Öğrencilere kötü örnek olayım

Güncelleme Tarihi:

Öğrencilere kötü örnek olayım
Oluşturulma Tarihi: Aralık 12, 1998 00:00

Haberin Devamı

Ne zaman başladın müziğe?

Ortaokuldayken. 1990 yılıydı galiba. Yabancı şarkıların üzerine, okulla, hocalarla ilgili sözler yazar, kaydederdim.

Evde mi kaydediyordun bunları?

Evet. Basit bir kaç aletim vardı. Kasetleri okul servislerine dağıtırdım. Herkes dinlerdi.

Hocaların haberi var mıydı peki?

Yoktu ama hocanın birinin servise binmesiyle her şey ortaya çıktı. Ve servis olayımız kesildi. Böylece DJ'lik olayına girmiş oldum. Sonra lise yıllarında Ankara'da bir club'da çalışmaya başladım. Sonra iki üç club'da daha çaldım. Yazları Kuşadası'nda çalıştım. Kazandığım paraların yarısını kızlara yarısını da yeni aletlere yatırdım. Sonra remiks yapmaya, Ankara'da bir radyoda çalışmaya başlaladım. Hazırladığım rap programında remikslediğim yabancı parçaları çaldım. Yarışmalara katıldım. İnternet'ten, başka yerden... Remikslerim ödüller aldı. Remikslerden sonra kaçınılmaz olarak müzik geldi. Kendi şarkılarımı yapmaya başladım.

Ne zaman?

1995. 1996'da radyodan ayrıldıktan sonra kendimi tamamen albüme verdim. Evde teker teker parçaları hazırladım. 5 parçalık bir demoyla buraya geldim (Tempo Müzik) Şubat'ta. Tamam dendi. Sonra diğerlerini tamamladım ve bir ay önce de piyasaya çıktı.

UMUT ORHAN BABA

İlk çaldığın kapıdan olumlu yanıt aldığın için şanslısın. Genelde insanlar ellerinde demo oradan oraya koşuştururlar aylarca.

Daha evvel bir kaç geyikliğim oldu. Orhan Gencebay ve Ahmet Selçuk İlkan'a geldim. O zamanlar parçalar tam halini almamıştı ama onlara dinlettim. Bir çok kötü anlar yaşadım orada.

Ne gibi?

Ben Karadenizliyim. Samsun'dan tanıdığımız diye Orhan Gencebay'a gittim ilk kez. Çok umutluydum. ‘‘Albümü yaptım, Orhan Baba da yardım edecek’’ diye düşünüyordum. ‘‘Şimdi zamanım yok. Kalan parçaları da dinleyeceğim’’ dedi. Biz de büyük bir hevesle Ankara'ya döndük. Yaklaşık dört ay cevap vermesini bekledim. En büyük hayalkırıklığım buydu.

Sabremedin yani.

İnternet olayına girince, baktım ‘‘hangi plak şirketleri var, kim anlar benim müziğimden’’ diye. Daha önce buradan Ayşen, Pentagram çıkmış, rockçılar burada toplanmış. Hep yabancı sound yani. Burayla görüşmeye karar verdim.

Geldin kapıyı çaldın.

Yok. Önce çok ukala bir e-mail attım. ‘‘Benden demo kaset alıp bekleten zihniyeti kınıyorum. Benle görüşecekseniz bana mail atın. Sonuçta ben sizi seçiyorum’’ dedim. Kafayı da bulmuştum biraz o gece. Sabah baktım cevap gelmiş. ‘‘Tabi, buyur gel’’ diyorlar.

Müziğini nasıl tanımlıyorsun?

Okuduğum şey rap. Altyapılarda rap de var hip-hop da var. Azıcık euro-dance denen tarz var. İlla rap, hip-hop yapıyorum diye bir iddiam yok. Kendi bildiğim sound'u yapıyorum.

ÖSS-ÖYS şarkın çok seviliyor şu günlerde. Besteleri yaparken ortaokul yıllarına geri dönmek mi istedin?

Aslında ilk yapmak istediğim kendime ait bir plak şirketi kurmak, prodüktor olmaktı. Albüme başlamadan evvel, kız vokaller arıyordum. Onlara yapayım albüm diye. Kendim söylemeyi düşünmüyordum. Korkum vardı. Baktım bulamıyorum. Kendime yapayım bari dedim. Çünkü rap yapıyorum, sözü benim yazmam lazım. Müziği benim yapmam lazım. Bu da çok önemli bir etken. Standartlara uyması, ya da Cartel'den farklı olması için. Pardon soru neydi?

Sözleri okul yıllarındaki çalışmalarını düşünerek mi hazırladın?

Niye varoştaki insanlar kendilerini İbrahim Talıses'te İbrahim Erkal'da buluyor? Adamlar arabeskten milyarlarca para götürmüş, ama ‘‘gecekondu çocuğuyum’’ diyor. Benim yaşadığım kendime göre bir sosyal ortamım var. Bunların sesini duyuracak bir şey olması lazımdı. O amaçla çıkmadım ama kendi sesimi duyurayım dedim.

KIZLAR, ARABALAR

Senin sesin ne?

Nedir? İşte öğrencilik. Nefret ediyorum okuldan. O sınav kağıdını önümde görünce kafayı yiyorum. Liseyi zar zor, yaz okuluyla bitirdim. Hocalarla yüz yüze gelmemek için de açıköğretime girdim. O zaman ÖYS'den bahsetmek lazım. Başka nedir? Eskiden köyden kente gelenler azınlıktı. Gelenlerin hepsi kıro değil ama, genelde kırolar oradan çıkıyor. Sonra bir baktık çoğunluk olmuş. Etrafı arabesk götürüyor. Mercedes kimde? Magandalarda. En güzel kızlar da öyle. Öğrencilerin de veya benim gibi olan adamların da bir sesi olması lazımdı. Benim yaşımda insan ne ister? Kız ister, güzel arabalar, okuldan kaçmak ister. Sonuçta kötü bir örnek olayım dedim.

Albümle çok para kazandın mı?

Satışlar nasıl gidiyor henüz bilmiyorum. Ama şu anda bir ambargo var bana. Kral TV benim klibimi yayınlamıyor. Gerekçe olarak da rap'in formatlarına uymadığını söylüyorlar. Ama eskiden Cartel'i, Karakan'ı yayınlamışlardı. Para konusuna gelince, parayla saadet olmaz diyorum!

Yaşıtlarına tavsiyen ne?

Ben müzik yapıyorum. Onlar da hoşlarına ne gidiyorsa onu yapsınlar. Gerçekten kimya seviyorsa otursun ona çalışsın. Üniversite bitirdikten sonra iş bulabilirse, tek maaşla geçinmeye çalışsın.

Peki kızlar?

DJ'liğin bir güzel yanı, kızlar olayıdır. Kız bulamayan, fazla kız arkadaşı olmayan DJ yoktur. Ama onların hepsi gelip geçici, sırf gönül eğlendirme. Gerçekten sevdiğim, 7 senedir beraber olduğum bir kız arkadaşım var. Evlenmeyi de onunla düşünüyorum.

O biliyor mu bu kaçamakları?

İşte çaktırmıyoruz.

Nasıl çaktırmıyorusun, açık açık söylüyorsun işte!

Reklam için söylüyorum derim.

Öğrenci hayalleri

Ne anladım ben bu hayattan/ Paradan puldan/ Nefret ediyorum ben bu okuldan/ Karne istemem/ Sınav hiç çekemem/ Kolay para hızlı yaşa/ Bağlanamam tek maaşa/ Lise bitti zar zor kafayı ÖYS'ye yor/ Dershane, kitap sınava çalış/ Ama olmuyor kim çözecek bu soruları/ Dışarıda bekliyor beni piyasa kızları/ Para nasıl gelecek sana kalmış/ İstersen sen otur ÖYS'ye çalış/ Ama ben yapamam, benim işim müzik/ Bana lazım değil kimya ya da fizik/ ÖSS, ÖYS/ Biri cevapları söylese, söylese.

21 yaşındaki Mc Ender'in, ÖYS-ÖSS şarkısında yer alan bu sözleri gençleri en hassas yerlerinden vuruyor. Öyle ki, dershane kantinlerinde bile bu şarkı dinleniyor. Hemen ardından, gelen Param Olacak, ‘‘Büyük para, büyük araba, büyük kalçalı kızlar/ Tek düşündüğüm yalnız bunlar’’ sözleriyle kaytarma hayallerini dillendiriyor. Ender de okuldan kaytarırken hayaller kurmuş. Yabancı şarkıların üzerine, okul ve hocalara olan sevgisini(!) kaydederken, nasıl şarkılarla nasıl ünlü olacağını, daha sonra neler yapacağını tüm ayrıntılarıyla planlamış.

Yavuz HARANİ

Özal kuşağının muhalif sesi

Ender Çabuker, Özal kuşağının sesi olarak tanımlanabilir. Buna karşın zamanlaması söylemini muhalifleştiriyor. İbrahim Tatlıses'lerin, Mahsun Kırmızıgül'lerin artık popüler kültürün ötesinde, egemen kültürün sembolü oldukları, müzik dışındaki alanlara da uzanan büyük şirketleriyle güç odaklarına dönüştükleri bir dönemde Ender Çabuker, ‘‘beyaz Türkler’’i isyana çağırıyor: ‘‘Albümün içeriğinde fazla belirtmesem de, esas umudum bizim de birbirimizi kollamamız ve bu magandaları geldikleri yere postalamaktır. Onlar yapıyor ve kazanıyorlar. Şimdi sıra bizde!’’ Varoş müziğinin, Amerika'da rap, Türkiye'de arabesk olduğu tespitine katılıyor. Ama o rap'i kentin bunalmış öğrencileri için kullanıyor. Varoşun itilmişliğine, acısına, yanlızlığına kentin eğlencesiyle, kızlarla karşı çıkıyor. Bu yönüyle, Türkçe rap'le, saldırgan üsluplu gurbetçi damgasıyla tanışan insanları da şaşırtıyor. Ender, kendine ait bir plak şirketi kurmayı planlıyor. Starları şimdiden hazır. En büyük dileği, bikinili kızların haber sunduğu bir televizyon dahil, bir imparatorluğa sahip olmak.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!