BİR SORUDAN FAZLASI | Çocuksuz mekânlar ihtiyaç mı, haksızlık mı?

Güncelleme Tarihi:

BİR SORUDAN FAZLASI | Çocuksuz mekânlar ihtiyaç mı, haksızlık mı
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 28, 2023 09:59

Dışarıya çıktığınızda etrafınızda çocukların olması sizi rahatsız ediyor mu? Yoksa her yere çocuğu ile gidenlerden misiniz? Güney Kore’de gittikçe yaygınlaşan ‘çocuksuz mekânlar’ ülkede tartışmalara neden olurken biz de ebeveynlere ve çocuk sahibi olmayanlara bu konu hakkındaki düşüncelerini sorduk. Çocuksuz mekânları destekleyenler de oldu, bu durumun haksızlık ve sosyal dışlanma olduğunu iddia edenler de… Sosyolog ve Sosyal Psikolog Doç. Dr. Ahu Özmen Akalın’ın yorumu ise oldukça dikkat çekici: ‘Her yere her zaman çocuklarla gitmek uygun değil!’

Haberin Devamı

Dünyanın en düşük doğum oranına sahip ülkesi Güney Kore, şimdilerde çocukların girmesinin yasak olduğu kamusal mekânlarla gündemde. 

Ülkede çocukların girmesinin yasak olduğu yerlerin başında hükümet binaları geliyor. Kore Ulusal Kütüphanesi, 16 yaşının altındaki herkese yasak. Bazı restoran ve kafeler de çocukları misafir olarak kabul etmiyor.

Güney Kore'de çocuksuz mekân sayısı günden güne artarken bir milletvekili bu politikaya savaş açtı. Ülkedeki çocuksuz mekânlar furyasından rahatsız olan milletvekili, yürümeye başlayan çocuğunu Ulusal Meclis'e götürdü ve hükümeti restoranlara, müzelere, kafelere ve diğer kuruluşlara çocukların girmesini yasaklayan politikayı yasa dışı ilan etmeye çağırdı.

Milletvekili Yong Hye-in, daha önce de çocuğuyla meclise gitmiş, 24 aylıktan küçük bebeklerin yasama meclisinin ana katına girmesine izin verilmesi çağrısında bulunmuştu.

Haberin Devamı

Hükümet rakamlarına göre, geçen yıl Güney Kore'nin doğum oranı 0,78'di. Ülkedeki birçok genç çift; artan çocuk bakımı ve barınma maliyetleri, iş sorunu ve gelecekle ilgili kaygılar nedeniyle çocuk sahibi olmak istemiyor.

Okuduğunuz üzere Güney Kore’de ‘çocuksuz alanlar’ oldukça fazla. Bu durum bazılarının tepkisine neden olsa da genel anlamda Koreliler çocuksuz yerlerin varlığına alışmış durumda.

Peki böyle bir uygulama ülkemizde olsaydı nasıl karşılanırdı? Bir Sorudan Fazlası'nda bu kez vatandaşlara, ‘çocuksuz mekânlar’ konusunda ne düşündüklerini sorduk. Kimisini kızdırdık kimisine de bir dokunup bin ah işittik…

‘ÇOCUKSUZLUK ÜCRETİ DİYE EK YAPILMALI’
Ayça Ç. (33)

Bence bir seçenek olarak çocuksuz mekânların var olması iyi bir şey, hatta sayıları da artmalı.

Ben bu mekânlara biraz ‘premium hizmet’ gibi bakıyorum. Örneğin dijital platformlarda bir şeyler izlerken ya da dinlerken araya reklam girmesin diye belli bir abonelik ücreti ödüyoruz, değil mi? Bu da onun gibi bir şey. Elbette bunu ödemeyenler var. Kendi tercihleri, saygı duyarım, ama ben sık sık reklamlarla bölünmek istemediğimden bu ücreti seve seve ödüyorum.

Aynı şey mekânlar için de geçerli. Çocuklu mekâna gitmek isteyen buyursun gitsin. Zaten ülkemizdeki mekânların çoğunluğu böyle. Ama benim gibiler için de alternatifler olmalı ve hatta mekânlarda adisyona ‘çocuksuzluk ücreti’ diye bir ek yapılmalı.

Haberin Devamı

Çünkü ben arkadaşımla sohbet ederken onun sesini duymak, restoranda yemek yerken kafama top gelmeyeceğini bilmek, havuz kenarında kitabımı okurken şezlongumun etrafında birilerinin koşuşturmayacağından emin olmak istiyorum. Ama mekân sahibinin benim bu talebime yanıt vermesinin, müşteri kitlesinden toplumun bir kesiminin azalması ve potansiyel olarak zarar etmesi anlamına geleceğini de biliyorum. Halbuki bahsettiğim ücret söz konusu olursa bu zarar telafi edilebilir. Biz de mekân tercihimizde bu faktörü de göz önünde bulundurup hayalimizdeki kafe/restoran/otel vesaire deneyimini yaşayabiliriz.

‘KÜTÜPHANEDE KOŞTURUYOR, BAĞIRIYOR, CAMLARA VURUYORLAR’
Ceren Z. (29)

Haberin Devamı

İçinde birden fazla kütüphanenin yer aldığı bir kurumda çalışıyorum. Burada çocuklara özel bir kütüphane de var. Aynı zamanda çocukların diğer tüm kütüphanelere girişi de serbest. İnanın bu konuyla ilgili o kadar fazla şikâyet alıyoruz ki…

Yetişkinlere özel olan kütüphanelere çocuklar da girebildiği için sıkıntılar yaşanabiliyor. Genellikle bebekler değil ama 3 ila 6 yaş arası çocuklar en hareketli ve meraklı dönemlerinde oldukları için kütüphanede hâkim olması gereken ‘sakin ve huzurlu’ atmosferi tam anlamıyla yok ediyorlar. Haliyle ziyaretçiler de bundan pek memnun olmuyor. İstisnalar elbette var ama genel olarak çocuklar etrafta koşturuyor, kitapları alıp alâkasız yerlere koyuyor, camlara vuruyor, ebeveynleri ikaz edince bağırıyor, ağlıyorlar…

Haberin Devamı

Kendi gözlemlerimden yola çıkarak şunu çok rahat söyleyebilirim ki; bazı yerler ‘çocuksuz’ olmalı. Bunun çocukları sevmemekle, çocuklu insanları dışlamakla uzaktan yakından ilgisi yok. Öte yandan bu elbette sadece kütüphane için de geçerli değil. Restoran/kafeler, plajlar, oteller ve hatta belki AVM’ler… İnsanlar çocuk gürültüsü olmadan kitap okumak, bir şeyler yiyip içmek, denize girmek, alışveriş yapmak isteyebilir. Nasıl ki birçok yere çocuklar ile gidilebiliyor, tam tersinin de olması gerekiyor.

'GÜRÜLTÜLÜ İNSANLARIN OLMADIĞI MEKÂN VAR MI Kİ ÇOCUKSUZ MEKÂN OLSUN?'
Ayda K. (37)

Beş yaşında bir oğlum var ve gerçekten çok hareketli bir çocuk. Çoğunlukla arkadaşlarımla buluştuğumda, bir yemek ya da kahve organizasyonunda, toplu ortamlarda oğlumu babasına, anneannesine ya da babaannesine bırakmaya çalışıyorum. Ama takdir edersiniz ki her dışarı çıktığımda çocuğu birine bırakmam mümkün olmuyor. Gitmek istediğim bir yerde de “Affedersiniz buraya çocukları kabul etmiyoruz” tavrı ile karşılaşmak istemem.

Haberin Devamı

Zaten çocuksuz otel konseptleri ülkemizde de dünyanın her yerinde de mevcut. Kütüphane gibi tam sessizliğin hâkim olması gereken yerlere çocukların girememe durumunu anlarım ama çocuksuz mekân bana göre fazla abartı.

Gittiğimiz kafelerde, restoranlarda yüksek sesle konuşan, etrafı rahatsız edecek derecede gürültü yapan, kahkaha atan insanlar da olabiliyor. Onlar için de “Gürültü yapan insanlar bu mekâna giremesin” diyebiliyor muyuz?

‘ÇOCUĞUM YOK AMA YEĞENLERİM ÇOK, MEKÂNLARA ÇOCUK ALANI YAPILMALI’
Başak O. (29)

Ben anne değilim ama teyzeyim. Üç tane yeğenim var ve onlarla evde de dışarıda da çok zaman geçiriyorum. Açıkçası anne olmamama rağmen çocukların gürültü vb. sebeplerden bazı alanların dışında bırakılması bana doğru gelmiyor. Sesi/gürültüyü ben de herkes gibi pek sevmesem de "Gittiğim yerde çocuk olmasın" diyemem.

Fakat biz yemek yerken, sohbet ederken çocuklar bazen sıkılabiliyor. Böyle zamanlarda “Keşke burada bir oyun alanı olsaydı” dediğim çoktur. Kafe ve restoranlarda ya da çocuktan ‘rahatsız’ olunan neresi varsa oralarda oyun alanları ve oyun ablası hizmeti olsa bu sorun hem aileleri hem de kafasını dinlemek isteyenleri kırmadan çözülebilir gibi geliyor.

Bence mekânlarda çocuk oyun alanı konusu mecburi hale gelmeli, oyun ablası alternatifi de ücrete tabi tutulmalı. Böylece hem çocuklar hem ebeveynler hem de çocuksuzlar rahatlıkla sosyalleşebilir.

‘BİR ANNE OLARAK BAZEN BEN BİLE ÇOCUKSUZ YERE GİTMEK İSTİYORUM’
Selen N. (32)

Çocuğum benim canımın içi, onunla geçirdiğim her an çok kıymetli. Önden bunu yazayım ki insanlar “Ne biçim annesin!” diyemesin. Ama her anne gibi benim de bazen çocuğumdan ayrı vakit geçirmeye ihtiyacım oluyor. Kendi çocuğumdan ayrı zaman geçirmek için gittiğim bir yerde başka çocukların da sesi, gürültüsü olsun istemiyorum.

Bu sebeple bazı mekânların ‘çocuksuz’ şekilde hizmet verebileceğini düşünüyorum ve destekliyorum. Sonuçta günümüzde hemen her yere çocuklarla rahatlıkla gidilebiliyor. Bazıları da çocuksuz olabilir, bunda kırılacak, dışlanmış hissedecek herhangi bir durum yok. İsteyen çocuksuz yere gider isteyen çocukların da gidebileceği yerlere. Herkese, her anlayışa hitap eden alanlar oluşturulmalı. İnsanlar dışarıya sosyalleşmek, iyi hissetmek için çıkıyor. Herkesin gönlüne hitap eden yerler olsun ki herkes istediği alanda istediği atmosferde vakit geçirebilsin.

Ben de çocuğumla dışarı çıktığımda ona uygun mekanlara giderim, çocuksuz çıktığımda ise gerçek anlamda kafamı dinleyebileceğim yerleri tercih edebilirim.

* * * * *

Yukarıda okuduğunuz üzere çocuksuz mekânlar konusunda hem ebeveynler hem de çocuksuz insanlar oldukça farklı fikirlere sahip. Bu işin bir de hem aileleri hem de çocukları sosyolojik ve psikolojik olarak nasıl etkileyeceği meselesi var tabii... Onu da Sosyolog ve Sosyal Psikolog Doç. Dr. Ahu Özmen Akalın ile konuştuk.

‘HAKSIZLIK DEMEK DOĞRU OLMAZ’

Çocuksuz mekanlar size göre bir ihtiyaç mı yoksa çocuklara ve çocuklulara yönelik bir haksızlık mı?” diye sorduğumuz Ahu Özmen Akalın, “Haksızlık demek doğru olmaz. Toplumda her yaş aralığındaki insanın, her jenerasyonun kendini ifade edebileceği, sosyal aktivitelerini gerçekleştirebileceği, sosyalleşebileceği ortam ve alanlara ihtiyacı vardır. Örneğin, yapılan araştırmalar, özellikle yaşlı insanların sosyal bir hayat sürmelerinin Alzheimer hastalığını önlediğini ya da geciktirdiğini gösteriyor” dedi ve ekledi:

Çocukların da kişisel gelişimleri için oyun oynayabilecekleri, yaşıtlarıyla etkileşim kurabilecekleri alanlara ihtiyaçları var. Sosyal psikologlar, çocukların akranlarıyla sosyalleşmelerinin kişisel, zihinsel ve sosyal gelişimleri açısından son derece önemli olduğunu vurguluyor. Haliyle, çocukların içinde yer alabilecekleri sosyal ve kültürel mekanların olması önemli.

DİNLENMEK İSTEYENLERİN ÇOCUK GÜRÜLTÜSÜNDEN UZAK KALMAK İSTEMESİ ANLAŞILABİLİR

İnsanların çocuk sahibi olsalar da olmasalar da bazı mekânlarda çocukların varlığından rahatsızlık duyabildiklerinin altını çizen Akalın, çocukların gürültüsünün, oyun oynarken attıkları çığlıkların, masaların arasından geçmelerinin rahatsızlık yarabileceğini söyledi.

Akalın, "Özellikle dinlenmek için, keyif yapmak için mekânlara giden insanlar çocuk gürültüsünden uzak kalmak istiyorlar. Bu durum yetişkinler açısından anlaşılabilir bir durum. Haliyle, bazı mekânlara çocuk kabul edilmemesi ya da bu doğrultuda kararlar alınması normal görülebilir. Çocuk kabul eden mekânların çocuklara oynayabilecekleri alanlar tahsis etmeleri söz konusu rahatsızlıkların ortadan kalkmasında etkili olabilir. Tabii ailelerin de çocuklarını kontrol etmeleri ve gerektiğinde uyarmaları da önemli” ifadelerini kullandı.

‘HER YERE HER ZAMAN ÇOCUKLAR İLE GİTMEK UYGUN DEĞİL’

Doç. Dr. Akalın, çocuksuz mekânların çoğalmasının hem ebeveynler hem çocuklar hem de çocuğu olmayan ya da çocukların olmadığı yerlerde vakit geçirmek isteyenler için olumlu bir etki oluşturabileceğini söyledi.

“Bu tip mekânların başka ülkelerde var olduğunu biliyoruz” diyen Ahu Özmen Akalın, şöyle devam etti:

Burada şu noktaya tekrar vurgu yapmak önemli: Ebeveynlerin çocukları ile her yere her zaman gitmelerinin uygun olmadığını bilmeleri gerekiyor. Günümüzde, özellikle ülkemizde, akşamları gidilen mekânlarda çocukların geç saatlere kadar aileleriyle birlikte olduklarını görüyoruz. Çocuklar aileleri tarafından kontrol altına alınmadığında etrafa rahatsızlık verebiliyorlar. Çocuksuz mekân kavramının oluşması ve çoğalması bu anlamda anlaşılır bir durum.

ÇOCUKSUZ MEKÂNLAR BİR SOSYAL DIŞLANMA MI?

Çocuksuz mekânların var olması ve hatta sayılarının artması fikrini destekleyen de var dışlanma olarak değerlendirenler de…

Bu konuyu toplumsal anlamda yorumlamasını rica ettiğimiz Doç. Dr. Akalın, “Çocuklar aileleri tarafından kontrol altında olurlarsa, ailelerinin kurallarına uyarlarsa, sözlerini dinlerler, etrafa rahatsızlık vermeyecek şekilde sosyalleşirlerse, yetişkinlerle aynı ortamda olmalarında bir sakınca olmaz. Fakat, günümüz çocuklarına söz dinletmek zor. Çok aktifler. Durum böyle olunca, çevrenin tepkisini çekebiliyorlar. Haliyle, çocuksuz mekân fikri de kabul görmüş oluyor” diye konuştu.

Bu durumu bir sosyal dışlanma olarak görmediğini de özellikle belirten Akalın, “Zaman geçirdiğimiz, sosyalleştiğimiz mekânlar bir sosyal kurum niteliğinde. Haliyle, bu mekanlarda insanların uyması gereken kurallar var. Örneğin, kapalı mekanlarda sigara içmeme kuralı gibi. Çocuklar için de tabii özgürlüklerini kısıtlamama kaydıyla, toplumsal ortama uyum sağlamaları açısından belli kurallar geliştirilebilir” dedi ve ekledi:

Örneğin, yemeklerini yedikten mekânın oyun alanına yönlendirilmeleri, mekânda var ise bir oyun animatörüyle vakit geçirmeleri gibi. Oyun alanı veya animatör yoksa, çocukların oyalanmaları ve enerjilerini boşaltmaları için ebeveynlerinin formüller geliştirmeleri gerek; yanlarında resim defterleri, boyalar, oyuncaklar bulundurabilirler örneğin...  Aslında iş ailelere düşüyor. Ailelerin tutumu çok çok önemli.

BAKMADAN GEÇME!