GeriKelebek Yapı olarak uçuran bir insandı parasını değil beni sevmesini sevdim
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    21
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yapı olarak uçuran bir insandı parasını değil beni sevmesini sevdim

Yapı olarak uçuran bir insandı parasını değil beni sevmesini sevdim
refid:12375519 ilişkili resim dosyası

Emekli bankacı Nermin Özcan (46), 30 Haziran’da intihar eden dünyaca ünlü psikiyatr, “uyku tıbbı”nın kurucusu, bu alanda 80 kitap yazan profesör İsmet Karacan’ın (79) sevgilisiydi. Akçalı konulardan anlamayan yaşlı bilim adamının hislerini kötüye kullanıp kandırmakla, 14 milyon dolarlık servetini hileyle zimmetine geçirmekle suçlanıyor.

Hakkında çok sayıda dava açıldı. Birkaç gün önce de merhum profesörün ABD’deki 5 çocuğu, mirastan yararlanabilmek için Türk vatandaşlığına başvurup Nermin Hanım hakkında açılan davalara dahil oldu. Kamuoyunun vicdansız ve açgözlü diye damgaladığı “genç fettan sevgili”yle kaçıp sığındığı Bodrum’da buluştuk. Anlattıklarına göre kazın ayağı hiç de öyle değil. Kendisini 30 yaşındaki asistanı uğruna terk eden rahmetli İsmet Bey’in matemini tutuyor, iki gözü iki çeşme ağlıyor.

Profesör İsmet Karacan’la nasıl tanıştınız?
-Hiç evlenmemiştim, belli bir yaşa gelmiştim, evlenip yuva kurmak ve anne olmak istiyordum. 2003’te, bir tanıdık vasıtasıyla İsmet Bey’le tanıştırıldım. 54 yıl ABD’de yaşamış. Houston Medical Center’dan emekli olduğunu, Türkiye’ye yerleşeceğini, ABD’li eşinin vefat ettiğini söyledi. Türkiye’de hiçbir akrabası hayatta değildi. Zamanla arkadaşlığımız farklı boyuta geldi.

İçekapanık, sıkıcı tipik bilim adamı mıydı?
-Bana 63 yaşında olduğunu söyledi. Zaten yaşını hiç göstermiyordu. Hiperaktif, yaşamdan keyif alan biriydi. Etkileyici konuşuyordu, insanın vizyonunu genişletiyordu. Çok renkliydi, ikna kabiliyeti yüksekti. Ben evcimen, tipik Türk kadınıydım. O ise hareketliydi. Yapı olarak uçuran bir insandı.

Aşk var mıydı, en çok hanginiz aşıktı?
-İsmet Bey’in bana aşık olduğunu sanıyorum. Ben, onun beni sevmesini sevdim. Benimki o zaman tamamen mantık birlikteliğiydi. Evlenip yuva kurmalıydım. Sonuçta donanımlı, düzgün insandı. Yaş farkını önemsemedim. Çok iyi anlaşıyorduk. Benimle evlenmek istediğini söyledi. Ona inandım.

Aileniz, en başta babanız, kendisi yaşındaki bir adamla birlikte olmanıza karşı çıkmadı mı?
-Babam beni karşısına alıp, iyi düşündün mü, aranızda çok yaş farkı var, diye o kadar çok sordu ki. Sonra kabullendiler.

Her şey yolunda gidiyordu, mutluydunuz...
-Sekiz ay sonrasına, 2004 Şubatı için düğün tarihini kararlaştırdık. Tarih yaklaşıyordu. Gelinlik modelleri beğeniyordum, nikah yemeği için yer bakıyordum. Etle tırnak gibiydik. Onun evinde birlikte yaşamaya başladık. O da bilgisayar başında eski öğrencileriyle yazışıyor, hastanelere danışmanlık yapıyordu. Ben de evden portföy yöneticiliği yapıyordum. Müşterilerimin parasını borsa, repo gibi enstrümanlarda değerlendiriyordum. İsmet Bey de işime neredeyse benden daha çok merak sardı. Hep yanımdaydı. Derken şubat ayı geldi. İsmet Bey’de inanılmaz bir stres başladı. Sabaha kadar uyumuyor, evin içinde dolaşıyordu. Yatakta titriyordu. Bu iş bitti, bana anlatmıyorsun, dedim. 2001 tarihli bir gazete çıkardı.

DÜĞÜN TARİHİ YAKLAŞIRKEN EVLİ OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI

Bana İsmet Bey’in evli olduğunu mu söyleyeceksiniz yoksa?

-ABD’de yaşayan, benimle aynı yaşta Aynur adlı bir Türk doktorla evliydi. Türkiye’de çalışıyor görünüyormuş, müfettişler inceleme yapmış. Gazetenin başlığı “İşini bilen doktor”du. Her şey yalandı. Öldü dediği ilk eşi Bety’nin yaşadığını da birlikteliğimizin dördüncü yılında tesadüfen öğrendim. Aynur’un ABD’de çalışabilmek için kendisiyle evlendiğini, bunu anlayınca boşanma davası açtığını söyledi. Avukatı, boşanma davasının şubata kadar biteceğini taahhüt etmiş. Stresinin nedeni, boşanamamasındanmış. “Neden bana yalan söyledin” dedim, “Seni kaybetmekten korktum” dedi.

Gelinlik, evlilik, bebek... Bütün hayalleriniz yıkıldı ama sizi ikna etti. Nasıl?
-Duygusal bir evlilik olmadığını, nefret ettiğini söyleyince bekleme psikolojisine girdim. Ailemi de “Çocuklarıyla sorunları var, halledince evleneceğiz” diye oyalamaya başladım. Kız kardeşimden bile gizledim. İsmet Bey’in evli olduğunu iki yıl sonra söyleyebildim. Boşanma davası, 2005 yılında aleyhimize sonuçlandı. Ama biz mutluyduk. Aile hayatımız vardı. Hiçbir sorunumuz yoktu birbirimizle. Boşanma için gereken üç yıllık ayrılık süresi 2008 Eylül’ünde bitiyordu, o zaman evlenecektik. Ama genetikçi asistanı 30 yaşındaki doktor Gümüş’le birlikte olmaya başladı.

LONDRA’DA GENETİKÇİ YENİ BİR GENÇ SEVGİLİ

İnanmakta zorlanıyorum. Nasıl oldu, anlatır mısınız?

-2008 Ocak’ından itibaren 6 ay boyunca ve ayda üç kez İngiltere’ye gitmeye başladı. Bir hafta kalıyordu. Orada genetikle uykuyu birleştirmeye çalıştığını söylüyordu. Çok heyecanlı ve mutluydu. Londra yolculukları öncesi eve benim manikürcümü çağırırdı. En şık, en marka giysilerini ellerimle valizine yerleştirirdim. Bazen de Ankara’ya gidip kalıyordu. Sonradan telefonunda buldum, İngiltere’ye hoşgeldiniz, mesajlarını. Ankara üzerinden İngiltere’ye uçuyormuş. Her yıl olduğu gibi bir aylığına ABD’ye gidip döndükten sonra kırıcı ve soğuk davrandı bana. Oradan gönderdiği mail’leri de öyleydi. Neler olduğunu anlayamıyordum. 5.5 yıldır birlikteydik ve ilk kez böyle davranıyordu. Ailemin yanına gitmemi, genç olduğumu, bir Türk erkeği için mükemmel eş olduğumu söyledi.

Ayrılıp ailenizin yanına mı gittiniz?
-15 gün bu davranışlarına dayanmaya çalıştım. Bir gün baktım, kaybolmuş, yok. Kız kardeşimin evine gittim. İsmet Bey’i sürekli arıyordum ama ne ev, ne cep telefonu cevap veriyordu. Başına bir şey geldi sandım. Nihayet üç gün sonra telefonu açtı. Pamukkale Üniversitesi rektörünün daveti nedeniyle Denizli Polisevi’nde kaldığını söyledi. Meraktan öldüğümü söylediğimde “Sana hesap mı vereceğim” diye çıkıştı. Şoke oldum. Bambaşka bir adam olmuştu. Çıkıp geldiğinde, evden gitmemi, ABD’den çocuklarının geleceğini söyledi. “Bir süre ayrı kalıp düşünelim” dedim ve bir çantayla çıkıp Karadeniz’deki ailemin yanına gittim. Ayrılırken “Seni çok seviyorum. Ölünceye kadar seni bırakmayacağım” deyip sarılıp öptüm. Hiç karşılık vermedi.

GÜMÜŞ HANIM’I TELEFONUNA DR. SILVER DİYE KAYDETMİŞ

Doktor Gümüş’ten nasıl haberiniz oldu?

-Cep telefonum bozulmuştu. İsmet Bey’in kullanmadığı eski cep telefonunu almıştım yanıma. Kartımı ona taktım, bir ay kullandım. Bir gün telefonuma, mesaj kutumun dolduğu mesajı geldi. Bir açtım, aman Allah’ım. Doktor Gümüş’le aşk mesajları... Adını Dr. Silver diye kaydetmiş. Gümüş, Londra’da genetikçi bir doktordu. İngiltere ziyaretlerinin nedeni oydu. Kontrolümü kaybettim. Telefon ettim, okuduklarımı söyledim. Hiç cevap vermedi. On gün sonra aradı, açmadım. İstanbul’a döndüm. Evimin bulunduğu rezidansın güvenliği beni almadı. İsmet Bey’in emriymiş. Aradım, telefonu reddetti. Meğer Gümüş evdeymiş... (Ağlıyor)

Ev, İsmet Bey’e mi aitti?
-Hayır, bana ait. Haber gönderdim, sevgilisini alıp çıksın diye. Gitmeyince avukatımla ihtarname gönderdim. Daha sonra evimi işgal ettiği için hukuki süreç başladı. 2008 Eylül’ünden 2009 Mayıs’ına kadar, evimde Gümüş’le birlikte yaşadı. Mayısta kadının İsmet Bey’i terk ettiğini öğrendim.

Size döneceğini, eski güzel günlere döneceğinizi düşündünüz mü o zaman?
-Ailem, çevrem beni reddederdi. Bunca olay, iddia ve davadan sonra mümkün değildi. İsmet Bey’in olağanüstü ikna gücü var. Gümüş’e Harvard’da genetikle ilgili ihtisas yaptıracağını vaat etmiş. Bütün bunlara rağmen Gümüş terk ettiğine göre bitmişti.

GİZLİ GİZLİ MEZARINI ZİYARET EDİYORUM

İddia edildiği gibi tüm mal varlığını ve paralarını aldığınız için değilse neden intihar etmiş olabilir İsmet Bey?

-Bence Gümüş onu terk ettiği için. Bana öyle iftiralar atmıştı ki dönecek yüzü kalmamıştı. Yalnızlığa asla tahammülü yoktu. Evde üç gün bile yalnız kalamazdı. Markete gittiğimde beni uyuyarak beklerdi. Gümüş’e çok güvendi ama o, zoru görünce terk etti. Gümüş, İsmet Bey’in vaatlerinin yalan olduğunu bir yılın sonunda anladı. Vaatlerinin hiçbiri gerçekleşmemişti.

Mezarını ziyaret ettiniz mi?
- (Ağlıyor) 7 mevlidini okuttum. Gizlice ziyaret ediyorum. O mezarı 2005’te beraber aldık onun adına. İkimiz için yaptırdık. Taşları İzmit’ten ben getirdim. Sadece adlarımız yazılacaktı. Öldüğümde yanındaki mezara yatacaktım. (Ağlıyor)

ÇAMAŞIR MAKİNESİNİN KORDONUYLA KENDİNİ BOĞAN PROF. İSMET KARACAN

1933 Üsküdar doğumlu. İstanbul Tıp Fakültesi’nin ardından psikiyatri ihtisası için ABD’ye gitti. Askerlik için döndüğü Türkiye’de Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in doktoru olarak Çankaya Köşkü’nde 1.5 yıl görev yaptı. Tekrar ABD’ye döndü, psikiyatri profesörü oldu. Uyku tıbbı üzerine yaptığı buluşlar literatüre geçti. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’a, ABD başkanları Reagan ve Bush’a danışmanlık yaptı. ABD’den Yılın En İyi Doktoru ödülü (1980), TÜBİTAK’tan Yaşam Boyu Başarı ödülü var. Emekli olduktan sonra çalışmalarını Türkiye’de sürdürdü.

İKİ ASİSTANI VE HASTALARI DA AYNI YÖNTEMLE İNTİHAR ETTİ

İsmet Bey’in intihar tarihi, tam bir yıl önce evden ayrılmak zorunda kaldığım tarih: 30 Haziran. Basında yazıldığı gibi kendini asmadı. Çamaşır makinesının kordonunu boynuna sarıp çekti. ABD’de en yaygın ve en kolay intihar yöntemiymiş. Kendisi anlatmıştı. İp boğaza dolanıyor ve bütün güçleriyle öne doğru çekiyorlar. Hastalarının çoğu da böyle intihar etmiş. Hatta biri Türk, iki asistanı da. Türk asistanının kendini boğduktan sonra yüzündeki mutlu ifadeyi anlatmıştı bana ayrıntılarıyla. İntihardan 4 gün önce beni aradı ama sonradan fark ettim. Tekrar arar diye umut ettim ama aramadı.

BÜTÜN KAZANCINI 5 ÇOCUĞUNA VERMİŞ

ABD’deki bütün kazancını beş çocuğuna vermiş. Florida’da büyük bir otel almış. 2002’de satmış ve parasını çocuklarına paylaştırmış. İsmet Bey’in maddi sorunu yoktu ama iddia edildiği gibi Türkiye’de serveti, mal varlığı yoktu. Bana devrettiği bir evi bulsunlar, söylesinler. Her yıl temmuzda ABD’den 140 bin dolar toplu maaşı geliyordu. İddia edildiği gibi ortada 14 milyon dolar yok. Rahmetlinin bir evi ve yazlığı vardı. Bunları sattı ve ABD’deki Uyku Vakfı’na bağışladı. Kardeşimin Heybeliada’da onun babadan kalma konağında oturduğu söyleniyor. Orayı satın aldı. Zaten bir konak değil 70 metrekare apartman dairesi. İddia edildiği gibi babasından kalma da değil. Babası 1990’da vefat etmiş, evi ise 1991’de almış. Zaten o evi de 2008’de mahkeme harçlarını karşılamak için sattık. Babamın onun parasıyla Sarıyer’de villada oturduğu söyleniyor. Oysa Uyum Sitesi, çok orta halli. Mesela bitişiğindeki ev, 800 liraya kiralık.
Benim paraya ihtiyacım yoktu. İsmet Bey’den önce de standartım belliydi. Herkese “Ben bilim adamıyım, para işine hanım bakıyor” diyordu. Bilmiyordu çünkü. Para kazanmanın ne demek olduğunu bende gördü. Gayrimenkul alıp sattım, portföy yönettim. Hediye olarak altı yıllık beraberliğimizde üç yüzük aldı. Ne ev, ne başka bir şey. Bütün mal varlığım ortada. Bir evim, bir de cipim vardı. Şimdi o da yok, bulamıyorum. Rezidansın otoparkında yok ettiler. İsmet Bey’le ortak paramız, 3 milyon dolardı. İsviçre’deki bir yatırım şirketine verdik. Hesabın bir kısmı benim, bir kısmı da Uyku Vakfı’nın adına. Bir yıldır uğraşıyorum, İsviçre’ye gittim, muhatap bulamadım. Bana ait olan paranın miktarını söylemeyeyim. Ama bulup getirsinler o parayı, hayır kurumuna bağışlayacağım. Ben önce ilahi adalete sonra da Türk adaletine, bu iftiraların sorumlularını da vicdanlarına havale ediyorum.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle