Benim aslında hiç dostum yok

Güncelleme Tarihi:

Benim aslında hiç dostum yok
Oluşturulma Tarihi: Aralık 17, 1999 00:00

Haberin Devamı

Bir Serdar Ortaç fırtınası esiyor ki hiç sormayın! Üstelik O, yüzyılın son ödülü Altın Kelebek’e halkın oylarıyla ilk kez sahip oldu...

Hal böyle olunca Ortaç'la görüşmek şart oldu. Önce sıkıldığı kısa süreli sevgilileri, cevabı belli soruları, sonra da beklentilerini anlattı...

Altın Kelebek Ödülü'nün anlamı nedir?

Ödülün güçlü adaylarından biri olduğum fısıltıları geldiği zaman kendime fazla şans tanımamıştım. Halkın ödülünü hep hissediyorum ama ödülü somut olarak elimde tutmamıştım. Altın Kelebek Ödülü'nden sonra şöyle diyorum: Artık kendime güvenmeliyim! Sezen Aksu'nun en iyi kadın solist ödülünü aldığı bir kulvarda Serdar Ortaç'ın olması ayrı bir kıvanç verdi. Ayrıca ödül gecesi beni ezmeye çalışanların bile ellerini isteyerek vurduğunu gördüm.

O gece ‘‘bu ödül çikolata gibi’’ demiştin.

Ülkemde ciddiye alınan organizasyon o kadar az ve eksikliği o kadar çok ki. Yıllardır müzik dalında bizi milletçe ilgilendiren hiçbir şey yok. Eurovizyon'u unuttuk. Yerini milli takımın maçları aldı. Toplumu mutlu eden şeyler yalnızca futbola endekslendi. Müzik ise kendi içinde kayboldu ve tek sahibi magazinciler oldu.

Ama bazen var olma nedeni de bu değil? Mesela Ebru Gündeş hastalanıyor. Ölümle yaşam arasında bir noktadayken hayranlarının gelip gelmediğini soruyor. Buna nasıl alışıyorsunuz?

Başınıza kötü birşey geldiğinde acaba sevenlerim beni düşünüyor mu yoksa tüh tüh yazık mı oldu diyorlar endişesini taşıyorsunuz. Hapisteyken televizyonda kendimi bir numarada görünce o kirli yatakta bile rahat uyurdum. Çıkınca daha iyisini yapacağım derdim. Ebru'nun yaşadığı da bu. Onu alkışlayanların yanında olup olmayacaklarını merak ediyor.

Yani para, alkışlar, televizyon falan ama halkın sevgisini ancak başınıza gelen kötü olaylarla sınayabiliyorsunuz.

Evet maalesef. Ama başarılı olmasaydım etrafımda kim olurdu?

600 gece askerlik

Doğru ama Serdar Ortaç'ın yükselen bir trendi vardı ve bu hapisle kesildi. Toparlanmak mümkün olmayabilirdi. Bu nasıl başarıldı?

Suçlu olmadığımı bile bile cezaya mahkum edildim. Suçsuzluğumu anlatamazdım çünkü karşımda askeri mahkeme vardı. 66 gece özgürlüğümü sattığım yer askeri cezaeviydi. Askerliği 600 gece gibi yaptım. Sabahları 06.00'da kalktım, yer temizledim ve akşamları 21.00'de yattım. Ben günah keçisiydim. Siz kaçarsanız biz de böyle yaparızın kurbanı oldum. Bütün negatifleri bir arada yaşayıp, hapisten çıktıktan bir ay sonra durumu pozitife çevirmek her baba yiğidin harcı değil. Ama bunu yaşamam gerekiyormuş gibi düşündüm.

Serdar Ortaç'a çatan sonradan nedense dostu oluyor. Neden?

Kendimi anlatamıyorum. Anlatamadığım için de yanlış anlaşılıyorum. Ne söylesem başka yere çekiliyor. Beni sevmemeye başlıyorlar. Milyonlarca dostum var ama düşmanım da çok.

İsim vereyim o zaman. Okan Bayülgen yıllarca uğraştı. Ama sonra programına katıldınız ve arkadaş tablosu çizildi. Kaleleri fethetmek hoşunuza mı gidiyor?

Başarılı olduğum sürece dostum çoğalacak ve güçlü oldukça etrafım dolacak. Posterlerin asılı ve şarkıların dillerdeyse herkes birgün seninle buluşmak zorunda kalıyor. Bayülgen, ismimi kullanarak yıllarca reyting yaptı. Aynı Okan Bayülgen, en yüksek reytingini de benim katıldığım programda aldı. Serdar Ortaç senelerce onun hakir gördüğü adamdı. Yarın bana işi düşecek insanla niye dalaşayım. Biliyorum ki iki sene uğraşacak ama finali benimle noktalayacak.

İntikamı sevmem

Herkes için geçerli mi bu?

Tabii. Sohbetlerinde arkamdan atıp tutanlar, albümleri çıkarken yavaş yavaş telefon etmeye başlarlar. Ben de niye önce arkamdan konuşup sonra bana geliyorsun demem. Bu işlerde intikam olmaz intikam almayı da sevmem.

Bu sabır mı yoksa kural mı?

Ama programına çağırdığında ya da beste istediğinde televizyon tarihine geçecek öyle sekiz şey isterim ki yerine getirildiğinde galip benimdir.

Dostunuz yok anladık. Peki ihtiyacınız?

Bundan sonra şansım yok. Eski hayatıma dönemem. İnsanın kendine ait hayatı olmadığı zaman kendine ait dostları da olmuyor. Para içinde yüzdüğünde ve havuzu dolduracak kadar paran olduğunda, o evi dolduracak kadar dostun olmuyor. Sen de ne yapıyorsun o zaman? Yalnız yaşamaya tahammül edemediğin için dost gibi gördüklerinle dolduruyorsun evi.. Eski yaşamını özlediğin için de eskisi gibi rahat davranıyorsun. Ve birgün onlar dostun olmadığında evin dışına taşıyorlar yaşananları.

Yıpratıcı değil mi bu?

Ya yalnız kalacaksın ve dostun olmayacak. Ya da yalnızlık gibi kötü bir duyguyu yenmek için dost sayılabilir dediklerini seçeceksin. Birgün sırlarımı bir yerde anlatırlar diye de bekleyeceksin.

En çok ne soruluyor size?

Neden bu kadar sevgili değiştirdin, cevabı sanane. Bu albüm için çok çalıştın şimdi mutlu musun, cevabı elbette. Ben ise başka şeyler anlatmak istiyorum.

Ne mesela?

Mesela Etiler Mahallesi'nin dışına çıkmamışım yıllardır. Geçen gün sabah 07.00'de çok daraldım. Arabama atladığım gibi Topkapı'ya. Merter sapağında binlerce tanımadığım insan gördüm. Anneannelerin ördüğü tarzdan kazak giymiş bir adam, şalvar pantalonunun üzerine çorabını çeken bir genç. Futbol oynayarak işe giden üç genç. Ben bu ülkede mi yaşıyorum diye sordum kendime. Bu kadar kozmopolit bir ülkede yaşarken, Etiler Mahallesi'nin mehsuplarının haberlerini Topkapı, Diyarbakır izliyor mu acaba? İnsanları sadece böyle mi eğlendireceğiz yoksa gerçek fikirlerimizi söyleyeceğimiz ortam yaratılacak mı? Ben artık yarışma programlarında şarkı söyleyip soru cevaplayan sanatçı olmak istemiyorum.

Var olandan mutsuz olanın itiraz hakkı yok mu?

Cengaver gibi tek başına bununla ugraşamam ki. Sözüm geçmez. Büyüklerimiz yol açacak ki peşinden gidelim. Televole diye başlayan macera futboldan çıkıp bizim etrafımızda dönmeye başladı. Ne güzel bir sohbet oldu bu. Bu düşüncelerimi merak edip etmediklerinden bile kuşkuluyum. Artık karar verdim ropörtaj yapmak istemiyorum. Hiç normal magazin sorusu yöneltmediniz.

Sevgiler her zaman var

Soracağım elbette? Çapkın olduğunuzu biliyorum mesela.

Asrın Hatası albümüm olmasaydı, ne çapkınlığım ne de klibim konuşulurdu. Yeni sevgililer her zaman olur.

Genç ve ünlü olmanın etkisi yok mu?

Şöhretli olmak sevgilinin sayısını çoğaltmıyor. Sevgilinin ipleri vermesini sağlıyor. Hükümranlığı, söz ve tercih hakkını veriyor. Şöhret kişinin teslim olmasını kolaylaştırıyor.

Bu nedenle de kısa sürüyor öyle mi?

Her kadına genellemek doğru değil ama her zaman teslim oluyorlar. O zaman savaşı mücadelesiz kazanıyor ve başka ülkeler de istiyorsunuz. Çiçek alıp gitmiyorsun mesela.

Kadının nazlanma şansı kalmıyor ki bu durumda.

Lanet olası bir bolluk var. Evinin kadınını bulmakta zorlanıyorsun.

Evlenmek istiyorum

Evlenmek?

Yuva kurmak çok istiyorum. Keşke ünlü olmadan bulsaydım.

Bitmez miydi?

Hayır o doğru kadın olurdu. Şöhretime gelmediğinden emin olurdum. Piskopat olmazdım.

O zaman evlensen de aklında hep bir soru kalacak.

Ömrüm boyunca soru işaretiyle yaşayacağım. Yatağa her girişimde. Artık kadınlara kapımı kapattım. Bu camiaya ve düzene de. Çok sıkıldım. Kendimi frenleyeceğim. Kendimi işime verip duygularımı evlendiğim kadına bırakacağım. Zaman zaman yabancı bir kadın mı alayım diyorum. Ama o zaman Yaz Yağmuru şarkısını gözüne bakıp nasıl söyleyeceğim?

Zaten alayım diyorsun.

Yok. Nereye gidersen git, erkek sohbetinde vardır bu. Şöhretle ilgisi yok. Osmanlılığın verdiği birşey.

Gelecekte çok güçlü olacağım

Aslında sohbetin Serdar Ortaç'la ilgili tek kelimelik bir özeti var. Herşeyden çok sıkılmış; çok bıkmış.... Oyunun kuralını kavramış olmak onu rahatlatmaya yetmiyor. Neyi, nasıl yapacağını bilmediği de kesin. Bütün sohbet boyunca yalnızca tek bir soruya kuşkusuz ve hiç tereddütsüz cevap veriyor:

10 yıl sonrasının Serdar'ını görebiliyor musun?

Eğer yaşıyorsam. Başıma kötü birşey gelmediyse kesinlikle çok güçlü olacağım.

Müzikte mi?

Yalnızca müzik değil. Ticarette de. Şimdiden incelediğim birkaç alan var. Bu alanlarda kesinlikle bir numara olacağım.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!