Pazar
Eksi 80 derecede Nuh’un gemisinin peşinde

Ayten SERİN

Eksi 80 derecede Nuh’un gemisinin peşindeİnsanlar gıda için birbirini öldürüyor. Bir karış toprak yok, sentetik gıdalar ve bulabilirseniz kurutulmuş et yeniyor. Çünkü bu dünyada atmosfer ve denizler kirlenmiş, hayvan ırkları yazboz tahtasına çevrilmiş. Kadınlar çocuk doğuramıyor, kopya insanlar üretilmiş. Küresel ısınma, tıpkı öngörüldüğü gibi küresel kışı tetiklemiş, dünya artık buzul çağında. Bir tarım mekiği var, belki de geleceği kurtarabilecek tohumlara sahip! Nuh’un gemisi gibi aynı.

Tilki’nin görevi onları bulmak ama gerçekle yüzleşmek zorunda: Bu görevi yerine getirirse kime hizmet etmiş olacak? Hangi tarafın kazanması lazım? Zenginlere yapay kurabiyeler yerine soyadan yapılma gerçek ürün satmak isteyen Barakuda mı, yoksa dünyanın açlık sorununu çözmek isteyen diğer taraf mı?

İşte beklenen oldu, el birliğiyle küresel ısınmayı tamamen gerçekleştirdik. Üstüne bir de küresel soğuma evresini yaşadık. Artık tüm dünya buzul çağında. Bir karış toprak yok, sentetik gıdalar yeniyor. İnsanlar yemek için birbirini öldürüyor. Tek bir umut var. "Uzay Bahçıvanı" adı verilen bir tarım mekiği, belki de geleceği kutaracak tohumlara sahip...

Böyle bir geleceğe inanmak zor mu? İstanbul aralık ayında bile güneşli havalar yaşarken hayır! Ama çizer Yalçın Didman, çizgi romanı Ayılı Adam’ı küresel ısınmanın bu kadar konuşulur hale geldiği günümüzde değil, 90’larda yazmaya başlamış. Özenli çizimleriyle anlattığı hikayeye de öyle bir son vermiş ki kim kazanırsa kazansın böyle bir gelecek hiç olmasın diyorsunuz.

Hikayenin iki kahramanı var. At yerine ayının üstünde gezen "serbest asker" Tilki ve akıllı ayısı Kusto. Bu iki kahramanın yaşadığı dünya bugünken çok başka. İklimle birlikte, coğrafya ve milletler de değişmiş. Dünya temelli küreselleşmiş, milletler, devletler kalmamış. İnsanların birbiriyle ve hayvanlarla ilişkileri de değişmiş. Romandaki isimler bu yüzden her dilden: Barakuda, Datvi, Tilki...

EKSİ 80 DERECELİK MAĞARA

Hikaye, bir grup bilim insanının eksi 80 derecelik bir mağaraya düşmüş bir uzay mekiğine ulaşmalarıyla başlıyor. Bu, Uzay Bahçıvanı adında bir tarım mekiği. Dünyada tarım ürünlerinin neredeyse tamamen tükendiği bir çağda, mekiğin içindeki tohumlar çok değerli. Ekipten biri, beline kadar suya girip mekiğe ulaşıyor ve hazineyi buluyor: Soya tohumları. Ama tohum dolu sandık ve bilim ekibi esrarengiz bir şekilde sulara gömülüyor. Geriye ekipten sadece biri kalıyor.

Hikayenin iyi kahramanı Tilki, bilmediği biri tarafından bir görev için tutuluyor. Görevi o kadar gizli ki ne olduğunu öğrenmek için bile sayısız macera atlatmak zorunda. Bu yeni dünyada kalabalık ve gizemli eğlence mekanları var. Zor geçitler ve pusuda bekleyen onlarca düşman da...

Zorlu aşamaların ardından görevinin bu soya tohumlarını bulmak olduğunu öğrendiğinde, Tilki gerçekle yüzleşmek zorunda kalıyor. Bu görevi yerine getirirse kime hizmet etmiş olacak? İyilerle kötülerin savaşı işte bu noktadan sonra belirginleşiyor. Yapay kurabiyeler yerine gerçek soyadan yapılma ürünleri zenginlere satmak isteyen Barakuda mı, yoksa dünyanın açlık sorununu çözmek isteyen diğer taraf mı kazanacak? Çekişme doludizgin devam ediyor.

RODEO ALBÜMLER DİZİSİNİN İLKİ

Rodeo Yayınları’ndan çıkan kitap Rodeo Albümler Dizisi’nin de ilk kitabı. 144 sayfalık "Ayılı Adam: Eksi Seksen", Murat Mıhçıoğlu’un editörlüğündee hazırlandı. Yalçın Didman, şu anda Ayılı Adam’ın ikinci macerası üzerinde çalışıyor. Yabancı kaynaklı bazı eserlerin de yer alacağı dizide Cem Özüduru’nun Zombistan’ı sıradaki ikinci kitap. RAD albümleri dünyanın başka köşelerindeki okurlara da kendi dillerinde ulaştırılacak. Rodeo Albümler Dizisi kitapları, Türkiye çapındaki bütün Remzi, Dost ve İnkıláp kitabevlerinde ayrıca çizgi romanlara özel satış noktalarından da alınabilir. Ayılı Adam ve Rodeo Albümler Dizisi hakkında kapsamlı bilgilere, Rodeo’nun web sitesi olan rodeostrip.com adresinden de ulaşılabilir.

ÜNLEMLER TÜRKÇE /_np/9624/7009624.jpg

Detaylar çizgi roman okuyucusu için önemlidir. Okur her detay sayesinde çizerle iletişim kurar. Romanda çizimdeki detayların yanı sıra ünlemler de dikkat çekici. Çünkü ünlemlerin çoğu Türkçe. Ayının sinirlenme ve tetiğe geçme sesleri eürrrr, hüeüürrr, ürrr; koklama ünlemi ise fık fık. Adamlar birbirine pat diye vuruyor, tüfekten bom bom diye ateş ediliyor, uzay gemisi vuuv vuu diye kalkıyor, snowboard’la kayan Tilki de hıss sesi çakırtıyor.

DATVİ İLHAM KAYNAĞINA BENZİYOR

Romanda iki ayı var. Biri kahramanın atı ve yardımcı savaşçısı, gerçek kutup ayısı Kusto. Sahibi Tilki’nin söylediği her şeyi anlıyor ve bir insan gibi reaksiyon veriyor. Kötü adamlara 2 tonluk darbesiyle pençe atıyor. Söyleneni dinleyip, bekle denen yerde bekliyor, ama her nasılsa tehlike anında uzakta bile olsa Tilki’nin ihtiyacı olur olmaz yetişiveriyor. Beline bağlanan paraşütle uzay gemisinden atlıyor, akıntılı sularda sahibinin arkasına takılıp yüzüyor. Romandaki ikinci ayı ise Datvi. Gürcüce "ayı" demek. Kitaptaki diğer iyi erkek kahraman. Eski tüfek Datvi, hem doğruluğun sesi hem de zor zamanların kurtarıcısı. Hikayenin yaratıcısı Yalçın Didman bu ismi İlimbey köyünde aynı lakaba sahip bir tanıdığından esinlenerek koymuş. Datvi lakaplı Selahattin Çetin gerçekten de romandaki çizgi Datvi’ye çok benziyor.

Köyde yaşıyor, bilimkurgu çiziyor

Kitabın yazarı ve çizeri Yalçın Didman bu hikayeyi 90’larda Ergün Gündüz ile birlikte yaptıkları resimli roman dergisi RR için çizmeye başlamış. Ayılı adam, o günlerin eseri: "Önce kısa bir öykü yapmaya niyetlendim. Bir öykü vardır; kış vakti adam bir hana girer, ocağın başında yer vermezler, adamın canı sıkılır, hancıya iki tane külbastı sipariş eder: Bir tane bana, bir tane de atıma! Ben bu hikayeyi modernize edip, ayılı adam şekline sokmak istedim. Sonra ayılı adam hoşumuza gitti, bunu uzatalım dedik. Kısa hikayeden bu noktaya kadar geldi."

Ayılı Adam’a başladığı yıllarda soya tohumu modaymış ama küresel ısınma bu kadar popüler değilmiş: "Bugün gerçek önümüzde" diyor Yalçın Didman. "Küresel ısınmanın tüm etkilerinin 2015-2025’te olabileceğini söyleyen bilim insanları var, çölleşmeden bahsediliyor. Okyanuslardaki akıntılarla ilgili öngörülenler oluyor. Buzullar eriyecek dendi, eridi. Bu kadar kötü bir gelişme beklenmiyordu. Bu hızlı çözünme okyanuslardaki su akıntılarını değiştirebililir. Sıcak su akıntıları hızla soğuyacaktır. Okyanusların dünyanın iklimini büyük oranda etkilediğini biliyoruz. Bunlar olabilir şeyler. Çizgi romanda da böyle bir dünyayı rahatlıkla canlandırabiliyorsunuz."

İLİMBEY KÖYÜ DE ISINDI

Yalçın Didman, eşi Sümer’le birlikte Adapazarı’nın İlimbey köyünde yaşıyor. Köpeği Pako ile zaman geçiriyor. Bulunduğu yerde iklim değişikliğinin etkilerini hissettiğini söylüyor: "Neredeyse ocak ayına geldik, erikler çiçek açtı, diyenler var. Doğu Karadeniz’de bile az bir kar yağmış. Pastırma yazları uzamaya başladı. Biz de buradan yola çıktık."




21 Aralık 2008