GeriHürriyet Cumartesi Emily Blunt: John bu rolü istememe evlenme teklifine ‘evet’ dememden daha çok sevinmiş olabilir
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Emily Blunt: John bu rolü istememe evlenme teklifine ‘evet’ dememden daha çok sevinmiş olabilir

Emily Blunt: John bu rolü istememe evlenme teklifine ‘evet’ dememden daha çok sevinmiş olabilir

Korku-gerilim türündeki ‘Sessiz Bir Yer’de (A Quiet Place) başrolü filmi hem yazanlardan biri hem de yönetmen olan eşi John Krasinski’yle paylaşıyor Emily Blunt. Aynı zamanda aile teması etrafında dönen, ebeveynlik rollerini sorgulayan bir film bu. Çiftle New York’ta, basına özel gösterim gecesinin ertesi sabahında buluştuk; filmin ve ilişkilerinin hikâyesini dinledik.

Eşiniz bu filmin evliliğinize ne kadar iyi geldiğinden bahsetti. Sizce de öyle mi?

- Aslında evliliğimizin kötü gittiğinden haberim yoktu! Şaka bir yana, çekimlere başlamadan önce ikimizin de endişeleri vardı. Arkadaşlarımız “Ooo, bu film evliliğinizin sonu olacak, bittiniz siz” diye takılıp duruyordu bize. Daha önce birlikte çalışmamıştık, ilk defa görmediğimiz taraflarımızı görecektik. Eş ve baba olarak John’a bayılıyorum ama ya yönetmen-oyuncu John’dan tiksinirsem ne olacaktı? Belki yönetmen olarak onu ciddiye almayacaktım ya da yönetmen egosunu kıracak bir laf edecektim.

Nasıl üstesinden geldiniz peki?

- Çekimlere başlamadan evvel günlerce, aylarca hatta yıllarca karakterler, hikâye ve sahnelere dair tüm fikir ayrılıklarımızı en ince ayrıntısına kadar konuştuk. Bir noktadan sonra, film sanki ailemizin bir ferdiymiş de geleceğini konuşuyormuşuz gibi oldu.

Ringe hazırlıklı çıktınız yani...

- İleride yapma ihtimalimiz olan her türlü tartışmayı önceden yapmış olmanın verdiği rahatlıkla başladık çekimlere. John son derece heyecanlıydı birlikte çalışacağımız için. “Tamam, abartma” diyen bendim.

‘Hayır’ dememden çekindiği için teklif etmek istememiş

Rolü teklif eden o muydu yoksa siz mi ısrar ettiniz oynamak için?

- Hiç aklımda yoktu, sürekli kadın oyuncu isimleri öneriyordum. Hatta çok yakın bir oyuncu arkadaşımı aramasında ısrarcı oldum. Aradı da... Sonra bir gün, bir uçak yolculuğunda ilk kez baştan sona okudum senaryoyu. Gözyaşları içinde, “İndiğimiz gibi arkadaşımı arayıp kovuyorsun” dedim.

Tepkisi ne oldu?

- Evlenme teklifine ‘evet’ dememle aynı tepkiyi verdi. Hatta o zaman bu kadar sevinmemiş olabilir! Meğer başından beri aklında ben varmışım fakat ‘hayır’ dememden çekindiği için teklif eden taraf olmak istememiş.

Emily Blunt: John bu rolü istememe evlenme teklifine ‘evet’ dememden daha çok sevinmiş olabilir

Çok rica ediyorum yönetmenmişsin gibi konuşma

Eşinizin yönetmenliğinde oynarken hiç endişe duymadınız mı ilişkinizin zedelenmesinden?

- Yönetmenliğe bu kadar hevesli olmasına çok şaşırdım başta. Toplantılarda sürekli çimdikleyip “Çok rica ediyorum yönetmenmişsin gibi konuşma. Hayatında hiç kamera tuttun mu? O alet nasıl çalışır biliyor musun?” diye fısıldıyordum. Meğer henüz tanışmadığım, son derece güçlü bir görsel hafızası ve yeteneği varmış.

Aynı mesleği icra eden çiftler, ilişkinin zorluğundan bahseder hep. Sizse her şeyi rahat ve hafif yaşayabilen bir çift izlenimi bırakıyorsunuz. Sizce nedir bunun sebebi?

- Birbirimizle son derece açık konuşuyoruz. Yanlış anlayacak ve kırılacak diye düşünmeden konuşabiliyorsan evlilik de film de yürür; dünya cennet olur.

İki çocuk annesi bir aktris, çocuğunu kaybetmiş anne rolüne nasıl hazırlanır?

- Şu ana kadar canlandırdığım en kişisel ve kendime, aileme, hayatıma en yakın karakter bu. Çocukların geleceğini ve güvenini her şeyin önüne koyan bir anne... Hangi durumda nasıl hissedeceğini, nasıl davranabileceğini anlamak için içime bakmam, kendimi keşfetmem gerekti.

Oyunculuğum bir açma-
kapama düğmesine bağlı

Eşiniz, sette ‘Kestik’ sesini duyar duymaz karakterinizden ve filmin havasından nasıl anında çıktığınızdan bahsetti...

- Metot yöntemi bana göre değil. Karakterine bürünüp günlerce, aylarca onun gibi yaşayanlardan değilim. Oyunculuğum, bir açma-kapama düğmesine bağlı. Sahne öncesi düğmeye basıp mesleğimi icra etmeye başlıyorum. O kadar yoğun bir histen ibaret ki o gittiğim yer, sürekli orada kalabilmem mümkün değil. Hem kendime hem de etrafımdakilere işkencenin en büyüğünü yaşatmış olurum. Ne gerek var...

Film, özellikle de sonuyla, giderek yükselen kadın hareketine göz kırpıyor...

- Bence de ve harika bir şey bu. SXSW’deki (Austin’de düzenlenen konferans/festival) gösterim sonrası salondaki kalabalık rock konserindeki gibi bağrış çığrış içindeydi. John açık görüşlü ve feminist bir aileden geliyor. Bu ton, bu son, onun içinden gelen bir şeydi. Bana da gurur duymak düşüyor.

Emily Blunt: John bu rolü istememe evlenme teklifine ‘evet’ dememden daha çok sevinmiş olabilir

Mary Poppins olduğum için kızım çok mutsuz

Bu sene ‘Mary Poppins Returns’ filminiz de gösterime girecek. Çekimler bitene  kadar ilk filmi seyretmediğinizi okudum. Doğru mu?

- Küçük yaşta izlemiştim ama hatırlamıyorum. Çok güçlü bir klasik, filmde de Julie Andrews gibi bir ikon... İzleyip etkilenmekten ve kendi versiyonumuzu yaratamamaktan korktum; kitapları okumakla yetindim. Orijinaline saygıda kusur etmeden kendi dilini yaratan bir film oldu.

Çocuklarınız heyecanlı mı?

- Tam aksi... Violet, 20 aylık, anlayacak yaşta değil. Büyük kızım Hazel ise dört yaşında ve annesinin Mary Poppins olmasından çok mutsuz. “Başka bir karakteri canlandırsan olmaz mıydı” diye yalvardı resmen. Haklı; en çok sevdiği film. Julie Andrews’a tapıyor.

Anne-babasının dünyaca tanınan oyuncular olması fikrine alıştı mı sizce?

- Geçenlerde bir ev yemeğinde çocuklar ‘Into the Woods’ filmini izlemek istedi. “Annen oynuyor bu filmde, emin misin” diye sorduk Hazel’a. Sorun olmayacağını söyledi ama o kadar çok ağladı ki durdurmak zorunda kaldık. Senin gözünde annen o senin ve kimseyle paylaşmak istemiyorsun. Kendisi için değil de arkadaşları için daha ‘cool’ bir durum sanki.

Türkiye seyahatimden sonra zihnimde yeni bir kapı aralandı

Aktrisliği ‘yaşam tarzı’ değil ‘meslek’ olarak görüyor Blunt: “Çocuklarımla vakit geçirmek, akşam evde yarışma programı izlemek, arkadaşlarımla yemeğe çıkmak... Sade bir hayatı Hollywood tarzı yaşama tercih ederim.” Bunda renkli çocukluk yıllarının etkisi de büyük. İstanbullu olduğumu duyunca gülümseyerek anlatıyor: “Ailemle enteresan seyahatlere çıkardık. Bir çocuğa mistik gelecek, alışık olmadığın yerler... Türkiye seyahatimizi hiç unutmuyorum mesela. Sanki zihnimde yeni bir kapı aralanmıştı.”

Emily Blunt: John bu rolü istememe evlenme teklifine ‘evet’ dememden daha çok sevinmiş olabilir
John Krasinski: Bırakın boşanmayı, en çok evliliğimize yaradı bu film

Meşhur komedi dizisi ‘The Office’le hafızalarımıza kazınan John Krasinski, ‘Şeytan Prada Giyer’i 70 kez izleyecek kadar sıkı bir Emily Blunt hastası.

Neredeyse hiç korku filmi izlemeyecek kadar korkak biri, neden böyle bir film çekmek ister?

- Özünde korku-gerilim türünde bir film olduğu için bunu söylemek tuhaf gelecek fakat doğru: Bu film, kızlarıma yazılmış bir aşk mektubu aslında. Öncelikle ebeveynlik hakkında. Senaryosu elime geldiğinde ikinci kızımız henüz iki haftalıktı. ‘Çocuklarını dış dünyanın tehlikelerinden korumak için ne kadar ileri gidersin’ sorusu, sanırım yeni baba olmanın verdiği hisle bu kadar içime işledi. Bıyığını okşayarak ‘Şöyle bir sahne de ekleyelim ki iyice gerilsin millet’ diye düşünen bir yönetmen olmadım. Ailenin kendi içinde kurduğu o duygusal ilişkiye yoğunlaştım.

Film öncesi/sonrası evlilik hasar tespiti yapıldı mı?
- Birbirimizin canına okuyacağız diye korkuyordum ama aksine, bu tecrübe sayesinde birbirimize daha derinden bağlandık. Bırakın boşanmayı, en çok evliliğimize yaradı bu film.

Eşinizi yönetirken daha önce bilmediğiniz yanlarını keşfetmiş olmalısınız...…
- Filmin en gerilimi yüksek sahnesini çekiyoruz; küvet sahnesi. ‘Motor’ dedik. Emily oynamaya başladı; iki-üç dakikalık o sahneyi tek seferde tamamladı. O kadar güçlü ve yoğun bir performans çıkardı ki ikinci kez tekrarlamadık bile. Sahne bitmiş, kimseden çıt çıkmıyor, kameraman ve ışık ekibi hâlâ titriyor; Emily ekibe “Çocuklar, akşam yemekte ne varmış bilen var mı? Fajita mı yesek” diye soruyor. Bir saniye önce sanki o sahneyi sıfır tekrarla tamamlayan o değilmiş gibi...

Daha tanışmadan eşinizin en büyük hayranı olmanıza şaşırmamalı...…
- Ona hayran değil ‘stalker’ deniyor aslında. ‘Şeytan Prada Giyer’i en az 70 kez izlemişimdir. Repliklerini ezbere biliyorum.

 

FOTOĞRAF ÇEKMEYİ SEVENLER BURAYA! AKILLI TELEFONLARDAKİ KAMERA ÖZELLİKLERİ NASIL OLMALI?

Fotoğraf çekmeyi sevenler buraya! Akıllı telefonlardaki kamera özellikleri nasıl olmalı?Kaliteli fotoğraf çekmek için artık akıllı telefonlar yeterli. Birçok yeni nesil teknolojiyle yenilenen akıllı telefon kameraları deyim yerindeyse profesyonel makinelere taş çıkarıyor. Yapay zekâ, çift kamera ve kaliteli sensörlerle donatılmış bir akıllı telefon, fotoğraf meraklılarının tüm ihtiyaçlarını karşılıyor. Hürriyet Gazetesi Teknoloji Editörü Ahmet Can, Casper VIA A3 ile kamerada yapay zeka deneyimi ile İstanbul Beyoğlu'nda kısa bir tura çıkıyor. Hem yeni teknolojileri keşfediyor hem de bol bol fotoğraf çekiyor.

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle