MEDYADAN : Diğer haberler

Güncelleme Tarihi:

MEDYADAN : Diğer haberler
Oluşturulma Tarihi: Eylül 07, 2003 18:06

Öyle insanlar vardır ki, övgüsünü almamak daha hayırlıdır – Mustafa Kemal’in modern Türkiye’si 80 yılın en önemli olayı seçildi yalanı – Millî Eğitim Bakanı ‘Papağan yetiştiriyoruz’ demiş, hayalindeki eğitim sisteminden bahsediyor olmasın – Demirel’den bir “O gün öyle gerekiyordu” klasiği daha – Irak’ta bir ZEBANİ eksikti – AB bizi teperse, biz de İslam’a dönermişiz - Diğer haberler ve özellikle BİR HABER VAR Kİ...

Haberin Devamı


Star, 1 Eylül

Bozacının şahidi Ali Şen, önce Başbakan’a merhem sürüyor (hani alınır malınır, işlerimize zarar gelmesin!) sonra Uzan Ailesi’nin ne kadar saf, temiz, dürüst olduğuna kefilmiş, onu yazıyor.

Bu arada diyor ki:

Cem Uzan, çalışkan, atılgan, çok zeki ve kültürlü birisidir. Annesi sanki denge oluşturmak için ona Hakan gibi bir kardeş doğurmuş... Hakan melek kalpli birisidir... Herkes Hakan Uzan’la dost olmak ister.”

Yani?  (1) Ya Cem Uzan – Hakan gibi - melek kalpli, herkesin sevdiği bir insan değildir, (2) Ya da Hakan Uzan – Cem gibi - çalışkan, atılgan, çok zeki ve kültürlü değildir.


*

OTO DOLDURUŞ

Gazeteler, 3 Eylül

Amerikan Time dergisi 80.yıl özel sayısında, 1923-2003 arasındaki 80 yılın en önemli 80 olayını seçmiş. Tabii ki, bence 20.yüzyılın en önemli siyaset adamı olan Mustafa Kemal ve kurduğu Cumhuriyet ve yaptığı reformlar da bu 80 önemli hadise arasında yerini almış.

Ama kompleksli ve halk yalakası gazetelerimiz “Türkiye’nin batılılaşması 80 yılın en önemli olayı” yahut “80 yılın en önemli insanı Atatürk” diye verdiler bu haberi.

Hayır, Time’a göre, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu 80 yılın en önemli 80 olayından biri sadece. “80 yılın en önemli olayı” değil. Kendi kendimize yalakalık yapmayalım.


*

HAYALİNDEKİ EĞİTİM SİSTEMİNİ SÖYLEMİŞ

Şok, 4 Eylül

Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik Bugünkü eğitim sistemi papağan yetiştiriyor” demiş.

Papağan yetiştirilmesine itirazı olmaması gerekir Sayın Çelik’in, onun rüyasını gördüğü de “Arapça ezberlemiş papağanlar” değil midir?


*

O GÜN ÖYLE GEREKİYORDU

Hürriyet, 5 Eylül

Süleyman Demirel bir zamanlar “Bir gün Musul ve Kerkük’e girmezsek gözüm açık gider” demiş. Bugün soruyorlar, cevap:

Demiş olabilirim. Ancak bunlar o günün koşullarında söylenmiş sözlerdir. Nostaljidir. Bugünün koşullarında Irak’ın toprak bütünlüğü korunmalıdır.”

Dün dündüü, bugün bugündüü...


*

IRAK’TA BİR ZEBANİ EKSİKTİ

Gazeteler, 5 Eylül

Irak’ın, Amerikalılar’ın kucağında oturan Kürt kökenli Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, daha bismillah demeden, Türkiye’nin Kuzey Irak’a asker göndermesine karşı olduklarını açıkladı.

Bu Zebarî’nin adının ZEBANİ’ye çıkması yakındır..


*

ÇARPILACAKSIN

Gözcü-Asabi, 5 Eylül

AKP Milletvekili Osman Akman, Antalya’da bir toplantıda, belli ki gaza gelip, (Irak’ta başına çuval geçirilen) “Türk askeri de bunu biraz hak etmişti” demiş.

Bir AKP’li böyle bir laf etmediğini ispat etmek için ne der?

Eğer öyle dediysem Allah cezamı versin!”


*

BAHANE HAZIR

Hürriyet, 5 Eylül

Wall Street Journal
Türk Başbakanı AB’yi üyelik konusunda sıkıştırıyor” diye yazmış, diyor ki “Erdoğan, ‘Türkiye’nin AB’ye girmesine izin verilmezse kendimize yeni dostlar bulmak için başka taraflara da bakabiliriz, buna İslam dünyası da dahil’ mesajı verdi.”

Oh ne âlâ, bir taşta üç kuş: AB’ye hoş görüneceğim diye içeride istediğin haltı yiyecek, askeri pasifize edip, laikliğe savaş açacaksın; AB tarih verirse ‘Benim sayemde’ diyeceksin; tarih vermezse ‘Eh maden beni istemediniz ben de İran’la, Suudî Arabistan’la, Endonezya ile yakınlaşırım’ diyeceksin...


*

ZAVALLI, TERCÜME KAZASINA UĞRAMIŞ

Hürriyet, 6 Eylül

Amerikan gazetelerinden birinde yazan bir gurme, Fransız mutfağının demode olduğunu söyleyince, Fransız aşçılar kızmış, kimileri de “Adam haklıdır” demiş.

Hürriyet’teki haberin içinde şöyle bir cümle geçiyordu: “Üç Michelin yıldızlı Fransız şef Pierre Gagnaire önceki gün bir bildiri yayımlayarak Washington’a tava fırlatırcasına haşin bir yanıt verdi.”

Bu “tava fırlatırcasına haşin bir cevap vermek” acaba neyin tercümesiydi zavallı?


*

DİLİNİZİ EŞEK ARISI SOKSUN

Vatan, 7 Eylül

6 yaşında bir yavrucağız havuza düşüp boğulmuş, anacığı yüzme bilmediği için, beline bir hortum bağlayıp suya atmış kendini ama geç kalmış. Vatan’ın haberi diyor ki : “Çocuğun beyin ölümünün gerçekleştiğini belirten doktorlar...”

Aynı haltı bir iki gün önce Hürriyet de yemişti, Denizli Valisi Recep Yazıcıoğlu için “Beyin ölümü gerçekleşti” diye yazmıştı.

Konuşma özürlülerin televizyon yıldızı, pepelerin ve ğreğrelerin haber spikeri olduğu bir medyada, Türkçe özürlülerin muhabir hatta editör olmasına niye şaşıyorum ki ben?


*

2003’ÜN MEDYA ZIRVASI

Star, 5 Eylül 2003

2003’ün en komik başlığı-spotu-haberi ve çağrısı buydu. Bütün dallarda altın madalya. İletişim fakültelerinde ders diye okutulması gerekir.

(Dolandırdıkları insanlar şu sıralar Uzanlar’a çok kızgın, ama onları bile şeyleriyle güldürdüler... Allah da onları güldürsün!)

Star
, hedef şaşırtmak için bir laf attı ortaya: Aydın Doğan “Uzanlar hakkındaki karalama yayınlarını” kesmek için 50 milyon dolar istemiş. Uzan’ın gazetesi “Elimizde bant kaydı var” diye mangallara doğru sallıyordu.

Bu iddiaya tabii ki Fatih Altaylı cevap verdi. “Erkekseniz, elinizdeki bandı yayınlayın” diye yazdı.

Şimdi Starcılar, Fatih’e cevap verecekler ama, kime verdirsinler? Fatih’in geçenlerde “kimdir bu adam, ben Sabah’ta yazmadan önce adını hiç duymamıştım” mealinde harcadığı Hayrullah Mahmud’a yazdırıyorlar ki, akılları sıra, daha çok acıtsın.

Ama cevapları o kadar komik ki... : YÜREĞİN VARSA SEN YAYINLA!

Bu Mamud diyor ki : “Uzanlar hakkındaki karalama yayınlarını kesmek için 50 milyon dolar isteyen Aydın Doğan, bu şantajın yer aldığı kaset ortaya çıkınca saldırıya geçti. Uzan Grubu’na ‘kasedi yayımlayın’ diyor. Kasedi sızdırmak ve yayımlamak onlara düşer, bize değil...”

Kasedi sızdırmak ve yayımlamak onlara düşer, bize değil...

Hani Aristo mantığı diye bir espri yapar ortaokul çocukları:

Kediler balığı sever, Aristo da balığı sever, demek ki Aristo bir kedidir.

Hayrullah Mahmud’un mantığı bu türden.

Ben çıkıyorum, mesela, “Ahmet adam öldürdü, cinayet görüntüleri elimde!” diye bir iddia ortaya atıyorum.

Ahmet “Yayımla o zaman!” deyince de zeytinyağ gibi üste çıkıyorum bu sefer:

“Kasedi yayımlamak bana düşmez, sana düşer!”

Kendin pişir kendin ye’den sonra demek ki “KENDİ SUÇUNU KENDİN BELGELE” dönemi başladı.

Allah kimseyi bu hallere düşürmesin!


*

SERDAR DİYOR Kİ...


Vatan, 7 Eylül

Vatan
’ın birinci sayfasında küçük bir kutu:

VATAN DİYOR Kİ : Başyazarımız Güngör Mengi, rahatsızlığı nedeniyle iki gün ara verdiği yazılarına yeniden başladı.

SERDAR DİYOR Kİ : Güngör Bey’e çok geçmiş olsun, keyifle okumaya devam ediyoruz.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!