kullandığım bir kelime. Oysa bir evladım yok.
Evde de böyle. Bütün kedilerim ‘annelerinin bir tanesi’, ‘annelerinin güzeli’… Sonra ‘bebeğim’, ‘aşkım’ ‘canımın içi’ ve tabii ki ‘annecim’. (Bu nereden çıktı hiç bilmiyorum, çünkü annem de babam da çok şükür ki bana ‘annecim, babacım’ diye seslenmedi. Ama ben söylemeye bayılıyorum.)

Babasının prensesi, annesinin bir tanesi’
İngiliz gazetesi The Guardian ‘çok türlü aile’ (multispecies family) kavramının yaygınlaştığını ve insanların artık hayvanlarını çocukları gibi gördüğünü yazdı.

Haberin Devamı

Hayat ya da ev arkadaşı

Düşünüyorum onları çocuğum olarak görüyor muyum diye? Hayır, çünkü çocuksuz biri olarak çocuk sahibi olmanın ne anlama geldiğini bilme ihtimalim zaten yok.

Benim için sanki daha çok hayat, ev arkadaşı, yoldaş gibiler. Ama seslenip severken “Hey dostum, yoldaşım” demek de olmuyor.

Hepimiz için böyle değil mi, yani biz hayvanla yaşayanlar için... Kadın/erkek, çocuklu/çocuksuz fark etmiyor. Ne babalarının prenseslerini, fıstıklarını, zeytin tanelerini, annelerinin kurabiyelerini duyuyor bu kulaklar. Sevmek için doğurmak gerekmiyor zaten ama “Valla doğurdum ben bunu” derseniz de karışmıyoruz.
Mesela Turta’nın arkadaşlarının ‘anne-baba’larıyla ortak bir WhatsApp grubumuz var. Adı ‘Veli Toplantısı’. Ve evet, Turta’nın arkadaşlarının ‘sahiplerinden’ Toby’nin annesi, Topik’in babası, Bebeksu’nun annesi, Badem’in anneannesi diye bahsediyorum. Çünkü zaten çoğumuz birbirimizin adını bilmiyoruz. Onlar için de ben Turta’nın annesiyim (sahibi değil).Geçen bir tanıdığım, sosyal medyada insanların hayvanlarından çocukları gibi bahsetmesinin ne kadar saçma ve acınası olduğu hakkında atıp tutmuştu. Altına yazmak istedim “Peki ne diyelim, nasıl bahsedelim onlardan, nasıl seslenelim” diye. Ama kendisi hayatı boyunca bir hayvanla iletişimde bulunmamış biri olduğundan anlamaz diye yazmadım.

Haberin Devamı

Sonuçta eğer bu bir tür ebeveynlikse ki öyle, hayvan ebeveynliğiyle ilgili dil, insan ebeveynliğine göre daha az gelişmiş durumda. Öğrendiğimiz bir dil var ve sevgi sözcüklerimiz sınırlı. Biz de elimizdekileri kullanıyoruz.
Y Kuşağı hayvan alıyor

Ama evet, belki dilin de yardımıyla çoğumuz birlikte yaşadığımız hayvanı ailenin üyesi ve korumamızda oldukları için de ‘evin çocuğu’ gibi görüyoruz. Yakın zamanda The Guardian’daki bir makalede de ‘çok türlü aile’ (multispecies family) kavramının yaygınlaştığından ve insanların artık hayvanlarını çocukları olarak gördüğünden bahsediyordu. Bir de özellikle Y Kuşağında çocuk yerine hayvan sahibi olma eğilimi artıyormuş.

Haberin Devamı

Bu arada ABD’deki bir mama firması 2 bin kişiyle bir anket yapmış. Çıkan sonuçlara göre her 4 kişiden 1’i hayvanını çocuğu olarak görüyor, 4’ünden 2’si hitap olarak ‘Bebeğim’i kullanıyormuş. Her 3 kişiden 1’i kendisinden hayvanının annesi/babası olarak bahsediyor. 5 kişiden 1’i aile fotoğrafına mutlaka hayvanını da dahil ediyormuş. 5 kişiden 3’ü de kedi ya da köpeğinin ortalama bir insandan daha akıllı olduğu fikrindeymiş.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!