Türkiye sağda inecek

Güncelleme Tarihi:

Türkiye sağda inecek
Oluşturulma Tarihi: Nisan 08, 2013 01:58

D-Smart, Cem Yılmaz’ın stand-up gösterilerini ekrana taşıyor. “Televizyona uygunluğumla ilgili şüphelerim var” diyen ünlü komedyen, hayranlarını sevindiren bu işbirliğinin detaylarını D-Smart dergisine anlattı.

Haberin Devamı

http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay.aspx?cid=67611&rid=2368

* Cem Bey, gösterilerinizin hepsi bir arada D-Smart’ta yayınlanacak. Ne diyeceksiniz bu işbirliğiyle ilgili?     

- Aya ilk giden insanın bir lafı vardı: “Benim için küçük, insanlık için büyük bir adım.” Aslında televizyona uygun iş yapan biri değilim. Ama bir hedef kitlem var ki, televizyonda kendi dişlerine uygun işler arıyorlar. D-Smart’ın gösterilerimin hepsini yayınlayacak olması, bizi buluşturacak bir hadise. Televizyona uygunluğumla ilgili şüphelerim olduğu için bazen böyle destek iyi oluyor. Hepsinin bir arada olması, esasında bayağı yoğun bir paket sunuyor izleyiciye. Umarım art arda yayınlanmaz, bünyede bir ağırlık yapabilir.

* Televizyonla ilgili endişeniz nereden kaynaklanıyor?
   
- Bu endişeyi, televizyonda bildik formatlar üzerinden üretmek anlamında söyledim. Televizyonun şu anki tarzıyla dizi film üretmek veya program hazırlamak bana ağır ve zor gelen mesailer. Ama bir yanda da hep televizyon için ne üretebileceğimi düşündüm. Televizyon için orta metrajda öyküleri kısa filmlere dönüştürmek gibi fikirlerim var. Sahnede yaptığım işler gibi bunların da ilgi çekeceğini düşünüyorum ama kalabalıkların izlediği dizilerle mücadele edebileceğine inanmıyorum.
Bir de dizi üretiminde çok ciddi maliyetler oluyor ama ortaya çıkan ürünlerin kaderleri pamuk ipliğine bağlı. Bu tür lüks işlerin orada çok çabuk harcanacağını düşünüyorum. Dizi dünyası, başka bir dünya. Bunu küçümseyici ve alaycı bir şekilde söylemiyorum.
Aynı şekilde reyting kaygısını da anlamsız bulmuyorum. Hem sinema hem de televizyon için bir dinamo kitle var. Onlar yüzdeye çok etki etmiyorlar. Bu kitleyle aynı programları izlediğimi düşünüyorum ve bu tür işler yapmak istiyorum. Bakalım, umarım televizyona da bir şeyler yapacağız.

OKAN BAYÜLGEN, YARGILARI YIKAN ENDER KİŞİLERDEN

* ABD’li ünlü komedyen Ricky Gervais’i anımsatıyorsunuz...


- Evet, kilo olarak haklısın tabii! (Gülüyor) Çok iyi bir örnek verdin. O da usta bir mizahçı, yazar ve aktör yönü de var. Orada, Peter Sellers’dan gelen bir mizahçı geleneği hakim. Komedyen olanların yaptığı şey anti-TV işler yaratmakla ilgili ve bunun için bir alan açmışlar. “Biz televizyona uygun değiliz ama yaptığımız da bu” diyorlar. Bana bu durum duygu olarak yakın geliyor. Televizyonda alaycılık, onun ince içeriğine mizahi bir katkı sağlıyor. Mesela bizim gençlerin yaptığı “İşler Güçler”, Ricky Gervais’in hazırladığı “Extras”ı anımsatıyor. Tatlı bir fikir geliştirip, televizyona bir şeyler yapacağım günlerin geleceğini ümit ediyorum ve olacağına da inanıyorum. Önemli olan, kendi izleyebileceğin şeyleri üretmek.  Yılların bir lafı vardır: “Seyirci bunu istiyor.” Prodüktörün, “Aslında ben bunu yapabiliyorum”un bir bahanesi bana göre. Herkesin takip edeceği diziler üreyebilir. Birbirini bu kadar taklit eden şeyler yapma zorunluluğu olmamalı. Herkesin bir “Leyla ile Mecnun”u, bir “Ezel”i olmalı gibi düşünülüyor.  Güzel programlar üretme meselesi, yazan çizen insanların biraz olsun rahatlıklarından feragat etmeleriyle olur.
“Diziler neden 100 dakika?” Bu soru mu şimdi? Aranızda anlaşın devam edin. Mesela yazarlar odası “Arkadaş biz 50 dakika yazıyoruz” diyecek.
Okan Bayülgen, bu anlamda çok iyi bir üretici. Gayret eden ve basmakalıp yargıları kıran ender kişilerden.

Haberin Devamı

YAZIP ÇİZMEK İÇİN GÖSTERİLERİ DURDURDUM

* Yakında ne gibi projeleriniz var?

- Yazıp çizmek için zaman ayırmak gerekiyor. Bunun için de gösterileri durdurdum. Gösteri yapılırken maalesef bir şey olmuyor. Bu yaza bir şeyler hazırlama fikrim var ama çok hızlı bir şekilde ilerlemiyoruz.

* Gösterilere devam edeceksiniz ama, öyle değil mi?

- Benim asıl işim o, neden olmasın? 20’li yaşlardaki gibi günde iki gösteri, bugün İzmir’de yarın Antalya’da gösteriler... Bu yıl 180 gösteri yaptım, 17’sinde Avrupa’daydım. Canlı olarak bir sürü şey anlatmak, bazı şeylerin birikmesiyle olan bir şey. Ona biraz ara vereceğim.

* Şovlarınızdan önce uyuyup, başlamasına yarım saat kala kalktığınız doğru mu?

- Çoğunlukla. Eskiden daha fazlaydı. Gösteri akşam 9’daysa, 7’ye kadar uyuyordum, sonra kuliste de devam ediyordum. Ama bir-iki yıldır pek geç yatmadığım için böyle olmuyor.

* Esprilerinizden çok, mimik ve jestlerinize gülüyoruz sizin...

- Galiba kalıptan kaynak-lanıyor bu. (Gülüyor) Ricky Gervais örneğini verdin. Adam 40 kilo verdi ve rahatladı.  Radikal gazetesinde, Fatih Özgüven’in bir yazısında şöyle bir şey okudum: “Tombul vücuduyla o kadar kıvrak hareketler yapıyor ki...” O sıralar da benim iyi kilo verdiğim zamanlardan biriydi.
Yazıyı okuduktan sonra “Sen görürsün” dedim. Şimdi hedefim, Fatih Özgüven’i şaşırtmak. Bir dahaki film eleştirisinde “Bu kadar kilo vermesini beklemiyordum” tarzı bir başlık bekliyorum.  Bizim işin başka enstrümanı yok. Jest ve mimiğe ya hiç yüklenmez, çok düz bir kalıpla anlatırsınız ya da çok fazla kullanırsınız. Ben çok farkında olarak yapmıyorum. Ama bazen çok hastalıklı hareketler yapıyorum.
Sesini değiştirmek gibi başka enstrümanlar da var. Ben onları çok kullanmıyorum. Öyle bir kabiliyetim yok. Tipten tipe bürünmek, sesimi değiştirmek gibi bir enstrümanım yok. Ama doğru söylüyorsun, biraz komik görünüyor. Engellemem gerekiyor bunu. (Gülüyor)

KOMEDİ OYUNCULUĞU  DAHA TEFERRUATLI

* Cem Yılmaz’dan bir seri katil veya Nuri Bilge Ceylan karakteri olur mu?

- Dramla komedi arasında ciddi bir fark yok. Komedi oyunculuğu çok fazla şey bilmek istiyor ve çok daha teferruatlı.
Perdeye yansıyan performans itibariyle hem zihnen hem de fiziken diğerinden daha zor olduğunu söylemeliyim.
Bir adamın tencere tavayı devirerek içeri girmesi, başına bir hadise gelmiş adamın dalıp uzaklara bakmasından daha zor.
Metin, drama oyuncusuna daha fazla yardımcı olur.  Oyunculuk zaten kolay bir şey değil. Dışarıdan gözlemlediğimi söylüyorum. (Gülüyor) Oyunculukta işi yüceleştirmekle ilgili çapaklar girdiği zaman iş rayından çıkıyor. Olayı büyütmeyip size verilen içerikteki vazifenizi yapacaksınız.
Oyunculuk, kendini önemsemek için en uygun mesleklerden biri. Düşünsenize, “Demir Adam”ı oynuyorsunuz ama sonra otobüse binip eve gidiyorsunuz.

Haberin Devamı

KLASİK BİR ARABADA GÖRDÜLER, KOLEKSİYONER İLAN ETTİLER

* Sizce yetenek yarışmalarıyla gerçekten yetenek seçilir mi?

- Kendim de bir mizah tüketicisi olarak hayranlıkla izlenecek komedyenlerin çok fazla olmasını istiyorum. Yetenek yarışmalarına olan eleştirim, memleket insanımızdan beklentimizin yüksek olmasıyla ilgili. Birbirimizden daha yetenekli insanların olduğunu görmek istiyoruz. Bir televizyon programıyla, yarışmayla ne kadar seçileceği tartışılır...

* Gelelim klasik otomobillere olan ilginize...

- Klasik araba meselesini ben de geçenlerde bir gazetenin ekonomi sayfasında gördüm. Bakacağım hakikaten var mı diye. Ama henüz bir şey görmedim. Geçenlerde beni klasik araba içinde gördüler ve koleksiyoner ilan ettiler. Beraberimde saydıkları herkesin 400 tane arabası ve müzeleri var.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!