GeriKelebek TANGO FESTİVALİNİN ARDINDAN.. Ülkemiz ayın son günlerini dünyanın bulunduğumuz yarımküresinde tango için düzenlenen ilk festivale ev sahipliği yaparak
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

TANGO FESTİVALİNİN ARDINDAN.. Ülkemiz ayın son günlerini dünyanın bulunduğumuz yarımküresinde tango için düzenlenen ilk festivale ev sahipliği yaparak

TANGO FESTİVALİNİN ARDINDAN.. Ülkemiz ayın son günlerini dünyanın bulunduğumuz yarımküresinde tango için düzenlenen ilk festivale ev sahipliği yaparak geçirdi... Papatya gibi kadınları sevip, kemanlarıyla onlara sesler veren nesillerden yaklaşık 50 yıl sonra yeniden canlanan tango sevgisinin enginlere sığmayıp taşacağı belliydi aslında...Romantizm yeniden moda mı olmuştu, aşk yeniden mi keşfedilmişti, yoksa onlar hep oradaydı da biz mi göremiyorduk. Marmaris'te günbatımında tango yapan çiftler bütün bu soruların yanıtlarını biliyorlardı galiba...Arjantin sokaklarının asırlardır aşklarını, ihanetlerini, ihtiraslarını, yenilgilerini dışa vurma biçimi olan tango, 20. Yüzyıl ortalarında dünyaya ilk yayılma denemesinde soğuk Avrupa'lıları bile dehşete düşürmüştü. Ünlü bir İngiliz şair dans eden çiftlerin bunu neden ayakta yaptıklarını anlayamadığını bile itiraf etmişti. Rüzgar gibi gelip geçti bu moda. Unutuldu gitti. Yeniden ortaya çıkmak için 50 yıl daha bekleyecekti. Carlos Saura ile birlikte Amerika ve Avrupa tangoyla yeniden tanıştı. Ne de olsa Batı kültürü önce elindekileri bitirmiş, sonra orientalizme yönelmiş, sıra sıcak ve aykırı motiflere gelmişti.1990'ların sonlarında tango Amerika'da bir salgın gibi yayılmaya başladı. Birbiri üstüne dans kursları açılıyor, yarışmalar düzenleniyor; artık önemli davetlerde Amerikalı çiftler tango yapıyorlardı. Bu rüzgar kısa zamanda Avrupa'ya ve son bir kaç yıl içinde de ülkemize ulaştı. Büyük şehirlerimizde tango kursları popüler hale geldi, top-ten listelerinde eski zaman tangoları Kırmızıgül bestelerinin yanında yer almaya başladı. Düzenlenen festivalle de bu eğilim en üst noktasına ulaştı. Türk insanının yaşamında tangonun ne ifade ettiği daha tam anlaşılmış değil. Belki yine gelip geçici bir heves. Göreceğiz zamanla.Oysa Arjantin'liler için tango su içmek, nefes almak gibi yaşamın vazgeçilmez bir parçasıdır. Hemen her erkek çocuk küçükken bir tango okuluna gider. Dans önce erkeklerin erkeklerle çalışması şeklinde öğrenilir. Bir erkeğin bir kadınla dans etme mertebesine ulaşması hiç de kolay değildir.Kadınların öğrenmesi ise çok kolaydır denir. Bir kadın ilk kez davete gittiği zaman bütün gece boyunca çeşitli erkeklerle dans eder ve o akşam eve gittiğinde iyi bir dansçıdır artık.Tangoda dans ettiğiniz her partnerinizle dans boyunca aranızda bir ilişki; bir aşk yaşanır, sürer ve dansla birlikte biter...Dans tamamen erkek tarafından yönlendirilir. Çiftler dans boyunca bir tutkuyu birlikte paylaşırlar. Kadın o an dünyanın en güzeli; erkekse en güçlüsüdür. Bu hisler ortaya çıktığında ancak o dans bir tango halini alır. Ortak paylaşım da önemli unsurlardan biridir. Tango hep onlarca çiftin bir araya gelmesiyle anlam kazanır. Orkestra ve dans edenler birlikte bir ambiyans yaratırlar.6-21 Eylül tarihleri arasında Marmaris'te düzenlenen festival de böylesi bir ortamı hiç olmazsa bir kaç günlüğüne yaratmak için planlanmıştı. Dünyanın bir çok yerinden misafirler geldi. Japonya'dan Amerika'ya kadar. Orkestralar, dansçılar...Doğrusu önceleri Marmaris halkının bu işe nasıl bir reaksiyon vereceği pek tahmin edilemiyordu. Ama olaya ruhen katılım beklenenin çok üstünde gerçekleşti. İlginç olan da buydu. Tangoda konu edilen duyguları hemen herkes en azından belli zamanlarda yaşamıyor muydu zaten. Dans ederek, müzik yaparak, seyrederek ya da dinleyerek aynı duygulanımı yakalamak mümkün olmalıydı. İlk denemede bu başarıldı. Sabah gün ağırırken, limanda, akşam güneşine karşı, gece yarısı çalındı, dans edildi; anlayan anlamayan yedi düvelden insanlar birlikte bir şeyler paylaştı.Büyük adamlarımızın televizyonlarda, toplantılarda, gazetelerde gevelediği bir çok şey ta Güney Amerikalardan gelen bir esintiyle yakalanıverdi işte. Sanki orada o anı paylaşanlar her gün haklarında konuşup, yazıp, umutsuzlukla andığımız vatandaşlarımızdan değillerdi. Siz orada değildiniz. Dolayısıyla çok şeyler kaçırdınız. Ama önümüzdeki yıl çin şimdiden hazırlıklara başlamalısınız. Sıvayın bakalım kolları. Ya bir müzik açın, ya bir kursa gidin, içinizdeki kötülüklerden arınmanın yolunu bulun. Önemli olan denemek değil m?.. Dünyanın öbür ucundaki insanlar da sizin yaşadıklarınızın benzerini yaşıyor ve dans ediyor. Zaten anne ve babanız da tango yaparken tanışmamışlar mıydı?..Önümüzdeki yıl görüşmek üzere…Serdar GÜNAYDIN - 29 Eylül 2000, Cuma