GeriKelebek Yonca Lodi - "Demet Akalın kendine sormalı: 20 yıl sonra da dinlenecek miyim?"
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yonca Lodi - "Demet Akalın kendine sormalı: 20 yıl sonra da dinlenecek miyim?"

Yonca Lodi - "Demet Akalın kendine sormalı: 20 yıl sonra da dinlenecek miyim?"
refid:10126895 ilişkili resim dosyası

Üçüncü albümü “Yolumu Bulurum”la beş yıldır ayrı kaldığı müzik dünyasına hızlı bir dönüş yaptı Yonca Lodi. Evinin kapılarını ilk kez Kelebek okurlarına açan Lodi, yeniden döndüğü müzik dünyasıyla ilgili eleştirilerde bulundu.

Son günlerdeki elektronik müzik modasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Elektronik müziğin tabii ki yeri var. Ama ben yaptığım müzikte hep akustik canlılar olsun, müzik çalındığı ve söylendiği gibi insanların önüne gelsin isterim. Çok fazla elektronik müzikten bırakın müzisyen olmayı, dinleyici olarak da mutlu değilim. Akustik müziğin tadının hiçbir şeyde olmadığını düşünüyorum. “Olmasın” demiyorum. Ama dozunun bizde biraz kaçtığı düşüncesindeyim.

Hande Yener, Demet Akalın isimleri bu tür müzikle anılıyor...
Mesela ben Hande’yi çok beğeniyorum. Hande bence çok cesaretli bir karar verdi. Yani çok ciddi bir zirveyken, her ne kadar insanlar küçümsemeye çalışsalar da kendi müziğini yaptı. Demet’e gelince... Demet de çalışıyor, uğraşıyor... Ama Demet kendine şu soruyu sormalı: “İnsanların yirmi yıl sonra bile beni hatırlayacakları hangi şarkıyı yaptım?” Bunu da tamamen dinleyici gözüyle söylüyorum. Önemli olan bir işin uzun ömürlü olmasıdır. Nasıl ki hala Sezen Aksu şarkılarını dinliyoruz. Yirmi yıl sonra da bu şarkıların hatırlanıyor ve aynı tatta dinlenebiliyor olması doğru işin kanıtı aslında. Şu an gösterge değil.

Peki siz yirmi yıl sonra bugünkü müziğe baktığınızda kimi dinlersiniz?
Mesela Kenan Doğulu’yu dinlerim. “Müzikal kimliği olan herkesi dinlerim” diye düşünüyorum. Kenan’ın müziğinde de elektronik var, arabesk var... Sonra Tarkan’ı dinlerim. Onun gerçek bir star olduğunu düşünüyorum. Muhteşem buluyorum sesini ve yorumunu. Ama onun da o eski şarkılarının tadını özlüyorum. Hani herkes sanki bir trend yakalamak uğruna kendi özlüğünden ödün veriyor gibi geliyor bana. “Aman hareketli olsun, pop olsun, iki darbuka olsun, iki de elektronik” diyerek, asıl yaptıklarından vazgeçiyorlar. Bir şarkıda melodi insanın yüreğine hitap eder. Bir şarkıda sözler asıldır. Bu asılların dışına çıktığınız zaman şarkı üretmiş olmak bir süre sonra fabrikasyona dönüşür. Bu şarkılar mı geleceğe taşınacak? O halde niye hala; “Yalnızlık ömür boyu” diye şarkılar söylüyoruz. Hiç kimse bu tarafını düşünmüyor. Ne dinleyeceğiz yirmi yıl sonra? Hala Sezen, Nilüfer dinleyeceğiz galiba.

Bir de şunu merak ediyorum: Bir insanın sesi yeterli ya da güzel değilse, o kişinin elektronik müzik yapması daha mı uygundur?
Elektronik öğelerle desteklendiği zaman birtakım işler kolaylaşıyor tabii. Bilgisayarlar sayesinde ses kabul edilebilir hale geliyor. Ama bence bunu ne dinleyici yutuyor, ne de müzik camiasında kabul oluyor. Bu kişilerin müzikleri sadece kulüplerde çalıyor. Ömürsüz şarkılar da hiçbir amaca hizmet etmiyor bence.

Sizin müzik çalışmalarınız nasıl gidiyor?
İyi gidiyor. Yaptığım albümden çok memnunum. Aha doğrusu bugüne kadar çok uğraşmadan altını çizdiğim yoldan çok memnunum. İlk çıktığımdan beri yaydığım elektrikten mi, konuşmalarımdan mı, kurduğum ilişkilerden mi bilmiyorum ama herkes beni bir kenara ayırdı. Mesela beş yıl ara vermek zorunda kaldım. Çünkü şirket bulamadım. Sahneye hiç ara vermedim ama albüm yapamadım. TMC’yle buluşana kadar oldukça uzun bir zaman geçti.

Peki umudunuzu yitirip, müziği bırakmak istediniz mi hiç?
Hiç istemedim. Çünkü ben şarkı söylemeyi hiç bırakmadım. Müzik benim hayat damarım. Ben başka bir şey bilmem ki! Müzik okudum, müzik öğrendim. O yüzden benim müziği bırakmam gibi bir şey söz konusu bile olamaz. Ama albüm anlamında dönerken endişelendim: “Acaba unuttular mı” diye. Fakat öyle bir karşılandım ki; elinle tutarsın ya... Elimle tutacak kadar net gördüm o özlemi, sevgiyi... Benim bu saatten sonra; “İyi bir yorumcuyum” demeye ihtiyacım kalmadığını bana hissettirdiler.

Şirket bulamadığınız o beş yıl boyunca piyasada neler değişmiş?    
Türkçe sözlü rock müzik çok ciddi zirve yapmış durumda. Gençler pop müziği eskisi kadar sahiplenmiyorlar. Hani “Ölümsüz şarkılar” diyoruz ya, rock müzikte bu tür şarkılar daha çok çıkıyor. Kendini ifade etme şekli daha net. Trend olmak değil onların derdi. “20 yıl sonra Kenan’ı dinlerim” dedim ya; bir de Şebnem Ferah’ı dinlerim mesela. Ölümsüz müzikler yapmak adına rock müzik biraz daha çalışkan. Biz pop müzik severler, artık bir parça kendimize dönüp, daha iyi şarkılar yapmalıyız. Pop müzikte üretim çok düştü çünkü. Ama bunun yolu elektronik müzikten geçmiyor. Rock müziğin yolundan, yani doğallıktan geçiyor.

Gerçekten ne olacak pop müziğin hali?
Aysel Gürel’i kaybettik. Mesela benim için çok önemli bir isim. Şimdi Ayten’in yazdığı şarkıları düşünüyorum. Diyorum ki; “Ya bak ilkokulda bir çocuk vardı.” Çünkü hakikaten o şarkılar gençliğimiz, geçmişimiz, her şeyimiz... Şimdi hangi şarkıyla; “Bak bu şarkı bana geçmişi hatırlatıyor” diyorsun. İyi şarkılar yapmak zorundayız. Yoksa pop müziğin durumu çok vahim.

Mesela sizin müziğe ara vermeden önceki zamanınızda kimler vardı?
Sibel Gürsoy vardı. Bana vokale de geldi. Ama geri planda olmayı tercih ediyor. Ayşen vardı benim çok sevdiğim vokallerden. Bir de hakikaten müzik yapmak isteyenlerin bağdaşabileceği şirket de yok. “Ne kadar skandalın varsa o kadar adamsın” muamelesi bizim gibiler üzerinde etkili değil. Ben bu piyasanın varolan bütün kurallarını reddettim. Ama ben çok inatçı bir insanım. Herkes benim kadar inatçı olmayabilir. Saydığım isimler müziği bırakmadılar. Ama göz önünde olmayı reddettiler. Çünkü mutsuz olduklarını fark ettiler. Bu savaş gerçekten o kadar basit bir savaş değil. Hem iyi müzik yapacağım, hem güzel olacağım... Güzellik de önemli ama yetmez! İlk zamanlarımda bana acayip dergilerden acayip fotoğraf çalışmaları teklifleri geldi. Anlatamam sana yani. O dergiler evime bile girmiyor, imkanı yok. Bir sürü şeyi reddedip; “Sadece kendi bildiğim yoldan, kendi istediğim şekilde gideceğim” dedim. Evet yol biraz uzuyor belki ama huzurlu oluyorsun yastığa başını koyduğun zaman.

Müzik dışında başka projeleriniz var mı?
Güzel şeyler olacak, inanıyorum. Yıllardır kendi TV programım üzerinde çalışıyorum. Bir müzik programı olacak ama çok detay vermeyeyim. Ekranda çok rahatım ben. Olduğum gibiyim. Müzik konuşmaktan zevk alıyorum. Mesela ilk yıllarımda tam anlamıyla çömezdim! “Kendimi ifade etme imkanı verseler neler söyleyeceğim” derdim ama sıra gelmezdi. Artık onları aştığım için rahatım. Tamamen kendi penceremden gördüğüm müziği yansıtmak istiyorum. Sonbaharda gerçekleşecek bu program. Kanalı henüz belli değil.

“Bu beş yıllık ara olmasaydı mesleğimde daha farklı bir noktada olurdum” dediğiniz oluyor mu?
Benim ilk çıkışım hakikaten ses getiren bir çıkıştı. Kolay kolay herkese daha ilk albümünde; “İyi bir yorumcu” denilmez. Onun da ekmeğini yiyorum. Sonuçta her şey olması gerektiği gibi oluyor. Öyle gerekliydi öyle oldu. Beş yıl nedir ki insan hayatında! Her şeyin bir sebebinin olduğunu düşünüyorum. Annem der ki: Hep kötü kötü gitmez, hep iyi iyi gitmez. Nasıl ki kalp ritminin zikzakları vardır. Tek çizgi olduğunda ölürsün! Ben o zikzaklardan çok memnunum.

Bunu anlamanıza ne sebep oldu?
Çok acı bir tecrübe yaşadım ve o zaman oturup, ah vah ederken bir anda olayların dışına çıktım. “Bunun böyle olması gerekiyordu” diyerek her şeyin analizini yaptım. Bugüne geldiğimde; “Bunları iyi ki yaşamışım” diyorum.

Kendine güvenli bir erkek yetiştiriyorum

Bu beş yıllık ayrılık sırasında bir de çocuk sahibi oldunuz...
Bugüne dek hiçbir yerde oğlumun tek kare fotoğrafı yayımlanmadı. Nazar değmesinden korkuyorum ve bu yüzden istemedim. İlk kez Kelebek için değişiklik yaptım ve oğlumla bir aradayız. Egehan 4 yaşında. “Çocuğun oldu o yüzden ara verdin” diyorlar. Alakası yok. Çünkü oğlum bana hiç engel olmadı. Bir de çok kolay bir çocuktur. Ben işe giderken el sallar; “Güle güle” der. Hayatımda hep varmış gibi geliyor bana. Ben varolduğumdan beri eteğimi çekiştiren biri varmış gibi... Çok olgun, akıllı ve son derece sosyal bir çocuk. Benim hep hayalini kurduğum bir çocuk karakteriydi. Beni sevsin, bana bağlı olsun ama kendi dünyası da olsun. Çünkü hayatta en önemli şey; kendine güvenli bir erkek çocuk yetiştirmek. Kendine güvensiz erkeklerden Allah herkesi korusun! İleride hayatına girecek kadınlar bana ah etmesinler diye kendine güvenli bir çocuk yetiştiriyorum!

İlk albümünüzden bu yana evliliğinizle ilgili tek kelime etmediniz. Neden?
Benim ilk baştan beri aldığım bir karardır bu. Çünkü herkesin bir iş hayatı var. Kimse işimin getirilerini hayatına kabul etmek zorunda değil. Herkes kendi içinde olabildiğince özgür. Ben nasıl özgürsem, o da özgür. Ben muhasebeci olsaydım ne değişirdi ki hayatımda!

 

 

 

 

 


 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle