‘Ayrılık, ayrılık yaman ayrılık’

Güncelleme Tarihi:

‘Ayrılık, ayrılık yaman ayrılık’
Oluşturulma Tarihi: Aralık 16, 2023 13:15

5 günlüğüne Finlandiya’ya giden Gizem, Lorin’den ilk kez bu kadar uzun ayrı kalıyor. Özlem başlayınca çocuklar bu duyguyla nasıl baş edebileceklerini bilemiyorlar. Ebeveynler içinse güvenli ayrılmanın en iyi yöntemi doğru iletişim kurabilmenin yollarını bulabilmek.

Haberin Devamı

Gülay: Gizemcim biliyorum ki Finlandiya’dasın. Nasıl ayrıldınız Lorin’le? Sorun yaşandı mı?

Gizem: Bu satırları sana -6 dereceden yazıyorum (gülüyor).Lorin’le 4,5 sene sonra ilk uzun ayrılığımız oldu. 5 günlük bir iş seyahati. Daha önce de çok kez ayrıldığımız için veda ederken sorun yaşamadım. Ancak günler geçtikçe özlem başlıyor ve bununla nasıl baş edeceğini bilmediğinden biraz mızırdanıyor. Bu duygusunu tanımasına yardımcı olmaya çalışıyorum.

Gülay: Sizin iletişiminiz kuvvetli, mızırdansa da Lorin senin işinin ne gerektirdiğini biliyor.

Gizem: Evet ama bu fırsatı iyi değerlendirmem lazım. “Özledin mi? Hemen mi? Sen kocaman kız oldun, bunun için ağlanmaz” gibi laflar ederek duygusunu tetiklemek istenmeyen sonuçlar yaratabilir.

Gülay: Bu tip durumlarda sık kullandığım sihirli kelimeler ‘seni anlıyorum’ ile ‘haklısın’ idi. Ayrıca 10 yaşını geçmiş ama annesi birkaç günlüğüne şehir dışına gittiği için ağlayan çocuklar gördüm. 5 yaşında biraz söylenmesi çok normal.

Haberin Devamı

Gizem: Ben 1 yaşından beri ayrılıyorum Lorin’den. Yarım günle başladık ve bu defa 5 güne kadar çıktık. Bakkala bile gidiyorsam hiç ondan saklanıp kaçarak çıkmadım evden. Misal soğuk havadan dolayı bugünlük onu götüremeyeceğimi söyledim. Çocuğa güven vermek, onu anladığımızı göstermek önemli.

Gülay: Ben bütün bunları yapamayacak kadar küçükken bırakmaya başlamıştım Bilge’yi. Annem baktığı için elim kuvvetliydi ve uzun saatler çalıştığım için sık sık ayrı kalıyorduk. Beni anlayacağı yaşlardaysa hep “İşe gidiyorum” diye açıkladım, senin de yaptığın gibi. Hiç yaşamadık ağlama ya da benzeri bir sorun. Okula da seve seve gitti. Hatta bizi kapıda bekletti, oyunum bitsin çıkacağım diye (gülüyor).

Gülay: “Sık kullandığım kelimeler ‘seni anlıyorum’ ile ‘haklısın’ idi. Hiç yaşamadık ağlama gibi bir sorun.”

Gizem: Biz birkaç gündür Finlandiya’da yuvaları, anaokullarını ve çocuk sağlık merkezlerini geziyoruz. Öncelikle söylemem lazım ki hepsi devletin kurumları. Zaten özel yok. Burada doğumdan 5 yaşa kadar olan dönemi kapsayan erken çocukluk eğitimine çok önem veriyorlar. 9-10 aylık bebekler önce aileleriyle birlikte bazı oyun gruplarına katılıyorlar. 1 yaşına kadar anne evde çocuğuyla güvenli bağlanma sağlıyor. Çünkü doğum izni 1 yıla yakın, toplamda 320 gün. 1 yaş sonrası saatlik olmak üzere çocuklar bu kurumlara getiriliyor ve güvenli ayrılık için ilk adımlar atılıyor.

Haberin Devamı

Gülay: Ah dedim ya, ben şartlar öyle gerektirdiği için o kadar erken bıraktım ki, içimde bir yara hâlâ... Doğum iznimin tamamını bile kullanamadım ki topu topu 3 aydı.

Gizem: Aslında kendini bu kadar suçlama. Avrupa’da birçok ülkede böyle. Rusya’dan buraya taşınan bir kadınla sohbet etme şansı buldum. 18 aylık bebeğini kreşe bırakıp diğer 2 çocuğuyla yanımıza gelmişti. Burada hayat daha rahat ve ailelerine daha çok vakit ayırabildikleri için taşındıklarını anlattılar.

Gülay: Türkiye’de eğitim olanakları ve şartlar maalesef bu seviyeden çok uzak.

Gizem: Finlandiya’da okullar ücretsiz, bunun bir ticaret olamayacağını savunuyorlar. Ve tam gün, yemek dahil devletten. Hamilelik itibariyle de anne ve doğum sonrası çocuk için 6 yaşına kadar ücretsiz rutin kontrollerini yapıyorlar.

Haberin Devamı

Gülay: Üzerine tezler yazılan bir sistemden bahsediyoruz. Her şeyi düşünmüşler, ne güzel.

Gizem: Evet öyle… Aslında aile çocukla o kadar güvenli bir bağ kuruyor ki ayrılma vakti geldiğinde çocuk zorlanmıyor ve tabii aile de. Rusya’dan gelen Natali Hanım kızını ilk kez 15 aylıkken gündüz bakımevine bırakıyor. 1 uzman sadece
4 bebeğe ev gibi bir ortamda bakıyor. Sonra 18 aylıkken kreşe başladığında da hiç zorlanmıyor. Zaten çocuklar burada ailelerinden 3-4 adım ötede kendi başına yürüyor. Elinden tutarak yürümek, elinde tabakla arkasından koşturmak gibi alışkanlıkları yok.

Gülay: Bizdeki geleneksel annelik tutumlarının tam zıddı.

Gizem: Hep birey olmaktan bahsediyoruz ya, buradaki kreşlerde kendi boylarındaki yemek raflarından kendi yemeklerini tabaklarına alıyorlar. Masalarını temizliyorlar.Çocuğu ön planda tuttukları, basit ama kıymetli bir eğitim sistemleri var. 3-5 yaş arasındaki çocukların yüzde 90’ı kreşe gidiyor. Dolayısıyla annesi seyahate gittiği için ağlayan 10 yaşında çocuklar yok.

Haberin Devamı

Gülay: Bunda ebeveynin uyumlandığı bir sistem olmasının önemi büyük.

Gizem: Evet, Tampere Üniversitesi’nde görevli Prof. Dr. Zsuzsanna Millei erken çocukluk döneminde eğitimin önemine dair araştırmalar yapıyor. Kendisi Avustralyalı ancak birkaç yıldır burada yaşıyor. Çok güzel bir örnek verdi: “Avustralya’da veliler her yerde ve tüm konular hakkında fikirleri var. Finler ise öğretmenlere çok güveniyor ve hiçbir şeye karışmıyorlar.” İşte senin söylediğin gibi ebeveynin uyumlandığı bir sistem var burada. Öğretmenlere son derece önem veriyor ve yaşam standartlarını da en iyi seviyede tutmaya çalışıyorlar.

Gülay: Harika gözlemlerle döneceksin Finlandiya’dan. Sonra yine bu konuyu ve orada öğrendiklerini konuşalım mutlaka.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!