GeriKelebek Türkiye'yi sallarım
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Türkiye'yi sallarım

Biraz romantik, biraz duygulu, çokça seksi ve bir o kadar da deli ruhlu Tayfun Duygulu. Her ne kadar romantik bir burjuva gibi görünse de artık uçuk ve bıçkın yüzünün de keşfedilmesini istiyor. Yaklaşık dört yıldır uzak kaldığı müzik piyasasında dördüncü albümü, yeni şarkıları ve heyecanlarıyla yine ‘Tayfun’lar estirmeye hazırlanıyor...

Bir dönemin aylarca liste başı isimlerindendi. Deri kıyafetleri, uzun saçları, ünlü baş sallamaları, dans şovları ve ustası olduğu saksofonuyla hayli konuşulmuş, sonra bir gün bir kıza aşık olup ortalıktan kayboluvermişti. Kayahan'ın kızı Beste Açar'la evlenip elini ayağını müzik piyasasından çeken Tayfun, gönlünü kaptırdığı müziğe ve sevenlerine sonunda dönmeye karar verdi.

Boşanma, ayrılıklar, ihanetler, hüzünler belki mutluluklar da biriktirdiği bu dört yılı şimdi bir albümde özetleyen Tayfun, ‘‘Bu albümde çok karışık duygular var. Birebir yaşanmış şeylerin ortaya çıkış şekli diyebilirim. Hüsran var, aşk var, sevgi var, tutku var, ateş var. Tayfun'dan tamamen Tayfunca bir anlatım ortaya çıkardığımı düşünüyorum’’ diyor. Yaşadığı ve birebir şarkılarına aldığı hiçbir olayı duygu sömürüsü olarak kullanmaktan yana da değil. Belki zaman zaman evliliğinin olumsuzluğunu müziğe yansıttığı için kızıyor kendine. Belki bu kadar uzunca bir süre uzak kalmamalıydı sevenlerinden. Zor olanın üstesinden gelip kendini milyonlara sevdirmişken tüm bunları gözden çıkarmak aslında doğru değildi onun için. Sadece bir evin reisi olmayı, çocuklar büyütmeyi düşlemiş, mutlu bir eş, güçlü bir baba olmayı arzulamıştı. Aradan geçen zaman ona öylesine bir ders verdi ki artık sonsuz aşklara ve her daim müziğe yelken açıyor umutla. Albümünü evinde kurduğu bir stüdyoda hazırlayan Tayfun, bütün söz, müzik ve aranjmanlara da kendi imzasını atmış: ‘‘Bazı parçaların armonizasyonu çok yüklü. Bu ülkenin çok dışında. Batı sound'larına çok yakın. Albümde saksofon soloların olduğu iki tane enstrümantal parça da olacak. Dört yıldır yaptığım 35 eser arasından liste başı olacak tam on şarkım yer alıyor. Şarkılarım kesinlikle onda on’’ diyor.

İmaj yenileme zamanı

Müzik piyasasından uzak kalmanın kendisi için bir dezavantaj olmadığını da düşünen Tayfun, bu süre içinde müzik adına yapılan yenilikleri izleme fırsatı bulduğunu anlatıyor. Deri kıyafetli, başını sallayan romantik çocuk imajından da tamamen sıyrılmanın vakti geldiğini düşünüyor; ‘‘Ben yeni bir şeyler yapmanın her zaman doğru ve etkili bir yol olduğunu düşünüyorum. İnsanın kendisini aynı yerde sayar şekilde tekrarlaması hoş değil. Ben Türkiye'ye baktığım zaman bunun doğru şekilde geliştiğine inanmıyorum. Piyasaya çok insan çıkıyor ve başarısız olanlar çoğunlukta.

Artık sadece resmini görüp şarkıcı yaratanlar bile var. Ben iki elin parmaklarını geçmeyen az, ama kaliteli insanlarla birlikte başladım bu yola. Albüm yapmanın en zor olduğu dönemde kanıtladım kendimi. Müzik adına, sahne şovu adına o kadar yeni ve orjinal planlarım, öyle büyük hedeflerim var ki yemin ederim ben Türkiye'yi sallarım. Sallayacağım da. Bunu herkes görecek. Bana önce Elvis Presley dediler, bir gün Tayfun diyecekler biliyorum.’’ Tayfun, müzik kariyerini sadece kendi albümleriyle değil sanatçı arkadaşlarına verdiği başarılı şarkılarıyla da pekiştiriyor. Levent Çoker, Neşe Karaböcek, Yaşar Turan gibi şarkıcıların albümlerine de aranjör, söz yazarı, bestekar olarak imzasını atıyor.

Çapkın erkeğim vesselam

‘‘Milyonlarca sevenim varken, ben bir kadına ait olmayı tercih ettim. Aslında kadınlara bakış açım hiç değişmedi. Ben hayatta bir tek şeye inanıyorum; o da yaşanmış olan her şeyin bir tecrübe olduğuna. Yaşanılması gerektiği için yaşandığına inanıyorum. Tayfun'un olgunlaşması için bütün bu aşamaların gerçekleşmesi gerekiyormuş. Hem müzikal olarak hem de ruhsal olarak, kişilik ve karakter açısından da Tayfun'un olgunlaşmasını sağlayan yegane şeylerdi bunlar’’ diyor Tayfun, aşka her zaman aşık olduğunu, aşksız yapamadığını da söylemeden geçemiyor. Tayfun'a göre cinsellik de en az aşk kadar sonsuz ve kuralsız olmalı. Zaman ya da mekanın cinsellik için bir engel olmaması gerektiğini düşünüyor. ‘‘Ben aldatıldım, aldattım da’’ diyen genç sanatçı, her erkek kadar çapkın olduğunu da kabul ediyor ve ekliyor; ‘‘Ben her erkek kadar çapkınım. Maalesef bunun için yapabileceğim bir şey yok. Karda yürür izimi belli etmem. Yakalayabilene de helal olsun. Dünyaya yeniden gelseydim yine sanatın içinde bir yerlerde, yine kadınlara karşı tutkulu olurdum.’’





Yorumları Göster
Yorumları Gizle