GeriKelebek Taksim Meydanı’na piramit dikecekler
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Taksim Meydanı’na piramit dikecekler

Taksim Meydanı’na piramit dikecekler
refid:21579102 ilişkili resim dosyası

‘P’ harfiyle başlayan üç büyük kültürel değerin, yani Mısır’ın piramitleri, Yunanistan’ın Parthenon’u ve Suriye’nin Palmirasını Taksim Meydanı’nda sergileyecek girişimci mimar Pars Pınarcıklıoğlu, bugün Salt Beyoğlu’nda bu çılgın projesini usta talk show’cu Sevim Gözay’ın karşısında İstanbullulara tanıtacak. Başka bir deyişle, güncel sanatçı Işıl Eğrikavuk kentsel dönüşümü absürdleştirdiği ‘Dönüşüm Muhteşem Olacak!’ adlı performans projesiyle bugün Salt Beyoğlu’nda olacak.

Işıl Eğrikavuk’un ‘Dönüşüm Muhteşem Olacak!’ performansı Salt Beyoğlu’nun Açık Sinema sahnesinde gerçekleştirilecek olan yarı gerçek-yarı kurgu bir talk show. “Sunucu olarak gerçekten bir talk show programı sunan bir ekran ismiyle çalışıyorum, Sevim Gözay. Konuklar da rol oynasalar bile gerçek kimlikleriyle bağlantıları olan kişiler. Konularsa Tahrir Meydanı’nda geçen bir aşk hikayesinden başlayıp Taksim Meydanı’na Piramitleri dikmeye kadar uzanıyor.” Eğrikavuk, projeyi sadece bir kentsel dönüşüm eleştirisi olarak okumamak gerektiğini ekliyor, “Çünkü bizim yaptığımız kentsel dönüşüm mevzunu hem mimari değişim hem de ‘Arap baharı’ üzerinden biraz parodileştirmek.”

GÜNCEL SANAT ULAŞILMAZ OLMAMALI

Sanatçı’nın birinci çoğul kişiyle konuşmasının sebeplerinden biri projede yaklaşık 10 kişilik ekiple çalışması. Başlıca yardımcısı senaryonun yazımında da birlikte çalıştığı sanat yönetmeni Jozef Amado. Performansın finalinde de sahneyi muhalif rapçi Fuat alıyor.

“Performans hem karikatürize edilmiş yarı komik yarı absürd durumu ele alıyor hem de içinden geçtiğimiz sosyal-siyasi-mimari değişime referansta bulunuyor” diyor sanatçı. Eğrikavuk projenin meselelerinden birinin de güncel sanatın dilini sorunsallaştırmak olduğunu söylüyor: “Güncel sanat bu kadar ulaşılmaz olmamalı. Ben herkesi kapsayıcı bir sanata inanıyorum, zaten proje de önce sokakta yani Salt Beyoğlu’nun üstünde olduğu İstiklal Caddesi’nde başlayacak sonra içeri geçeceğiz.”

Gösterinin merkezinde bir talk show simülasyonu olan proje ister istemez medyanın ‘meselelere yaklaşımını’ da sorunsallaştırmak durumunda kalmıyor mu diye sorulduğunda, Eğrikavuk kabul ediyor. “Her şey bir senaryoya bağlı. Katılımcılar bunu oynuyorlar. Yani aslında bir talk show’dan ziyade teatral bir durum var ama biz bunun bir talk show olduğunu iddia ediyoruz. Yaptığım işlerin hepsi için geçerli olan bir şey var ki, karakterlerimin ne tamamen fabrike edilmiş tipler ne de salt belgesel özneleri olmaları beni memnun eder. Ben kurgu ve gerçek arasındaki çizgiyle oynamayı, bunu da seyirciye yansıtmayı seviyorum.”
Kentsel dönüşümü absürdleştiren projenin diğer katmanlarda sanatı ve medyayı da sorunsallaştırıyor olması Eğrikavuk’un özelinde çok farklı bir anlam kazanıyor. Zira sanatçı bu kimliğiyle eş zamanlı olarak gazetecilik kimliğine de sahip. Eğrikavuk, Doğan Medya Grubu’na bağlı Hürriyet Daily News gazetesinin Haber Merkezi Editörlüğü’nü yapıyor.

Fuat (Erkin)
DÖNÜŞÜM, İNSANLARA KAN AĞLATMAMALI

Kentsel dönüşümü düşündükçe anlıyorum ki, İstanbul’un daha düzenli bir şehir olmasını amaçlıyor. Bu sürede birileri mağdur ediliyor. Evet, İstanbul’un daha düzenli olmaya ihtiyacı var. Kocaman, saçma sapan bir şehir. Bu açıdan bizden çok önceki dönemlerdeki yöneticilerin ve yıllar boyu süregelmiş bir plansız ve alt yapısız bir şehirleşmenin bedelini ödüyoruz. Ben de istiyorum güzel bir İstanbul’da yaşamayı ama bu, insanlara kan ağlatmadan yapılmalı. Geçen gün Sulukule’d rapçi çocuklarla buluştum. Yeni evler yapılmış ve evleri metal çitlerle çevrilmiş. Bomboş duruyor, kimse içeri alınmıyor. Bu, yapısı gereği böyle şeylerden beslenen rap müzikle ilgilen çocukların şarkılarına yansımış: “Bizi çiğneyip geçtiniz, bize fikrimizi sormadınız...”

Sevim Gözay
BU MASUM BİR KAVRAM DEĞİL

‘Dönüşüm’ ifadesi teknik olarak pozitif çağrışımı hedeflese de, masum değil. ‘Dönüşüm Muhteşem Olacak!’ta kentler, duvarlar, meydanlar ve çokbilmiş projelerin yanısıra toplum, edebiyat, aşk ve ait olmak referansları var bu projede. “Kör gözüm parmağına” demeden, hem yerel hem de çok uluslu güncel bilmecelere çengel koyuyor. Ve kent mirasını öldürürken yeşertilen rant ekolojisini ortaya koyuyor. Yaşadığımız çağ, maddi-manevi ‘saçmalıklar çağı’ zaten. Ancak politika ve politikacılar buna hizmet değil muhalefet eder, gelişmiş toplumlarda.

Salt Beyoğlu’nda saat 18.00’deki performansı kaçıranlar, videosunu ve fotoğraflarını da içeren sergiyi 19 Ekim’de Kabataş Setüstü’ndeki SPOT’ta görebilir.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle