GeriKelebek Val Kilmer, Deniz’e asıldı hatta hoşlandığını söyledi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Val Kilmer, Deniz’e asıldı hatta hoşlandığını söyledi

Val Kilmer, Deniz’e asıldı hatta hoşlandığını söyledi
refid:7414526 ilişkili resim dosyası

<1>Foto <1>galeri Pinema Filmcilik'in sahibi Pamir Demirtaş, sinema dünyasını sarsacak açıklamalarda bulundu.

Hürriyet
Deniz Akkaya fotoğrafları için tıklayın

"Baba" filmlerinin ünlü yönetmeni Francis Ford Coppola'yı Antalya Altın Portakal Film Festivali'ne getiren Pinema Filmcilik'in sahibi Pamir Demirtaş, sinema dünyasını sarsacak açıklamalarda bulundu. Sanat ile magazinin iç içe olması gerektiğini söyleyen Demirtaş, "Bugün olsa yine Deniz Akkaya'yı röportaj yapması için yurt dışına götürürüm" dedi.

"Baba" serisinin ünlü yönetmeni Francis Ford Coppola’yı Antalya Film Festivali’ne getirecek olan Pinema Filmcilik’in sahibi Pamir Demirtaş, sinema dünyasını sarsacak açıklamalarda bulundu. Sanat ile magazinin iç içe olması gerektiğini söyleyen Demirtaş, "Bugün olsa yine Deniz Akkaya’yı röportaj yapması için yurtdışına götürürüm" dedi.

Amerikan filmlerini ve ünlü isimleri Türkiye’ye getiren biri olarak sizi tanıyoruz. Bunun dışında Pamir Demirtaş kimdir?

- Ben Boğaziçi mezunuyum... Sinema ise hayatıma 13 yaşında girdi. Mersin’de arkadaşlarım sinemacılardı. Bu ilgim üniversiteyi kazanıp İstanbul’a geldiğimde de devam etti. Önce okulun sinema kulübüne girdim. Sonra birçok film şirketinde çalıştım. Her türlü işi yaptım diyebilirim. Sonra da kendi şirketim olan Pinema Film’i kurdum.

Diğer filmcilerden farkınız ne?

- Türkiye’ye her filmi getirmiyorum. Az ama iyi film getiriyorum. Yoksa ben de bilirim yılda 50 film getirmeyi ya da iki yerli film yapıp birinde batıp, diğerinde kár etmeyi... Bugün sinemalara baktığınız zaman 10 film oynuyorsa bunların 7’si kötü! Neden insanlar kötü filme yatırım yapar, anlamıyorum ki...

Nerede hata yapılıyor peki?

- Bir kere Türkiye’deki yönetmen ve yapımcılar bütçeyi tutturamıyorlar. Bir de filmi kesmeyi sevmiyor. Karagöz ile Hacivat konusunda gerçeği söyleyeyim; ben filmi izlemedim, seyretmek gelmedi içimden! Neden ağdalı bir dil kullandın? İnsanların anlayacağı bir dil kullansan belki daha çok insan gidecekti ve anlayıp gülebilecekti. Mustafa Altıoklar dostumdur, "Beyza’nın Kadınları’nı niye kesmedin" dedim. Kes, kısalt! İyi çekmişsin, kısaltırsan daha fazla ilgi çekebilirsin. Kültür Bakanlığı’nı da anlamıyorum. Saçma sapan filmlere bütçe veriyor, "Yandım Ali-2" çekilecek, Hürriyetona bütçe vermiyor. Ayrıca ilgi de yaratmanız gerek. Sinemanın sanatsal tarafı kadar, magazinel tarafı da vardır. Magazinel açıdan ne kadar güçlüyseniz, ilgi o kadar artar.

Bu açıklamanızdan dolayı birileri yine size fena kızacak...

- Sanat ile magazini iç içe geçirmezseniz, ilgi yaratamazsınız. Kitlelere seslenmek, herkese hitap etmek zorundasınız. Türkiye’deki sinema seyircisi belli, kaç kitap ve kaç DVD satıldığı da ortada... Ben sinema ve magazin yazarlarının okunma oranlarını da biliyorum. Dünyanın her yerinde magazin ve kültür birlikte ilerler. Her yerde magazin programları var ve dergilerde boy boy ünlüler yer alıyor. Tüm magazin dergileri oyuncularla röportaj yapar ve kapaklarına koyar. Çünkü magazin dergileri ile röportaj yapmak ayrıcalıktır. Çünkü o dergiler çok satar, çok okunur. Maalesef burada bu dergileri küçümsüyoruz. Bırakın sanatın içinde magazin olsun. Entelliğin dantelliğin sonunu 1983-84 yıllarında gördük. İnsanlar sinema salonlarına gelmiyorlardı. Hiç değilse şimdi geliyorlar.

Yani diyorsunuz ki bugün olsa yine Deniz Akkaya’yı götürür, yine ona röportaj yaptırırdım...

- İnanın yaptırırım. Deniz olmaz da başkası olur. Bugün Deniz’in popülerliği azalmıştır, x bir kişi pöpülerdir, ona yaptırırız. Ya da Deniz gündemdedir ona yaptırırım. Ayrıca onunla da çok rahat çalıştım.

Biliyorsunuz Val Kilmer’ın Ayşegül Tecimer’i kast ederek "Kendisinden çok güzel tarihi eserler aldım" demesi, devleti harekete geçirmişti. Deniz Akkaya’nın Kilmer’ın ihbar niteliği taşıyan bu açıklamasının üzerine gitmeyip konuyu kapatması, "Gazetecilik ne hale geldi" tartışmalarına neden oldu. Bence bu söyleşilere popüler gazetecileri götürmenizde fayda var...

Hürriyet
- Bakın o söyleşide Deniz değil bir gazeteci de olsaydı, bu olayın üzerine gidemezdi. Konuşturmazlardı. Ayrıca o konuşmaların detayları var bende. Bu kısımları da vermezdim ama bantın çözülmesinde atlamışım oraları. Nasıl atlamışım bilmiyorum.

Ne var o kasetin devamında?

- O konuşmada adam açıkça Deniz’e asıldı, asılırken ağzından başka şeyler de çıkmaya başladı. Hoşlandığını söyledi, şansını denedi falan.

Niye o bölümleri vermediniz?

- Niye verelim ki? Gerek yok...

Atilla Dorsay ile aranız nasıl?

- Saygı duyduğum bir insan. Ama neden böyle bilmiyorum... "Pamir Demirtaş denen filmci" dediği için kızmıştım kendisine. Atilla Dorsay beni çok yakından tanır. Dorsay "Büyük İskender" filminin oyuncuları ile röportaj yapmayı planlamıştı. Ama aynı gazeteden başka biri geldiği için kaprisinden gelmedi. Ayrıca Atilla Bey, Deniz Akkaya’nın da geleceğini biliyordu. "Ben Deniz’e yardımcı da olurum" diye kendisi söyledi. Sonrasında gazetede bambaşka bir yazı yazdı.

"Dünya starları ile baş başa görüşmek imkansızdır. Röportaj kasetlerini göstermelerini istiyorum" diyor Atilla Bey... Sizin elinizde belgeniz yani kasetiniz var değil mi?

- Deniz’in kasedini ben Kanal D’ye verdim. Kanal D yayınladı zaten. Onun dışında ünlülerle görüşen gazeteciler yalan mı söylüyor, bu fotoğraflar uzaydan mı geldi yani! Venedik’te George Clooney’nin bir filminin galasında Reha Erus’a ben aracı olmuştum. Güzel bir röportaj yaptı. Sonuç olarak bizim yaptığımız röportalar kayıtlı, belgelidir. Bunlar yayınlandı da. Yapılmadı diyorsun, neye dayanarak söylüyorsun? Belgeler ortada. Ben kendisinin kitaplarını Hürriyetyemesini bekliyorum açıkçası.

Gelelim Altın Portakal Film Festivali’ne...

- Türkiye için sempatik bir festival... Ayrıca dünyada da bilinmesi gerek. Dünya çapında olabilmesi için tanıtılmalı. Bunun için de bütçe lazım...

Mesela festivale Brad Pitt’i getirmek komiteye ne kadara mál olur?

- Brad Pitt geleceği zaman 15 kişilik bir ekiple geliyor. Kendisi para almasa bile onun buraya gelmesinin maliyeti 1 milyon doların üzerinde. Charlize Theron’un Toronto Film Festivali’ne giderken sırf yanında taşıdığı kuaförünün masrafı 50 bin dolar. Yani hem gelirken hem de geldikten sonra önünüze öyle bir liste koyuyorlar ki, o listenin altından kalkmanız mümkün değil.

Berrak’ın etkisi Deniz kadar olmadı

- Berrak Tüzünataç, röportajlarında Deniz Akkaya kadar ses getirdi mi?

Berrak’ın etkisi Deniz gibi olmadı... Basında Deniz kadar başarı yakaladı mı sizce? Her şey ortada... Deniz’i götürdüğümüz zaman insanlar onu kabul etmişti. Biliyorsunuz, gitmeden önce yurtdışından onay alıyorsunuz. Götürdüğünüz kişilerin kim olduğunu, ne iş yaptığını, neden götürdüğünüzü oradaki adam bilmek ister. Deniz giderken, onun Türkiye’de top model olduğunu, Türkiye’de magazinel bir olay yaratmak için kendisini götürdüğümüzü, gerçek işinin gazetecilik olmadığını yapımcı şirket biliyordu. Başka gazeteciler de birçok ünlü isimle röportaj yaptı. Hiç onların röportajları Deniz’in yaptığı röportajlar kadar gündeme geldi mi?

En lezzetli yemek tarifleri burada

False