GeriKelebek Serena Otel, Sero Sokak, Seronera Bölgesi/Serengeti
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Serena Otel, Sero Sokak, Seronera Bölgesi/Serengeti

Serena Otel, Sero Sokak, Seronera Bölgesi/Serengeti
refid:21527394 ilişkili resim dosyası

Seren Serengil ‘Ölmeden Önce Görülmesi Gereken 40 Yer’i okudu, buralara gidip belgesel çekmeye karar verdi. İlk durağı Tanzanya oldu. İki hafta boyunca cebinden 32 bin TL harcayarak kendi deyimiyle ‘insanlığın dibine’ yolculuk etti. Masailerle klip çeken Serengil orada da giyim tarzıyla kabileyi dumur etti.

- Tanzanya fikri nereden çıktı?
- Bir gün erkek arkadaşım bir makale okuttu: ‘Ölmeden Önce Görülmesi Gereken 40 Yer’. Çoğu adını bile duymadığımız az gelişmiş destinasyonlardı. Çok ilgimi çekti,  araştırmaya başladım. Yeni bir televizyon programı yapmayı düşünüyordum ama bozuk plak gibi aynı konuların işlenmesinden de sıkılmıştım. Lisan biliyorum ve donanımımı ortaya çıkaracak bir program yapmak istiyordum. Hiç gelişmemiş bir ülkeye hiç gitmemiştim ve Tanzanya’da belgesel çekmeye karar verdim. İlk iş kendime bir belgesel ekibi buldum.
- Ekip sizi görünce şaşırdı mı?
- Beni Tanzanya’da hayal edemediler ve projeye de yanaşmadılar. “Orası çok pis bir yer, insanlar sıtmadan ölüyor, bir sürü aşı olmanız gerek. Siz yapamazsınız Seren Hanım” dediler. Ama onları ikna ettim.
- Serengeti bölgesini isminize uyumlu diye mi seçtiniz?
- Yok canım! Ama Serengeti’de, Seronera bölgesine gittik. Otelimiz Sero Sokak’taki Serena Hotel’di. Köyüme gidiyor gibiydim çok hoşuma gitti.

Serena Otel, Sero Sokak, Seronera Bölgesi/Serengeti

MASAİLERLE SELAMİ ŞAHİN KLİBİ DÜNYANIN SONU GİBİYDİ

- Süslü püslü, örümcekten bile korkar bir havanız var. Vahşi hayvanlarla karşılaştınız mı?
- Beni snob bulabilirsiniz ama öyle değilim. 16 köpeğim var, hayvanlardan hiç iğrenmem. Yemin ediyorum, bütün ekip sinek ilaçları sürüyordu ben bütün Afrika’yı hiç sürmeden iki şortla tamamladım. Safari maceramız korkunçtu: Bir aslanın bir geyiği yemesini canlı canlı izledim. Aracımıza maymunlar saldırdı. Antiloplar ve dev kaplumbağalarla karşılaştım.
- Masai kabilesiyle buluşmanız nasıldı? Sizi görünce şaşırdılar mı?
- Beni görünce rehberimize: “Bu kim” demişler. Hatta kabile reisi fotoğrafımı çekti. Tanzanya’da da otele girer girmez resepsiyonist, “Artist misiniz?” diye sordu. Yürüyüşümden anlamış. Afrikalı bile durumu fark etti yani buradakilerin hâlâ yadırgamasına inanamıyorum. Bendeki bu ışığı artık kabul etmeniz lazım.
- Bundan sonra Tanzanya’nın starı olur musunuz?
- Valla otelde şarkılarıma bayıldılar. Şu an orada çok revaçtayım. Burada değerim anlaşılmazsa oraya gidebilirim. Yapabilecek bir şey yok! Zaten onlarla görüşmeye değer bir arkadaşlığımız oldu. Masai halkıyla Selami Şahin’in ‘Ya Seninle Ya Sensiz’ şarkısına klip çektim. Hayal et, Selami Şahin şarkısında dans eden gerçek Afrikalılar, resmen dünyanın sonu gibi!
- Klip için onlara para verdiniz mi?
- Orada yaşayanların paradan hatta dünyadan haberi yok. Kerpiçten evlerde bir kazandan yemek yiyorlar. En önemli varlıkları sığır.
 - Türkler mi, Masai erkekleri mi?
- Erkekler her yerde aynı. Oradakiler ne kadar sığırı varsa o kadar kadın alıyor, buradakiler ne kadar parası varsa...
- Ayakkabısı olmayan kadınların yanında makyajlı ve topukluyla görünmenize ne diyorsunuz?
- Bir Afrikalı değilim. Riyakârlık yapıp oranın milli kıyafetleriyle röportaj yapamam ya! Gerçekten onların aynı acıyı yaşamadığım halde yanlarında berduş halde durup ajitasyon yapsam daha acayip olmaz mıydı? Orada bütün turistler şort ve çizme giyiyor. Benim ayakkabılarımı da Roberto Cavalli safari için tasarlamış, ben ne yapabilirim? Bir de istesem de sıradan olamıyorum.
- Neden?
- Anneannem İtalyan, annem frapan bir kadın. Ben de onun kızıyım: Frapan, gösterişli ve şık. Zaten sıradan olmaya fiziğim ve tipim de el vermiyor.
- Biraz megalomansınız sanki?
- Sadece kendimi biliyorum. Özür dilerim ama yapabileceğim bir şey yok...
- Bu belgeseli nerede izleyeceğiz?
- Bir kanalla anlaşırsam profesyonel ekiple devam edeceğim yoksa kendi kameramla 40 noktayı dolaşacağım.

TANZANYA’YA BENDEN BAŞKA KİM YAKIŞIRDI!

Belgeselci değilim.Amacım farklı ve yapılmamış bir program yapıp en iyi fotoğrafları çekmekti. Ayrıca renkli bir kişiliğim var. Sorarım, Tanzanya’ya benden başka kim yakışırdı? Türkiye’de benim kadar Avrupai bir tip daha yok, herkes oraya alaturka kaçmaz mıydı?

BEN HER DAİM KUPONUM

- Kendinizi nasıl bir figür gibi görüyorsunuz?
- İyi ve güzel bir babayla, mükemmeliyetçi bir annenin kızıyım. Hiçbir şey yapmasam da hep takip edildim. Sevmeyenim de var ama sevenim daha çok. Hiçbir zaman bitmedim. Şöyle düşün: Bir yalı, bir müstakil daire, bir de kupon daire var. İşte ben her daim kuponum.
- Oğuz Aşıcı’yla evleneceğiniz söyleniyor?
- Oğuz çok eski bir arkadaşım. İnşaatçı ve İSGİD Başkanı. Mesleğime saygı duyuyor. Evlenme teklifi etti, annem beni Monako Prensesi zannettiği için orada evlenecektik ama konsolosluk bulamayınca şimdi evlenecek yer arıyoruz. Aşka dair öyle büyük lafım yok. Allah ne yazdıysa onu yaşayacağız!

BEŞ YIL KALAMADIM ÇOCUĞU ALAMADIM

Tanzanya’da Goron Goro isimli bir kız çocuğu vardı. Yüzünde sinekler geziyordu. Kucağıma alınca onu evlat edinmek istedim. Babası 11 sığır istedi. Kabul edip konsolosluğa gittim. Ama evlat edinmek için orada beş yıl kalmam gerekiyormuş.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle