Ä°laç gibi film çektik

Güncelleme Tarihi:

İlaç gibi film çektik
OluÅŸturulma Tarihi: Eylül 17, 2008 00:00

Oyuncular "Süper Ajan K9" filminden çok umutlular.

FÄ°LMDEN FOTOÄžRAFLAR

Melih Ekener, Cengiz Küçükayvaz ve Züleyha Karyağdı başrolünü paylaştıkları "Süper Ajan K9" filminden çok umutlular.
Filmde K9 adlı ajanı canlandıran Melih Ekener, "İlaç gibi bir film çektik. Bu film depresyonda olanlara bile iyi gelecek" diyor. Küçükayvaz ise Quentin Tarantino'nun çekimlerde mesajla Didem Erol'u motive ettiğini söylüyor.

Öncelikle filmin öyküsünden konuşalım mı?

- Melih Ekener: İstanbul’da düzenlenen NATO zirvesi sırasında, dünya liderleri, uluslararası terörist Deşifre’nin kimyasal saldırısına maruz kalıyor. Deşifre’nin planını bozmak için Süper Ajan K9 devreye giriyor. K9, Deşifre’nin

İlaç gibi film çektik
elinde bulunan panzehiri ele geçirmek için maceradan maceraya atılıyor. Ben, Süper Ajan K9’u oynuyorum. Çok baş belası bir ajan.

K9 kodu ne oluyor? Yoksa sizi de Tarkan gibi kurtlar mı büyütüyor?

- M.E: Yok, kurtlar büyütmüyor ama K9 bir köpek kadar sadık, tehlikeli, çevik. Ancak onun da bir kusuru var, çok sakar... K9, çok enteresan bir ajanlık eğitimi almış. Bu eğitime dayanarak olayları çözüyor, zaten komik olaylar da bu yüzden ortaya çıkıyor. Yani K9 ne normal bir insan ne de normal bir ajan.

"Süper Ajan K9", galiba ajan filmleriyle dalgasını geçiyor...Â

- M.E: Jim Abrahams ve David Zucker ekibinin çektikleri  "Airplane", "Çıplak Silah" serilerindeki ZAZ komedisinden de besleniyoruz, "Matrix", "Austin Powers", "Mr and Miss Smith" gibi popüler yapımlarla da dalgamızı geçiyoruz. Ancak filmde dalga geçtiğimiz yapıtların ayarında efektleri de perdeye taşımaya çalıştık. Genelde "Türkiye’de Hollywood ayarı efektli filmler çekilmez" denir ya, çekiliyormuş. Gerçi zor oldu. Üç-dört saniyelik bir görüntü için iki-üç gün uğraştık. Film gerçekten komik. Birçok espriyi sette ürettik. Sağ olsun Cengiz bu konuda bir numara. Birçok doğaçlama espri üretti. Filmde esprilerin belki de yüzde 30’u doğaçlamadır.

Bu doğaçlama sahnelerinden biri de galiba Didem Erol ile olan öpüşmenizdi...

- M.E: Büyük patlama sahnesinin sonunda Didem, üzerime atlayıp beni öptü. Sahneyi kessem, patlama efektleri boşa gidecek... Çekimden sonra bu sahneyi koymayın dedim, ama yine de koymuşlar.

Daha ne istiyorsunuz? Tarantino’nun kankası Didem Erol’la öpüştünüz!

- M.E: (Gülüyor) Tarantino dövmez inşallah beni... Şaka bir yana, o öpüşme sahnesi gereksizdi. Ayrıca prensip olarak filmlerde öpüşmeyi sevmiyorum.

Gerçekten böyle mi düşünüyorsunuz? Öpüşmek bu kadar büyütülecek bir olay mı?

- M.E: Evet... Benim hayran kitlem daha çok çocuklardan oluşuyor. Çocukların karşısında öpüşen bir adam olmak istemedim. Tabii oyuncuyum, senaryoya katkısı olacaksa öpüşürüm. Ama dediğim gibi o sahnenin filme katkısı yoktu.

Biraz da Deşifre’yi konuşalım... Deşifre kimdir?

- Cengiz Küçükayvaz: Deşifre, birçok ajan filminde olduğu gibi dünyanın başına bela olan kötü adam...

/images/100/0x0/55eb06f4f018fbb8f8a63ec3
Çocukluktan gelen bazı psikolojik sorunları var ve bu sorunlar da kötülüğünün kaynağını oluşturuyor. Amacı tüm dünyanın hakimi olmak.

- Züleyha Karyağdı: Kendi filmimiz diye söylemiyorum ama bu film izleyiciye çok kısa gelecek. Her 30 saniyeye bir-iki espri düşüyor, çok hızlı tempoda çektik.

Züleyha Hanım biraz da sizin canlandırdığınız karakteri tanıyalım...

- Z.K: Ben Deşifre’nin sağ kolu Zena’yı oynadım. Zena çok acımasız bir kadın. Deşifre hariç tüm erkeklerden nefret ediyor. Kendisine yan gözle bakan erkekleri bile anında öbür tarafa yolluyor. Öldürme yöntemleri çok farklı, sadece silah kullanmıyor.

- C. K: Kazığa oturtabiliyor, arsenikte boğuyor...

- Z.K: En büyük rakibim ise Ayşe Kosavalı (Didem Erol). Büyük bir kapışma oldu Didem’le aramızda. Havalarda taklalar attık, birkaç gün yürüyemedik falan...

Yani ciddi ciddi sette kaza mı geçirdiniz?

- Z.K: Evet, küçük bir kaza geçirdim ama bir hafta sete gidemedim. Çünkü yürüyemiyordum.

Dublör kullanmadınız mı?

- C.K: Yok hiç kullanmadık. Hatta mecbur kaldığımızdan bazılarımız öldükten sonra tekrar canlandı.

ÇEKİMLERDE SETİ YAKTIK

Filmin bütçesi ne kadar?

- Z.K: 2.5 milyon dolar. "Matrix" serisinden uyarladığımız sahneler var, efektlere çok para harcandı. "Matrix"te oyuncuların havada takla atmasını sağlayan düzenekleri kullandık, iple bağlandık falan. Zaten o dövüş sahneleri beni bitirdi. 30 saniyelik sahneleri 10-12 saatte tamamladık.

İlaç gibi film çektik
- C.K: Zaten bizim filmin kurgusu o kadar hızlı ki, 30 saniyeden uzun sahne yok gibi bir şey.

Film 225 salonda vizyona giriyor. Çekimlere başlarken bu kadar çok salonda oynayacağını düşünüyor muydunuz?

- M.E: Bülent İşbilen çok iyi bir iş çıkardı. Filmin ham görüntülerini izledikten sonra salon sayısını artırmaya karar verdik. Çünkü kim izlese kahkayı basıyordu. Salih Kalyon’un dediği gibi, bu filmle Türk Sineması bir komedi yönetmeni kazandı.

- C.K: Çekimlerin üçüncü günü ham görüntüleri izleyince ışıkçısından oyuncusuna herkes ekstra bir gayret göstermeye başladı. Çünkü olmaz dediğimiz şeyler çekilmişti. "Scary Movie" tarzı hızlı geçişli sekanslara dayalı, ZAZ tarzı arka planda bir sürü komik olayın geçtiği bir komedi filmi yapmak kolay iş değil.

Z.K: Peter Sellers’ın "Pembe Panter" serisindeki sade durum komedilerinden de beslendik. Filmde komedinin dışında aksiyon da var. "Batman", "Örümcek Adam" tarzı filmlerdeki iyi ve kötünün savaşını ele aldık. Türler arası başarılı bir harmanlama yaptığımızı düşünüyorum.

M.E: Bu filme bir giden ikinciye yine gidecek diye düşünüyorum. Yani o kadar iddialıyız. Çünkü bazen arka planda iki-üç espri var. İlaç gibi bir film çektik. Bu film depresyonda olanlara bile iyi gelecek.

Abartmıyoruz değil mi?

- Z.K: Yo, çok ciddiyiz. Filmin ham görüntülerini kim izlese, bunu söylüyor. Çok farklı klişeleri kıran bir komedi çektik. Şubat ayından beri bu filmle uğraşıyoruz. Bazen iki dakika için 40 sekans çektiğimiz oldu. Çok iddialı bir açıklama olacak ama seyirci bu filmi izlerken zıbaracak.

C.K: Bu filmin heyecan katsayısı da çok fazla. İzleyici sürekli "Sonunda ne olacak" diyecek. Film son dakikaya kadar merak duygusunu dorukta tutuyor. Bir filmin başarısı yüzde 50 senaryo, yüzde 20 oyuncuların performansı ve yüzde 30 da kurguya bağlıdır. Filmin ham halini izledik, ortaya çıkan sonuç gerçekten harika! Bir de buna kurgunun katkısını da eklersek, ortaya çok iyi bir film çıktığını söyleyebiliriz.

  Mutlaka çekimlerde başınızdan ilginç olaylar da geçmiştir...

- M.E: Büyük patlama sahnesinin çekildiği gün seti yaktık! İkinci gün sete gelirken acayip korkuyorduk. Çünkü arkada altı tane bomba patlayacaktı. Ben bomba ekibine gittim, "Kardeş az miktarda barut patlatacağız değil mi?"

/images/100/0x0/55eb06f4f018fbb8f8a63ec7
diye sordum. O da başladı anlatmaya, "Yok abi HSBC’yi havaya uçurdular ya, aynı o sistemin küçük versiyonunu yapıyoruz. Benzin ve nitrat kullanacağız" diye. İlk bomba patladığında bir metre uçtuk. İkinci patlamada önümüze kalaslar düştü. Üçüncü bombadan sonrasını ise hatırlamıyoruz.

1900 figüran rol aldı

Bülent İşbilen’in yönettiği "Süper Ajan K9"un beş hafta süren çekimlerinin büyük bölümü İstanbul Beykoz’daki Sümerbank Deri Fabrikası’nda gerçekleştirildi. Çekimlerde kullanılan 22 ayrı plato ise, beş Altın Portakal sahibi sanat yönetmeni Mustafa Ziya Ülkenciler imzasını taşıyor. 1900 figüranın rol aldığı yapım, bir komedi filmi olmasına rağmen, görsel efektleri ve aksiyon sahneleriyle de dikkat çekiyor.

Tarantino Didem’i mesajla motive etmiş

 Peki Didem Erol Hollywood’daki tecrübelerini konuşturdu mu bu filmde?

- Cengiz Küçükayvaz: Konuşturmaktan çok bol bol konuştu. Çekim aralarında Tarantino aradı, "Didem film nasıl gidiyor?" gibilerinden sorular sordu. Sonra ben Didem vasıtasıyla Robert Rodriguez’le (Sin City’nin yönetmeni) konuştum. Rodriguez bana bayağı tüyo verdi.

- Melih Ekener: Ben çok iyi hatırlıyorum, Didem, Tarantino’ya "Uma Thurman’ın Kill Bill’deki kıyafetini giyiyorum" dedi...

- Cengiz Küçükayvaz: Vallahi ben Tarantino adında birisinden gelen mesajı okudum. Tarantino, merakla bekliyormuş filmin vizyona girmesini. Mesajlarıyla Didem’i bol bol motive etti.

 

Haberin Devamı

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!