GeriFutbol "Bu taş değil Ali kurşunlandık"
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

"Bu taş değil Ali kurşunlandık"

"Bu taş değil Ali kurşunlandık"
Abone Olgoogle-news

F.Bahçe’nin eski güvenlik şefi Serdal Kılıç, 5 yıl önce uğradıkları saldırıyı anlattı.

"Otobüsün ön camındaki deliği görünce hemen ayağa kalkıp şoföre bağırmaya başladım; “otobüsü durdur abi, sakın ilerleme, hemen dur!” ben şoföre ‘dur’ diye bağırırken, arkada oturan diğer güvenlikçi Ali Bozan, ‘niye durduruyorsun? görmüyor musun taş atıyorlar, kafamız yarılacak’ diyordu. Ali’ye, ‘bu taş değil Ali, kurşunlandık!’ dedim. Ben böyle deyince, o ana kadar sadece taş atıldığını sanan otobüsün içindeki herkes bir anda buz kesti."

Fenerbahçe Futbol Takımı’nı taşıyan otobüsün Trabzon’da kurşunlanmasının üzerinden tam 4 yıl geçti. 4 Nisan 2015’te yaşanan olayda şans eseri can kaybı yaşanmazken, şoför Ufuk Kıran suratından hafif şekilde yaralandı. Failleri hâlâ bulunamayan olayı en yakından yaşayan kişi olan, Fenerbahçe Futbol Takımı’nın o günkü güvenlik şefi Serdal Kılıç, saldırı anını ve sonrasında neler olduğunu ilk kez Hürriyet’e anlattı. Bir süre önce Almanya’nın Stuttgart şehrine yerleşen Kılıç’ın sözleri, sarı lacivertli takımın o gün nasıl bir faciadan kıl payı kurtulduğunu bir kez daha anlamamızı sağladı...

O gün her şey çok farklıydı

Tecrübeli bir güvenlikçiyim ve uzun yıllar Fenerbahçe’de çalıştım. Yüzlerce deplasmana gitiğim için her şeyi fark edebilirim. Bu yüzden Rize’den dönerken takım otobüsü için alınan önlemlerin her zamankine göre daha az olduğu dikkatimi çekmişti. Bunu, saldırıdan sonra polise verdiğim ifademde de belirttim. O gün gerçekten her şey çok farklıydı. Bir şeyler eksikti. Bunu net biçimde hissettim. Rize’de otelden stada giderken bir araba bizi sürekli takip etti. Arabanın rengini, modelini ve diğer bütün detayları o gün polise anlattım.

Bir tatsızlık olacağını herkes hissetti

Saldırı anına gelirsek... Ben ‘hostes koltuğu’ diye tabir edilen koltukta oturuyor ve görevim gereği pürdikkat yolu izliyordum. Tam yanımda da kameramanımız Onur vardı. O da Fenerbahçe Televizyonu için yolu çekiyordu. Rizespor maçını 5-1 kazanmıştık, moralimiz
çok yüksekti. Ancak yine de nedense takımın üzerinde bir sessizlik bir durgunluk vardı. Halbuki böyle galibiyetlerden sonra takım otobüsü şenlik alanına döner, şakalar, şarkılar, neşe tavan yapardı. Ben bunu, bir tatsızlık olacağını herkesin aynı anda hissetmesi olarak yorumluyorum.

Otobüsü hemen durdur abi!

Bizim takım otobüsünün daimi şoförü kaptan Cemal Abi’ye çok güvenirim; ‘O olsa bu yolları çok hızlı geçerdi, acaba bu kaptan kaçla gidiyor’ diye bir ara otobüsün hız kadranına baktım. İbre saatte 120 kilometreyi gösteriyordu ve tesadüfen tam o an ön camda bir patlama oldu. Hemen arkasından yandaki camda bir patlama oldu. O panikle elinde koca kamerayı tutan Onur geriye doğru düştü. Bunlar hep saniyeler içinde yaşanan olaylar... O sırada otobüsteki herkes taş atıldığını sandı.

BÜYÜLENMiŞ GiBi

· Bilirsiniz, futbol takımlarına deplasmanlarda taş atma gibi olaylar çok sık olur. Ama ben tecrübeliyim, bir anda ön camdaki deliği gördüm. Hemen ayağa kalkıp şoföre bağırmaya başladım; ‘Otobüsü hemen durdur abi, sakın ilerleme, hemen dur’ diye. Şoför büyülenmiş gibi bakıyordu. 4-5 kere bağırdım o bunları hiç duymamış ve farkında değilmiş, sonradan öğrendik.

‘BAS GAZA KARDEŞiM’

· Ben şoföre el kol hareketleriyle bağırırken iki koltuk arkada oturan diğer güvenlikçi Ali Bozan bana kızdı; ‘Otobüsü ne durduruyorsun, görmüyor musun taş atıyorlar kafamız yarılacak bas gaza kardeşim.’ Ben Ali’ye dönüp, ‘Bu taş değil Ali, kurşunlandık’ dedim. Ben böyle deyince otobüsün içindekiler bir anda buz kesti.

AZiZ YILDIRIM: BEKLEYiN VE ORADAN AYRILMAYIN

“Başkan Aziz Yıldırım, saldırıdan sonra ‘Polisin zırhlı aracı gelmeden kesinlikle oradan ayrılmayın diye’ talimat verdi.”

Gerçekten iyi şoförmüş ki o an otobüsü durdurmayı başardı. Şoför direksiyondan ayağa kakınca bana döndü, ‘Boğuluyorum’ diyebildi sadece. Meğerse kan boğazına doluyormuş. Doktorumuz Burak Kunduracıoğlu hemen öne koştu, şoförün burnunu tutu. O an ağzından bir volkan gibi kan fışkırdı. Şoförü bir arabaya bindirip hastaneye yolladık. O sırada hala taş atıldığını söyleyenler vardı ama ben emindim, bu kurşunlanmaydı.” Bizi hemen arkamızdaki yöneticilerin olduğu diğer otobüse nakletmek istediler. Ama durum Aziz Yıldırım’a iletilince başkan talimatı verdi: “Orada bekleyin ve olduğunuz yerde kalın. Kimse başka bir otobüse kesinlikle binmeyecek! Polisin zırhlı aracı gelip sizi oradan alana kadar kesinlikle ayrılmayın.”

Viyadükten düşseydiniz otobüs akordeon gibi olur, herkes ölürdü

Şimdi geriye dönüp bakıyorum da Fenerbahçe’den nefret edip caza kesmek isteyen biri şoföre niye ateş etsin ki? Belli ki şoförü vurup otobüsü viyadükten ayağı düşürmeyi hedefleyen bir saldırı bu. Şoför Ufuk abi (Kıran) sağ olsun, 120’yle giden otobüsü durdurmayı başardı ve herkesin canını kurtardı. Beş saniye daha o hızla devam etseydi, boğulma hissiyle şoka girecek ve kontrolünü kaybedecekti. O süratle giden bir otobüsü çok insan durduramayabilirdi. Sonradan olay mahalini inceleyenler ‘Viyadükten düşseydiniz otobüs akordeon gibi olur, demir koltuklar yolculara saplanır, herkes ölürdü’ dediler.

AMAÇLARI BiZi YUVARLAMAKTI

Otobüs bizim otobüsümüz değil, Rize’deki bir firmadan kiralanmış bir otobüs. Üzerinde Fenerbahçe logosu filan da yok. Otobüsü takip etmişler. Zira iki otobüs arka arkayayız. Ateş eden şahıs futbol takımının önde, yöneticilerin arkada olduğunu nereden biliyor? Belli ki biliyor ve direkt bizim otobüse 2 el ateş ediyor. Atılan saçma şoförün yanağından girmiş, 2 santim yana gitse şakağına girecek ve adamcağızın kafası öne düşecek. O zaman ne benim ‘dur’ ikazlarım ne başka şey fayda etmeyecek. Ayrıca saçmalardan biri direksiyon simidine vurmuş. O saçma direksiyon simidine isabet etmese 2 santim üste gitse şoförün kabine gelecek ve hepimizi öldürecek bir takla attıracak. Belli ki kesinlikle bizi aşağı yuvarlama amacıyla sıkılan kurşunlar bunlar.

FENERBAHÇE KULÜBÜ: FAiLLER BULUNANA KADAR PEŞiNDEYiZ

Fenerbahçe Kulübü, 4 Nisan 2015’te futbol takımını taşıyan otobüse Trabzon’da yapılan silahlı saldırının 5. yıl dönümünde faillerin bulunması için sürdürülen mücadeleyi sonuna kadar sürdürüleceğini açıkladı. Kulübün resmi internet sitesinden ‘Unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız’ başlığıyla yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “4 Nisan 2015 akşamı gerçekleşen olay hala aydınlatılamadı. Fenerbahçe Spor Kulübü olarak ‘Aydınlanmayan Gün’ün üzerine artık güneş doğmasını ve futbol takımımıza yönelik katliam girişiminin arkasındakilerin ortaya çıkarılmasını bekliyoruz. Bu canice eylemin sorumlusu ya da sorumluları yakalanıp hukuk önünde hesap vermeden Türk sporunun hiçbir zaman tam anlamıyla huzura erişemeyeceği ve üzerindeki karanlığın kalkmayacağı aşikardır. Fenerbahçe Kulübü, saldırının faili ya da failleri yargı önüne çıkana kadar işin peşini bırakmayacaktır.”

50’YE YAKIN KiŞi ÖLECEK VE ÜLKEDE KAOS YAŞANACAKTI

Ben olayın sıcağıyla o an hiçbir şey hissetmedim. Cidden çok büyük olaymış. Fakat bir gerçek var ki ben bir şeyler olacağını hissetmişim. İyi ki de hissetmişim, iyi ki de tedirgin olup diken üstünde durmuşum. Yoksa 50’ye yakın kişi ölecek ve ülkede büyük bir kaos yaşanacaktı. Allah korumuş. Ben hâlâ faillerin bulunacağına kesinlikle inanıyorum. Yüzde yüz hepsi yakalanacak. Bizim devletimiz büyük bir devlet, elbette faillerini bulacaklardır. Benim inancım hiç bitmedi.

KAPTAN TAKIMI SAKiNLEŞTiRDi

Otobüsün camı patladığında benim sol kulağım patlamanın tesiriyle hiç duymuyordu, sadece uğuldama vardı. Kulağımdaki bu rahatsızlık yaklaşık yarım saat sürdü. İdari menajer Hasan Çetinkaya ile teknik direktör İsmail Kartal otobüsten indi. Takım kaptanı Emre Belözoğlu her yeri inceledi, takımı sakinleştirdi. Gerçek bir kaptan gibi davrandı.

NE ÖDÜLÜ! BiR TEŞEKKÜR BiLE ETMEDiLER

Serdal Kılıç, , “Sizin sayenizde büyük bir faciadan dönülmüş. Peki bunun ödülünü aldınız mı?” sorusu üzerine, “Hayır, beni kimse ne aradı ne ödül verdi. Teşekkür bile etmediler” dedi. O dönemde sosyal medyada haksız eleştirilere uğradığını da belirten Kılıç, “Yönetimin izniyle olay anını gazetecilere anlattım. Bana ‘yalancı kahraman’ dediler. Bütün hikayeyi kendine yazıyorsun’ dediler” diye konuştu.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle