GeriEkonomi En büyük mağdur grubu kadınlar
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

En büyük mağdur grubu kadınlar

En büyük mağdur grubu kadınlar

Yazar, yönetmen ve oyuncu Yılmaz Erdoğan, hayatındaki güçlü kadınlardan bahsederek, “Kadın söz konusu olduğunda neden bahsedeceğini bilmek de mümkün, bilmemek de. İki kişiden birinden bahsediyoruz. Dünyanın kalabalık mağdur grubu. Kendi aramızda da konuşulması gerekenler var” dedi.

KADININ Gücü Konferansı’nın dikkat çekici konuşmalarından birini yazar, yönetmen ve oyuncu Yılmaz Erdoğan gerçekleştirdi. Hayatını etkileyen kadınlardan bahseden Erdoğan, önceliğinin annesininden olduğunu belirterek, “Ben ilk mesleğe girdiğimde babam bu konudan çok hoşlanmadı. İnşaat mühendisliğini bırakıp tiyatroya başladım. Annem çözdü meseleyi. Mesleki olarak önümü açtı. Bir numara annem, iki numara babaannem. Öğrencilik yıllarım Ankara’da geçti babaannemle. İkimiz yalnız yaşadık. En güçlü kadın oydu. Yaşadığımız en tuhaf şeyden bahsetmek istiyorum. Beraber hırsızlık yaptık babaannemle. Şöyle oldu; soğuk bir kıştı. Ankara’da en son sehpayı yakarak yakacak konusunun sonuna gelmiştik. Yan inşaattaki tahtalar dikkatini çekti. ‘Gidip alalım, biraz üşüyorum’ dedi. Tahtaları bahçeye çekti. İlk operasyon başarılı olunca kara kışı inşaat sayesinde atlattık. Kaloriferli evimi tuttum, inşaatlarda rahatlama oldu. Bu yüzden kadınlarla konuşurken oldum olası heyecanlanan bir insanım” dedi.

GÜÇLÜ KADIN GÜÇLÜ EĞİTİMCİ

Üç numarada hayatına en büyük imzayı atmış orta okuldaki Türkçe öğretmeni Türkan Demiryöney olduğunu ifade eden Erdoğan, “12 yaşındayken bana ‘Sen bir gün yazar olacaksın ve herkes adını duyacak’ demişti. Benim hiçbir fikrim yoktu. Bütün yazarlık tarihim üç kompozisyon ödeviydi. Ben orta birinci sınıftayken başka dersdeydim, Yılmaz Erdoğan’ı çağırıyor dediler. Orta sonların sınıfına gittim. ‘Tahtaya çık, adını yaz’ dedi. Yazdım. ‘Bu isme iyi bakın, çok duyacaksınız’ dedi. Büyüklüğü küçüklüğü bilmiyorum, ama Türkan Hoca’nın büyüklüğünü çok iyi anladım. Eğitim dediğin nedir ki? Bakacaksın çocuğa, ne olacağını anlayıp yönlendireceksin. 10 yıl sonra ne demek istediğini anladım. Ben galiba yazabiliyorum demeye başladım. Nasıl anladı bilmiyorum. Beni ya da başka arkadaşımı tespit eden bir öğretmene rastlamadım. Güçlü kadın, güçlü eğitimci bu olsa gerek” diye konuştu.

KONUŞMAMIZ GEREKEN KONULAR VAR

Mesleki hayatında çok güçlü kadınlarla yolunun kesiştiğini anlatan Erdoğan, şunları söyledi: “Bu kadınları başında oyuncu Demet Akbağ var. BKM’nin kuruluşunda lokomotif görevi olmasaydı, bu tren buralara gelemezdi. Aramızdaki tek ünlü ve bilinen oyuncu oydu. Müthiş katkısı vardı yola çıkarken. Oynadığım tüm kadınlara, jenerikteki tüm kadınlara öpücüklerimi gönderiyorum. BKM ilginç bir kulüp iki tane erkek yurttaş kurdu. Çalışan kadın sayısı erkek sayısından fazla oldu. Bu yıl çektiğimiz 10 filmin 5’inin yönetmeni kadın. Yüzde 50 istatistik kadın derneklerinde bile bulamayabilir. Çok gurur duyuyorum. Kadın söz konusu olduğunda neden bahsedeceğini bilmek de mümkün, bilmemek de. İki kişiden birinden bahsediyoruz. Dünyanın kalabalık mağdur grubu. Kendi aramızda da konuşulması gerekenler var. Ben iyimserim. Kötümser olup haklı çıkacağıma iyimser kalıp yanılmayı tercih ediyorum. Kötü şey olacaksa da o güne kadar iyi geçiyor. İddiaya da giriyorum kaybediyorum. Dünyaya barış gelecek diyorum olmuyor. Yeni çağdan büyük umudum var.”

YAPAY ZEKÂ YAPACAK

HERKESİN yararlanabileceği sonsuz internet havuzunun olduğunu söyleyen Erdoğan, “Dünya birbirine bağlandı. ‘Paylaşma’ sözcüğü hiçbir zaman bu kadar kullanılmadı. Bu kadar paylaşmamıştık hiçbir şeyi. Özgürlüğü, hakkaniyeti, dengeyi kuramadıysak yapay zekâ bence halledecek. Algoritmalar daha iyi bir yere gidiyor, daha açıklar. Bugün de dünden iyi durumdayız. Olaya daha analitik bakılırsa birine kadın ya da erkek demek tam gönlümüze oturmuyor. Bu aidiyetleri hiç konuşmayacağımız günlere gitmek mümkün olacak. Çünkü eskiden bilgiye ulaşmanız için çok ekstra çabalar harcamanız gerekiyordu. Çocuklar şimdi tablete yapıştı. Onu bıraktığında kendisine ne sunduğuna bakmalıyız” diye konuştu.

En büyük mağdur grubu kadınlar

ATANAMAYAN KADIN YÖNETİCİLER
ZİRVEDEKİ ‘Kadın Sayısını Arttırmak’ oturumunda Egon Zehnder Ülke Başkanı Murat Yeşildere ve Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Kadın Güçlendirilmesi Çalışmaları Projeler Yöneticisi Sevda Alkan, yönetimde Türkiye’de kadın oranının hâlen daha Avrupa ve ABD’nin gerisinde olduğunu belirtti. Alkan, Türkiye’de tüm şirketlerde kadın direktörler oranının yüzde 13.9 olduğunu belirterek, “Avrupa’ya göre düşük bir oran. Ancak aile ile ilişkili olmayan yani cam tavanı delebilen kadın oranı sadece yüzde 7. Biz, kadın yöneticisi olmayan ve ‘bulamıyoruz’ bahanesi üreten şirketlere karşı da bir veri tabanı hazırladık. Direktörlük ve yöneticilik yetkinliğine sahip kadınlarımızı orada topluyoruz. 282 kadın var veri tabanımızda. Yetkin kadın var ama atanamıyorlar” dedi. Alkan, hedeflerinin 2023’e kadar Borsa İstanbul’da ana ve yıldız pazardaki şirketlerde kadın yönetici oranını yüzde 30’a çıkarmak olduğunu belirterek, BIST 100’de ise hiç kadın yöneticisi olmayan şirket de kalmasın istediklerini dile getirdi. Murat Yeşildere ise, kadın problemi olmadığını eşitlik, insan hakları problemi olduğunu belirterek, “Bu konu arz konusu değil talep konusu. Türkiye’da talebin şekillenmesi doğru hale gelmesi önemli. Kotada netlik yok. Gönüllülük ön plana çıksa da, Keynes diyor ki uzun vadede hepimiz öleceğiz. O nedenle kotalar ve güçlü hedeflerle normalleşmeyi sağlamalıyız” dedi.

En büyük mağdur grubu kadınlar

ENGEL BEDENDE DEĞİL BEYİNDE
19 yaşındaki Neslican Tay ile Hürriyet Yazarı Ayşe Arman’ın sorularını yanıtladı. Tek bacağını kanser nedeniyle kaybeden ama bu onun yaşam gücünü çalamayan Neslican Tay, hikayesini şöyle anlattı: “Bu kadar iyimser olmam nedeniyle ailem de rol yaptığımı düşünüyordu ilk başta ama öyle olmadığını anladılar. Kendimi böyle kabul ettim hayatta olan bazı şeyleri kontrol edemeyiz bacağımı kaybettim ama hayat enerjim var ben böyle çok mutluyum çok barışığım kendimle. Başta tabii ki çok kızgındım isyan ettiğimde hiçbir şeyi değiştiremedim hayata bağlandığında değiştirebilirsin. İki tane kanseri atlattım ve karşınızdayım bugün. Liseden mezun olduğumda bacağımda sızlanmalar oluyordu doktora gittik kas gevşetici verip gönderiyor fark edildiğinde tümör bacağımı sarmış ve kanser çok ilerlemişti. Ben 19 yaşındayken doğum günümden 1 gün önce kanser olduğumu öğrendim üniversite sınavına 2 hafta vardı. İnanamayacaksınız hiç önemsemedim kanser olduğumu iç işleyişini biliyorum çünkü. Kabullenebildim. Kanser kadar kolay olmadı bacağımı kesileceğini öğrenmek hayatımın sonuna kadar bacaksız yaşamak zor. Kolay kabullenemedim kendime zaman tanıdım. Ben tek bir bacaktan ibaret değilim daha fazlasıyım. Bir sürü hayalim var yapmak istediklerim var iki bacağa sahipken bu kadar umuda sahip değildim. Engeller beyindedir bedende değil. İnsanlara örnek olmaya çalışıyorum.”

En büyük mağdur grubu kadınlar

HER ŞEY ÇOCUKLUKTAN BAŞLIYOR
HÜRRİYET Yazarı Ayşe Arman Türkiye’ye aile terapisini kavramını getiren psikolog Emre Konuk ile sohbet etti. Aile psikologlarına gelen insanların yüzde 90’ının kadın olduğunu anlatan Konuk, kadınların bir evi yönettiğini belitti. Konuk, “Kadınların haline baktığımızda sıkıntılı bir durum var. Sadece anne değil, sadece eş değil. Kadın, iyi bir doktor olacak. O doktor hata yaparsa faturası ona çıkacak. Ev ekonomisini bilecek. Yemek işi onda. Kadınlar bunları yönetiyorlar. Çocuğun dersleri iyi olacak. Bir sürü işi kadına yükleniyor ve en önemlisi de kadınlar bunun için eğitime gerek olmuyor” dedi. Türkiye’de annelerin babalara hizmet ettiğini gördüğümüzü ve bunun çocukluktan itibaren başladığını anlatan Konuk, yaşadığı örneği anlattı: “Annem ablama, babam kapıdan girdiğinde terlik getirmesini öğütlerdi. Bir erkeğe hizmet daha çocukluktan başlıyor. Bu sosyolojik bir konu. Günümüzde de bir şey değişmedi. Bugün olsa babamla maç izliyor olurduk, ablamla annem de sofrayı hazırlarlardı.” 0-18 yaş arasında çocukların yaşadığı travmaların tüm hayatlarını etkilediğini sözlerine ekleyen Konuk, “Travmatik durum yaşanan önemli olan 10 konu başlığı var. Bu konu başlıklarının 5’ini yaşayanlar hayatları boyunca sorun yaşıyorlar. 0-18 yaş arasında travma yaşayanlar travma yaşamayanlara göre sigaraya başlama oranı yüzde 200 daha fazla. Burda sağlam bir aile kavramı önemli. Kadının maddi olarak bağımsız olması lazım” dedi.

En büyük mağdur grubu kadınlar

‘EL ÂLEM’İN NE DEDİĞİNE BAKMAYIN!
TÜRK Ekonomi Bankası (TEB) Genel Müdür Yardımcısı Turgut Boz ve Hürriyet Yazarı Gila Benmayor ‘El âlem ne der’ başlıklı oturumda konuştu. TEB’in 4 yıldır kadın bankacılığı yaptığını ve 3.5 milyonu geçtiklerini belirten Boz, yeni ‘El âlem ne der’ başlıklı reklam filmi ve kampanyalarını anlattı. Boz, “Kadınların ekonomiye kazandırılması ve iş hayatında yer almaları gerçekten önemli. Bu nasıl engelleniyor diye araştırdık. Ortaya çıkan dış durum olarak ‘El âlem ne der’in kadınların iş hayatına girmelerinde engel olarak önlerine çıktığı ve ilerisinde bu olayın kendilerini bir otokontrol mekanizması oluştuğu ortaya çıktı. Bu Türkiye’ye mahsus bir oran. Yine yaptığımız bir araştırmaya göre girişimcilere kariyer mi diye sorduğumuzda herkes evet diyor ama aileden girişimci olmak isteyenler üzerinde baskı oluşturuyor. 2014’te kadın girişimcilerin oranı yüzde 8.6 iken yüzde 10’a geldi ama hâlâ düşük” diye konuştu.

FİNANS DEĞİL MENTORLUK

Kadınların da girişimcilerin de Türkiye’de yüksek teknolojiye değil perakende sektörüne yatırım yaptıklarını söyleyen Boz, girişimcilerin fırsatı görmekten değil zorunluluktan girişimci olduklarını belirtti. Kadınlara fırsatı görüp girişimci olmaları için 3 bin 500 kadını eğittiklerini belirten Boz, eğitimden sonra kadınların müthiş bir özgüven kazandıklarını ve kendilerine inandıklarını belirtti. Boz, 1.2 milyar lira kadın bankacılığı kredisi verdiklerini ve 42 bin kadın müşterileri olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: “Kadınların ihtiyacı finanstan çok mentorluk ve danışmanlık. Biz sadece finans bankacılığı yapmıyoruz. Bilgiye erişimi için TEB KOBİ TV’den yayın yapıyoruz, eğitimler düzenliyoruz, akademiler yapıyoruz. Mentorluk ve danışmanlık veriyoruz. Çünkü artık bilgi toplumuyla birlikte rekabet insan düzeyine çıktı. Ve insanları rekabet düzeyini yukarı çekmek için mentorluk ve danışmanlık gerekiyor.

TEB’in 2004’ten beri TİM’le birlikte girişim evleri açtıklarını belirten Boz, bu sayının 10’a ulaştığını ve yakında İstanbul’da Kanyon’da açacaklarıyla 11 girişim evine ulaşacaklarını vurguladı. Boz, şöyle konuştu: “TEB Girişim Bankacılığı çatısı altında bugüne kadar 572 iş fikrine ticarileşebilir dedik ve 260’ı ticarileşti. Bunlar arasında tekno kadın girişimci sayısı 67. Yani yüzde 12. Bununla birlikte toplam hibe rakamının yüzde 17’si kadınlara sağlanmış. Amacımız bu rakamı daha yukarıya çekebilmek. 2018’de hedefimiz 200 girişime dokunmak ve bunların içinde 50 kadın girişimci olmasını sağlamayı amaçlıyoruz. Bu doğrultuda aslında daha önceki yıllara oranla baktığımızda yüzde 12 civarında olan kadın girişimci oranımızı yüzde 25 seviyesine çekme hedefimiz var.”

En büyük mağdur grubu kadınlar
Cengiz Semercioğlu, Kına Demirel, Gülistan Filiz, Dilek Arslan ve Birgül Erdoğan (Soldan sağa)

KADIN ELÇİLERİN HAYATLARI DEĞİŞTİ
MİGROS Marka iletişim ve CRM Direktörü Kına Demirel, hayata geçirdikleri projelerle kadınların nasıl hayatlarının değiştiğini anlattı. Hürriyet Yazarı Cengiz Semercioğlu’nun sorularını yanıtlayan Demirel, Migros’ta 12 bin kadın istihdamı olduğunu ve bunun yüzde 40’a tekabül olduğunu söyleyerek, “Kadınlarımız hayata daha fazla karışmak ve faydalı olmak istiyorlar. Migros olarak kadının daha fazla hayata katılmasını sağlamak için ‘İyi Gelecek Elçileri’ projemizi hayat geçirdik. Bunu yaparken fiziksel platformlar yerine, dijital platformu tercih ettik. Türkiye’de kadınlar erkekler kadar dijital olduğu için platformu dijital kurduk. 2 yılda 30 bin kadına ulaştık. Kadınlardan onlardan öğrenebileceğimiz bir platform yarattık. Her bir yorumları faydaya dönüşüyor ve aile bütçesine katkıda bulunuyor” dedi. Migros’un diğer bir projesinin Aile Kulüpleri olduğunu anlatan Demirel, “Bunlar birbirinden farklı konularda düzenledeği kurslarla yeni hobiler ve mesleki beceriler kazandırıyor. Aile Kulüpleri bugün 11 ilde, 14 farklı noktada ücretsiz eğitim ve etkinlik imkanı sağlıyor” diye konuştu. Konuşmasından sonra Demirel, sözü başarıya ulaşan İyi Gelecek Elçileri’ne verdi.

İNSANLARIN HAYATLARINA DOKUNUYORUM

Adana’da yaşayan Gülistan Filiz, aldığı bir eğitim seansında insanların hayatlarına dokunmak istediğini fark ettiğini belirterek, “Bunun için harekete geçtim ve şu anda insanların hayatlarına dokunan projelerde çalışıyorum” dedi.

İNGİLİZCE ÖĞRENDİ

Zonguldak yaşayan Dilek Arslan, konuşmasına İngilizce başlayarak, şunları söyledi: “1 yıldan beri İyilik Elçisi’yim. İlgi alanlarımın değiştiğini fark ettim. Her hafta farklı alanda farklı uzmanlarla görüştüm. Yabancı eğitmenlerden İngilizce dersleri aldım. Online dersler aldım.”

60 YAŞIMDA MİGROS İŞ TEKLİF ETTİ

Birgül Erdoğan, emekli olduktan sonra evde yaptığı yemekleri sosyal medyada paylaşırken,İyilik Elçisi oldu. Erdoğan, “Bir gün ekipten bir telefon geldi. 60 yaşıma kala Migros bana iş teklif etti. Şimdi çok genç bir ekiple kadınların videolar çekiyoruz. Eğitimden sağlığa kadar kadınlara yön gösteriyoruz. Yeniden hayallerimin peşine düştüm. Çin ve Hindistan’a gitmek istiyorum” diye konuştu.