‘Bebekliğin lükslerinden ayrılmak hiç kolay değil’

Güncelleme Tarihi:

‘Bebekliğin lükslerinden ayrılmak hiç kolay değil’
Oluşturulma Tarihi: Aralık 21, 2023 12:24

Lorin okulda arkadaşlarıyla kendi yemeğini yerken evde ‘bebek gibi’ Gizem’in ona yedirmesini istiyor. Gülay ve Gizem’in gündeminde çocukların 4 yaş civarında yaşadıkları bebeklikten çocukluğa geçiş sancıları var.

Haberin Devamı

Gizem: Gülay, gerçekten aşamadığım bir konuyla geldim bu hafta. Lorin asla kendi kendine yemek yemiyor. Okulda böyle değilmiş ama evde ve dışarıda bizimle olduğu anlarda, hep ona bizim yedirmemiz gerekiyor. Artık restoranlarda filan onun yaşında diğer çocukları kendi başına yerken görünce bayağı imreniyorum. Ben nerede yanlış yaptım?

Gülay: Tam ‘bebek mi çocuk mu’ ikilemi yaşanan yıllara hoşgeldiniz (gülüyor)… Okulda yaşıtlarına karşı ben büyüdüm, hallederim modundalar ama ebeveyne karşı hâlâ “Benimle ilgilen, bütün dikkatin bende olsun” demenin bir yolu olabilir bu.

Gizem: Zaten “Ben okulda kendim yerim ama evde siz yedirin” diye açık açık söylüyor. Ağzında tutmalar, bir lokmayı 10 dakikada yutmalar… Bir saat sürüyor masadan kalkması, gerçekten ruhuma fenalıklar geliyor. Ben de dayanamayıp zaten kendim yedirmeye başlıyorum. Bebek değil ve haklısın tam büyük çocuk da değil. Bir noktada kendi kendine yiyecektir, değil mi ya?

Haberin Devamı

Gülay: Emin ol ki yiyecek, yiyorlar. Kimi daha çabuk, kimi biraz daha geç. Bebekliğin bütün lükslerinden bir anda ayrılmak kolay değil, düşünsene sen olsan bu rahatı bırakır mısın? Üzerim giydirilsin, kitap okunsun, keyifle dinleyeyim, huzurla uyutulayım, oh mis. Bazı çocuklar büyümeyi daha fazla istiyor ve bağımsız hareket etmek için hemen sorumluluk alıyor. Sanırım karakter de burada belirleyici.

Gizem: Bak aydınlattın beni şu an. Zaten Lorin büyümek istemediğini söylüyor. Yüzme öğrendiğinde bile “İstediğim zaman kolluklarımı yine takarım değil mi” diye sormuştu. Bu aralar “Sütümü biberonla versene” falan diyerek beni de deniyor. Eve bebek de gelmedi, (gülüyor) neyin tribinde bu arkadaş acaba?

Gülay: Prenses Lorincim (gülüyor) bebekliğin, ilginin alakanın tadını sonuna kadar çıkaracak desene...

Gizem: Eve bir yavru köpek gelmesinin ve ona da ilgi göstermemizin bir katkısı var mıdır sence? Bir de yeni kuzeni doğdu, onu gördükçe kendisinin bebek olmadığını idrak ediyor ve direniyor da olabilir.

Gülay: Yavru köpekle başta ‘kardeş kıskançlığı’ yaşadık biz de ama ikisinin farkını çok hızla anlıyorlar ve çabucak geçiyor. Ancak kuzen bunu tetiklemiş olabilir. Hele ziyaretler sırasında herkes bebekten bahsediyor, ortamdaki herkes bebeğin tatlılığını konuşuyorsa kendini iyi hissetmeyebilir.

Haberin Devamı

Gizem: Çok görmüyor bebeği, uzakta olduğumuz için ama ortada kendisine değil, ona karşı bir hassasiyet olduğunu anlıyor tabii. Desene bizimkinin asıl olayı büyüme sancısıymış. Ah benim canım ya, küçücük dünyasında neler yaşıyor? Kim bilir ne kadar zorlanıyor.

Gülay: Biz bu süreçte büyümenin ne kadar güzel olduğunu konuştuk çoğunlukla. Ben bu yöntemi, bezi bırakırken keşfetmiştim. Doğrudan dikte ederek değil ama büyümenin güzellikleri konulu masallar uydurarak ya da istediği bir etkinlik veya oyunu ‘büyüdüğünde yapacağız’ diye hayal etmesini sağlayarak...

Gizem: Evet, çok mantıklıymış, ben de büyümeyle alakalı güzellemeler düşüneyim biraz. O da hem kendini hem de bizi yormadan büyüsün lütfen ya (gülüyor.) Her adım bu kadar zor olmamalı!

Haberin Devamı

Gülay: Seni mutlu edecek cevabı mı vereyim, gerçekleri mi?

Gizem: Mutlu edecek cevabı lütfen (gülüyor.) Gerçeklere yerim kalmadı.

Gülay: O zaman merak etme, bunu da atlattın mı her şey daha kolay olacak. Her sorununu kendi çözecek, sen sadece izleyeceksin (gülüyor).

Gizem: İşte hayattan beklentim!

Gülay: Yok, tabii ki böyle değil. Her yaşın başka bir alışması, öğrenmesi, adaptasyonu oluyor. Ama her yaşın ayrı bir güzelliği var.

Gizem: O zaman herkese büyüme ve büyütme yolculuğunda bol şans dilerim.

BAKMADAN GEÇME!