GeriHayat Aybüke Pusat: “Her şey bitti demiştim ama meğer yeni başlıyormuş”
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Aybüke Pusat: “Her şey bitti demiştim ama meğer yeni başlıyormuş”

Aybüke Pusat: “Her şey bitti demiştim ama meğer yeni başlıyormuş”
Abone Olgoogle-news

Dizileri izlenme rekorları kırıyor, sosyal medyada üç milyona yakın kişi tarafından takip ediliyor, her paylaşımı on binlerce beğeni alıyor. Son zamanların en başarılı oyuncularından Aybüke Pusat sadece mesleğiyle değil, sosyal sorumluluk projeleriyle de gündemden düşmüyor. P&G’nin “Aynı çatı altında, umutla yarına” projesiyle koronavirüs salgınından dolayı gelir kaybına uğrayan binlerce insana umut olan Aybüke Pusat ile hem hayatını hem de gelecek planlarını konuştuk.

 * Sizin kadar başarılı bir ismin çocukluğu herkes tarafından merak ediliyor. Nasıl bir çocukluk geçirdiniz?

Bankacı bir ailenin üç çocuğundan biriyim, en küçükleri ve tek kız. Neşeli bir evde büyüdüm. Çok hareketliydim ve hep ağaç tepelerinde dolanıp, sokakta top koştururdum. Ardından eve yara bere içinde dönerdim. Ailem enerjimi doğru yönetebilmem için beni bale yapmaya teşvik etti fakat hep sanatla büyüdüm. Dans ve müzik eğitimime ise üç yaşında başladım. Bizim ailemizde sanatçı yoktu fakat ailem çok bilinçliydi. Beni doğru yönlendirmeyi bildiler.

Annem ve babam kuralcı ve disiplinlilerdir, evde her şey nizamlı ve saatlidir. Mesela akşam yemeği saat 7’de yenir ve herkes o masada olmalıdır. Elbet ergenliğimde bu kurallar beni çok yoruyordu, arkadaşlarımla olmayı tercih ederdim ama sonra ne kadar keyif aldığımı hatırlıyorum. Çünkü o akşam yemekleri bütün ailenin toplanıp zaman geçirdiği değerli bir ritüeldi.

* Bale tutkunuz nasıl başladı peki? Miss Turkey maceranız var sonra…

Ailem enerjimi kontrol edebilmek ve sakarlıklarımı engelleyebilmek için beni bir bale okuluna gönderdi. Çok küçüktüm ama stüdyoya girdiğim ilk anı hâlâ hatırlıyorum; kocaman aynalar, tül etekler, müzik, bedeninle duygunu dışa vurabilmek… Tabii o zaman benim yaşımdaki bir çocuk için bunu anlamlandırmak çok zordu ama o aidiyet hissi bana şu an çok şey ifade ediyor. Dans ederken kendimi anlamlanmış hissediyorum.

Amatör bale okulu serüvenim 10 yaşına kadar sürdü. 10 yaşında konservatuvara girdim ve 19 yaşıma kadar orada eğitimime devam ettim. Kalçamdan sakatlanmam neticesinde okulumun sekteye uğradığı sıralar arkadaşlarım Miss Turkey için başvuru yaptılar. Kendimi sonrasında Miss Turkey kampında buldum.

* Sizi dizilerde izlemeye başladık sonra da… Balenin katkıları oldu mu oyunculuğunuza?

Elbette. Zaten sahne sanatlarının içine doğup büyüdüğüm için başka bir şey yaparken mutlu olabileceğimi düşünmedim. Sakatlanmak beni çok yıpratmıştı çünkü ömrümü adadığım mesleğim elimden alınmıştı. Her şey bitti diye düşünmüştüm ama meğer yeni başlıyormuş, bunu anladım. Bale bana disiplinli olmayı, çalışkan olmayı, istediğinin peşinden gitmeyi öğretti. Oyunculukta da ihtiyacımız olan şeyler bunlar.

Aybüke Pusat: “Her şey bitti demiştim ama meğer yeni başlıyormuş”

* Dizileriniz izlenme rekorları kırarken birden pandemi süreci araya girdi. Peki, koronavirüs hayatınızı nasıl etkiledi? Bu süreci nasıl geçiriyorsunuz?

Ben psikolojik olarak etkilenmemek için setime ara verilir verilmez İzmir’in bir sahil kasabasındaki yazlığımızda aldım soluğu. Bu kadar uzun süreceğini, bu kadar etkileneceğimizi hiç düşünmemiştim. Orada neredeyse 3 ay kaldım ve bu, hayatımda kendime ayırdığım en uzun zamandı. O telaşeden sonra doğayla ve kendimle kalmak bana çok iyi geldi. Artık yapmak istediğim ama zaman bulamadığım her şey için vaktim vardı. Önce bedenimi ve zihnimi dinlendirdim, ardından yapmak istediklerime odaklandım. Bu süreçte bol bol okudum, izledim ve kendimle vakit geçirdim.

* Sizi sıkı sıkıya takip eden ve örnek alan binlerce insan var. Bir yandan onlara rol model olurken diğer yandan da umut olmaya devam ediyorsunuz. Bunun için de bazı sosyal çalışmalarda yer alıyorsunuz. Marka elçiliğini üstlendiğiniz Gillette Venus’un çatı markası P&G’nin yarınlara dair umut aşılamak için başlattığı “Aynı Çatı Altında, Umutla Yarına” projesine nasıl dahil oldunuz? İnsanlara umut olmak nasıl bir his?

COVID-19 pandemisi hepimizin hayatını bir şekilde etkiledi. Yardıma ve dayanışmaya en çok ihtiyaç duyduğumuz günlerde farklı sektörlerden birçok insanın, aslında bizim gizli kahramanlarımız olduğunu gördük. Fakat salgın nedeniyle birçok insanın yaşamı da ciddi bir şekilde olumsuz etkilendi. Benim marka elçiliğini üstlendiğim Gillette Venus’ün çatı markası P&G ise pandemi nedeniyle yaşamları olumsuz etkilenen ailelere temel hijyen, sağlık ve kişisel bakım ürünlerinden gönderdi. Sağlık ve hijyen gibi temel ihtiyaç ürünlerine en çok ihtiyaç duyduğumuz günlerde P&G’nin yaptığı bu bağışı çok anlamlı buluyorum. Çünkü yarınlar için daha güzel bir dünya umut edeceksek, bunun iyilikle gerçekleşeceğine inanıyorum.

Bununla birlikte insanların iyi hissetmesini sağlıyor, onlar için bir rol model oluyor ve başardıklarımla hayatlarına dair biraz bile olsa umut oluyorsam, bundan gurur duyuyorum.

* Geleceğe dair umutlarınız neler? Bugün elinizde bir fırsat olsa, neleri değiştirmek isterdiniz?

Benim en büyük hayalim çocuklar için bir sanat akademisi açmak. Bu kuruluşun amacı; maddi durumu olmayan, kendinin farkına varamamış, sanata ulaşamayan, ailesi tarafından yönlendirilemeyen, savaş mağduru yetenekli çocukları ve idealist sanatçıları bir araya getirmek, onları yetenekli oldukları dallarda eğitebilmek. Ülkemize yeni, genç, başarılı sanatçılar kazandırmak ve adını hiç duymadığımız çok yetenekli çocuklara yollar açmayı hedefliyorum. Onların hayatlarına dokunabilmek ve iyi insanlar olarak büyümelerine yardım etmek istiyorum. (Sponsorlu)

 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle