GeriKelebek Türkiye'den kimseyi dinlemem
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Türkiye'den kimseyi dinlemem

Türkiye'den kimseyi dinlemem
refid:18762484 ilişkili resim dosyası

Coşkun Sabah, uzun bir aradan sonra İstanbul’un Avrupa yakasında sahneye çıkmaya hazırlanıyor. Sanatçı, kış boyunca her çarşamba Akaretler’deki Kalamata Meyhanesi’nde olacak, sahnede nostalji rüzgârları estirecek.

Uzun süredir Avrupa yakasında sahneye çıkmıyordunuz. Nasıl ikna ettiler sizi?
- 2001 yılından beri Anadolu yakasında sahneye çıkıyordum. Açıkçası ikna olmakta çok zorlanmadım, çünkü Kalamata’nın hedef kitlesiyle benim hedef kitlemin çok örtüştüğü kanaatindeyim.
Yıllardır bu piyasadasınız ve oldukça da seviliyorsunuz. Bu başarının sırrı ne sizce?
- Benim sahnemi yaşamayana bunu anlatamam. Bu konuda hiç mütevazılık yapmayacağım, sahnemin olağanüstü olduğunu söylüyorlar. Bunun sırrı da müziği bilmek. Müziği bildiğiniz zaman, repertuvar hangi şarkıyla açılır, onu da bilirsiniz. İnsanlar bir geceyi size emanet ediyorlar, bunu iyi değerlendirmeniz lazım. Her şarkı her saatte okunmaz, ben bunu çok iyi biliyorum. Bunu bilmek de müzik birikimiyle olur. Olmazsa, sandalyeler boş kalır.
SAHNE BİRAZ DA
FİZİK İSTİYOR
Siz hiç boş sandalyelere şarkı söylediniz mi?
- Ben bunu çok az yaşadım. Benim ekstra işlerim çok yoğundur, bununla da övünürüm. Kayseri düğünlerim de çok meşhurdur. Orada bana “Sen geldiğin zaman halk düğünlerde 24.00’e kadar oturuyor” diyorlar. İsim vermeyeyim ama çok meşhur şarkıcılar çıkınca bile salonların 22.30’da boşaldığını söylüyorlar. Ben insanların kafasını şişirmiyorum. Ayrıca “Bu adam gerçek bir müzisyen” diyerek saygı duyuyorlar. Meşhur olmak başka, saygın meşhur olmak başka... Bir de ben sahnenin görsellikle de alakalı olduğuna inanıyorum. Sahne, biraz fizik istiyor. Bu da Tanrı’nın bana verdiği bir lütuf, kendimi korudum. Biraz sert olacak ama insanlar sahnede çirkin erkek, çirkin kadın görmek istemiyor. Neticede bir yandan yemek yiyor, bir yandan size bakıyorlar. İştahlarını kapatmamanız lazım.
Kalamata’daki sahne programınızdan bahseder misiniz biraz?
- Türkiye’nin nezih yıllarını, sanat dolu gecelerini yaşamış çok ciddi bir kitle var. Maksim kültürünü yaşamış, 50-75 yaş arası kişiler bunlar. Maksim’in Zeki Müren galalarından, Münir Nurettin Selçuk’un solo konserlerinden aldıkları o tadı yeni arkadaşlarda bulamıyorlar. Zaten yeni arkadaşların bu lezzeti o insanlara yaşatması mümkün değil. Çünkü müzik bilgileri müsaade etmiyor...
O kitle, bahsettiğiniz müzik keyfini sizin sahnenizde yaşayacak. Peki gençler? Onlara da hitap ediyorsunuz değil mi?
- Tabii ki. Benim değişik bir sahnem var. Repertuvarım her yaş grubuna hitap ediyor. Ben udla caz da yapıyorum.
UDUM UÇAKTA KIRILINCA
SAHNEYE GİTARLA ÇIKTIM
Çok uzun yıllardır sahnelerdesiniz. Hiç unutamadığınız ve bizimle de paylaşabileceğiniz bir anınız var mı?
- 2000 ya da 2001 yılıydı. Amerika’dan dönmüştüm. Sabah uçaktan indim, akşam da Kocaeli’de konser verecektim. Eve gittim, dinlendim, akşama doğru da Kocaeli’ye gittim. Sahneye çıkacağım sırada bir baktım, udum tuzla buz olmuş! Üçe bölünmüş!
Ne yaptınız peki?
- Sahneye gitarla çıktım. İzleyenler de şaşırdı.
Peki nasıl o hale geldi udunuz?
- Amerika dönüşü havayolu şirketi udumu kabine almadı, kargo kısmına da koymadık. “Özel bir bölümümüz var, oraya alalım” dediler. Sanırım orada oldu.
Son olarak yeni bir albüm çalışmanız olup olmadığını sormak istiyorum...
- Şarkılarımdan bir cover albüm hazırladık. İki yıldır ha bugün ha yarın deyip de çıkaramadığımız bir albüm bu. İçinde bütün hitlerim yer alıyor. Onu kasım ayında muhakkak çıkaracağız. Jenerasyon değişti, yeni nesle de kendimi tanıtmak istiyorum. Bu albümü üniversite gençliği için yaptım. Bir sene sonra da kemikleşmiş dinleyicilerim için yeni şarkıların yer aldığı bir albüm yapacağım.

TÜRKİYE’DE KİMSEYİ DİNLEMEM
Yıllardır başkalarını eğlendiren Coşkun Sabah’ın kendisi nasıl eğlenir peki? Akşamları eğlenmek için dışarı çıkar mısınız mesela?
- Hayır, hiç çıkmam. Türkiye’de hiç kimseyi dinleyemiyorum ben. Ukalalık gibi olacak ama hiç kimseyi tasvip etmiyorum, kimsenin müziği bana uymuyor. Ben müzikte idealist bir sanatçıyım. Doğrularım ve yanlışlarım var. Benim doğrularıma paralel olan hiç kimseyi göremiyorum. Evimde eşim ve çocuklarımla da zaman zaman bu konuda tatlı bir şekilde sürtüşüyoruz. Eşim, “Sen de hiçbir şeyi beğenmiyorsun” diyor.

POPU SANATTAN SAYMIYORUM
Türkiye’de kimseyi dinlemediğinizi, müziklerinin size uymadığını söylediniz. Müziğin ustaları için de geçerli mi bu durum?
- Emel Sayın, Muazzez Abacı, Ahmet Özhan, Adnan Şenses, Mustafa Keser... Bu isimler olursa, gider dinlerim tabii. Pop müziği sanattan saymıyorum ben. Bu konuda biraz ketumum. Popüler müziği kabul etmiyorum, otantik müziği seviyorum.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle