GeriKelebek Kenan’la hálá mesajlaşıyorum
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kenan’la hálá mesajlaşıyorum

Gecelerin kadını, çapkın, ayran gönüllü, rahat, yuva yıkan, sevgililerin arasını açan, mesajla sevgili ayarlayan, bir haftada beş sevgili değiştiren vs... Bunlar, Çağla Şikel denildiği zaman ilk akla gelenler. Son olarak adı Kenan Doğulu’yla birlikte anılan Şıkel ise bu durumdan rahatsız; ‘Bir hafta içinde beş erkekle kim olabilir? Bir-iki tane olsa neyse’ diyor.YERİME GELECEK BİRİ YOKKendimi çok yorgun hissediyorum. Hem iş anlamında yorgunum hem de bir gönül yorgunluğum var. Zaman zaman mankenliği bırakmayı düşünmüyor değilim. Ancak bıraksam, benim yerime gelecek biri de yok ki. Bakıyorum arkamdan kimse gelmiyor. Hani olsa, ‘yavaş yavaş elimi eteğimi çekeyim’ diyeceğim. Fakat bir taraftan da her defilede ilk günkü heyecanı yaşıyorum. Yani işimi de seviyorum. Ama hakkımda çıkan iddialar ne yazık ki beni ‘işi bırakma’ noktasına kadar getiriyor. Evet ben Türkiye’nin en iyi mankenlerinden biriyim. En iyi defilelerde benim adım geçiyor, çok iyi bir çizgideyim. İşte bu özelliklerimden dolayı, bırakmanın zamanı değil diye düşünüyorum.PANTOLONUN İÇİNE TOZLUKAslına bakarsanız lise ikinci sınıfa kadar kısa boylu bir kızdım. Sonra öyle bir uzadım ki dizlerimin ağrısından çok acı çekerdim. Esmer, makyaj yapmayan, kara kuru bir kız çocuğuydum. Şimdi suratım oturdu, nelerin bana yakışacağını öğrendim ve bir şeye benzedim. Çok zayıf olduğum için bu konuda biraz kompleksliydim. Kilolu görünmek için blue jeans’in içine balede giydiğim tozlukları giyerdim. Kollarım ile bacaklarımın inceliği aynıydı ve hiç kalçam yoktu. Yazın bile pantolonların içine tozluk giyerdim. Dolayısıyla manken olacağım falan hiç aklıma gelmezdi. Mesela Selin Toktay bizim okuldaydı, modellik yapıyordu. Zaman zaman çektirdiği fotoğrafları getirirdi, bayılırdım. Ben onun kadar güzel olmadığımı biliyordum. O yüzden kendime hiç güvenim yoktu. BAKIŞLARDAN HOŞLANIYORUMBen müziği, dans etmeyi çok seviyorum. Çünkü dansçıyım. Dolayısıyla geceleri çıkmaktan keyif alıyorum. Ayrıca bir alışveriş merkezine, kulübe ya da restorana gittiğin zaman insanların tepkilerini görmek, beğenilerini sunmaları, kıskanmaları ister istemez insanı yönlendiriyor. Yani gittiğin yerlerde insanların seni tanıyor olması, bir süre sonra çok büyük bir keyif vermeye başlıyor. Çünkü bu ilgi sana şöhret kavramını hissettiriyor. Ben de insanlar ile iç içe olup, yanlışlarımı, doğrularımı görmek istedim. Çok dışarı çıktım, çok dolaştım. Şöhretli olmanın keyfini çıkardım. Hálá da çıkarıyorum. Çünkü insanların bakışlarından hoşlanıyorum. İşte geceleri dolaşmaya başladığın zaman da birileri ile yakıştırma çok daha kolay oluyor. Çünkü seninle konuşmak ve ismini kullanmak isteyenler oluyor. Bu insanlardan hep uzak durmuşumdur... BİR-İKİ OLUR AMA BEŞ OLMAZKim neye inanmak istiyorsa ona inansın. Bir sürü insanla yazıldım. Kim bu kadar erkekle beraber olabilir ki? Bir hafta içinde 5 tane erkekle kim beraber olabilir? Bunları yazarken hiç mi düşünmüyorlar. Hadi, 1-2 tanesi doğru olabilir ama 10 tanesi de doğru olamaz. İnsanları karşıma alıp konuşamam ki. Kimi neye inandıracağım! Kaç kere söyledim, o insanla beraber değilim, tanımıyorum diye. Bana inanmak isteyen inanır, inanmayan da açıkçası beni hiç ilgilendirmiyor. Beni hiç tanımamasına, benim de onu tanımamama rağmen gazetecilere, ‘Ben dün gece Çağla ile şurada partideydim’ diyen tipler var. Adam partisini benimle şenlendiriyor. Bunların söylediklerine de inanıyorlar. MESAJLAŞMAYI SEVİYORUMBen telefonla konuşmayı sevmiyorum, mesajlaşıyorum. Birisinden hoşlandığım zaman mesaj falan çekmem. Benim hayatımda hiçbir şey yazıldığı gibi olmadı. Akmerkez, tost, mesaj olayları hiçbir zaman olduğu gibi yansıtılmadı. Beni hep olduğumun dışında bir insan gibi yarattılar. Mutlaka doğruluk payları olan haberler var ama yazıldığı kadar abartılı şeyler yaşamadım. Bir ilişkimi bitirirken bile beş kez düşünüyorum.SEVGİLİME BİR ŞEY ALDIRMAMBir evim, bir de jeep’im var. Evet sadece mankenlikten kazandığın paralar ile bunları yapamazsın. Ama herkes görüyor, ne kadar çok çalışıyorum ve ne kadar çok iş yapıyorum. Ben tam ev almaya niyetlendiğim dönemlerde peş peşe üç reklam teklifi geldi. Bu reklamlar sayesinde evimi aldım. Ben başkasının parasıyla bunları yapacak bir insan olamam. Tabii ki bir yemeğe çıktığım zaman erkek arkadaşım o yemeğin parasını ödeyebilir. Ama öyle mücevherler aldırmak, ev aldırmak, araba aldırmak, Allah korusun. Birisi gelecek bana araba anahtarı gösterecek, ben de o arabaya yüzsüz yüzsüz bineceğim. Üstelik o adam kocam falan değil.SAKİN OLAMADIMAilelerimizden dolayı da Mehmet’le ilişkimizi bir süre sakladık. Ama bana sordukları zaman onu tanımıyorum demedim. Neden ayrıldık? Yaşadığım ilişkilerde bir hata yaptığımı düşünmüyorum. Mutlaka zaman zaman kapris yapıyor olabilirim ama bunlar ilişkiyi bitirecek şeyler olmadı. Genelde çok uyumlu ve sakinimdir. Mehmet’le ilişkimde bunu koruyamadım. Yani sakin olamadım, hırçın oldum. Bu da sadece benden kaynaklanan bir şey değil, karşılıklı diyaloğumuzdan kaynaklanan bir şeydi. Mehmet’in ailesi istemediği için ilişkimizin bittiği yazıldı. Kim ne düşünmek istiyorsa öyle düşünsün. Benim içim o kadar rahat ki. Yaşadıklarımı ben biliyorum. Bodrum’la ilgili çıkan her şey büyük yalan. Mehmet’in annesi benim çay teklifimi kabul etmemiş, oğlumun peşini bırak demiş vs. Yok böyle bir şey. Biz Bodrum’da Arzu Hanım ile karşılaştık, konuştuk, sohbet ettik. Sonra Paris’e beni götürmediği söylendi. Ben Paris’e Mehmet ile beraber gittim, bir hafta kaldım sonra döndüm. Yine orada Arzu Hanım ile karşılaştık. ŞENAY’LA KONUŞTUMMehmet’in adı Şenay Akay’la çıktığı dönemlerde, hem Şenay hem de Mehmet’le konuştum. Zaten Mehmet’le diyaloğumuz hiç kopmadı. Konuşmamız da, ‘eğer aranızda böyle bir şey varsa bileyim, bana sorulduğu zaman da yanlış bir şey söylemeyeyim’ oldu. Onların bir şey yaşamaları benim için fark etmezdi. Bunu kıskançlık anlamında falan sormadım. Ama Mehmet’in bana yansıttığından dolayı eminim ki onlar gerçekten beraber değiller. Eğer ben gidip Şenay’la konuşmasaydım, aramızı açacaklardı. Belki normal bir insan olsaydım bu kadar medeni olamayabilirdim. Ama bu konuşmayı kendi huzurum için yaptım. ONA ABİ DERİMKenan Doğulu’yla konuşuyorum da mesajlaşıyorum da. Hiçbir zaman onu tanımıyorum, demem. Çünkü o benim arkadaşım. Ne yazık ki bazı insanlar senaryolar yazıp, o senaryolara göre yaşıyorlar. Biz Kenan’la geçen gün Polo’da karşılaştık. Merhabalaştık sonra ayrı ayrı masalara, birbirimize arkamızı dönüp oturduk. Çünkü Kenan, tam ayrılma dönemindeydi. Bu kadar duyarlı davranmamıza rağmen, birlikte eğlendiğimiz yazıldı. Sonra kalkıp birisi (Tuğçe Kazaz), ‘O da zaten onunla berabermiş. Bir tek ben mi suçluyum’ dedi. Artık hiçbir şey söylemiyorum. Mehmet Emin Toprak’ı ise tanıyorum. Ama benim ağabeyim gibidir. Ona ‘abi’ derim. Ayıptır yani...
False