Hrant’ın çocuklarına ders zili çaldı

Güncelleme Tarihi:

Hrant’ın çocuklarına ders zili çaldı
Oluşturulma Tarihi: Eylül 06, 2009 00:00

Yazın bir an evvel bitip, eylül ayının gelmesini tek bir sebeple bekliyordum. Derdim, Paris’in Arnouville-Les-Gonesse banliyösünde geçen sene öğretime başlayan bir Ermeni okuluna gidip, orada nasıl ailelerin çocukları okuyor, okulu kimler yönetiyor, görmekti. Bu okul niye özel?

Çünkü Paris’te yaşayan Türkiye Ermenileri kurdu. Ve adı Ecole Hrant Dink, yani Hrant Dink Okulu. Varını yoğunu ipotek altına koyarak okulu açan yönetim kurulu başkanı da Feriköylü anestezist Dr. Kevork Apkaryan. Bir zamanlar öfkesinden Türkçe konuşmayı bile reddeden Fransa’daki diasporanın sivri isimlerinden. Apkaryan, bir yandan okulu gezdirirken bir yandan da Hrant Dink sayesinde hayata bakışının nasıl değiştiğini anlattı.

Mösyö Kevork, siz doktor bir aileden geliyorsunuz değil mi?
-Babam ve amcam Feriköy’de ünlü dahiliyecilerdi. Onlara çok özendiğim için doktor olmak istemiştim. Bomonti’deki Ermeni ilkokulunda okudum. Liseyi de Nişantaşı’ndaki High School’da. Oradan da Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni bitirdim.

Varlıklıydınız anladığım kadarıyla?
-Hikayenin başını bilseniz böyle demezsiniz. Bir doktor nasıl kazanılabilirse o kadar kazanırdı, orta halli diyelim.

Bir saniye... Hikayenin başı nasıl?
-Babam da amcam da yetimhanede büyümüş, Ermeni cemaati yetiştirmiş onları. Tabii bunları çok sonra öğrendim, gençlik yıllarımda hiçbir şey bilmiyordum.

Ne zaman öğrendiniz?
-İstanbul’u terk edip Paris’e geldikten sonra. Cerrahpaşa’yı 1980’de bitirdiğimde zor günler yaşanıyordu. Talebe hareketleri vs. High School’dan aşkım, bugünkü eşim de Yahudi. Evlenmemize aileler sıcak bakmıyor. Fransa’ya göçelim diye karar verdik. Fakat ayrılmamdan kısa süre önce ailecek dedemin mezarına gittik. Dua ederken babam dedi ki “Deden aslında burada yatmıyor. Ben bebekken öldürüldü, cesedi nerede bulamadık. Gördüğün bu mezar amcanla ikimizin onu anmak için yaptırdığımız bir mermer parçası...” O gün fazla üstelemedim, o da anlatmadı zaten.

Bunu sizden hep saklamış mı?
-Evet Türklere karşı kin beslememizi, öfkelenip memlekette sorun çıkarmamızı, başkaldırmamızı istemediği için hiç anlatmamış. Kısa süre sonra babam ve amcamı Paris’e davet ettim, anlattırdım.
/images/100/0x0/55eafb92f018fbb8f8a352f8

BULAMADIĞIMIZ ÖLÜLERİMİZİ YÜREĞİMİZE GÖMELİM

Biraz anlatır mısınız, zor olmayacaksa...

-Özeti şu: Dedem Bursa Çengiler’de öğretmenmiş. 1915 olayları başladığında onu da götürmüşler. Bir süre sonra köyüne döndüğünde kimseyi bulamıyor, karısı çocukları, komşuları filan kimse yok. Bomboş köy. Kalkıyor Ankara Keskin Maden’e geliyor. Orada benim büyükannemle tanışıyor. Onunla ikinci evliliğini yapıyor. Babam ve amcam doğuyor. Babam daha 40 günlükken Topal Osman Çetesi gelip dedemi götürüyor. Yıl 1923, gidiş o gidiş. Bir daha haber alınamıyor. Babaannem çocukları alıp İstanbul’a geliyor. Karagözyan Yetimhanesi’nin kapısını çalıyor, babam ve amcamı kabul etmeleri karşılığında orada hizmetçilik yapıyor. Hikaye bu.

Bunları öğrendiğinizde ne hissettiniz?
-Çok öfkelendim ve çok üzüldüm. Siyasi tavır olarak sertleştim. Türkçe müzik dinlemeyi ve Türkçe konuşmayı reddettim. Benim reaksiyonum böyle olmuştu.

Taşnak Partisi’ne üye oldunuz diye duymuştum, doğru mu?
-Hayır katiyen. İstanbul’dan gelen Ermeniler arasında Taşnak Partisi’ne üye olacak adam bulamazsınız. Biz apolitiğiz. Ama bu demek değil ki 1915 olayları umurumuzda değil. Hayır, Türkiye devleti “Evet bu olaylar oldu” desin ki biz de yasımızı tutalım. Bu psikolojiyi sizlerin anlamasına imkan yok. Türkiye’den bunu duymaya ihtiyacımız var ki yaramızı kapatalım. Artık üzgün şarkılar dinlemeyelim, bulamadığımız ölülerimizi yüreğimize gömelim istiyoruz. Bir ülke yüceyse yüceliğini böyle gösterir.

TÜRKÇE KONUŞMAMA İNADIMI HRANT BOZMUŞTUR

Peki Türkçe şarkıya bile tahammül edemeyen Kevork’tan, böyle Türkçe konuşan Kevork’a nasıl dönüştünüz?

-Hrant’ın sayesinde. Saatlerce tartıştım onunla, sonuçta onun dediğine geldim: Benim inadımın hiçbir şeye faydası yok. Diyalog kurabilmek önemli.

Hangi sözü sizi çok etkiledi?
-Bana en çok dokunan sözü şuydu: “Evet bizim bu topraklarda gözümüz var, üstünde değil altında. Sahip olmak için değil, gömülmek için.”

Dikkat ettim de özellikle 1915 olayları deyimini kullanıyorsunuz...
-O kadar kalkıp gelmişsiniz, sizi üzmek ve rencide etmek istemiyorum çünkü. Hrant’ın dediği gibi, 1915’te bir şey oldu, ne oldu, bu Ermeni ahalisi nereye gitti? Bunun cevabını vermek size kalmış. Nasıl adlandıracağınız da herkesin kendi vicdanına.

Sizdeki bu değişimi, yumuşamayı aileniz, yakın çevreniz nasıl karşıladı?
-Doğal bu. Barış istiyorum. Artık Türkçe müzik çalınca da bir mekandan kalkıp gitmiyorum! Bununla hiçbir şey elde edilemeyeceğini anladım.

Fransa’daki Ermeni diasporasında tanınan, bilinen biri misiniz?
-Öyleyim sanırım. Tanınıyorum.

Diasporanın Ermeni sorununa bakışıyla Hrant Dink’in tutumu ekseriyetle birbirini tutmuyordu. Sizin bir Ermeni okuluna Hrant Dink’in ismini vermenize sitem ettiler mi?
-Bir kere diaspora yekpare değil, tek bir fikri yok. Biz de aramızda farklı görüşleri tartışıyoruz. Kimse de çıkıp okula niye Hrant’ın adını verdin demedi. Demek ki Hrant’ın her fikrini kabul etmesek de durduğu yeri sorgusuz kabul etmişiz.

Peki Hrant Dink’in cenazesindeki kalabalık, Özür Kampanyası... Bunlar diasporanın ruh halini değiştirdi mi?
-Bakın ben şahsi fikrimi söyleyeyim. Türkiye’deki aydınların bu konuları konuşulabilir hale getirmesinden son derece memnunum. Özür Kampanyası muazzam bir hareketti. Şimdiye kadar yapılmış en güzel şeydi. Çok mutlu olduk. Ama ben şimdi onu hazırlayan aydınlar için de korkuyorum.

En sıcak gelişme Ermenistan ve Türkiye arasında imzalanan protokol... Bu nasıl karşılandı?
-Biz hâlâ inanamıyoruz. Hayal gibi geliyor kapının açılması. Gerçekleşmesini çok arzu ederim şahsen. Türk devletinin önemli adımlar attığı yadsınamaz.

MEZUNİYET TÖRENİNDE İLK DİPLOMALARI RAKEL DİNK DAĞITTI

Siz doktorsunuz, yönetim kurulunuzda da eğitimci yok. Okul kurma fikri nereden çıktı?

-Hazin bir gerçekle yüzleştik yakın zamanda: Burada doğup büyüyen çocuklarımız Ermenice konuşamaz olmuş. Kilisemizin yakınında bir bina boşalınca cemaat olarak bunu özel bir okula dönüştürmeye karar verdik. Biz 5 deli Türkiyeli Ermeni bütün mal varlıklarımızı ipotek verdik ve bankadan 700 bin Euro kredi aldık. Okul hayali kurduğumuz günlerde başımıza o kötü olay geldi.

Hrant Dink cinayeti?
-Evet. O gün annem telefon açtı. Başımızdan kaynar sular boşandı. Çok fena olduk yahu, kelimelerle anlatamıyorum. Hep beraber oturup ağladık. O gece o küçük kilisemiz doldu doldu taştı. Ertesi gün gösteri yaptık. Bir gün sonra da okula Hrant Dink ismini vermek konusunda hep beraber hemfikir olduk.

Ermeni okulları genelde alfabenin kurucusu, müziğin babasının isimleriyle anılır. Hrant Dink neyin babası?
-Barışın sembolü o. Biz Ermeniler 1915 olaylarını Türkiye’de konuşmaktan sakınırız. Düşündüklerimizi söyleyemeyen bizler Hrant’ta sesimizi buluyorduk.

Aile ne dedi okula Hrant Dink ismini vermenize?
-Mektup yazdık, niyetimizi anlattık. Rakel Hanım biz kimiz neyiz bilmiyordu. O yüzden ilk başta kabul etti ama bir şart koydu: Eğer çizgimizi beğenmezse her an ismi geri alabileceğini söylüyordu gönderdiği mektupta.

Nasıl çizginizi beğenmezse?
-Siyaset ya da ne bileyim Türkiye aleyhtarı propaganda yaparsak... Ama sonradan hiç öyle bir niyetimiz olmadığını anladı, hatta geçen seneki ilk mezuniyet törenimize gelip diplomaları dağıttı.

10 MADDEDE ECOLE HRANT

1. 700 metrekareye yayılan iki katlı okulun inşaatına 2007’de başlanmış. İlk kez geçen sene ana sınıfı öğrencilerini kabul etti. Şu anda en büyüğü ikinci sınıf olan toplam 43 öğrencisi var. Talep hızla arttığı için yan binayı da satın almak zorunda kaldılar. Her sınıfın yapımını cemaatten varlıklı biri üstlenmiş, bu nedenle kapılarında Semerci, Kuşkiyan gibi soyadları yazıyor.

2. Öğrencilerin yüzde 90’ı Türkiye Ermenisi. Bunların yüzde 55’i Siirt, Sasun’dan.

3. Biri Fransız beş öğretmen eğitim veriyor. Eğitim dili Fransızca ve Ermenice. Fransız müfredatına uyuyorlar ama matematik gibi dersler Ermenice de okutuluyor.

4. Hademeler, eğitim kadrosu, yönetim ve danışma kurulunun tamamı Türkçe biliyor ve genelde aralarında Türkçe konuşuyor. Bazen de her şey birbirine karışıyor: Hadi au revoir canim! Ne Fransızca ne de Ermenice bilen veli ve öğrencilerle de iletişim dili Türkçe.

5. Törenlerin büyük bölümünde Hrant Dink anılıyor ve müsamerelerin hepsi dev Hrant Dink posterinin önünde yapılıyor.

6. Okulun içinde bulunduğu banliyö Arnavoul-les-Gonesse’in bir özelliği var: 1915’te Türkiye’den çıkanlar Marsilya’dan bu mahalleye gelmiş. 75 yıl önce kilise yapılmış. O günden beri bir Ermeni mahallesi.

7. Apolitik ve laik bir okuluz diye özellikle vurguluyorlar. Okulda siyaset yapılmıyor, bu kati kural.

8. Velilerin çoğunun Hrant Dink’le tanışmışlığı yok. Büyük bölümü İstanbul’daki Ermeni yetimhanelerinde yetişmiş. Sadece bir tanesi, Aram Özcan, Dink’in Tuzla Kampı’ndan öğrencisiymiş. Çocuklarının hepsini bu okula yazdırmış.

9. Okulun giriş katındaki salon aynı zamanda Türkiye Ermenileri için bir etkinlik merkezine dönüşmüş. Geçen aylarda düzenlenen Elazığlılar gecesine fasıl ekibi bile gelmiş.

10. “Hrant Dink kim, bu büst kimin” diye soran çocuklara şöyle diyorlar: “Barış ve kardeşliği savunan bir babanız.”
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!