GeriKelebek Türkiye’de Yahudi olmak
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Türkiye’de Yahudi olmak

Türkiye’de Yahudi olmak
refid:21533113 ilişkili resim dosyası

Fotoğraf sanatçısı İzzet Keribar’ın (76) ‘Öteki ya da Değil Ne Fark Eder!’ adlı anı-biyografi kitabı Doğan Kitap’tan çıktı. Ataları 500 yıl önce İstanbul’a gelen Keribar, bir Yahudi olarak azınlık olduğu gerçeğiyle çok sık karşılaşmış. Onunla Türkiye’de Yahudi olmayı, son günlerde büyük tartışma yaratan İshak Alaton’un Struma kitabında ve sonrasında söylediklerini konuştuk.

ALATON’UN KULAĞINI ÇEKERLER

İstanbul’da yaşıyoruz, iyi güzel ama yapılmaması gereken şeyler olduğunu küçük yaşımızdan beri biliyoruz. En büyük korkumuz, bizim söyleyeceğimiz doğru ya da yanlış herhangi bir şeyle, bütün cemaatin canını sıkacak gaf yapmamız. Bu hafta mesela İshak Alaton Bey’in Struma olayı bir gaf. 1941’deki olay için “Katiller” dedi. Benim kafamdan ‘katiller’ sözü geçmez. Düşünmem bile. Hele bunu söylemek gibi bir gaflette hayatta bulunmam. En büyük korkum bu her zaman. İshak Bey herhalde yaşlandığı için Pandora’nın kutusunu kırdı...  Mutlaka herkes saygı gösteriyordur İshak Bey’e ama “Rica ederim, bunlar kötü hatıralar, söylemeyin” diye mutlaka kulağını çekeceklerdir.

TOPLAMA KAMPI YALANI

Türkiye’de toplama kampı olduğu iddialarına hiçbir zaman inanmadım. Tamamen yalan, dedikodu. Bu söylentiler cahil insanların uydurması. Maalesef insanları ürkütüp korkutmaya yaradı. Ama Hitler Yunanistan’a olduğu gibi Türkiye’ye de girseydi, o zaman ne olurdu, bilmem.

BAŞBAKAN İSRAİL’E KIZMAKTA HAKLI

Son zamanlarda bizi en çok üzen şey, İsrail’le ilişkilerin gerilmesi. Başbakan İsrail’e kızmakla haklı da İsrail Ortadoğu’da bir demokrasi ülkesi. Sağ partilerle bazen dış politika istenmeyen noktalara gelebiliyor. Olaylar bizi tedirgin ediyor. En büyük arzumuz, bir an önce İsrail’le ilişkilerin; sıkı fıkı olması gerekmeden; normal bir düzeye gelmesi. Cemaatin de eskisi gibi huzurlu olması. Dünyada İsrail’in düşmanı çok. Yahudiler de İsrail sempatizanı olarak görülüyor. Oysa buradaki Yahudi toplumu, İsrail politikalarından çok Türkiye’nin politikalarına daha yakın. Bunu hoş görünmek için değil, samimiyetimle söylüyorum.

FAKİRLER GİDİNCE 20 BİNE DÜŞTÜK

Babam işadamıydı, iyi bir hayatımız vardı. Aristokrattık. İstanbul’da yoksul Yahudiler vardı ve onlar birkaç partide ortadan kayboldular. Bu, 1948’den başlayıp 1960’a kadar devam etti. Çok Yahudi dilenci vardı. Ölen öldü, İsrail’e giden gitti. İsrail’in kapısı, bütün dünya Yahudilerine açıktır. Ev, para veriyor. Bu, güzel bir şey. Ama 80 bin Yahudi gitti ve 20 bine düştük şimdi. Bizim çevremizden hiç kimse gitmedi. Daha çok alt çevre.... Müslümanlarla evlilikler oldu. Tabii bu miks (karma) evlilikler de sayımızı azalttı. Mesela oğlum da Müslüman bir kızla evlendi.

Bana ‘pis yahudi’ diyen öğretmeni tekmeledim

İŞADAMI İSHAK ALATON

Kendi halinde bir öğrenciydim. Hiç azar işitmedim, disiplin cezası da almadım. Bir gün bir öğretmen koridorda bana hakaret etti. Onu hâlâ iğrenç bir kadın olarak hatırlarım. Adı galiba Münevver’di. Herkes sınıfa girmiş, ben biraz geciktim. Boş koridorda hızla sınıfa doğru yürürken o öğretmen de karşıdan geliyor. Yanımdan geçerken “Pis Yahudi” diyor. Daha önce birkaç kez söylemişti ama duymazlıktan gelmiştim. Öylesine bıkmıştım ki bu hakaretten, isyan ettim ve bacağına bir tekme attım. O gün hafızamda hâlâ olduğu gibi duruyor.

Kimliğimde din hanesi olmasaydı keşke

SEYAHAT YAZARI VE BELGESELCİ REYAN TUVİ

Bazı arkadaşlarım, “Sen bizi bizden çok seversin” diye takılır bana bazen. Bu şekilde azınlık olduğumu hep hissettim ve bunu bana en çok hissettiren ailem oldu; geleneklerimiz, yemeklerimiz ve yok olmaya yüz tutmuş Ladino diliyle… Annem, okulda kimse söylemekte zorluk çekmesin diye büyükannem Raşel’inki yerine adımı Reyan koymuş. Yine de soyadım nedeniyle, ender de olsa, “Nerelisin?” sorusuyla karşılaşıyorum. Türküm, Türkiyeliyim, buralıyım, hiçbirini söylemek istemiyorum aslında. Türkçeyi bu kadar iyi konuşabildiğime şaşıranlar da oluyor. Ben de şaşırdıklarına şaşırıyorum… Beni İsrail’le özdeşleştirenleri de yadırgıyorum. Tıpkı bu coğrafyadaki etnik zenginliğin hak ettiği değere ulaşamamasına canımın acıması gibi… Çocukluğumda ve seyahat yazarı olarak Anadolu’nun en ücra köşelerini dolaştım, kimse bana kimlerden olduğumu sormadı ama kimliğimde din hanesinin olmamasını hep diledim. Okul yıllarımdan iş hayatıma, yaşamımın herhangi bir döneminde travmatik bir ayrımcılıkla karşılaştığımı hatırlamıyorum.

Yahudi: Zengin ve dünyayı ele geçirmeye çalışan

ŞAİR, YAZAR VE ÇEVİRMEN RONİ MARGULİES

Türkiye’de Yahudi olmak ağır bir yük. Çünkü ‘Yahudi olmak’ ifadesi, ‘Yahudilik dinine ait olmak’ şeklinde anlaşılmaz; çok daha geniş, bir anlamı vardır ‘Yahudi olmak’ kelimelerinin.
İnsanın soyadı Margulies olunca, “Nerelisin?” sorusu gelir. “İstanbulluyum” deyince gözlerde bir soru işareti belirir, “Yahudi bir aile” cevabıyla birlikte gözler rahatlar. Karşımdaki kişi her şeyi anlamış olur. Ve şöyle demiş olurum: “Çok zenginim. Paradan çok iyi anlarım. Benim için en önemli şey Yahudi olmaktır ve tüm Yahudileri her zaman kayırırım. Zaten beraberce dünyayı ele geçirmeye çalışıyoruz. ABD’yi çoktandır kontrol ediyoruz, sıra  dünyanın geri kalanında. Hepimiz aslında İsrailliyiz.” Bu cümlelerden biri bile doğru değil. Ama Türkiye’de ‘Yahudi’ bu anlamlara gelir. Ben de tesadüfen Yahudi bir ailenin çocuğu olduğum için, bu anlamları taşımak zorundayım.

Türk Yahudi gençlerine nasihatlerim

ARAŞTIRMACI YAZAR RIFAT N. BALİ

“Türkiye’de Yahudi olmak nasıl bir şeydir?” sualinin basit cevabı şu: Doğduğun ve yaşadığın bu ülkenin hamurunu, şartlarını, medyasını ve fikir âlemini çok iyi tanı, ona göre davran ve beklentilerinin çıtasını epey aşağıya çek. Bu da şu demek: Hayalperest olma, imkânsızı talep etme. Yani antisemitizme karşı mücadele edip aydınları ve medyayı duyarlı kılacağını, hükümetin hassasiyet göstereceğini sakın umma. Sus, köşende otur ve işine gücüne, para kazanmaya bak. ‘Çokkültürlülük’, ‘Medeniyetlerin kesiştiği İstanbul’ ve benzeri etiketli her türlü kültürel ve sosyal etkinliklerde, kamusal alan denilen o büyük tiyatro sahnesinde, seni temsilen her zaman birileri yer alacak ve senin adına seyircilerin nabzına uygun o klişe konuşmaları yapacak. Türk olarak kabul edilmeyi unut gitsin. Zaten ‘Türk’ deyimi son derece demode (!) onun yerine ‘Türkiyeli’ demek lazımmış. Büyük aydınlarımız öyle buyurdular. Hoş, o da bir şey değiştirmiyor. Herkes seni gene “Türkiyeli Yahudi” olarak görecek! “Bu ne biçim ülke kardeşim, ben burada yaşayamam” diye isyanları oynarsan şayet, tavsiyem büyüklerinin sözünü dinle, alışmaya bak. Son olarak bir Türk atasözünü hatırlatayım: Ya bu deveyi güdersin, ya bu diyardan gidersin.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle