40 yıl önce, 40 yıl sonra...

Güncelleme Tarihi:

40 yıl önce, 40 yıl sonra...
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 03, 2006 15:57

1964 yılında kurulan Parlamento Muhabirliği Derneği’nin 42 yıl sonraki, yeni bugünkü yöneticileri, ağabey ve ablalarını hatırlamışlar, 30 yıl dernek üyesi olarak “ayakta ve hayatta kalabilenler”e birer plaket vermeyi düşünmüşler.

Dün gibi hatılıyorum.

Daha TBMM’ye yeni yeni ısınmaya başlamışım.

Cumhuriyet’ten rahmetli Sait Arif Terzioğlu, Zafer’den Muammer Taylak, Akşam’dan Şemsi Kuseyri, Hürriyet’ten Behiç Ekşi, Yeni İstanbul’dan Muzaffer Yılbar, Milliyet’ten Orhan Tokatlı, Son Havadis’ten Abdullah Uraz kurucu üye olarak derneğin genel kurulunda yönetime gelmişlerdi. İlk başkan Terzioğlu idi.

Şu anda Tokatlı ve Uraz aramızdalar. Diğerlerini rahmetle anıyorum.

1960 öncesi ve sonrasında Meclis’te görev yapan eski meslekdaşları görmek oldukça heyecan vericiydi.

Büyüklerimizi ve de küçüklermizi bir araya getiren PMD yöneticileri böylesine günleri tekrarlayacaklarını söylediler. İyi iş yapmışlar. Kendilerini gönülden kutlarım.

Gelecek yılki toplantıya kimler katılır bilemeyiz.

Birşey var ki en az 30 yıl dernek üyesi olanlar (1965’de üye olduğum için, söylemesi ayıp olmasın 41 yıllık üyeymişim meğer) yani bizlerin çalışma koşulları ne kadar ağırmış. Şimdi anlamak mümkün.

1960 sonrası Meclis’inde kulislerden haber almak kolay değildi. En önemlisi haberleri topladıktan sonra Meclis’ten bürolara yazdırmak, ordan teleks vasıtasıyla İstanbul merkezine ulaşmak son derece zordu. Büyük gazatelerin Meclis’teki akredite muhabiri ile görüşmesi özel hatlı telefonlarla sağlanırken, ben telefon kabinine girip jetonla bürodaki arkadaşlara haber yazdırdığımı çok iyi hatırlıyorum. Jeton bitince Meclis’teki postaneye koşup haberi bitirmek için canımız çıkardı.

Bir de haberin kimse tarafından duyulmaması, özel haberlerin gizlice geçilmesi için verilen mücadeleler dün gibi hatırımda. Bazen büroya koşar, özel haberimi yazıp sonra Meclis’e dönerdim.

Matbaalar Rüzgârlı Sokak’taydı ama büyük gazetelerin büroları Meclis’e yakın yerlere, yani Kızılay ve Bakanlıklar’a taşındığı için Meclis’e araçla gitmek gerekmiyordu. Zaten taksi ile gitmek de lüks sayılırdı.

Şimdilerde öyle mi?

Her muhabirin arabası var. Meclis’te basına ayrılmış park yeri var. Ellerinde bir iki tane cep telefonu. İstedikleri yerden istedikleri gibi gizli-açık haberlerini yazdırabiliyorlar, canlı yayına bağlanabiliyorlar. Yemeklerini birinci sınıf restoranda yiyorlar, paralar gazeteden. Zaten yemekler paralı denmeyecek kadar ucuz.

Zorlukları yok değildir ama bizim çektiğimiz mahrumiyetler geride kaldı.

Her alanda öyle.

TBMM Bşkanı Arınç ve bazı bakanlar, anamuhalefet lideri Deniz Baykal ve diğer siyasilerin katıldıkları “plaket” verme gecesinde neredese 30 yıldır görmediğim meslek büyüklerime rastlayınca bir hoş oluyor insan.

Eski Hürriyetci’lerden Aclan Akıncı ile birlikte gittiğimiz gecede aramızdan ayrılanları rahmetle andık.

Orhan Tokat, Ali Abalı, Atilla Bartınlıoğlu, Hüsamettin Çelebi, Turgay İçöz, Ercan San, Feridun Evrensel, Abdullah Uraz, Teoman Karahun, Hüsamettin Ünsal, Emel Aktuğ, İffet Aslan ve nicelerini gördük katılanlar arasında.... Mehmet Ali Kışlalı, Can Pulak, Selçuk Sümer ve diğerleri ile selamlaşıp, konuşarak eski günlere uzandık.

İyi ki gitmişiz!

Güzel bir gece geçirmenin keyfini anlatmak uzun sürer.

En iyisi tadında bırakmak...

Sevgiler,

Sezai

 

 

 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!