GeriKelebek Türkiye’ye eşek sırtında kaçtı, ’Peynir Kralı’ oldu
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    20
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Türkiye’ye eşek sırtında kaçtı, ’Peynir Kralı’ oldu

Türkiye’ye eşek sırtında kaçtı, ’Peynir Kralı’ oldu
refid:7423798 ilişkili resim dosyası

Bahçıvan Gıda’nın kurucusu Mecit Bahçıvan, hayatını yazdı. Erivanlı, Azeri bir ailenin çocuğu olan ve ailesiyle birlikte, İran sınırından Türkiye’ye 4 eşekle girdikten sonra Muş’ta iskan edilen Mecit Bahçıvan, önce Doğu’nun efsane tüccarı sonra da Türkiye’nin ’Peynir Kralı’ oldu.

TÜRKİYE’de süt ve süt ürünleri sanayisinin duayenlerinden Mecit Bahçıvan’ın 76 yıllık hayatı kitap oldu. Azeri bir ailenin çocuğu olarak 1931’de Erivan’da doğan Mecit Bahçıvan, Rusya’nın komünist düzeninden ve Azeri Ermeni çatışmalarından kaçan ailesiyle önce İran’a geçti. Urmiye’de 2 yıl yaşadıktan sonra 1938’de İran sınırından 4 eşekle Türkiye’ye gelen Mecit Bahçıvan ve ailesi Muş’ta iskan edildi. Çocuk yaşta ticaret yapmaya başlayan ve orta okuldan sonra ’Ticarette karar kılan’ Bahçıvan, 1950’li yıllarda Doğu ve Güneydoğu Anadolu illeri arasında ticaretini büyüttü.

ÖNCE ’RAHVA KRALI’: Yolların kapalı olduğu kış aylarında Muş’tan yaya olarak Bitlis’e defalarca yürüyerek giden ve her yıl 15-20 kişinin donarak öldüğü Nemrut eteklerindeki 1850 metre rakımlı Rahva’yı kendine yol yapan Mecit Bahçıvan, bu yolculuklardaki başarısı nedeniyle ’Rahva Kralı’ olarak ünlendi. Doğu ve Güneydoğu illerinin köylerinden süt toplayıp peynir ticaretine başlayan ve bölgedeki süt fiyatlarını belirleyecek kadar güçlü bir tüccar olan Mecit Bahçıvan, İstanbul’da ticaret yaparken de yine Doğu ve Güneydoğu’nun sütünü kullandı ve bölge ekonomisine katkı sağladı. Türkiye’deki kaşar peyniri ticaretinin yarısını yapar halene gelen ve bu nedenle de ’Peynir Kralı’ olarak ünlenen Bahçıvan İTO ve İSO’daki çalışmalarıyla da Türk sanayicileri arasında ağırlık kazandı.

LENİN’DEN İSTE O VERİR: Mecit Bahçıvan kitabında SSCB’den neden kaçtıklarını şöyle anlattı: "1931 Erivan doğumluyum. Ermenilerle müslümanlar arasında çatışmalar çıkıyordu. Huzur kalmamıştı. Devlet de dini inancı yasaklamıştı. İnanmak, namaz kılmak, kurban kesmek, ibadetin her türlüsü yasaktı. Annem ve babam ibadetlerini gizli yapıyordu. Okulda ’Allah yok Lenin baba tanrı’ cümlesi sürekli işleniyordu. Bir yemek saatinde ’Ellerinizi açıp Allahtan yemek isteyin’ dediler. Biz de ellerimizi açıp dua ettik. ’Allah size yemek vermedi, bir de Lenin Babanızdan isteyin bakalım’ dediler. ’Lenin Baba bize yemek ver’ deyince bütün sofra donatıldı. Çocuklar olarak iki arada kalmıştık. Sonunda kazanan annem ve babam oldu. Çok şükür hepimizin içine inanç tohumunu yerleştirdiler. Çatışmalar da giderek artıyordu. Hatta babam bir gün yaralandı."

İRAN’DA İKİ YIL, SONRA TÜRKİYE: 1936’da ’özgürlük için ailesiyle yola çıkma’ kararı alan Mecit Bahçıvan’ın babası Rıza Bey, İran konsolosluğundan aile bireyleri için birer nüfus cüzdanı çıkarttırır ve yola çıkılır. Rus yetkililere İran hüviyetleri gösterilir ve İran’a geçilir. Hedef en kısa sürede Türkiye’ye geçmektir. Ancak İran’ın Azerbaycan bölgesinde Türkiye sınırına yakın Urmiye kentinde tam 2 yıl yaşamak zorunda kalırlar. Kendileri gibi bir aileyle tanıştıktan sonra da son eşyalarını satıp 4 eşek alırlar. Eşek sırtında Türkiye’ye geçen aileye 15 Eylül 1938’de Türk vatandaşlığı verilir ve Muş’ta iskan edilirler. Rıza Bey ve büyük oğlu Muş vallilik konağının bahçesini düzenledikleri için de Vali Tevfik Gür’ün önerisiyle Bahçıvan soyadı verilir.

Devletin verdiği arazide bir küp altın buldular

MUŞ’un Mongok (Soğulcak) Köyü’nde devletin tahsis ettiği arazide çiftçiliğe başlayan Bahçıvan Ailesi, Muş Kurt Mahallesi’ndeki arazileri de ekmek için devletten izin alır. Sonra devlet bu arazilerin tapusunu da Bahçıvan Alisi’ne verir. Ailenin büyük oğlu araziyi sürerken bir küp altın bulur. Altınların az kısmı ailede kalır ve bu parayla bir ev yapılır.

Mecit senin ticari zekan çok iyi okumana gerek yok

İLKOKUL ve ortaokulda çok başarılı bir öğrenci olan ama sürekli birşeyler alıp satan Mecit Bahçıvan ortaokulu bitirince parasız yatılı imtihanını da kazanır ama Fransızca öğretmeni Cevdet Karlıdağ ona "Sende çok büyük bir ticari zeka ve yetenek var. Bence okumaya Erzurum’a gitme, Muş’ta kal ve ticarete devam et" der. Bunun üzerine Mecit Bahçıvan okul işine son verir. Kısa süre sonra da ilk düzenli ticaretine başlar. Siirt Baykan’dan meyve sebze getirip Muş’ta satar. Dondurma imalatını da öğrenir ve Muş’ta ilk kez dondurma satar. Daha sonra Sait Çağlayan ile ortak olup gazoz imalathanesi de kuran Mecit Bahçıvan, bir dükkan tutup Muş’ta olmayan ürünleri başka şehirlerden getirip satmaya başlarlar.

Koltuk değneğiyle umreye gittim ikinci say’da değnekleri attım

MECİT Bahçıvan, hayat hikayesini anlattığı kitabın 210’uncu sayfasında eşi Sabiha Bahçıvan ile birlikte umreye gidişlerini şöyle anlatıyor: "Önce umre sonra hacca gitme kararı aldık. Ancak o sırada bir kaza geçirdim, kalçamdan yaralandım. İyileşene kadar koltuk değneği ile yürümem gerekiyordu. Bu halimle umreye gidemeyeceğim söylenmesine rağmen ’gideceğiz’ dedim. Kabe’yi tavaf edip ’say’ yaparken eşim ve arkadaşlar ’Sen tavafını arabayla yap’ dediler. ’Hayır yürüyerek yapacağım’ dedim, koltuk değnekleriyle bir tur attıktan sonra o mübarek yerde o aşk ve heyecanla ikinci turda koltuk değeneklerini atıp hiç zorlanmadan say’ı tamamladım. Ben dahil tüm kafile bir mucizenin gerçekleştiğini görüyorduk... İyi insan, faziletli insan, doğru insan, değerli dostum İbrahim Bodur Bey’in davetiyle yüzlerce dost ve arkadaşla umre yapmanın bana ayrı bir keyif verdiğini ifade ederken Sayın İbrahim Bodur’a da teşekkürlerimi sunuyor sağlıklı yıllar diliyorum."

Yorumları Göster
Yorumları Gizle