İnanılmaz kader

Güncelleme Tarihi:

İnanılmaz kader
Oluşturulma Tarihi: Şubat 25, 2001 00:00


Demirhan HARARLI/MAGAZİN SERVİSİ
Haberin Devamı

Babası cezaevinden çıktığı gün öldürüldü. Birkaç yıl sonra, annesiyle birlikte bindiği otomobil kaza yaptı. Annesi öldü, o kurtuldu. Tam yaralarını sarmaya başladığı günlerde, annesinin emanet ettiği teyzesi ve eniştesi de korkunç bir trafik kazasıyla yaşama gözlerini yumdu. Hayatı kararan, bu dünyada hiçbir kimsesi kalmayan Türkü'yü yaşama türküler bağlıyor.

Halk müziği çalışmalarına ilkokul yıllarında başlayan Türkü, konservatuvar eğitimi aldı. Musa Eroğlu, Arif Sağ, Sabahat Akkiraz gibi birçok sanatçı ile aynı sahneyi paylaşan genç türkücü, 27 yaşında olmasına rağmen hayatta kimsesi yok. Şanssızlıklar ve acılar peşini hiç bırakmadı. Önce cezaevinden çıktığı gün babası, ardından da akrabalarının düğününe giderken geçirdikleri trafik kazasında annesi öldü. Kırk gün yoğun bakımda kaldı. Çıkar çımaz, anesinin ölüm haberini aldı.

Bu dünyada misafiriz

Acılarını sarmaya çalışırken, ona bakan teyzesi ve eniştesi, geçirdikleri bir kazada vefat edince bu dünyada tek başına kaldı. ‘‘Tüm bu acılar bana hayatı anlık yaşamam gerektiğini öğretti. Hayat çok kısa’’ diyen Türkü, iki yıl Emrah, Muazzez Esoy gibi ünlü isimlerin vokalisti olarak çalışmış. Sonra tesadüf eseri Unkapanı'nın dikkatini çekmiş. Sesinin güzelliği plakçıları etkilemiş. Ondan sonrasını kendi anlatıyor: ‘‘Artık uzun vadeli planlar yapmak istemiyorum. Örnek aldığım birçok halk müziği sanatçısı var. Halk müziğini gençlere sevdirip, mesleğimde çok iyi şeyler yapmak istiyorum. Bir aile kurmak ve çocuk sahibi olmak istiyorum. Sahnede türkü söylemeyi çok seviyorum. Var olduğum sürece sahnede kalmak istiyorum. Türkü söylemediğim zaman kendimi mutsuz ve yalnız hissediyorum. Kaybetme korkusunu her an içimde yaşıyorum, ben hep kaybettim çünkü. Allah en yakın arkadaşım. Böyle acılar, insanları hayattan kopartıyor. Beni hayata bağlayan türküler ve elimdeki bağlamam oldu.

Aklından çıkaramıyor

Hiç umudumu kaybetmedim. Ben, her zaman, her an, anne ve babamı hatırlıyorum. Yeni şeyler aldığımda hep onlar geliyor aklıma. Onların, bunları göremiyor oluşuna çok üzülüyorum. Hayata bağlayan sevdiğim kişilerin olmadığını düşündüğümde mal, mülk, servet ve şöhret gibi duygular beni mutlu etmiyor.

Türkü Kız derlerdi

Annem ve babam bana 'Türkü Kız' derlerdi. İlk albümümün adı ‘‘Türkü’’ydü. Buna o kadar çok sevindim ki, anne ve babamın benim türkülerimi dinlediğini hissettim. Bugünlere gelmemin, türkü söylememin tek nedeni annemdir. Annem bana hep, mücadele etmem gerektiğini söyledi. Beni o kadar zor şartlarda, Ege Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Türk Halk Müziği bölümüne yazdırdı. Hayatta her şeyimi ona borçluyum ve yaşam konusunda örnek aldığım kişi annemdir.’’

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!