GeriKelebek Türk Sinatra
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Türk Sinatra

Türk Sinatra
refid:19070417 ilişkili resim dosyası

Simavi Uluç, Türkiye’de pek tanınmıyor ama Amerika’da saygı duyulan bir müzisyen. Amerikalı müzik eleştirmenleri onun için “Yeni Frank Sinatra” diyor. “Memories of You” adlı albümünde Sinatra’nın eserlerini yorumlayan Uluç, şimdilerde Türkçe şarkılara da yer vereceği ikinci albümü üzerinde çalışıyor.

Los Angeles’ta Siyasi Bilimler okumuşsunuz. Müzikle yolunuz nasıl kesişti?
- Siyasi Bilimler’den sonra Güzel Sanatlar okudum. Üniversiteyi Los Angeles’ta bitirdim, New York’a döndüğümde de şarkıcı olmaya karar verdim. Ondan evvel bir grubum vardı zaten ama ben piyano çalıyordum, şarkı söylemiyordum. Los Angeles’tayken sık sık Las Vegas’a giderdim, Frank Sinatra’yı dinlemeye. Onu ve Tony Bennett’i çok severdim. Onları dinledikçe, şarkıcı olmak istediğime karar verdim. 

Bir Türk müzisyen olarak Amerika’da kabul görmek zor oldu mu?
- Zor oldu, evet. En büyük zorluklardan birini de ismim yüzünden yaşadım. ‘Simavi’, ecnebi ismi oluyor orada. Türkiye’de bile öyle algılanıyor hatta. Amerika’daki menajerim bir ara ismimi değiştirmemi önermişti ama ben istemedim.

BURADAYKEN TURİST GİBİ HİSSEDİYORUM

“Yaptığım müziğin karşılığını alamıyorum” demişsiniz. Bu sözünüz Türkiye için mi, yoksa Amerika için mi geçerli?
- Her iki ülke için de geçerli. Yaptığım müziğin karşılığını hem maddi hem de manevi anlamda alamıyorum. “Memories of You” albümüne başladığımda “Çok iyi bir şey olması gerekiyor, çünkü müzik benim hayatım” diye düşündüm, hem çok zaman hem de çok para harcadım. Ama böyle bir projenin karşılığını alamadım.
Benim için bir tanıtım CD’si gibi oldu. 

Türkiye’de kendinizi rahat hissediyor musunuz?
- Evet ama burada daha çok turist gibi hissediyorum kendimi. Bütün hayatım Amerika’da geçtiği için orada çok daha rahatım.

BİR SABAH KALKTIM, ŞARKI SÖYLEMEYE KARAR VERDİM

Birleşmiş Milletler için verdiğiniz bir konserin ardından Amerikalı müzik eleştirmenleri sizin için Frank Sinatra benzetmesi yaptı. Kendisiyle tanışma fırsatınız oldu mu, sizin kendisine benzetildiğinizi biliyor muydu?
- Frank Sinatra’yı çok gördüm, çok dinledim. İkinci görüşüm çok güzeldi hatta. Her sene New York’taki Carnegie Hall’e geliyordu. Bir keresinde onu kapıda bekledim ve geldiğinde “Seni çok seviyorum” diye bağırdım. Normalde kapıda bekleyen herkes ona seslenirdi ama o yanıt vermeden hemen salona girerdi. O gün ise beni duydu. Ben de kendime “Bu adamla tanışmak için bir şansın var” dedim ve yanına gittim. Çok teşekkür etti, imzalı bir fotoğrafını verdi ama tabii kendisine benzetildiğimi bilmiyordu. 

Sizin bu Frank Sinatra sevginiz nereden geliyor?
- Sanırım annemden kaynaklanıyor, o da Frank Sinatra’yı çok severdi. Aslında ben küçükken bu tür müzikleri sevmezdim, daha çok rock’n roll dinlerdim. Büyüyünce bir anda sevmeye başladım. Bir sabah kalktım ve artık bu müziği sevdiğimi fark ettim.

Nasıl yani? Bir sabah uyanıp “Bugün güzel bir gün, ben aslında Frank Sinatra’yı seviyorum” mu dediniz?
- Evet, öyle. Bir sabah kalktım, onun müziğini sevdiğimi fark ettim ve “Ben bu tarzda şarkı söyleyebilirim” dedim. Ders de almadım bu konuda. Bir anda şarkı söylemeye başladım. Zaten piyano çalmayı da kendi kendime öğrenmiştim.

MAYIS AYINDA LÜTFİ KIRDAR’DA OLACAĞIM

Türkiye’de daha fazla dinleyiciye ulaşmak için farklı projeleriniz var mı?
- Önümüzdeki yıl 20 Mayıs’ta Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’yla birlikte konser vereceğim. Başka konserler de vermek istiyorum tabii. Amerika’ya gider gitmez ikinci albüm çalışmalarıma başlayacağım. Seneye geldiğimde o albüm bitmiş olacak. Bambaşka bir albümle dinleyicilerin karşısında olacağım.

Türkçe şarkılara yer verecek misiniz ikinci albümünüzde?
- Evet, olacak... İkinci albümümün pop olmasını istiyorum. Belki tarzımdan biraz çıkacağım ama şu anki müziğim 30-40 yaşlarındaki dinleyiciye hitap ediyor. İkinci albümümde gençlere de ulaşmak istiyorum.

AMERİKA’DA POP TÜRKİYE’DE CAZ

Benim yaptığım müzik Amerika’da pop olarak biliniyor, burada ise caz. Benim müziğim, Frank Sinatra stili. Hollywood şarkıları söylüyorum. Bu yüzden orada büyük ilgi var. Eskiden Türkiye’de bu tarz müzik çok az vardı. Şimdi ise festivaller düzenleniyor, hatta bu tarz yayınlayan müzik kanalları da var.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle