GeriKelebek Üstüne binilemeyen vahşi bir atken kendimi eğittim
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Üstüne binilemeyen vahşi bir atken kendimi eğittim

Sertab Erener, dört yıllık bir aradan sonra yeni albümü ‘Aşk Ölmez’i 12 Mayıs’ta piyasaya çıkarıyor. Albüm öncesi büyük bir değişim yaşayan ünlü yorumcu, bu değişimi şöyle özetledi: ‘Üstüne binilemeyen vahşi bir atken, kendimi eğittim!’

Bir kaç yıl önce, ‘Zor Kadın’ şarkınla, aslında zor bir kadın olduğunu dile getirdin. Şimdi yeni albümünde yazdığın şarkı sözlerine bakıyorum da, sanki o zor kadın gitmiş, yerine bambaşka bir kadın gelmiş...

Günlük hayat içerisinde kendi arkadaşlarımla, dostlarımla ilişkilerim hiç zor değildir. Ancak kadın-erkek ilişkisinde eskiden zor bir kadındım. Şimdi öyle değilim. Kendimi geliştirmek adına, eğittim kendimi. Artık daha kolaylaştım.

- Herkes, ‘Aşk diye bir şey yoktur’ derken, sen bu albümde aşkı kabul ediyor, hatta ‘Aşk ölmez, biz ölürüz’ diyorsun.

Aşk, hiçbir zaman ölmez. Dünya, yeryüzü, yaşam devam ettiği sürece, aşk da varolmaya devam edecek. Sadece biz onu tüketiyoruz, biz ölüyoruz ama dediğim gibi aşk hiçbir zaman ölmüyor. İşte bu şarkıda bunu anlatmaya çalıştım.

- Ben seni 1992 yılından bu yana tanıyorum. Hayata, ilişkilere, aşka çok katı, sert bakardın. Şimdi öyle değilsin.

Beş yıldır peşine düştüğüm şeyin karşılığını almak hoşuma gidiyor. İşte ben bunun için uğraştım aslında. Üstüne binilemeyen vahşi bir atken, kendini eğittim.

- Hem de acayip eğitmişsin! ‘Acıt Canımı İstediğin Kadar’ diyorsun Sertab, daha ne olsun?

(Gülüşmeler) Bu şarkı ‘Sana o kadar aşığım ki, seni her halinle, her şeyinle kabul ediyorum. Biliyorum sen yine canımı acıtacaksın ama ben razıyım gel, ipler senin elinde çünkü’ diyor. Bu tam bir vazgeçmişlik. Ama bir o kadar da çok dolu ve çok cesur bir laf.

KİM BANA TITANIC’TE ŞARKI SÖYLETİRDİ Kİ

- ‘Bu albüm benim için çok önemli’ diyorsun, neden?

Ben bu albümü çok iddiasız bir şekilde yaptım ama çok iddialı bir yere taşımak istiyorum. Bu albümde, bugüne kadar sahip olduğum bütün bilgileri, şarkının ilk beş dakikasında göstermeliyim ya da sesimi şurada ortaya çıkarmalıyım iddiasından vazgeçtim. Sakince çalıştım. Yani lokomotif bir şarkı bulmalıyım telaşı, endişesi kalmadı içimde.

- ‘Here I Am’ single’ının ve ‘No Boundaries’ albümünün yurtdışındaki performansı seni tatmin etti mi?

Benim bir günde dünya starı olayım, böyle bir şarkı yapayım gibi bir derdim yoktu! Ben müzikle yaşlanıp, müzikle ölmek istiyorum. İsviçre’ye gittiğimde bir kadın yanıma gelip, ‘Sen Eurovision birincisi Sertab’sın’ diyerek benden imza istiyorsa ya da İspanya’ya gittiğimde ‘Aaa Sertab’ deniliyorsa, bu beni çok mutlu ediyor.

- Yurtdışında çalışmaların oldu. Birçok ünlü isimle düet yaptın, birçok ülkede albüm promosyonuna katıldın... Nedir vardığın sonuç Sertab? Yani bir Türk sanatçısının oralarda bir şeyler yapma şansı nedir?

Çok zor. Çünkü artık müzikten başka şeyler giriyor devreye! Politika giriyor, kültürler savaşı, din savaşı giriyor. Para çok önemli, seks diye bir malzeme var. ‘Ay ne güzel, ne şeker, bak dünya starı oldu’ dediğin kişinin arkası, inanın çok fena! Senin MTV’nin yayın müdürü ile kankalığın varsa, birlikte yemek yiyorsan, ertesi gün klibini MTV’de görebilirsin. Mesela Celine Dion. Eurovision birincisiydi ama hiçbir şey olmadı. Ta ki zengin Arap kocayı ve menajeri bulana kadar. Celine Dion kötü bir şarkıcı olsaydı, o parayla yine bir şeyler olurdu ama Titanic filminde söyleyemezdi. Sesi güzel ama güç de önemli. Ben istediğim kadar yırtınayım, bana Titanic’i kim söyletir? Üstelik Müslümansın, kültür olarak bambaşka bir yerden konuşuyorsun. Anında sana duvarları örüyorlar.

- Yani hep hayal olarak mı kalacak?

Yok kesinlikle kalmayacak. Çünkü dünyadaki melodiler açısından bakarsan, batılı her şeyi tüketti. Doğu mistizmine şimdilik yukarıdan bakıyorlar ama doğru şeyler yaparsak bunu kabul edecekler. Bence önümüzdeki 10 yıl içinde Rai müziği gibi, Hint müziği gibi dünyada Türk melodilerin olduğu bir trend gelip geçecek. İnşallah bu dalgayı Tarkan yaratır, biz de üstüne biner gideriz.

ŞARKI SÖYLERKEN KONFORUM ÖNEMLİ

- Hep rüküş olduğun söylenir. Ama yeni fotoğraflarına bakıyorum da çok değişmişsin.

Ben Türkiye’de ‘Rüküş ya da rüküş değil’ kriterleri içinde bulunmadığım için belki de durmadan rüküş kabul ediliyorum. Onlar için şahane giyinen insanlar, benim için çok rüküş kaçıyor. Şarkı söylerken rahatını seven birisiyim. Bacaklarımı, mememi göstermek yerine, hep konforum birinci sırada gelir.

- Ama bu fotoğraflardaki Sertab çok özenli.

Seni sen yapan bazı karakteristik şeyleri kırmak konusunda kendimi eğitiyorum dedim ya! Ben eleştirileri çok dikkate alan biriyim. Ben bu albümde insanların benimle ilgili ne söylediğine, neyimi eleştirdiklerine baktım, dinledim. Gelen eleştiriler doğrultusunda bu konuda da değişmem gerektiğine, bu değişimin kendim için bile etkili olacağına inandım.

- Burcu Güneş, bir süre önce seninle ilgili bir soruya, ‘Ben yarışmalarla popüler olmadım’ dedi. Kızdın mı Burcu’ya?

Kızı, geçmişten bu yana Sertab’la bir yarış içine soktular. Bence çok ağır bir yük bu. Kime yapılsa, sonunda patlar. Söylediği cümle güzel değil ama kızı oraya getiren noktaya bakmak gerek. Burcu’yu tanımıyorum. Bir kere karşılaştım. Çok güzel bir kız. Güzel de bir sesi var. Ama herkes kendi olmak ister. Yazık kıza.

Neden Uzakdoğu felsefesi de Mevlana, Yunus Emre değil

- Kendindeki bu değişimde, Uzakdoğu felsefesinin etkili olduğunu söyledin. Neden Mevlana ya da Yunus Emre değil de Uzakdoğu?

Budizm, Taoizm, Mevlana, Yunus Emre vs... Hepsinin ortak noktada buluştuklarını görürsünüz. Demek istedikleri, bir olmak, insan olmak, arınmak, temizlenmek, pozitif olabilmek, iyi olmak. ‘Every Way That I Can’ klibini Harem’de çektim, ortalık yıkıldı, herkes neden Harem’i kullandığımı tartıştı. Harem, üç-beş tane dil bilen, çok kültürlü kadınların bulunduğu bir okul aslında. Bu utanılacak bir durum değil ki. Ben bunu klipte kullandım, yurtdışında yüzlerce gazeteci bana Harem’i sordu, ben de anlatabildim! Neden Uzakdoğu var, çünkü insanlar ellerindeki malzemeyi doğru kullanmasını biliyor. Niye Mevlana ya da Yunus Emre’den söz edilmiyor, biz bile bunu bilmiyoruz, sahip çıkmıyoruz. Ama ben bütün bunlarla yakından ilgileniyorum. Bir kanalda değilim yani...

Eurovision Tarkan’ın karizmasını çizebilir

Tarkan’ın Eurovision’a katılıp katılmaması çok bireysel bir karar. Bu kadar profesyonel bir yaşamdan, bunca karizmadan sonra, karizmaya çizdirebilecek bir risk alıp almamak, bence tamamen bireysel bir karardır.

Birinci olamazsa, Tarkan’ın karizması çizilir bence. Yani birinciliğe oynaması gerekiyor. Ben Don Kişot’luk yaptım. Eurovision bitti, dönüyorum, uçakta F16’ları yanımızda görünce, durumun ciddiyetini anladım. Kendi kendime, ‘Sertab, öyle bir risk atlattın ki, tersini düşünmek istemiyorum’ dedim. Eğer birinci olmasaydım benim kariyerim için çok zor bir dönem başlayabilirdi. Ancak bana kalırsa Tarkan gitmeli. Ben Tarkan’a güveniyorum. Çünkü giderse, birinci olur. Yüreğim böyle hissediyor. Ama her zamanki gibi şahsi kararı yine kendisi verecektir. Eurovision bana teklif edildiğinde de kendi kendime verdim bu kararı. Birinci olmak için uğraştım. Kendime ve ekibime inandım, güvendim.

TRT, bu yıl amatörlük yıllarına geri döndü

İnsanlar hayat boyu bir iddianın peşinde giderler. Bu iddia da, başarıdır! İşte başarı için iddiandan vazgeçtiğin zaman, amatörlüğe geri dönersin. TRT bunu yaptı. ‘Arkadaşlar biz bunu başardık, unumuzu eledik, bitti’ mantığıyla baktılar. Onlar bu defteri kapattı. Ben eğer bir şeyin başlangıcı için kahraman olduysam, bunun devamını getirmek, desteklemek gerek.

Ben bunun için kızıyorum. Şimdi ‘Rimi Rimi Ley’, benim beraber çalıştığım Ozan Çolakoğlu’na emanet edildi. Ama bir şeyin aynısı yapılamaz. Her şey o anda olur! O bir kimyadır. Ozan bir kez daha aynı şeyi yapar diye düşünülüyorsa, bence ciddi bir hata yapılıyor. ‘Of Of’ şarkısı patladı herkes, ‘Bana bir tane ‘Of Of’ gibi şarkı yapsana’ demeye başladı. Olmaz ki! Ya da Sezen (Aksu) ‘Şıkıdım’ diye bir şarkı yazdı, Tarkan yedi yıldır, ‘mucuk mucuk’u arıyor ama bulamaz. Çünkü bir tane var ondan. Aynı hesap yani. Ben çok iyi bir ekiple çalıştım. Gülseren için benim çalıştığım bütün ekibi bir araya getirsinler, yine olmaz. Olmaz yani anlıyor musunuz?

DEMİR’LE RUH İKİZİYİZ

Demir ile hayatta o kadar çok ortak noktamız var ki... Bizim birbirimize söyleyecek lafımız, anlatacak derdimiz hiç bitmiyor. Bazen restoranda yemek yerken çiftler görürüm, hiç konuşmazlar. İnanamam! Lafınız bittiyse yan yana durmamak gerek. Biz hiçbir zaman susmadık Demir’le. Ruh ikizi denir ya, belki de gerçekten bunu yaşıyoruz. Aşk dediğin şey gerçekten ölmüyor ama onunla buluşmak önemli.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle