‘Çekici’ değil ‘ortalama yüz’

Güncelleme Tarihi:

‘Çekici’ değil ‘ortalama yüz’
Oluşturulma Tarihi: Nisan 15, 2004 21:37

Yapılan yeni araştırmalara göre, en ‘çekici’ yüz değil, ‘ortalama yüz’ler daha çok beğeniliyor. Hatta ortalama yüzler, bazı fotomodellerden bile daha fazla puan alıyor. Ayrıca doğal asimetri özellikleri taşıyan ‘simetrik yüzler’ daha çok rabet görüyor.

Kadınlar, sanıldığı gibi geniş ve belirgin çene yapılı ‘erkeksi’ çizgiler taşıyan yüzleri değil, daha yumuşak hatlı yani ‘kadınsı’ yüzleri çekici buluyorlar. Ancak regl dönemlerinde bu tercih değişiyor ve maço erkekler öne çıkıyor.

Sevgilinize çok ‘tatlı’ olduğunu söylediğinizde, kompliman yaptığınızı sanıyorsanız, aslında beyined olanlar açısından gerçek farklıdır. Beyin, belli başlı uyartılara pozitif reaksiyon göstermesini öğrenmiştir.

Eğer gübre böceği olsaydık o zaman da gübreyi ‘tatlı’ bulacaktık. Erotik çekiciliğin algılanması da böyle işliyor.

Brad Pitt’in gülümseyişine veya Jennifer Lopez’in poposuna, sonuçta tıpkı böceğin gübreye gösterdiği tepkiyi gösteriyoruz.

Bu çok kaba bir karşılaştırma, ama kim bilir belki de araştırmacılar bu tür sonuçlara ulaşabilmek için bile yaşamları boyu çekicilik konusuyla uğraşmak zorundalar.

Çünkü cinsiyetler arası çekiciliğin büyüsü, bilimsel analizlerin çıplak ışığında, kuru verilere ve basit reaksiyon mekanizmalarına dönüşmekte. Ve bunlardan genel bir teori üretilmek istenildiğinde, genelde basmakalıp mesajlar çıkıyor ortaya: Erkekler güzel kadınları, kadınlar zengin erkekleri tercih ediyor. Çekici olan, üreme başarısının vaat ettiğidir.

Çekicilik konusuyla ilgili araştırmalar önem kazanıyor. Sonuçta iletişim çağında örneğin reklamcılar, siyasetçiler ve eş arayan bekarlar için dış görünüş her zamankinden daha önemli.

İşte psikologlar da bu nedenle hangi insanların ‘güzel’ olduğunu belirliyor ve çekiciliğin karşı cinsiyet için ne ifade ettiğini araştırıyorlar.

5000 Euro’ya 10 yaş genç

Mesela, yaklaşık olarak 5000 euro kazanan erkekler neden kendilerinden en az on yaş genç olan kadınları tercih ediyorlar?

Eş seçimi sırasında ebeveynlerin görünüşü ne derece etkili?

Ya da östrojen, eş seçiminde ne şekilde etkili oluyor?

Bunlar sadece partide içilen üçüncü içkinin ardından akla gelen sorular değil, bilim de aynı konularla ilgileniyor.

Örneğin çekiciliğin gizli kuvvetini aydınlatmaya çalışan St.Andrews Üniversitesi’ne bağlı Perception Lab. (Algılama laboratuarı) araştırmacılarından David Perret, bilgisayarda tasarladığı insan yüzlerini deneklerin beğenilerine göre değerlendiriyor. Perret, bugüne değin binlerce insan portresi eklemiş kataloguna.

İşte bu veriler sayesinde Perception Lab. araştırmacıları matematiksel yöntemlerle ‘ortalama yüzler’ belirlemişler. Sürpriz sonuç şöyle: Ne kadar çok portre gösterilirse, izleyici seçtiği yüzü o denli çekici buluyor.

Perret, bu bilgilerden yola çıkarak, en ‘çekici’ yüzün değil, ortalama yüzün beğenildiği sonucunu çıkarıyor. 08/15 yüzleri bazı fotomodellerden bile daha fazla puan alıyorlar. Ayrıca doğal asimetri özellikleri taşıyan ‘simetrik yüzler’ daha çok beğenilmekte.

Ortalama çekicilik değeri sadece İngilizlere göre değil dünyadaki diğer insanlar tarafından da seksi bulunuyor diyor Perret. Bir araştırmasında İskoç yüzlerini Japonlara ve Japonların yüzlerini de İskoçlara göstererek değerlendirmelerini isteyen araştırmacı İngiltere’deki deneylerle örtüşen sonuçlara ulaşmış.

Biyopsikolog Victor Johnson da buna benzer bir yöntemle çalışıyor. New Mexico Üniversitesi’nde geliştirmiş olduğu bir bilgisayar programı, insan yüzlerini ‘hiper erkekten’ (Arnold Schwarzenegger), ‘hiper kadına’ (Nicol Kidman) kadar değiştiriyor.

Bu yapay yüzleri izleyen binlerce denek en çekicilerini seçince ortaya şöyle bir sonuç çıkmış:

Erkeklerin tümü kadınsı çizgiler taşıyan yüzleri beğeniyor.

Bir kadının dudakları ne kadar etli, çenesi ne kadar dar ve elmacık kemikleri ne kadar çıkık olursa o denli çekici bulunuyor.

Sonuç, evrim biyologları için hiç de şaşırtıcı değil. Sonuçta bu özellikler, dişi cinsellik hormonu östrojenin ergenlik çağında yoğun olarak salgılanmış olmasına işaret eder.

Ve yüksek östrojen seviyesi, sağlığı ve üretkenliği ifade ettiği için de erkekler tipik kadınsı yüzlerden hoşlanıyorlar. İt’s the evolution, stupid. (Evrimin ahmaklığı işte).

Kadınsı erkekler önde

Erkeklere kıyasla daha farklı beğenilere sahip olan kadınlar, bekleneceği gibi geniş ve belirgin çene yapılı ‘erkeksi’ çizgiler taşıyan yüzleri değil daha yumuşak hatlı yani ‘kadınsı’ yüzleri çekici buluyorlar.

Oysa erkeksi yüz yapısı yüksek testosteron seviyesine işaret ettiği için, sonuç aslında ilk bakışta evrim biyolojisindeki saptamalara ters düşmekte.

Fakat bilim adamları buna da bir açıklama getirdi: Bu beğeninin altında olasılıkla bilinçsiz bir güvenlik düşüncesi yatıyor, diyor Perret. Çünkü araştırmalar yüksek testosteron seviyesine sahip erkeklerin, babalık sorumluluğu için fazla zaman ayırmadıklarını ve eşlerini daha çok aldattıklarını göstermiş. Oysa iyi babalar daha çok kadınsı yüz hatları taşıyan erkekler arasından çıkıyor.

‘Yumuşak’ erkekler için iyi haberler bu kadar, şimdi kötü habere geçiyoruz: Kadın zevki regl döngüsü içinde değişiyor. Yumurta atıldığında, yani döllenme olasılığının en yüksek olduğu dönemde kadın birden bire sosyalist propaganda fotoğraflarındaki ideal proleter tipini andıran maço erkeklerden hoşlanmaya başlıyor.

Görüldüğü gibi çekicilik araştırmaları aslında akıl karıştırıcı mesajlar vermekte.

Texas Üniversitesi evrim psikologu David Buss, kadınlar için çocuk sevgisi ve testosteron seviyesi dışında diğer bir faktör daha öne sürüyor. Buss, altı kıta üzerindeki 37 farklı kültürde eş seçimini araştırdıktan sonra şu sonucu varmış: Kadınlar güçlü ve zengin erkekleri tercih ediyorlar ve maddi durum eş seçiminde kadınlarda iki kat önem kazanıyor. Kamerun’daki Bakveri kabilesinde bile kadınlar daha fazla mal mülke sahip olmalarına rağmen varlıklı erkekleri tercih ediyor.

Lopez’in oranları

Erkekler dünyasında ise Buss, geçerli kanıları doğrulayan bir neticeye ulaşmış. Erkekler kadınsı yüz hatları dışında Jennifer Lopez’inkine benzer kalça/bel orantısına da (en idela ölçü: 1 : 0,7) dikkat ediyorlar.

Öte yandan Kowloon (Hongkong) Politeknik Üniversitesi bilim adamları şimdi kadındaki çekiciliği ölçmek için daha şık bir yöntem buldular. ‘Volume Height Index’ (VHS) yönteminde beden ağırlığı, beden boyunun karesine bölünmekte.

Araştırmacı Juntu Fan, deneklerine hareketli kadın figürleri izlettikten sonra şu sonuca ulaşmış: VHI değeri ne kadar düşükse kadın o denli çekici bulunmakta.

Bununla birlikte burada küçük bir sorun söz konusu: Aynı VHS değerindeki kadın bedeni bazen ‘hortum biçiminde’ bazen de ‘kavisli’ olabiliyor.

Bu yüzden çekiciliğin kesin bir şekilde tanımlanabilmesi için bacak boyu gibi ek kriterler gerekli görülmekte. Çekiciliğin evrensel formülünü bulmak pek de kolay değil anlaşılan.

Sanat ve seksapellik

Buss, deneysel araştırmaları sayesinde en azından dünyadaki tüm erkeklerin, kendilerinden ortalama olarak üç buçuk yaş genç olan kadınlara ilgi duyduklarını bulmuş.

Bu saptama, kadınların kendilerinden yaşça büyük erkeklere olan beğenisiyle örtüşmekte. Buss, bu tercihin ilk çağlardan miras kaldığını sanıyor. Erkekler o dönemlerde 30 yaşlarının ortalarında avlanma konusunda en iyi deneyimlerini yaşarken, kadınların üreme yetisi de 20.yaştan itibaren zayıflıyordu.

Günümüzde de durumun çok farklı olmadığına inanan Buss, ne zaman bir yüzü incelesek bilinçaltında erkeğin ya da kadının, genlerin devamı için uygun olup olmadığını düşünürüz diyor.

Tabii ilkçağlar artık çok eskilerde kaldı ve değişen çevre koşullarına uyum sağlama yeteneğinden başka hiçbir şey insan üzerinde bu kadar etkili olmuyor.

Peki sanat, felsefe veya özel televizyon gibi günümüz etkinliklerinin seksapel üzerindeki etkisi nedir?

Bu tür yetenekler uzmanların görüşlerine göre tavus kuşunun kuyruğuna benzemekte. Her ne kadar hayatta kalma çabasında pratik yararları olmasa da özellikle de çiftleşmeye hevesli eşleri cezbetmek için dolaylı yoldan faydalılar.

Kökleri atalarımızın bilinçaltına kadar inen özellikleri değerlendirenler çok daha ilginç sonuçlar çıkartabiliyorlar. İskoçlu araştırmacılar Ödipus kompleksine ulaştılar mesela.

Buna göre en fazla çekici bulduğumuz kişiler ebeveynlerimiz. Sonuç, bilgisayarda kadın deneklerin yüzlerini erkekleştiren, erkek yüzlerini de kadınlaştıran Perception Lab. ekibine ait.

Denekler cinsiyet özellikleri değiştirilmiş yüzlerini tanımamışlar ama çok daha fazla beğendiklerini belirtmişler. Perret bu sonuçtan ilginç bir fikre ulaşmış:

Erkekler kadınlaştırılmış yüzlerinde kendilerini değil de annelerini mi görüyorlar? Ve kadınlar bilinçsiz olarak ekranda babalarını mı arıyorlar?

Perret bu saptamasını kontrol edebilmek için ortalama yüzlerin yaşlarını değiştirerek ikinci bir deney yapmış. Anne babaları, doğduklarında otuz yaşını aşmış olan kişiler yaşlı yüzleri, genç anne babalara sahip olanlara göre daha çekici bulmuşlar. Yani buna göre ebeveynleri yaşlı olan kişiler kendilerine daha yaşlı eş seçiyorlar. Ve Perret bu sonucun demografik araştırmalarla da örtüşeceğine inanıyor.

Freud haklı mıydı?

O halde Sigmund Freud haklı mıydı? Erkeklerin bilinçaltında annelerini arzuladıklarına inanan psikanalizin kurucusu, buradan yola çıkarak Ödipus kompleksi mitosunu yaratmıştı.

Ancak Freud genel kanıya, hastalarını ayrı ayrı inceleyerek vardığı için teoremi günümüz bilim adamları tarafından kabul görmez. Yoksa Freud’un iddiası şimdi Perret tarafından kanıtlanıyor mu? Kesin verilere ulaşabilmek için geniş çaplı araştırmaların yapılması gerektiğini düşünen araştırmacı bugüne kadar elde edilen sonuçların yine de iddialı olduğunu söylüyor.

Psikologlar, farklı kültürel çevreden gelen anne babaya sahip olan kadının, eşini genelde babanın çevresinden seçtiğini saptamışlar. Erkekler ise annelerinin saç ve göz rengine sahip kadınları tercih ediyorlar.

Ebeveynlerin etkisi ayrıca hayvan deneyleriyle de kanıtlanmıştır. Mesela İngiliz araştırmacılar anne koyunlarla yeni doğmuş keçi yavrularını, anne keçilerle de kuzuları bir araya getirdiklerinde ‘evlatlık’ erkek hayvanlar büyüdüklerinde ‘üvey annelerine’ benzeyen eşlerle çiftleşmişler.

Baba kokusu

Bazı evrim biyologlarına göre insanlarda bu tür deneyler yapmak o kadar kolay değilse de Ödipes kompleksine dayanan çekimler koku araştırmalarıyla kanıtlanabiliyor.

Chicago Üniversitesi psikologu Martha McClintock başkanlığında çalışan ekip, 49 bekar kadına erkeklere ait tişörtleri koklatarak şu sonuca ulaşmış: Kadınlar, en çok babalarıyla aynı genetik donanımlara sahip kokuları taşıyan erkekleri beğeniyorlar.

Bu tür araştırmaların sonuçlarına bakacak olursak, bunların aile içi ve yakın akrabalarla ilişki ve başarılı üreme yerine dejenerasyonla ilgili olduğunu düşünebiliriz. Yoksa evrim biyologları böylece kendi kalelerine gol atmış mı oluyorlar?

Kesinlikle hayır diyor uzmanlar. McClintock yakın akraba ilişkilerinin, bu şekilde meydana gelen gen kombinasyonuyla hastalıkları önlemesi halinde bir ölçüde anlamlı olabileceğine inanıyor. Diğer bazı araştırmacılar ise akraba ilişkisi sayesinde belli başlı bir çevrede yaşam için elverişli olan gen kombinasyonunun yitirilmeyeceği kanısındalar.

Akılcı seçim

Die Zeit- Bilim’de yer alan bu araştırmaya göre (7/04), Cambridge Üniversitesi zoologu Bill Amos bu tür iddiaları son derece kuşkulu buluyor. Foklarla yapmış olduğu deneyler sayesinde akrabalık ilişkileri birbirine uzak olan hayvanların çok daha sağlıklı ve üretken yavrular doğurduklarını saptamış.

Amos, gerçi yakın akraba ilişkisini savunmuyor, ama konu insanlarda yine de fazlasıyla ilgisini çekmekte. İnsan nesli büyük bir hızla çoğalıyor, diyor zoolog. Kadınların, babalarına benzeyen eşleri seçmeleri bu yüzden sorun değil. Ve söz konusu çocuk olduğunda da seçim gayet akılcıdır. Sonuçta kadının kendi babası en azından bir kez başarıyla üremiştir.

O halde tarif edilemeyen ama varolan nasıl açıklanabilir? Eğer Perret ve Perception Lab.’daki arkadaşları haklı çıkacak olurlarsa bu soruyu yanıtlamak kolay olacaktır.

Bu durumda erkeğin çekici bir kadın tarafından beğenilip beğenilmeyeceğini öğrenmesi için babasının fotoğrafına bakması doğru olacaktır. Ve eğer tesadüfen kadının babasına benziyorsa, kadına, üzerine ter kokusu sinmiş bir tişörtü koklatması yararlı olabilir.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!