Damla DEMİR YILMAZ yazdı: Herkesin güzellik reçetesi farklı

Güncelleme Tarihi:

Damla DEMİR YILMAZ yazdı: Herkesin güzellik reçetesi farklı
Oluşturulma Tarihi: Ocak 19, 2024 10:02

“Ayna ayna söyle bana, benden daha güzeli var mı dünyada” diye sorar kraliçe.

Haberin Devamı

Doğrucu ama bir o kadar da narsist duyguları besleyen ve kıskançlığın da sembolü ayna, bir gün hiç istenmeyen bir cevap verir: “Evet”.
Kraliçenin sarsılmaz özgüveni yıkılır ve güzelliğini daim kılmak için başvurmadığı yol kalmaz.
Masal olarak değerlendirilse de satır aralarında anlam yüklüdür. Kraliçenin sonsuz güzellik takıntısı, kıskançlığı, aynanın kıskançlığı besleyen tutumu birer birer yansır.
Masalda gizlenen metaforlar, günlük yaşamda karşımızda hatta elimizin altında, gözümüzün önündedir.
Artık sosyal medya yaygınlaştı. Kişisel fotoğraf ve videolar yarışırcasına paylaşılıyor ve beğeniye sunuluyor. Geri bildirim rakamlarına göre, güzellik yarışına yön veriliyor.
Ne kadar güzel ve çekici olduğu sorularına beğeni ve takipçiler aracılığıyla yanıt alınabiliyor, tıpkı masaldaki aynanın işlevi gibi.
Ne yazık ki, içinde bulunduğumuz dönemin güzellik algısına göre, “daha, en fazla, onun gibi güzel olma” kaygısıyla sayısız ve birbirinin kopyası ama yakışmayan uygulamalar yapılıyor.
Güzellik, ne yazık ki, peşine düşülen yüksek bir statü ya da güç elde etmeye yarayan bir değişim değeri olarak karşımıza çıkıyor.
Bu sebeple güzellik onayı ya da bir güzellik derecesine sahip olmak önem kazanıyor.
Güzellik hiyerarşik kurallara bürününce, sosyal medya kullanıcıları, bu kuralları yerine getirdiklerinde birer fenomen olmakla ödüllendiriliyor.
Böylelikle şöhret özendirici kılınmakta, baştan çıkaran, narsist kişilikler ve lüks yaşamlar öne çıkarılmaktadır.
Dijital statü elde eden kullanıcılar farklı kombinler ve çarpıcı fotoğraflarla takipçilerini canlı tuttukları hesaplarında, aslında kişisel markalama yöntemlerini kullanarak ürün ya da hizmet tanıtımı yapıyor.
Kişilerin kendilerini gösterebilecekleri gerçek bir podyum kadar ışıltılıdır burası.
Sosyal medyada “okka burun, kusursuz cilt, gergin yüz, aydınlık gözaltı, dolgulu dudak, dolgulu yanak, kalın kaş, bakımlı saç, fit ve ince beden” daha güzel, daha genç algısını besleyerek herkes için aynı kalıplar moda algısıyla sunuluyor.
Güzellik filtreleri de cabası...Bireyler kendileri gibi olmaktan uzaklaşır, herkesi aynılaşır...
Sosyal medyanın formatıyla gerçeklerden, kusurlardan ve sorunlardan kaçan bireyler, farkında olmadan filtreli paylaşımların da esiri olurlar.
Gerçek yaşamda olduğu gibi, sosyal medyada yeniden kimlik kazanmaya çalışanlar, bedenlerine ve yüzlerine uyguladıkları güzellik filtreleri ve uygulattıkları taklit güzellik işlemleriyle güç elde etmeye çalışmaktadırlar.
Bu yolla güzelliğini yeniden kurgulamak, zaten parçalı olan kimliğine her gün yeni gördüğü bir fenomenden etkilenip yeni bir güzellik işlemini ekleterek estetikten yoksun bir kolaja dönüşmektedir.
Çağdaş güzellik mitine uygun ölçüde kaş, diş, dudak, meme ya da bel tasarlayan ve saç ya da ten rengi seçen kadınlar, bedenleri aracılığıyla var olmaya çalışırlar.
Güzel dahi olsa, bir kadın mutlaka diğerinden etkilenmekte ve onun üzerinden kendisini biçimlendirmektedir.
Narkissos, Yunan mitolojisine göre, kendi görüntüsünü görmeden ancak bu dünyada yaşayabilecektir, çünkü Ekho’nun aşkına cevap vermemiştir.
Kendi görüntüsünü su içmek için eğildiği suda görerek hayran kalmıştır.
Kucaklamak istediği yansıması kendisinin sonu olmuş, hemen oracıkta Nergis çiçeğine dönüşmüştür.
İzmir-Karaburun’da nergisler çıkmaya başladı, kokusuyla hepimizi büyülüyor.
Bu kokuyla kıskançlığı körükleyen, narsist aynalara kulak asmadan, kum saatine inat, kendi güzellik yolculuğumuzda kıstas sadece kendimiz olmalıyız.
Çünkü hepimiz eşsiziz, hepimizin güzelliği ve güzellik reçetesi apayrıdır.

BAKMADAN GEÇME!