Talih kuşu yüksekten uçuyor

Güncelleme Tarihi:

Talih kuşu yüksekten uçuyor
Oluşturulma Tarihi: Aralık 28, 1999 00:00

Haberin Devamı

Milli piyango, 14 yıl önce, büyük ikramiyeyi 1 milyara çıkarınca kıyamet kopmuştu...

O ZAMANLAR -çok uzak bir geçmişten değil, 14 yıl öncesinden söz ediyoruz- şimdilerde çılgınlar gibi oynadığımız, cumartesi akşamları çekilişini heyecanla izlediğimiz sayısal loto yaşamımıza girmemişti henüz. 100 ya da 200 milyarı kolayca söylemek değil, düşünmeye bile alışamamıştık. Toplum olarak hayallerimizin ufku 200, bilemediniz 500 milyonda sona ermekteydi.

Bu yüzden Maliye Bakanı Ahmet Kurtcebe Alptemoçin'in 1985 Aralık ayı içinde yaptığı açıklama, kamuoyunun gündemine adeta bir bomba gibi düşüverdi!

Milli Piyango tarihinde ilk kez yılbaşı çekilişinde 1 milyarlık ikramiye verecekti! Piyango İdaresi en büyük ikramiyesi 150 milyon lira olan normal yılbaşı çekilişinin yanı sıra, özel bir çekiliş düzenlemişti. Dağıtacağı toplam ikramiye miktarı ise yaklaşık 13 milyardı. Bir örnek vermek gerekirse bu rakam, Türkiye'nin 1965 yılı bütçesinden sadece iki milyar eksikti.

GÜNDEMDEKİ KONULAR

Bu, ilk ‘‘milyarlık umut bombası’’nın atıldığı günlerde Başbakan Turgut Özal, iktidarının üçüncü yılına girmiş bulunuyordu. Bu nedenle düzenlediği basın toplantısında ‘‘pembe tablolar’’ çizerken, enflasyon rakamları onu yalanlıyor, rakamlar acı konuşuyordu.

Türkiye, OECD ülkeleri arasında yüzde 42.4'lük fiyat artışıyla ilk sırada yer almıştı. Yine gazetelerde yer alan haberlere göre dünyada 126 ülke arasında yapılan araştırmada Türkiye ‘‘gelir dağılımı en kötü 8 ülke’’ arasına girmiş, aynı kaderi Brezilya, Panama, Zambiya, Peru, Kenya, Nepal ve Meksika ile paylaşıyordu.

Türk halkının gündeminde pahalılığın yanı sıra iki önemli olay vardı. Bunların ilki her yılbaşı olduğu gibi maaşlara yapılacak zamdı. Ancak zam oranı çoğu kez olduğu gibi beklenen, istenen miktarda değildi. Katsayı artışıyla yapılacak zamdan sonra birinci derecede, birinci kademeden bir memurun aylığında en fazla 10 bin 181 liralık artış bekleniyordu. 15'inci derecenin birinci kademesinde bulunan bir memurun alacağı zam ise beş bin lirayı bile bulmamaktaydı.

Gündemin ikinci maddesi ise memurlarda emeklilik yaşının kademeli olarak kadınlarda 50, erkeklerde 55 yaşına yükseltilmesi için yapılan hazırlıklardı. Bu tasarı, memurlar arasında tepki yaratmış, ‘‘Mezarda emekli olmak istemiyoruz’’ feryatları yükselmeye başlamıştı.

GÜNDEM BİRDEN DEĞİŞİYOR

İşte tam bu günlerde verilen milyarlık ikramiye müjdesi, Türkiye'nin gündemini birden değiştirerek ilk sırada yer aldı.

Ne pahalılık, ne cılız yılbaşı zamları, ne de emeklilik yaşının yükseltilmesi, hepsi bir anda unutulmuş, şimdi herkes milyarı konuşmaya başlamıştı.

Bir milyar! Aman Allahım, ne büyük bir paraydı bu! Saymakla bitmez, yemekle tükenmez! Şimdi bu satırları okurken, bazı okurlarımız ‘‘milyarın lafı mı olur?’’ diye düşünerek bıyık altından gülecekler ama, 1985 sonunda 1 milyar gerçekten büyük bir rakamdı.

Bu para ile istenirse Taksim'de 20 daire alınabiliyordu. Şişli derseniz bu rakam 14 daireye düşmekteydi. Her dönemin en gözde yerlerinden biri olan Bağdat Caddesi'nde isterseniz 5 daire alabilirdiniz. Dahası var, daire yerine yalı almak düşüncesindeyseniz bu para karşılığı bir adet yalının tapusu emrinizdeydi.

Olayı, altın ya da döviz yatırımcıları açısından ele aldığınız takdirde ortaya şu rakamlar çıkmaktaydı:

Cumhuriyet Altını: 23 bin 584 adet, 24 ayar külçe altın: 156 kilo 985 gram, 1000 ayar gümüş: 7 bin 812,5 kilo.

Ya da 1 milyon 721 bin Amerikan Doları. Marka yatırım yapanlar için 4 milyon 166 bin Alman Markı.

Ortalama 40 bin lira aylık alan memur için 1 milyar, erişilmez bir sevgili, uzak bir düş gibiydi.

ÖZAL'IN DÜŞÜNCESİYDİ

Şimdi, zenginiyle, yoksuluyla herkes ‘‘milyar’’ı konuşuyordu. Türkiye'nin gündemi birden değişmişti. Bunun mimarı ise Başbakan Turgut Özal'dı. Özal, Milli Piyango İdaresi'nin o dönemdeki genel müdürü Cevat Kani Üner'i arayarak, yılbaşı için en büyük ikramiyesi 1 milyar lira olan özel bir çekiliş düzenlenip düzenlenmeyeceğini sormuş, bu konudaki kararı ise yöneticilere bırakmıştı. Çekiliş programları 6 ay önceden planlandığı halde yöneticiler bu fikri olumlu karşılamış, Merkez Bankası Banknot Matbaası geceli gündüzlü çalıştırılarak biletler basılmıştı.

16 Aralık 1985 günü özel çekilişin biletleri piyasaya çıkarılır çıkarılmaz kapışılmaya başlandı. Tam bilet 10 bin liraydı. Yani ortalama memur aylığının dörtte biri. Buna rağmen satıcılar bilet yetiştiremiyor, bazı uyanıklar ise fotokopi ile çoğalttıkları sahte biletleri halka sokuşturmaya çalışıyorlardı.

Bilet alanlar yalnız ortadirek mensupları değildi. Başbakanından ünlü işadamlarına, bakanından milletvekiline kadar herkes aynı düşü kuruyor, milyarder olmanın umudu içinde gün sayıyordu. Başbakan Turgut Özal da gazetecilerle birlikte ortak bilet almış, 1000 lira vererek milyarder adayı olmuştu. Özal, kendisine sorulan ‘‘Bir milyar lira size göre büyük para mı?’’ sorusuna şu karşılığı veriyordu:

‘‘Aldığınız paralara göre büyük para. Siz kazanırsanız gazete çıkarırsınız herhalde. Ama sakın böyle bir şey yapmayın. Parayı batırırsınız. Rasyonel bir yatırım yapmak lazım.’’

Gazetecilerin, Türkiye'nin gündemindeki her konuda görüşünü aldığı Sakıp Ağa ise aynı soruyu, ‘‘Ağam doğrusu iyi para. Para halkın parası, halktan aldığımı halka verirdim. Mesela bir körler okulu açarak’’ sözleriyle cevaplandırıyordu.

Özal'ın ‘‘ortadirek’’ adını verdiği kesimdekiler ise bu soruyu ‘‘Hayallerinin sınırlarına göre’’ cevaplandırmışlardı. ‘‘Ev almak’’, ‘‘araba almak’’, ‘‘lüks yaşam sürmek’’ gibi cevapların yanı sıra, ‘‘Çıldırırım’’, ‘‘Aklımı kaçırırım’’ diyenlere de rastlanıyordu.

Olaya sağlık açısından bakan psikiyatristler ise milyarder adaylarına ‘‘sakin olmaları’’ yolunda tavsiyelerde bulunmaktaydılar.

VE MUTLU SON

Biletler tükenirken, akaryakıt, şeker, elektrik, káğıt ve tren biletlerine zam yapıldı. Hemen arkasından emeklilik yaşını kademeli olarak yükselten yasa tasarısı TBMM'de kabul edildi.

Kimsenin sesi çıkmadı. Bu karambolde yapılan zamlar, kabul edilen yasalar kimsenin umurunda değildi. Çekiliş için biletler alınmış, özenle katlanarak cüzdanlara konulmuş, çekiliş günü beklenmeye başlanmıştı.

31 Aralık 1985 gecesi, milyonların umutla beklediği talih kuşu Osmaniye'de serbest muhasebecilik yapan Şahin Sarı'nın başına kondu. Şahin Sarı tam biletini, eşi ve çocuklarıyla birlikte gittiği İskenderun'da bir lokantada yemek yerken yanına gelen bir seyyar bayiden oğluna çektirerek almış, kazandığını televizyonda çekilişi izlerken öğrenmişti.

O geceyi aile fertleriyle birlikte sevinçten uykusuz geçiren piyango tarihinin ilk milyarderi dedektif gibi iz sürerek kendisini bulan gazetecilere şunları söylüyordu:

‘‘Önce bir paraları göreyim. Çek istemiyorum. Paralarla biraz oynadıktan sonra nasıl olsa evde saklayacak halim yok. Bankaya yatırıp günde 1.5 milyon faiz alırım...’’

Evet çekiliş yapılmış, milyonların umudu bir başka bahara -çekilişe- kalmıştı. Bu arada Özal'ın gazetecilerle ortak aldığı bilete amorti bile çıkmamış, Sakıp Sabancı ise bir numara farkla büyük ikramiyeyi kaçırmıştı. Sabancı gazetecilere, ‘‘Bana çıksaydı vallah billah tamamını hayır işlerine yatırırdım’’ demişti.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!