haftanın yenileri

Güncelleme Tarihi:

haftanın yenileri
Oluşturulma Tarihi: Haziran 02, 2012 19:46

Haberin Devamı


Kitap

Roman

Bonzai
Alejandro Zambra
Çev.: Çiğdem Öztürk
Notos Kitap


Yine küçücük bir romandan söz edeceğim. Ama, inanın yüzlerce sayfalık, tuğla gibi kitapları rahatlıkla ‘silkeleyecek’ bir roman bu. Şilili genç yazar Alejandro Zambra (ki bu ismi bir kenara not etmelisiniz), adeta alıştığımız edebiyat kalıplarına meydan okuyor! Nasıl mı? Çok merak edilen sonu, en başta söyleyerek... “Sonunda kız ölür ve oğlan yalnız kalır; gerçi oğlan kızın, Emilia’nın ölümünden birkaç yıl önce yalnız kalmıştı. Kızın adı Emilia ya da Emilia’ydı diyelim, oğlanın adıysa Julio, Julio’ydu, hatta hâlâ Julio. Julio ve Emilia. Sonunda Emilia ölüyor, Julio ise ölmüyor. Gerisi edebiyat.” Bu kadar! Gerisi edebiyat. O bilinen son, yani Emilia’nın ölümü değil bizi ilgilendiren, Zambra’nın romanında. Julio’nun o bilinen sona gidiş yolu ve sonrasında yaşadığı ‘his’ en önemlisi! Okura daha başında, bir roman okuyacağını hatırlatıp, her şeyi dışarıdan izleten bir roman! Bir simülasyonu önümüze kurup, sonu belli başı belli hikâyenin arasında nelerin olduğunu izleten / okutan sağlam bir kurgu. Üstelik, değme kalın kitaplara taş çıkaracak nitelikte iç içe metinleri de barındırıyor! Hiç de yüzlerce sayfayı heba etmeden. Sadece Julio ve Emilia ilişkisine değil, çağdaş Şili’nin sosyal yaşantısına hattâ ‘dil’ine dair işaretleri bulabileceğiniz bir roman. Küçümen bir kitap ama çekinmeden belirtmek gerek, büyük bir roman!

Tarih

Haberin Devamı

Fransa’nın Kısa Tarihi
Roger Price
Çev.: Özkan Akpınar
Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi

Son zamanlarda dış politikada adını sıklıkla duyduğumuz ülkelerin başında Fransa geliyor. Libya meselesinde, Ermeni yasası oylamasında, Suriye’de yaşananlar konusunda ve son olarak Carla Bruni’nin kocası Sarkozy, yerini Hollande’a bıraktığında bütün gazetelerin dış haberler sayfalarında yerini almıştı Fransa. Oysa baktığımız zaman, yüzlerce yıllık devinimin bir ürünüdür bu ülke. Yani tarihi boyunca bir dizi hükümdar, yönetici ve askeri liderin bölgesel genişleme arzusu, halk hareketi, müdahale, isyan ve benzeri iktidarî ve kitlesel hareketlerle şekillenmiştir. Bu yüzdendir birkaç tane ‘cumhuriyet’e sahip olmaları. 3’üncü veya 5’inci Cumhuriyet dendiği zaman Fransa tarihi çok karışık gelebilir bazılarımıza. Artık gelmesin. Roger Price, ‘Fransa’nın Kısa Tarihi’ isimli kitabında, kısa ama eksiksiz bir Fransa tarihi aktarıyor okurlarına. Ortaçağ’dan günümüze kadar toplum ve siyaset açısından anlattığı kitabında Fransa tarihindeki imparatorlukları, restorasyon dönemini, Temmuz Monarşisi’ni, Cumhuriyet dönemlerini aktarıyor. Daha sonra I. ve II. Dünya Savaşı’nı ve arasındaki bunalım dönemini anlatıyor. Her bölümde ayrı başlıklarla ekonomiyi, siyasi değişimleri değelendiriyor ve Cezayir olaylarından 68 hareketine kadar ülkenin gördüğü bütün toplumsal hareketleri açıklıyor. Klişe söylemle, Fransa tarihine Fransız kalmayacaksınız.

 

Haberin Devamı

Tarih - Araştırma

Geleceğe Yazılmış Mektup 1968 Derby İşgali
Zafer Aydın

Sosyal Tarih Yayınları


Bu mektup THY çalışanlarına

Bundan birkaç gün önce THY çalışanlarının iş yavaşlatma ve grev haberlerini okuduk, izledik her yerde. Çalışanların sözkonusu eylemlerinden sonra, kendilerine SMS’le ‘iş akitlerinin -haklı nedenlerle- sona erdirildiği’ bildirilmişti(!) Bir gün sonra da havacılık kolunda çalışan personele ‘grev yasağı’ getiren yasa tasarısı TBMM genel kurulunda apar topar kabul edildi! SMS’le yapılan bildiriden tutun da grev yasağına kadar tartışılacak çok şey var konuya dair! Ama bizim işimiz değil...
Oysa vaktinde bu memlekette de işçiler ve sendika bir araya gelmiş ve işverene karşı gücünü fazlasıyla göstermişti! Artık bir efsane gibi anlatılan 4-10 Temmuz 1968 tarihinde İstanbul’daki Derby Lastik Fabrikası’nda yaşanan işgal eyleminden söz ediyorum. Tüm dünyanın kaynadığı 1968’de Lastik-İş üyesi işçiler sendika seçme özgürlüğünü kullanmak için, ‘referandum’ talebiyle işyerini işgal ettiler. İşçiler, patron, idare, yargı ve sendika ittifakıyla yürütülen operasyona karşı sendika ve sendika seçme hakkını savundular. Referandum yaptırarak işçi iradesini ortaya koydular. Eylem bittiğinde Lastik-İş yetkili sendika olarak masadaki yerini almıştı! Sosyal tarih araştırmalarıyla tanıdığımız Zafer Aydın, bu ‘anıt’ eylemin tarihini kaleme alıyor ‘1968 Derby İşgali’ kitabında. Önce Derby Lastik Fabrikası’nın ve Lastik-İş Sendikası’nın tarihçesini anlatıyor kısaca. Akabinde ‘işgal’e gelene kadar yaşanan grev ve ‘grev yasağı’ sürecini aktarıyor tüm detaylarıyla. Kitabın ikinci bölümünde ise, işgale doğru yaşanan yetkili sendika kavgasını açıklıyor Aydın. Çünkü patron ve devlet Kauçuk-İş’i yetkili olarak addederken, işçiler Lastik-İş’te diretiyorlardı. Sonra adım adım işgale giden süreci ele alıyor. İşçilerin taleplerinden efsaneleşen dayanışmalarına ve daha birçok detayı aktarıyor Zafer Aydın kitabında. Dahası, Lastik-İş Sendikası Avukatı Cenani Güngördü ve Derby işçisi Sezai Gülşen’in de tanıklığıyla zenginleşen araştırmasında önemli bir olayı aktardığı kadar, ‘sendikal hak’ kavramının önemini de gözler önüne seriyor! Bugün birçok açıdan ‘köhnemiş’ sendikaların işçi hakları için ne yapması ve nasıl yapması konusunda yol haritası da çiziyor deyim yerindeyse... THY’de yaşananları bir ölçüde daha iyi anlamak için, tez vakitte okunması gereken bir kitap.

Haberin Devamı

İnceleme - Eleştiri

Fahriye Abla’dan Çanakkaleli Melahat’a
Haz.: Deniz Durukan

Everest Yayınları

Yazmakta geciktiğim ve sırf bu gecikme için büyük özür borçlu olduğum bir kitap. Mazeretleri sıralamadan kitabı anlatmalı. İsmiyle müsemma, Fahriye Abla’dan Çanakkaleli Melahat’a, modern Türk şiirindeki kadın imgesini inceliyor. ‘Çapkın komşumuz’ Fahriye Abla’dan Lavinia’ya, Oktay Rifat’ın Fadik’inden Attilâ İlhan’ın zaten olmayan kadınlarına, Bedri Rahmi’nin Karadut’undan Metin Eloğlu’nun Ayşemayşem’ine kadar hepsi arz-ı endam ediyorlar bütün edalı tavırlarıyla. Kitabın diğer bir özel tarafı ise, Türk şiirindeki kadın imgesini yine kadınların irdeliyor olması. Haliyle birçok sürpriz sonuç çıkıyor karşımıza. Örneğin Asuman Susam’ın İlhan Berk şiirindeki aşkın kullanılışı tespiti ilk akla gelen... Ezbere bildiğimiz şiirlere, yakından tanıdığımız kadınlara farklı bir gözle bakacağız bundan böyle. Aslında her inceleme yazısı, erkek egemen anlayışın şiirdeki tezahürlerini de ortaya koyuyor, tüm şair duyarlılıklarına rağmen! Ama birçoğunun hakkı teslim ediliyor. Tıpkı Eren Aysan’ın Edip Cansever yazısındaki gibi... Deniz Durukan’ın dediği üzere, “Yazılı tarihte kadınlar her ne kadar arka planda olsalar da, kendi sivil tarihlerini yazmak için yola çıkmışlar.” İyiki de çıkmışlar. Türk şiirindeki kadınların hepsine yeniden âşık olacaksınız ya da bunca yıl beyhude bir aşkın peşine düştüğünüzü fark edeceksiniz!

Roman

Haberin Devamı

Kıyamet Gösterisi
Neil Gaiman - Terry Pratchett
Çev.: Niran Elçi
İthaki Yayınları


Bakmayın kitabın türüne roman dendiğine. Yüzyıllardır böyle tanımlanıyor diye, roman diyoruz. Yoksa hiç çekinmeden ‘şölen’ veya ‘karnaval’ demek gerek bu kitap için. Nedeni ortada; bir tarafta Neil Gaiman diğer tarafta Terry Pratchett var. Bize yepyeni bir kıyamet senarsoyu çiziyorlar. Mahşerin dört atlısının gerçek ‘hell angel’ montlu motorcular olduğu, düşmüş meleklerle düşmemişlerin neredeyse ‘kanka’ olduğu, cadı avcılarının cadılarla savaşmak yerine seviştiği, Deccal’ın 11 yaşında bir çocuk olduğu, kıyamet metni bu! Uzun lafın kısası bilhassa ‘Katolik’ öğretideki bütün bilinenlerle alay eden bambaşka bir roman. Cadı Agnes Çatlak’ın kusursuz kehanetlerine göre bu cumartesi (evet gerçekten bu cumartesi) kıyamet kopacak. Çünkü bütün alametler gerçekleşmiştir. Tek bir farkla. Deccal, gönderilmesi gereken yere değil, iyilikle dolu bir İngiliz köyüne gelmiştir. Âdem adındaki ufaklığın dünyayı yerinden oynatacak gücünden haberi bile yoktur ne yazık ki! Hal böyle olunca, Şeytan ve şürekasına göre ‘büyük plan’, meleklere göre ‘esrarengiz plan’ tam olarak gerçekleşemeyecektir! Merak etmeyin, sonunu söylemiyorum. Çünkü Gaiman ve Pratchett gibi iki ‘cin fikirli’nin ‘kıyamet’ şöleninde, korkunç kıyamete giden yol daha büyük haz yaşatacak size. Ayrıca Niran Elçi’nin titiz çevirisinin de hakkını teslim etmek gerek.

 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!