GeriKelebek Tarık Akan bu işe ne der, telif ister mi?
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Tarık Akan bu işe ne der, telif ister mi?

Özdemir İNCE

Estetik ameliyat yaptırarak burnunuzu Julia Roberts'ın burnuna, ağzınızı Brigitte Bardot'nun ağzına, kalçalarınızı Jennifer Lopez'in kalçalarına benzettirebilirsiniz. Zaten çoktandır böyle şeyler yapılıyor. Kimse çıkıp ‘‘Olmaz kardeşim!’’ demediğine göre bunun hukuksal bir sorumluluğu yok.

Diyelim ki yüzünüzü Tarık Akan'ın yüzüne benzettirdiniz. Büyük aktörümüz sizi mahkemeye verip telif hakkı isteyebilir mi? Yasalar sizi bir ‘‘yüz korsanı’’ sayar mı?

Ya da politik tutkuları olan bir genç hanım yüzünü kıdemli bir politikacı hanımın yüzüne benzettirse ne olur? Politikacı hanım, politikacı adayı genç hanımın yüzünü yasaklatabilir mi?

Uzman hekimler böylesine bir işlemin yapılamayacağını düşünüyorlar. Düşünebilirler. Yüz yıl önce kopan bir kolun, zamanında müdahale yapılırsa, yerine dikilebileceğine kim inanırdı?

Bizim ilgimiz günümüzün ‘‘olmazları’’ ile sınırlı değil.

Olmazlar oldu, diyelim. İşte size yepyeni bir hukuksal alan...

Estetik değişim (Transesthetique), insanın herhangi bir tıbbi zorunluluk olmaksızın, kendi vücuduna müdahalesi anlamına geliyor. Eylemin yönü, genellikle güzele, daha güzele doğru. Güzellik kavramı da insandan insana değişiyor, ama o başka. Güzelliğin geçici olduğuna inanan biri, kalıcı olduğu için budalalığı seçebilir.

Ama güzellik söz konusu olduğuna göre ‘‘estetik’’ sözcüğünü kullanmak zorundayız.

Katı Napoleon yasalarına göre kadınların kalçalarını küçük yastıklarla beslemeleri yasaktı. Şimdi böyle bir yasaklama yok.

Bir yakınınızın burnunu onarttığını, birbirine yakın gözlerinin arasını açtırdığını, küçük göğüslerini silikonlattırdığını ya da düz kalçalarını takviye ettirdiğini düşünün. Ne yaparsınız?

Kendi vücuduna müdahale eden (ettiren) kimsenin yeni görüntüsüyle bir sorunu olamaz. Çünkü hayalindeki bir görüntüyle örtüşmüştür. Sorun bizim yeni görüntüyü kabul edip etmeyeceğimizde. Kandırıldığımızı, ihanete uğradığımızı düşünür müyüz? Ancak böyle bir nedenden dolayı ayrılan eşler ya da çiftler hatırlamıyorum.

Belki vardır. Bilmiyorum.

Estetik değişim söz konusu olunca, ilgilinin bir kadın olması gibi bir önyargımız var. Ama bir arkadaşım, Güneyli, Güney Doğulu erkeklerin göbek yağlarını aldırdığını söyledi.

Böyle bir operasyonu kendim için de düşünebilirim.

Karadenizli erkek ve kadınların estetik değişime başvurmalarının kökeninde ‘‘Nataşa’’ olgusunun payı olabilir mi?

Bir dostum, Amerikalı plastik cerrahların kadın-erkek karışımı bir ‘‘üçüncü yüz’’ türü yarattıklarını söyledi.

Estetik değişim, değiştirim eyleminin gerisinde, insanın kendisiyle uzlaşmak arzusunun bulunduğunu düşünüyorum. Mutlu olmak herkesin hakkı.

Ancak büyük bir sektöre dönüşen plastik cerrahinin özel bir alanı sayılabilecek estetik değiştirimde, estetik sorunları aştık diyelim, ama etik sorumluluklar yok mu?

Örneğin başka birine benzemek etik açıdan bir hak olabilir mi?

Bu, bireyselliğin, ‘‘biriciklik’’in sonu olmaz mı?

Kendisini bir başkasına benzettiren kişi bir suç işlerse ne olacak?

Başınıza böyle bir şey gelse... İşin gurur verici yanını bir tarafa bırakalım, kişilik haklarınıza bir saldırı yapıldığı duygusuna kapılır mısınız?

Bunca dert arasında, olası bile olsa, bir başka dert!


Yorumları Göster
Yorumları Gizle