‘Aylan Bebek’i hafızamızdan silmek güçtü’

Hürriyet Haber
23.06.2017 - 00:58 | Son Güncelleme: 23.06.2017 - 17:40

Bu yıl Adana Dost Eller için hazırlanan “Çocuk Mülteciler” çalışması ile Kırmızı Bölge / En İyi Sosyal İçerikli Reklam ve Kırmızı Basın’da Jüri Özel Ödülü‘nü alan Kaf Kreatif Direktörü Aziz Yayla ve Adana Dosteller Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Selman Sertkaya çalışmanın hikayesini anlattı.

Bu yıl Kırmızı Bölge / En İyi Sosyal İçerikli Reklam kategorisinde ödül aldığınız Adana Dost Eller için hazırlanan “Çocuk Mülteciler” çalışması ile ilgili biraz bilgi verebilir misiniz?

Sosyal sorumluluk konu olduğunda iş biraz iş olmaktan çıkıyor, hatta Adana Dost Eller’i müşterimiz olarak bile tanımlamak yanlış oluyor. Konunun ya da konuların içine girdikçe artık ortaya çıkarttığınız ürün, bir basın ilanını ya da her hangi bir iş tanımını geçiyor; sosyal sorumluluğun, insani sorumluluğun bir parçası olmaya başlıyor. Bunun karşılığını da kesinlikle herhangi bir değiş tokuş aracıyla almanız mümkün olmuyor.

Çocuk Mülteciler konusunu incelemeye başladığımızda, aslında bildiğimizden çok daha fazlasının olduğunu öğrendik. Konuyu biz Ege olarak ifade ettik ancak tüm Avrupa sahillerini kapsayan bir göç olgusu mevcut ve bu ölçekte baktığınızda bir yılda hayatını kaybeden çocuk sayısı ürkütücü boyutlara ulaşıyor. Çalışmaya başladığımızda sürekli; politikadan, savaştan, çıkardan bağımsız çocuk olmanın saflığı üzerine düşünüyoduk. Mülteci bir çocuk olmak ve çocuk olmak arasındaki uçurumu farkettirdiğimiz ölçüde işin çalışacağını düşünüyorduk ve mülteci çocuk denildiğinde konunun ikonikleşmiş acı fotoğrafı Aylan Bebek’i hafızamızdan silmek güçtü.  Sonuç olarak konuya, çocuk olmakla mülteci çocuk olmanın farkını tıpkı gerçekte olduğu gibi alt üst olmuş dünyaları göstererek, farkındalık sağlamaya çalıştık. Bu uçurumu ne kadar net gösterebildiysek o kadar başarılı olduk.

‘Aylan Bebek’i hafızamızdan silmek güçtü’
'İsimler soldan sağa: Aziz Yayla, Ayşe Doğan, Hüseyin Kaim'

Aynı iş İstanbul ajanslarının yarıştığı Kırmızı Basın’da Jüri Özel Ödülü‘nü kazandı.  Jürinin çalışmanızı özel ödüle değer bulmasını sağlayan özellikler sizce neler?

Bu fikrin ortaya çıktığı ilk andan itibaren işe çok inanıyorduk sadece inanç da değil; yayından önce çalışmayı gören tüm çevremizden de beklediğimiz tepkileri aldığımızı görmüştük. Çünkü daha önce bahsettiğimiz gibi ortada tüyleri diken diken edecek bir gerçeklik var ve bu gerçekliğe tüm insanlık yavaş yavaş insanlığından bağımsız bakmaya başlıyordu. Buna dikkat çekecek çalışmanın da bu gerçekliği kayıpsız yansıtması gerekiyordu. Bu iş, bu duyguyu en az kayıpla hedefine ulaştırdığı için takdire değer bulunduğunu düşünüyoruz. Aynı iş aslında sektörde önemli bir yayın olarak değer gören Lürzer's Archive’de de yayınlandı.

İstanbul ajanslarıyla yarışması ya da sektörel yayınlarda uluslarası işlerle birlikte boy göstermesi, bu çalışmayı yayın frekansından çok daha büyük alanlara ulaştırdı. Bu bizi çok daha fazla mutlu ediyor.

Türk reklamcılığının önündeki fırsatlar ve riskler nelerdir? Sektörün geleceğine ilişkin görüş ve beklentilerinizi paylaşabilir misiniz?

Ülke reklamcılığı üzerine ahkam kesecek geniş perspektifli saptamalar yapmak oldukça güç bizim açımızdan baktığınızda. Ancak kendi gerçek olmasa da görünen ve sektördeki her profesyonelin dile getirdiği bir gerçeklik var ki bu da dijital dünya. Daha doğrusu artık daha da kişiselleşen dijital mobilize dünya. Bu şüphesiz iletişim profesyonellerine de diğer sektörlere olduğu gibi uçsuz bucaksız fırsat alanları oluşturuyor.

Bize iletişim fakültelerinde kitlelere etki etmek için bireye etki etmek gerektiğini ve bireyin ikna için en savunmasız anının kitleler içindeki yalnızlığında olduğunu; ya da bir ürün ya da hizmeti satmanın en kesin yolunun birebir iletişimle ikna olduğunu ve bunun maliyetinin karşılanmasının mümkün olmadığı için kitle iletişim yöntemlerini kullandığımızı öğretirlerdi.

Şimdi bizim kapı kapı dolaşacak satış elemanlarımız hala yok ancak birebirde mesajlarımızı iletecek mikro yazılımlarımız var. Bireyleri toplumsal hayat içinde birebir inceleyecek laboratuvarlarımız yine yok ancak hedef kitlemizin gün içinde hangi dakikada ne yediğini, hangi rengi sevdiğini, hangi filmi seyrettiğini izleyen dijital casuslarımız var. Ama hala iletişim problemlerini çözecek yaratıcı fikirlere ihtiyacımız var hem de geçmişte ihtiyacımız olduğundan daha da fazla.

‘Aylan Bebek’i hafızamızdan silmek güçtü’
'Adana Dosteller Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Kurumsal İletişim / YK Üyesi Selman Sertkaya'

Reklamlarınızda yaratıcılık nasıl bir yer tutuyor, rol oynuyor, ne kadar önemli?

Selman Sertkaya: Reklamlarımızın kreatif olması her şeyden önce farkındalığa büyük katkı sağlıyor. Bizler insani yardım konusunda faaliyet gösteren bir kuruluşuz. Farkındalık, bizim işimizin her alanını kapsıyor. Hem bizim faaliyetlerimizin bağışçılarımız tarafından fark edilmesini hem de bizlerin ihtiyaç sahiplerini tespit aşamasında farkındalığımızın yüksek olmasını bu kapsamda düşünebiliriz. Her işletme için +/- 1 belki de kabul edilebilir bir standart sapma oranıdır. Oysa biz sadece 1 ihtiyaç sahibini dahi fark edememiş olmayı çok büyük bir kayıp ve üzüntü kaynağı olarak görürüz. Aynı şekilde 1 bağışçı dahi bizim için çok önemlidir, çünkü faaliyetlerimizin devamlılığı ve büyüklüğü bağışçılarımızla orantılıdır. Dolayısıyla farkındalığa hizmet eden reklam çalışmaları bizim için oldukça önemli. Ajansımızın yaptığı ilan çalışması herkesin mustarip olduğu bir konuya, çok farklı bir açıdan bakılmasını, dikkat çekici bir şekilde sağlıyor. Hazırlanan ilana, olağan hali ile bakıldığında, denizde yüzen bir çocuk illüstrasyonu görüyoruz ve “Bu yaz binlerce çocuk yaz tatilini geçirmek için Ege sahillerine gelecek” diyor. Tam da altüst olmuş hayatlara vurgu yapan bir aksiyonla ilanı ters çevirdiğimizde yüzen çocuk görseli, boğulan bir çocuk görseline dönüşüyor. Bu görselin altında yer alan mesaj ise oldukça çarpıcı; “Bu yaz savaştan kaçan binlerce çocuk Ege sahillerine gelecek, ya da…” Ülkelerindeki yıkımdan kaçan ve en insani olgu olan “hayatta kalma arzusunu” yerine getirmek için hiç de insani olmayan yöntemlere maruz kalan mültecilerin yeni bir hayat arayışının böylesine çarpıcı şekilde ifade edilmesine gerçekten büyük bir ihtiyaç var.

Reklam yaratıcılığı ödülleri sektöre ne katıyor, ne kadar önemli, ajansınızın yaratıcılık ödülü kazanması ne kadar önemli?

Selman Sertkaya: Sektörümüz acı gerçekler ile, acı hatıraların buluştuğu çok ince bir çizgide yer alıyor. Gerçek ihtiyaç sahibi insanlar her yerde karşımıza çıkabilecekken, gerçek ihtiyaç sahibi olmadığı halde insanların iyi duygularını istismar eden ve ne yazık ki bu uğurda gerekirse organize olmayı da becerebilen insanlar önemli bir sorun kaynağı olarak gündemimizi meşgul ediyor. Yardımlaşma duygusunu profesyonel bir biçimde gerçekleştiren sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerini anlatabilen işleri teşvik etmek adına ajansımızın aldığı ödülü çok önemsiyoruz. Ajansımızdan bu tarz işlerin devamlılığını diliyoruz ve gösterdikleri başarı nedeniyle de kendilerini kutluyoruz…



    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı