Terim 3.döneminde mükemmelin peşinde

Güncelleme Tarihi:

Terim 3.döneminde mükemmelin peşinde
Oluşturulma Tarihi: Eylül 25, 2012 23:30

KÜÇÜK Ama Önemli Şeyler - Mükemmele Ulaşmanın 163 Yolu”.

Haberin Devamı

Fatih Terim’in şu an okuduğu kitap.
Terim, Nyon’da UEFA elit antrenörler toplantısından sonra Şampiyonlar Ligi Kupası’nın önündeki konuşmamızda bu kitabı okuduğunu söyledi.
Kitap, ABD’li yazar Tom Peters’in...
Peters, iş hayatı konusunda çağımızın en etkili, çığır açıcı düşünürlerinden biri olarak gösteriliyor. The Ekonomist dergisi tarafından guruların gurusu, Los Angeles Time dergisine göre de post-modern şirketlerin babası olarak adlandırıldı. Şöyle diyor Peters...
“Canınızı dişinize takarak çalışıp piyano çalmayı, ata binmeyi ya da maket tekne yapmayı öğrenmek için çaba sarfedersiniz. Finansal analiz ve pazarlama kampanyaları için de çalışıp durursunuz. Ancak bağlantı kurmak, sunum yapmak, yazı yazmak, etkin bir dinleyici olmak, hataya açık olmak, yetkilendirmek, egodan arınma, teşekkür etmek, özür dilemek, takdir etmek, sabırlı olmak gibi konularda başarılı olmak için çaba sarfetmezsiniz. Bunlar küçük ama çok önemli konulardır oysa. Başarının manifestosu onları uygulamadan geçer.”
Yukarıda anlatılan kavramlar hem de uygulamasıyla Galatasaray-Akhisar Belediye maçındaydı. İkinci golde Burak, üçüncü de ise Hamit egodan arınmanın güzel örneklerini verdi. “Mükemmel” hareketlerdi izlediklerimiz.
Galatasaray’daki birinci Terim dönemi Türk futbol tarihinin en görkemli başarısıyla noktalandı. 4 yılın sonunda Galatasaray, Kopenhag Parken Stadı’nda tarih yazdı. UEFA Kupası’nı kaptanlar Bülent ve Hakan Şükür ile havaya kaldırdı.
İmparator, Galatasaray’dan ayrılıp Fiorentina’nın yolunu tuttu. Fatih Hoca orda da kaldığı yerden devam etti. Mor Menekşelerle spekülatif sonuçlara imza attı. İtalya Kupası’nda adını finale yazdırdı ama takım patronu Gorri ile anlaşamadı ve görevi bıraktı. Ancak talebeleri o kupayı aldı.
Ardından dünya devi Milan’ın başına getirildi. İşler orda da kötü gitmiyordu ama haksız bir şekilde takımdan gönderildi.
2. kez Galatasaray’ın başına geçtiğinde ise bir türlü beklenen sonuçlara imza atamadı. Takımdan ayrılmak zorunda kaldı. Buradaki başarısızlıkta da en büyük pay bana göre hocanın kendisine aitti.
Ve iki yıldır tekrar yuvada. Her şey yolunda gidiyor... Birinci dönemin fotoğrafına benzerlikler var karşımızda.
1996’da Florya’ya konuşlanan Terim, altyapı ile takviye edilen takıma üst düzey yabancıları monte etti. Ayrıca yurtiçinde öne çıkan iyi isimler de transfer edildi. İşte birinci dönemin özeti...

Haberin Devamı

YILLAR SONRA HATIRLANAN ALTYAPI

Haberin Devamı

BU üç farklı grup Fatih Hoca’nın elinde müthiş bir kaynaşmayla başarıya odaklandı. Birinci gruba yani alt yapıya en iyi örnek isimler Tugay, Emre, Okan, Suat ve Bülent Korkmaz’dı… İyi yabancılar Taffarel-Popescu-Hagi... Takıma sonradan kazandırılan yerli yıldızlar da Hasan Şaş, Hakan Ünsal, Ergün, Ümit Davala gibi ele avuca sığmazlardı. Ve bu isimlerin yanında futbol çağının en verimli dönemini geçiren Hakan Şükür… İşte bu jenerasyon Fatih Terim için önemli bir laboratuvardı.
Müthiş sonuçlar çıktı oradan…
Gelelim bugüne… Galatasaray’ın şu kadrosunu o laboratuvardaki fotoğrafa benzetiyorum… Az değil, benzerlikler...
Alt yapı yıllar sonra hatırlandı. Emre Çolak ve Semih buna en güzel örnekler… Yabancılardan Muslera bir Taffarel kadar etkili. Elmander böyle devam ettiği sürece takımın unutulmaz yabancıları arasına girer.
Sakatlanan Ujfalusi’yi, Popescu’ya benzetenler var ama Çek yıldız asla bir Popescu değil… Popescu’nun en büyük özelliği “özgüveniydi”. O da Barcelona gibi bir takımın kaptanlığından gelmesiyle ilgiliydi. Eboue’de, Fatih Terim ile birlikte uzun yıllar Galatasaray’da emek verecek bir stilde... Fatih Hoca o tarz ince bilekli kanat oyuncularını çok sever… Filipescu’nun daha iyisi Eboue… Melo, Terim’in vazgeçilmezi zaten...

Haberin Devamı

DÜMENDE YİNE İMPARATOR VAR

YUKARIDA sözünü ettiğimiz o laboratuvarın son halkası da takıma kazandırılacak yerli yıldızlar... Kimler alınmadı ki... Selçuk İnan, Hamit Altıntop, Umut Bulut, Burak Yılmaz...
Bu yılki kadro yapısı beni 1996 yılında başlayan 1. Fatih Terim dönemini analize sevketti. Birinci ve 3. dönem arasında çarpıcı benzerlikler var. 16 yıl önce tıkır tıkır işleyen uzun soluklu planlama bu yıl da devrede. Dümende yine Fatih Terim var…
Dümendeki Terim, Şampiyonlar Ligi Kupası’nın önünde kusursuza ulaşmanın yollarını irdelediğini bildirdi. Mükemmelin arayışında Terim...
12 yıl önce Atatürk Havalimanı’ndan Taksim’e üstü açık bir otobüsle UEFA Kupası’yla bizi yollara döken yeni bir başarının zamanı gelmedi mi sizce?
Basit ama mükemmeli arıyoruz.
Türk futbolunun yeniden ayağa kalkması için böyle bir çılgınlığa çok ihtiyacımız var.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!