GeriKelebek Haftanın Sohbeti
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Haftanın Sohbeti

Sinem’in katil avı

Evin tek kızı... Daha doğrusu hiç kardeşi yok. İstanbul'da annesiyle birlikte yaşıyor

Babası Nail Yılmaz Erken...Antalya'yı mesken tutmuş, doğa tutkunu biri... Kemer Ulupınar'da Park Restaurant'ı işletiyor. Kısa sürede, bölgenin sevilen, sayılan insanı olup çıkmış. Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) temsilciliğinde bulunmuş, tecrübeli bir turizmci...

Erken Ailesi'nin evine gerçek ayrılık ateşi bundan iki yıl önce düşüyor. Kemer'deki evinde cesedi bulunuyor baba Erken'in... Otopside, kafasından ve göbeğinden iki kurşun yediği anlaşılıyor. Emniyet güçleri yakınlarını bulmaya çalışıyor cesedi alması için...

Derken, İstanbul'da oturan kızı Sinem Erken'in telefonu bulunup aranıyor;

- Babanız kalp krizi geçirdi, Antalya'ya bir an önce gelin.

Babasının, aslında bir cinayete kurban gittiğini Antalya'ya ayak basar basmaz öğreniyor Sinem...

Talihsiz adam, geride gözü yaşlı bir eş, genç bir kız ve işletmecisiz kalan bir restoran ile restoranın akıbetini merak eden 20 kadar personel bırakıyor.

27 yaşında üniversite mezunu Sinem, bir yandan katilin izini sürerken, bir yandan babadan kalan restoranın başına geçiyor. Aradan geçen iki yıl içinde katili bulamıyor ama iyi bir restoran işletmecisi olup çıkıyor. Şimdi, yeni bir restoran açma hazırlığında... Sinem ile babasının öldürüldüğü günleri ve geleceği konuştuk.

İdealinizde restoran işletmeciliği var mıydı?

İdealimde böyle bir meslek yoktu. Aksine, babam beni İstanbul'dan defalarca buraya çağırmış ama ben gelmeyi kabul etmemiştim.

Sizi buraya çeken ne oldu?

Beni buraya kader sürükledi diyebilirim. Çünkü, babam öldürülmüştü. O aşamada, bir karar vermek zorundaydım. Ya restoranı işletecektim, ya da babamın yıllarca uğraşarak kurduğu bu yeri başkalarının yönetmesine izin verecektim. İnatçı bir insanım. Buraya gelip mücadele etmeyi tercih ettim.

Babanız neden öldürüldü?

Babam Nail Yılmaz Erken, iki sene önce öldürüldüğünde ben İstanbul'daydım. Çünkü, annemle İstanbul'da yaşamayı tercih etmiştik. Babam 55 yaşında başarılı bir turizmci, tanınmış bir insandı. Aynı zamanda TÜRSAB temsilcisi idi... İki sene önce tek başına yaşadığı evinde ölü olarak bulunduğunda, biri başında, diğeri göbeğinde iki kurşun yarası vardı. Hırsız yapmış dendi. Sonra, bu restoran ve ortaklıkla ilgili bir şey olduğu söylendi. Ama, hiçbir sonuç çıkmadı. Bu cinayet faili meçhul olarak kaldı.

Silah sesini duyan veya katili gören olmamış mı?

Evi, Kemer'in ıssız bir yerindeydi. Damdan girilmiş eve. Babam gece 23.00 civarı eve gelince, içeride karşılaşıyorlar. Daha kapıdan içeri iki adım atar atmaz vuruluyor.

'KALP KRİZİ' DENDİ

Sizin nasıl haberiniz oldu?

Bana, telefonda kalp krizi geçiriyor dendi. Antalya'ya geldiğimde vefat ettiğini öğrendim. Daha sonra ise öldürüldüğünü... İki seneden beri cinayetin araştırması yapıldı. Benim gitmediğim yer, çıkmadığım emniyet müdürü, polis, jandarma kalmadı.

Kafanızı kurcalayan ne?

O kadar çok ki?.. Neden babam?.. Bir de, cinayeti işleyen babamın arabasını da alıp gidiyor. O vakitte, oradan başka türlü dönmek mümkün değil. Araba bir hafta sonra Antalya'da bulunuyor. Araştırma yapılması gerekirken, çok da üzerine gidilmedi.

Babanız silahı sever miydi?

Onu da araştırdılar. Bırakın silahı, biriyle tartışmayı bile sevmezdi.

Peki ortaklarıyla problemi var mıydı?

Vardı.

Onlardan şüphelendiniz mi?

Tabii, başta eski ortağından şüphelendiler. Araştırdılar. Olay anında nerede olduğunu ispat etti.

Herhangi bir parmak izi bulunamadı mı?

Hayır hiçbir şey bulunamadı. Açıkçası ben İstanbul'dan kalkıp geldiğimde evin içine polis dahil, herkes girmişti. Hiçbir ciddiyet yoktu. Bizim akrabalardan çevreden girip çıkan bir dolu insan vardı.

İPUCU BULUNAMADI

Cinayeti işleyen evden bir şey almış mı?

Ev dağıtılmıştı. Hırsızlık süsü verilmiş de olabilir. Evden sadece cep telefonuyla cüzdanını almışlar. Cüzdanının içinde de çok fazla para yoktu. Hırsızın 9 mm çapında silah taşıması, cinayeti göze alması bana pek mantıklı gelmiyor açıkçası. Hırsız niye katil olsun ki?..

Namus meselesi olabilir mi?

Bilmiyorum. Çünkü, babam bize her şeyini anlatmazdı.

Çalışanlarıyla bir problemi var mıydı?

Sorgulandılar. Ama, onlar babama tapan insanlar. Şu an, ben aynı insanlarla çalışıyorum. Düşünsenize babanız öldürülüyor. Siz hiç yaşamadığınız, bilmediğiniz bir yere gelip restoran yönetmeye başlıyorsunuz. Oysa ben Antalya'ya sadece tatile gelirdim. Şimdi bütün her şeye sünger çekip, oradaki kariyerinizi, geçmişinizi bırakıyorsunuz ve yeni bir yaşama başlıyorsunuz.

Burayı satmayı düşünmediniz mi?

Düşünmedim. Burayı babam çok büyük emeklerle yaptı. Belki de onu öldürenlerin istediği buydu. O anda bunu düşündüm. Bir şey çıkar mı diye düşündüm. Beklemeye karar verdim. İşini üstlenmek, çevresini tanımak ve bu arada birşey olursa, olayların içinde olmak istedim. Fakat, iki seneden beri hiç ipucuna rastlamadım.

TEHDİT ALMIYORUM

Herhangi bir tehdit almadınız yani...

Hayır almadım.

Burada umduklarınızı buldunuz mu?

Buraya duygusal bir şekilde geldim. Babamın işini devam ettirmek istiyordum. Geldikten sonra burası insanı kendisine bağlıyor.

Evde yemekleri kim yapıyordu İstanbul'da?

Annem.

Şimdi siz başkalarının karnını doyuruyorsunuz.

Ben ve tüm çalışanlar birlikte yapıyoruz bu işi. Şu an 13 kişiyiz. Sezonda 20'yi buluyor çalışan. Burada kimseye patronluk taslamıyorum. Babamı kaybettikten sonra onlarla oturup bir toplantı yaptık. Dedim ki, ben burayı işleteceğim. Ama sizinle işletirim. Elimizden geleni yapmaya hazırız dediler. Bunun üzerine, restoranın kapısına hiç kilit vurmadık. Hiç kimse de işleyişin değiştiğini anlamadı. İnsanlar, satıcılar beni tanıdı.

Bu işi sürekli yapmayı istiyor musunuz?

Dayım ve annem de burada. İstanbul defterini kapattık. Eğer fırsat olursa bunu sonuna kadar yapmayı istiyorum. Artı bir restoran daha açmayı hedefliyorum.

Evlilik düşünüyor musunuz?

Şu an düşünmüyorum. Benim için burası önemli. Oğlak burcunda olduğum için işimi çok önemserim. Bu sosyal hayatımı ihmal ediyorum demek değil. Çok canım sıkıldığında İstanbul'a gidiyorum. Arkadaşlarımla görüşüyorum.

BÜYÜK DESTEK

‘Kadın başına ne işi var burada’ diyen oldu mu?

Aksine destek gördüm. Yöre insanından destek gördüm. Sen bizim kızımızsın diye arkamda oldular.

Genelde aileler büyüyünce işin ucundan tutsun diye erkek evlat isterler.

İş başa düşünce, erkek kız farketmiyor. Sonuçta bir şeyi isterseniz yapıyorsunuz. Benim gibi biraz inatçı olmanız gerekiyor. Burayı ve doğayı da sevmeniz gerekiyor. Babam onun sağlığında buraya gelmemi ve işi öğrenmemi çok istedi. Fakat, vefatından sonra kısmet oldu.

KİM KİMDİR

Sinem Erken

29 yaşında. İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu. Çeşitli gazete ve dergilerde muhabirlik yaptı. Babasının öldürülmesinden sonra yaşadığı İstanbul'dan Antalya'ya taşındı ve babasından kendisine miras kalan Ulupınar'daki Park Restaurant'ı işletmeye başladı. Bekar.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle