Hangi mevsimde, hangi sebze-meyveleri yemeliyiz?

Güncelleme Tarihi:

Hangi mevsimde, hangi sebze-meyveleri yemeliyiz
Oluşturulma Tarihi: Haziran 15, 2007 00:00

"Her iyi aşçının çocukluk anılarında büyük bir mutfak, sıcak bir ateş, kaynayan bir tencere ve bir anne vardır" diyor Amerikalı bir yazar. Ben de diyorum ki, her iyi aşçının içinde bir mevsim bilgesi vardır. O bilgenin tüm duyuları mevsimlik değişikliklere açıktır. Koklar, bakar, eller, tadar, dinler ve mevsimin ihtiyaçlarını hisseder. Karşısına çıkan -ya da arayıp bulduğu- malzemeler arasından en doğru olanları bulup en doğru pişirme yöntemiyle pişirir, sunar.

Haberin Devamı

Mevsimlerle beslenme arasında büyük bir bağlantı var. Doğudan batıya pek çok ustanın dikkatini çeken bu ilişki üzerine düşündüğümüzde daha önce dikkatimizi çekmeyen pek çok detayı farkederiz. Örneğin soğuk bir kış gününde içimizden buz gibi içecekler içmek gelmez. Sıcak bir bardak çaya, salebe, dumanı tüten bir çorbayadır hasretimiz. Ellerimizi de, gönlümüzü de ısıtıverir çorba kasesinin dumanı. Sıcak bir yaz gününde ise, buzdolabından henüz çıkmış, buğusu üzerinde bir dilim kıpkırmızı karpuzdur düşlediğiniz…

Japonya'daki bir Zen manastırının baş rahibesi ve aşçıbaşısı Bayan Yoneda, hazırladığı zen yemek kitabında şöyle der: "Zen mutfağı, mevsimleri ve doğadaki hareketleri yemek hazırlama yöntemlerine ve malzemelere yansıtır. Kişi soğuk ve karlı bir kış günü dışarıdan geldiğinde parmaklarını bir kase dumanı tüten çorbayla ısıtır. Yaz sıcağında ise taze yeşillikler üzerine konmuş soğuk makarna harika bir yemektir." Sadece Japonların değil, tüm geleneksel halkların yaşamında mevsimlere göre beslenme esastır, çünkü ancak doğadaki değişimlerle uyumlu bir yaşam sürdürdüğümüzde sağlıklı oluruz.

Haberin Devamı

İbn-i Sina'nın El-Kanun Fi't-Tıbb adlı eserinde insan sağlığının (ve hastalıkların) hava şartlarına, vücuda alınan yiyecek ve içeceklere, yaşanılan yere, kişinin hareketlilik durumuna, psikolojik ve fiziki etkenlere, alışkanlıklara ve kimi dış etkenlere bağlı olduğu yer alır. İslam Tıbbı'nda olduğu gibi Çin mutfağında da doğa döngüleri önemlidir. Geleneksel Çin Tıbbı'nın "Mevsimlerle Gelen Lezzetler" adlı kitabımda anlattığım Beş Element Teorisi'ne göre doğadaki beş elementin her biri (ağaç, ateş, toprak, metal ve su) bir mevsimi (ilkbahar, yaz, yaz sonu, sonbahar ve kış) sembolize eder. Her mevsimin bir rengi (yeşil, kırmızı, sarı, siyah ve beyaz) ve tadı (ekşi, acı, tatlı, baharatlı ve tuzlu) vardır ki ; Zen mutfağında bu renk ve tatların herbirinin bulunduğu bir öğün, dengeli bir öğündür. 13. yüzyılda yaşamış ve aşçılık üzerine kitaplar yazmış olan filozof Dogen'e göre aşçı yemek yaparken mevsimsel döngünün önemini vurgulamak için beş tat, beş renk ve beş pişirme yöntemini (haşlama, ızgara, kızartma, buharda pişirme ve çiğ olarak servis etme) kullanmaya dikkat etmelidir.

Haberin Devamı

Görüyorsunuz ya, mevsimlerle beslenme arasında büyük bir bağlantı var. Doğudan batıya pek çok ustanın dikkatini çeken bu ilişki üzerine düşündüğümüzde daha önce dikkatimizi çekmeyen pek çok detayı farkederiz. Dikkatimizi içimize yönelttiğimiz zaman zaten bedenimiz bize neye ihtiyacı olduğunu söyleyecektir. Örneğin soğuk bir kış gününde içimizden buz gibi içecekler içmek gelmez. Sıcak bir bardak çaya, salebe, dumanı tüten bir çorbayadır hasretimiz. Ellerimizi de, gönlümüzü de ısıtıverir çorba kasesinin dumanı. Sıcak bir yaz gününde ise kimse sizi kış günlerinde rüyalarınıza giren çorbaları içmeye zorlayamaz. Buzdolabından henüz çıkmış, buğusu üzerinde bir dilim kıpkırmızı karpuzdur düşlediğiniz. Hararetinizi ancak o alabilir. Kışın koca tencerelerde kaynayan çorbalar yerini serinleten cacıklara, soğuk çorbalara bırakmıştır yaz günlerinde. Canlı renklere düşeriz sıcak günlerde. Domatesin kırmızısını, biberin, rokanın, marulun yeşilini, kayısının turuncusunu, incirin karasını severiz. Yaprakların döküldüğü sonbahar döneminde sofradaki renkler de mevsimin melankolisine uygundur. Yoğun sarılar, turuncular, kahverengiler…

Haberin Devamı

Belki de mevsimin etkisiyle duygusal olarak içe kapandığınız, kendinizi yalnız hissettiğiniz bir günde bir tabak makarnayı bir kase çorbaya tercih edebilirsiniz. Baharın coşkusu ise doğadaki canlanmayla paralel sofralar kurmamızı sağlar. Yeşilden bir türlü vazgeçemeyiz kışla yaz arası mevsiminde. İşte bu yüzden mutfağa girip yemek pişirmeden önce ne tip bir yemeğe ihtiyacımız olduğunu düşünmek gerekir. Yukarıda söylediğim gibi, hem içinize hem de dışarıya bakmak ve her ikisinin gerektirdiği şeyleri pişirmek en doğrusudur.  Yazar Ayşe Kilimci, Yemek ve Kültür dergisindeki yazısında bizi Kızılderililerin sözleriyle buluşturuyor : "Tüm gördüklerini hatırla / çünkü tüm unuttukların / devam eder rüzgarla uçmaya." Sağlıklı bir yaşam için aslolanın doğayla uyum içinde yaşamak olduğunu unutmayalım.

Haberin Devamı

Kış
Doğada akıp giden, hiç şaşmayan bir düzen vardır. Biliriz ki kışın havalar soğuktur. Kimi zaman karlarla kaplanır her yer, kimi zaman buz gibi esen rüzgarda içimiz titrer. Hapşırmaya, burnumuz akmaya başladı mı hemen ıhlamur kaynatılır. Portakalı, mandalini, greyfurtu, limonuyla narenciye ailesinin renkli üyelerinden bol C vitamini alırız. Kışın daha çok toprağın altında yetişen sebzeler yenir, pancarlar, turplar, havuçlar, kerevizler. Ama toprağın üstünden de ıspanaklar, pırasalar, lahanalar, pazılar vardır soframıza konuk olan. Kavanozlara dizilen baklagilleri, bulgurla tarhanayı da unutmamalı, onlardan bol bol yararlanılmalı.

İlkbahar
Ağaçlarda pıtırak gibi açan çiçekler, yol kenarlarındaki papatyalar bize baharı müjdeler. Havalar iyiden iyiye ısınmış, pazarlara baharlık sebze ve meyveler gelmeye başlamıştır. Can erikler ve yeni dünyalar gözümüzün içine bakarak alın bizi derler. Çilek çıkacak diye heyecanlanırız. Enginar, bakla ve bezelyeyle birlikte ağır kış yemeklerinden hafif zeytinyağlılara geçme zamanı gelmiştir artık. İlkbaharda büyüyen taze soğan, taze sarımsak, buğday gibi tahıl ve yeşillikler de sofralardaki yerini alabilir. Bu mevsimde yetişen maydanoz, dereotu, fesleğen gibi aromatik otlara da yer açarız mutfağımızda.

Haberin Devamı

Yaz
Yaz ayları geldi mi allı yeşilli, sarılı turunculu yaz sebze ve meyveleri pazar tezgahlarını doldurur. Yazın domatesli, biberli kahvaltılarla güne başlayıp öğlenleri karpuz-peynirle geçiştirir, bol bol denize girer, salataların yanına birkaç meze yaparız. Bol bol meyve yeriz yazın. Kiraz, vişne, şeftali, kayısı, kavun, karpuz, üzüm... Yazın dışarısı sıcakken vücudu serinletecek, mideyi yormayacak, kolay hazmedilecek besinleri tercih eder, hararetimizi bastıracak yiyecek ve içeceklere ihtiyaç duyarız.

Yaz sonu
Pastırma yazı geldi mi havalar hafiften soğumaya başlayabilir, zaman zaman da olsa. Taze ceviz satıcıları çıkar ortaya, Değirmendere fındığıyla birlikte. Pazarda renkler yaz aylarının albenisine inat daha yoğun, daha güneş tonlarındadır. Kırmızılar, turuncular, koyu pembeler... Kızılcıkla mürdüm eriği, rengarenk üzümler, armutun en ballısı, mısır kebabı geliyor aklıma. Köylerde kış hazırlıkları çoktan başlamış, salçalar kaynatılmış, tarhanalar serilmiş, reçel ve turşu kavanozları kilere sıralanmıştır bu dönemde.

Sonbahar
Doğanın döngüsünde son durak. O da bitince yerini yine kışa bırakacak ve aynı döngü bir kere daha baştan başlayacak. Dolaptaki soğuk su şişeleri artık pek doldurulmaz, soğuk limonatalar, dondurmalar, ayranlar yerini sıcak çaylara bırakır sonbaharda. Pazarlarda iyiden iyiye kışlık sebzeler çıkmıştır. Bir bakmışsınız zeytinyağlılar sofradan kalkmış, çorbaların dumanları tütmeye başlamış, kış sebzeleri dizi dizi dizilmiştir pazar tezgahlarına. Ispanaklar, yemyeşil saplarıyla kerevizler, havuç ve pancar, turpun binbir şekillisi, soğan, patates...

Mevsimlere göre beslenme üzerine araştırmalar

Ekolojistlere göre mevsimler doğal bir çeşitlilik kaynağı sunuyor insalara. Mevsimlerle gelen ürün değişimleri dünyadaki kaynaklar ve yaşam biçimleri için doğal bir denge aynı zamanda. Bugün tüm yiyeceklere her mevsim ulaşmak mümkün ve modern ürün işleme yöntemleri ile ulaşımdaki kolaylıklar her ürünün her yere coğrafyaya ulaşmasına olanak sağlıyor. Bu da doğal çeşitlilik için bir tehlike, çünkü tüketici tercihleri ve çokuluslu tohum firmalarının baskıları nedeniyle hem dünya üzerinde bir tektip besin üretme zinciri kuruluyor hem de yerel tohumların devamlılığı tehlikeye düşüyor. Ayrıca bu şekilde bazen bedenimizin ihtiyaç duymadığı, yahut alışkın olmadığı yiyecekleri tüketme alışkanlıkları geliştirebiliyoruz.

1997 yılında İngiltere'de Tarım Bakanlığı'nın yaptırdığı bir araştırmaya göre pastörize sütlerde kış ve yaz aylarındaki besin içeriğinin farklı olduğu bulunmuş. Sütte kışın iyot daha fazla iken, yaz aylarında beta karoten yüksek çıkmış. Araştırmanın sonuçlarını yorumlayan uzmanlar bunun ineklerin yaz ve kış aylarındaki beslenme farklılığından kaynaklandığını söylemiş. Kış aylarında daha tuzlu besinler alan inekler yaz aylarında doğal olarak daha fazla taze bitki yiyor ve sütlerindeki besin içeriği de farklılaşıyor. Benzer bir araştırma da Japonya'da yapılmış. Araştırmacılar kış aylarıyla, yaz aylarında toplanan ıspanaklardaki C vitamini içeriğinin farklı olduğunu bulmuşlar.

Dengeli beslenme için öğütler

1. Olabildiğince işlenmiş ürünlerden kaçının, taze ve doğal yiyecekleri tercih edin.

2. Her hafta alışverişinizde düzenli olarak tüketmediğiniz, ancak mevsimlik meyve, sebze ve otlardan en az birini alıp deneyin. Her bitkide farklı vitamin ve mineraller bulunur ve vücudumuz bu besinleri doğal kaynaklardan almayı tercih eder.

3. Her hafta farklı bir yemek deneyin. Sebze, tahıl ve baklagilleri birlikte pişirerek besin değerlerini artırabilirsiniz.

4. Alışverişinizi yaparken bilinçli olun. Bunun için buzdolabınızın üzerinde mevsimlik ürünlerin bir listesini bulundurabilir, sağlıksız olduğunu düşündüğünüz yiyecekleri (paketlenmiş hazır ürünler, katkı maddeli yiyecekler, hazır cips ve çerezler) daha sağlıklı olanlarıyla değiştirebilirsiniz (taze ve kuru meyveler, işlenmemiş, doğal halindeki tohum ve yemişler).

5. Azar azar ama sık sık alışveriş yapın ve özellikle meyve-sebzeleri en taze hallerinde tüketmeye özen gösterin. Buzdolabında bekledikçe herbirinin besin değerinin azalacağını unutmayın.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!