'Hem ajanslar hem müşteriler daha esnek yapılar kurmalı'

Hürriyet Haber
24.06.2017 - 01:21 | Son Güncelleme:

Kırmızı Kampanya / Perakende kategorisinde “Metro Toptancı Market” ve Otomotiv, Yan Sanayi ve Aksesuar kategorisinde “Doğuş Otomotiv – Volkswagen” için hazırladığı çalışmalarla ödül kazanan Medina Turgul DDB Genel Müdürü Yasemin Altan, projelerinin hikayesini anlattı.

Bu yıl Kırmızı Kampanya / Perakende kategorisinde “Metro Toptancı Market” ve Otomotiv, Yan Sanayi ve Aksesuar kategorisinde “Doğuş Otomotiv – Volkswagen” için hazırladığınız çalışmalar ile ödül kazandınız. Bu çalışmalar ile ilgili biraz bilgi verebilir misiniz? 

İki kampanyamızda çok gurur duyduğumuz çalışmalar oldu. Farklı zorlukları, farklı dinamikleri içeren bu iki işimizin de Kırmızı’da ödül kazanması bizim için ayrı bir mutluluk kaynağı.

Volkswagen ile yıllara dayanan ilişkimiz belki de sektörün en uzun müşteri/ajans ilişkilerinden biri. Bu bize markamızı çok iyi tanıma, anlama ve sahiplenme imkânı sağlıyor. Özellikle bu Volkswagen gibi tüketicilerin gönlünde taht kurmuş bir marka olduğu zaman, her sene çıtayı biraz daha yukarı koyuyor, her sene iletişimimizin nereye evrilmesi gerektiği konusunda uzun toplantılar yapıyoruz. Burada hem bizi hem de markamızı en çok besleyen kaynak gerçek tüketicilerden topladığımız iç görülerimiz. Bu şekilde gerçekten tüketicimiz kendi hislerine tercüman olan bir iletişim ile karşılaştığında markayla daha da kuvvetli bir bağ kuruyor.

Hem ajanslar hem müşteriler daha esnek yapılar kurmalı

Bu sene ise yeni bir lensle tüketicilerimize baktığımızda şunu gördük; Volkswagen sahipleri arabalarını sevdikleri kadar, başka Volkswagen kullanıcıları ile birlikte ortak bir sevgiyi paylaşan bir topluluk. Ve bu ‘aile’nin bir parçası olmaktan mutlu ve gururlular. Biz de şimdiye dek tekil bir perspektiften anlattığımız Volkswagen sevgisini bu sene biraz daha çoğul bir platforma taşıyarak ‘Benzersiz özelliklerle dolu bir aile’ kampanyasını hazırladık. Tüm parçalarıyla tüketicisinden, bayisine, müşterimizin yönetim kadrosundan, her bir ajans çalışanına kadar hepimiz bu ailenin bir üyesiyiz ve bu aileyi iletişim çalışmalarımızda gerçek iç görüler, hikayelerle büyük kitlelere anlatma şansı yakaladık. Bu da yalnızca Volkswagen sahiplerine değil Volkswagenseverlere ulaşan, keyifli bir çalışma oldu.

Metro Toptancı Marketle ise daha yeni bir ilişkimiz var. Bir önceki kampanyamız ‘Coğrafi işaretli ürünler’ çalışmamız ilk birlikte çalışmamızdı. Bu sene ise daha büyük bir perspektiften, yalnızca Metro’yu değil, tüm perakende zincirinin halkalarının ne kadar önemli olduğunu anlattığımız bir çalışma yaptık. Bu kampanyayı hazırlarken müşterimizin hem üreticiye hem de tüketiciye verdiği değer bizim en büyük ilham kaynağımız oldu. Tüm zincirin hem ne kadar büyük bir emekle çalıştığını, hem de ne kadar yüksek standartlarla iş yaptığını yerinde inceleyerek gördük.

Hem ajanslar hem müşteriler daha esnek yapılar kurmalı

Bunun sonucunda 2 reklam filmi hazırladık. Birinde tüm zincirin ne kadar büyük bir emekle çalıştığını, diğer filmde ise ne kadar yüksek standartla ürünlerin tüketiciye ulaştırıldığını anlattık. Burada oyuncular yerine gerçekten üreticileri ve çalışanları kullanmamız daha da gerçekçi ve duygusal bir iletişim yapmamızı sağladı.

Türkiye’de reklamcılığın daha da gelişmesi için neler yapılmalı? Reklamverenler, yayın kuruluşları, ajanslar ve tabi ki sektör temsilcilerine ne tür görevler düşüyor?

Bu sorunun elbette bir tane cevabı yok. Fakat daha da önemlisi buna verilebilecek cevapların her gün, ay, yıl değişmesi. Tüketici, tüketici alışkanlıkları ve sosyal hayatımız çok hızlı değişiyor. Bu yüzden belki de tek geçerli gerçek sektörün gelişmesi için hem biz ajansların hem müşterilerimizin değişime açık olması gerektiği.

Yeni mecralar, yeni yapılar, yeni tüketici alışkanlıklarıyla beklentiler her gün değişiyor. Y, Z, Alfa gibi yeni jenerasyonlar, yeni teknolojiler, yeni mecralar hayatımıza girdikçe doğru yerde doğru şekilde iletişim yapmanın önemi daha da artıyor.

Bunun için hem ajansların hem de müşterilerimizin çok daha esnek yapılar kurabilmesi gerekiyor. Elbette çok uzun senelerde kurulmuş, gelişmiş, oturmuş yapıların bu kadar esnek davranması kolay olmuyor. Fakat yakın gelecekte tüm ajanslardan ve markaların pazarlama departmanlarından ‘yeni yapılanma’ haberleri duymaya devam edeceğiz.

Doğru yapının da bir formülü yok maalesef. Yaptığımız iş doğrudan insanla yapılan ve insana yapılan bir iş. Yaratıcılık ve vizyon gerektiği sürece insan bu işin içinde olacak. Bu da demek oluyor ki her marka ve her ajans, tüketicisine göre, insan ve finansal kaynağına göre doğru bir yapı geliştirmek durumunda. Fakat en azından bu ‘yeni dünyayı’ ne kadar çabuk kabullenirsek, o kadar reklamcılığı ve pazarlamayı geliştirebiliriz.



EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı