Padişah şiirleri albüm oldu

Güncelleme Tarihi:

Padişah şiirleri albüm oldu
Oluşturulma Tarihi: Nisan 23, 2013 03:00

Uğur Işılak, farklı bir projeye imza attı; padişah şiirlerini sadeleştirip besteleyerek bir albümde topladı. Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman ve Fatih Sultan Mehmet’in şiirlerinin yer aldığı “Makam-ı Sultan” albümünün oluşum hikayesini Işılak’a sorduk.

Haberin Devamı

“Makam-ı Sultan”ı yapmaya nasıl karar verdiniz?
   
- Ben 25 yıldır bu işi yapıyorum zaten ama dinleyenlere 40 yaşımdan sonra çok daha önemli işler yapacağımı söylemiştim zaten... Bu albüm de 40 yaş sonrası olgunluk dönemi işlerimden biri... Bence 40’ından sonra insanın ustalık dönemi başlıyor. Tecrübelerin getirmiş olduğu birikimle daha farklı şeyler yapma gereği duyuyorsunuz.

Albümde şiirlerine yer verdiğiniz üç padişahı nasıl seçtiniz?

- 36 Osmanlı padişahının neredeyse tamamı şiir yazmış. Ama bunların 10 tanesinin divanı var. Bu 10 padişahın arasında en popüler olanları da Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman... Bu üçü aynı zamanda Osmanlı’nın yükseliş dönemine denk düşen padişahlar, dolayısıyla “bu isimler isabet olur” dedim. Divanlarını, şiirlerini inceledim. Bir de her şiir bestelenebilir nitelikte olmuyor. Mesela Kanuni Sultan Süleyman’ın 3 binin üzerinde şiiri var, bunlardan sadece dördünü aldık.

Bu 3 bin şiirin hepsini incelediniz mi?

— Hepsini olmasa da çoğunu inceledim.

Peki albümdeki 10 şiiri neye göre seçtiniz, kriter neydi?

— Sadeleştirilebilir olmasına dikkat ettim.

Sadeleştirmek derken?

- Osmanlıca’yı iki sınıfa ayırabiliriz. Bir hususi dairede kullanılan, bir de umumi alanda kullanılan Osmanlıca kelimeler var. Ben şiirlerde geçen ve biraz daha elit kesime hitap eden kelimeleri halk Osmanlıca’sına çevirmiş oldum. Sadeleştirmem sadece bu şekilde oldu. Yani “imkân” kelimesi yerine “olanak” demedim. Bir de şiirleri seçerken aruz ölçüsünü heceye çevirdim. Çevirmede başarılı olacağım şiirleri besteledim.

Bu şiirlerin kimlere yazıldığına dair bilgiler var mı?

— Böyle bir bilgi yok ama kavuşulanlara ya da haremdeki kadınlar değildir muhtemelen. Çünkü insan kavuştuğuna şiir yazmaz, kavuşamadığına yazar.

YAVUZ SULTAN SELİM O ŞİİRİ CARİYEYE YAZDI

Bu şiirleri araştırırken ilginç hikayelerle karşılaşmadınız mı?


- Karşılaştım... Mesela, Yavuz Sultan Selim, Mısır’ı fethettikten sonra hemen dönmüyor, bir süre orada kalıyor. O süre içinde çadırını temizleyen bir cariye var, her gün geliyor, padişah çıktıktan sonra çadırı temizliyor. Ve hemen her gün padişah tam çıkarken onunla göz göze geliyor, Yavuz Sultan Selim’e vuruluyor. Bir gün cesaretini topluyor, çadırı temizledikten sonra bir not bırakıyor yatağının üzerine, “Derdi olan neylesin” diyor. Yavuz Sultan Selim akşam geliyor, bakıyor yatağının üzerine bir not var. Okuyor, cariyenin yazdığını fark ediyor. Bir mısra da padişah yazıyor: “Derdi olan söylesin...” Ertesi gün cariye O notun altına “Korkuyorsa neylesin?” diye ekliyor. Padişah o gün geliyor, kağıda “Hiç korkmasın söylesin” yazıyor. Ardından kızı çağırtıyor. Kız geliyor padişahın huzuruna, Yavuz Sultan Selim “Söyle bakayım” diyor. Kız sadece “Hünkârım” diyor, sonra yığılıyor padişahın kollarına ve orada canını teslim ediyor. Bu yaşanmış bir olay, bunun üzerine çok meşhur bir dörtlük yazıyor Yavuz Sultan Selim. “Merdüm-i dideme bilmem ne füsun etti felek/ Giryemi kıldı füzun eşkimi hun etti felek/ Şirler pençe-i kahrımda olurken lerzan/ Beni bir gözleri ahuya zebun etti felek...” İşte gerçek aşkı bu cariyede görün diyor padişah, aşık odur ki sevdiğinin yolunda olur ve o yolda ölür diyor. Bu dörtlüğü de onun kabrine yazdırıyor.

Yavuz Sultan Selim’in aslanları boğduğu rivayet ediliyor, siz de biliyor musunuz bu hikâyeyi?

- Mısır’ı daha fethetmeden çadırında bir ses duyuyor Yavuz Sultan Selim. Çadırından çıkıyor, bir çöl canavarı zannediyor onu. Gece vakti canavarın üstüne yürüyor, canavar üstüne atlıyor padişahın, padişah bunu yelelerinden tutup deviriyor yere. Boğup öldürüyor. Sabah kalktıklarında onun çöl aslanı olduğunu anlıyor. Ondan sonra Yavuz Sultan Selim’e “Şirpençe” diyorlar, aslan pençesi yani... Ölüm sebebi de ismi aslan pençesi olan bir çıban bu arada. Babasının “Ah oğul şirpençelere gelesin” dediği rivayet ediliyor.

BU İŞİ KÜLTÜR MİSYONUYLA YAPTIK

Albümünüze geri dönersek... İlk klibi Yerebatan Sarnıcı’nda çekmek sizin fikriniz mi?

- Hayır, kardeşimin ve menajerimin fikri, ben çok karışmadım. Şebnem Schaefer da klipte bir Osmanlı kadınını canlandırdı, kendisine buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. Mehmet Baran Erdoğan’a da teşekkür ediyorum, o da eski bir Osmanlı kahramanını canlandırdı. Klipte tarihi dokuların hakim olmasını istedik.

“Muhteşem Yüzyıl”la esmeye başlayan Osmanlı rüzgarının bu albümün oluşmasında etkisi yok mu?

- Öncelikle şunu söyleyeyim, bu rüzgarın milletin hayrına olduğunu düşünüyorum. En azından tarihiyle bağı kopmuş millet, bu diziler sayesinde tarihiyle bağ kurdu. İzlemediğim için çok fazla yorum yapmak istemiyorum, dizi iyidir ya da kötüdür bilemem ama herkeste bir tarih merakı başladı sonuçta ve bu çok güzel bir şey. Ama bizim yaptığımız çalışma bu rüzgârın etkisiyle doğmadı. Bu iş kültür misyonuyla yapıldı. Sözünü ettiğiniz rüzgâr, olsa olsa bu işin daha hızlı bir şekilde tamamlanmasını sağlamış olabilir.

Hayat hikayesinden en çok etkilendiğiniz padişah hangisi?

- Ben Yavuz Sultan Selim’i çok başarılı buluyorum. Bir o kadar da duygulu... Şairlik yönü ayrı etkiliyor, siyaset adamlığı ayrı... Sosyal, edebi her türlü inceliği çok genç yaşta kavrayan bir padişah bana göre. Yavuz Sultan Selim bana göre başkadır.

Haberin Devamı


TERÖR BİTERSE, TÜRKİYE’NİN HIZINI KİMSE KESEMEYECEK

Başbakan sizden övgüyle bahsediyormuş...

- Başbakan bizi seviyor, ben de onu seviyorum, kalp kalbe karşı derler ya... Ama hiçbir siyasi makam, mevki, çıkar gözetmeksizin seviyorum kendisini... İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğunda takip etmeye başladım. Duruşu, ülkeyi en iyi şekilde temsil etmesi, Türkiye’yi bütün dünyaya açması, sayesinde Amerika dahil bütün ülkelerin Türkiye’ye bakışının değişmesi... Biz bunları hayal bile edemezdik. Bir de terör biterse, kardeş kanının akması durursa, inanın Türkiye’nin hızını kimse kesemeyecek.
                   

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!